mogolistan-kum-firtinasi-motosiklet

Moğolistan’da Kum Fırtınası

Bu fotoğrafı Moğolistan’ın düzlüklerinde çektim. Gözünüzün görebileceği her yerin bomboş ve düz olduğu, hiçbir ağaç, çalı ve ya yeşilliğin yetişmediği kurak bir arazi düşünün. İleri baktığınızda ufuk çizgisini göremiyorsunuz. Tek görebildiğiniz iri taneli kumun oluşturduğu sütlü kahve renginde bir zemin ve üzerinde ona paralel uzanan kocaman beyaz bulutlar ile kaplı mavi bir gökyüzü. Sanki tüm dünyaya sadece bu 3 renk hakimmiş gibi bir tekdüzelik hissi var. Aslında sizi hayrete düşüren bu atmosfer yıllardır burada aynı şekilde duruyor ve çok sıradan. Buraya ait olmayan tek şey sizsiniz, bir yerden gelmiş, bir yere giderken geçtiğiniz bir bölge sadece. Birazdan sizi vuracak olan kum fırtınası da burada günlük bir olay aslında ama siz ilk defa karşılaşacaksanız!

Etrafınızda uzaklığı ya da büyüklüğü referans alabileceğiniz hiçbir şey olmadığı için algılarınız da değişiyor. Saatte yüz kilometre hızla giderken yüzünüze vuran rüzgar olmasa ne kadar hızla gittiğinizi fark edemiyorsunuz. İlerde ufukta gördüğünüz karartının ne olduğunu anlamaya çalışırken aslında ona doğru hızla yaklaştığınızı bile fark etmiyorsunuz. Sanki o karartı ufukta birden büyümeye başlıyor ve etrafınızı sarıyor. Kumlar kaskın camına çarpmaya başladığında kum fırtınası olduğunu anlıyorsunuz, çünkü filmlerde defalarca seyrettiğiniz bir şey. Birden endişeli şekilde kum fırtınasına bakarken o filmler hızlıca aklınızdan geçmeye başlıyor ve film karelerininin içinde ’acaba ne yapıyorlardı’ sorusuna cevap ararken buluyorsunuz kendinizi. Büyük ihtimal motosiklet ile kum fırtınasında kalınan bir film seyretmemiş olduğunuz için cevap bulamıyorsunuz.

Kumlar hızla gelip sizi hazırlıksız yakalıyor, sıcaktan dolayı montunuzda ve kaskınızdan açık olan delikleri kapatamadan içinize dolmaya başlıyor. Bir telaş hem durup motordan iniyorsunuz ve ayaklığı açıyorsunuz ama ne çare yumuşak kumda motor gömülmeye başlıyor. Etrafınızda sığınacak hiç bir yer yok, zaten olsa da havada uçuşan kumların yoğunluğundan göremiyorsunuz. Çaresiz şekilde motoru kumlara bırakıp yanına oturup beklemeye başlıyorsunuz. O an korkunuz yüzünden vücudunuzun salgıladığı adrenalin sayesinde kafanızda deli gibi fikirler dolanıyor. Kimi mantıklı kimi mantıksız ama her biri sana bir şeyler yapmanı öneriyor. ‘Çantayı açıp çadırın brandasını çıkarıp üzerime ört!’ önerisi birden mantıklı geliyor ve kalkıp çantayı açmaya çalışıyorsunuz ama çadır en altta ve çantanın içi kum dolmaya başlıyor. Daha bir sürü fikirden vazgeçtiğiniz gibi ondan da vazgeçiyorsunuz ve oturup ne zaman biteceğini bilemediğin bu fırtanın ortasında beklemeye başlıyorsunuz…

ETİKETLER

Yorum Yok