Priştine’nin Saklı Şehir Merkezi

Balkanlar yolculuğunda en çok merak ettiğim yerlerden biri de Kosova’nın başkenti Priştine idi. 16 Eylül sabahı Durmitor’un doğa güzelliği ile uyandıktan sonra erkenden yola koyuldum. Normalde bir gece daha Karadağ’da geçirip, Kosova’yı direk geçecektim. Fakat evdeki hesap çarşıya uymadı. Planlanladığımdan hızlı gidince, Kosova’ya geçip orada kalmaya karar verdim. Kosova’ya girene kadar herşey çok güzeldi. Fakat Kosova’ya girmemle birlikte gerek trafik, gerekse çevresel görüntüler gittikçe kötüleşti. Priştine’ye 50km kala büyük bir yol çalışması başladı ve Priştine’ye varışımı 2 saat geciktirdi. Öyle böyle bir çalışma değildi 🙁 Normal olarak bir şerit yapılır, diğer şerit geliş-gidiş trafiğe açık bırakılacağına kilometrelerce bütün yolları kazmışlardı. Toz, toprak, çamur ve öğle sıcağı ile birleşince dayanılmaz hale geldi. Priştine’yi çok merak ettiğim için neredeyse yürüme hızında 2 saat yol aldım.

 

Priştine’e vardığımda beni karşılayan yoğun trafikte artık hevesimi kırdı ve daha şehre girmeden kafamda olumsuz bir etki oluşturdu. Normalde saat 14 gibi varmayı planladığım halde bu olumsuzluklar yüzünden ancak 17’de varabildim. Sürekli “Buraya kadar geldim Priştine’yi görmeden gitmeyeceğim” diye söylene söylene hava kararmadan önce şehir merkezini aramaya başladım. İlk gördüğüm polise şehir merkezini sordum. Şehir merkezinin burası olduğunu söyledi. Fakat Mostar ve Saraybosna’nın güzeliğinden sonra şehir merkezinin orası olmadığını ve polis ile anlaşamadığımı düşünerek başkalarına sormaya karar verdim.

KFOR askerlerinden, yerel halka yaklaşık 15 kişiye sordum. Her sorduğum kişi bir acayip bakıp “şehir mekezide neymiş ki” gibisinden afalladı. İngilizcesi iyi olan bir kaç kişi; oraya gezmek için pek turist gelmediğini ve diğer şehirler gibi bir merkezi olmadığını anlatmaya çalıştı. Sonunda motosiklete binip aramaya karar verdim. Şehir içinde yaklaşık 1 saat gezdikten ve nekadar saçma bir yer olduğuna karar verdikten sonra iyice moralim bozuldu. Karanlık iyice çokmeden önce Üsküp’e geçmeye karar verdim. Tam o sırada Norveç plakalı bir motosikletçi gördüm ve bir umut ona sormaya karar verdim. Öğrendim ki kendiside arıyormuş 🙂

 

Beraber birkaç yerel halk ile konuşarak “City Center, Old City,…” sormaya başladık. Bir bayan, City Center’ın oradan çok uzak olduğunu kendisini takip edersek bizi götüreceğini söyledi. Çok mutlu oldum ve kendisine çok teşekkür ettim 🙂 Yaklaşık 15 km gittikten sonra bizi sanayi bölgesine getirdi. Artık bizi yanlış anladığını ve farklı yere götürdüğünü tahmin ediyordum. Fakat işin sonu nereye varacak merak ettiğim için takip etmeye devam ettim.

Sonunda “CITY PARK CENTER” avm tabelasını gördüğümde artık oradan ayrılma vakti geldiğini anladım.

Eğer Kosova taraflarına gitmeyi düşünüyorsanız Priştine yerine Prizen’i gezi listenize eklemenizi tavsiye ederim.

5 Yorumlar

  • Levent KAHRAMAN

    Balkanlar başlığında ilk baktığım bölüm priştine oldu. Bizimde 2010 temmuz ayında yaptığımız gezide en büyük sıkıntı yaşadığımız ve gitmek için sabahı zor getirdiğimiz bir yer… Kesinlikle prizen çok daha iyi bir alternatif. Ama bu tip gezilerde kötü tecrübelerde gezi sonrası büyük keyifle anlatılıyor. kötüyü göreceksin ki iyinin farkına varasın 😉 tekerinize sağlık…

    • Evet haklısınız. İyi / kötü yolda herşey bir deneyim. Zaten yola çıkarken bunları göze alıp çıkıyor insan. Her zaman istenildiği gibi gitmiyor işler. Önemli olan bunları yolda halledebilmek ve yola devam edebilmek değilmidir 🙂 Kosova hakkında soran herkesi ben de Prizen’e yönlendiriyorum.

  • pınar semenoğlu

    slm, ben de balkanlara gidicem ocakta olcak ama, sizi feysten eklemek istedim. haberlesebilirmiyiz? tesekkurler.

    • Selamlar, mesajınızı yeni gördüm az önce ekledim facebook’dan.

  • Alp

    Hahah City Park olayı bombaymış, Priştine’yi ben de listemden çıkarıyorum. 🙂