Facebook üzerinden yapılan anlık paylaşımlar...
Santa Cruz'da Orkun'un misafiri olarak kaldık. Planda buraya uğramak hiç yoktu aslında. Kendisi bizi takip ediyormuş ve mesaj atıp yolumuzun bu tarafa düşüp düşmeyeceğini sordu, davet etti. Aslında zamanlaması da süper oldu. Çünkü bir kaç gündür lastikleri nerden alsam ve değiştirsem diye düşünüyordum. Orkun ile mesajlaşırken bana yedek parça ya da lastik, ne lazımsa siz gelmeden halledebilirim dedim. Tam da nasıl yapsam diye düşünürken... :) Durum böyle olunca San Francisco'dan dönerken uğrarız diye sözleştik. Fakat yangından dolayı Yosemite'ye kaçınca ve orada da kalacak yer bulamayıp San Francisco'dan uzaklaşınca Santa Cruz daha kolay geldi. Son dakka haber verip Orkun'un evine gittik. Sağolsun 3-4 saat öncede haber vermemize rağmen bizi evde karşıladı. Kendisi 5 yıldır buradaymış ve çok acayip bir işle uğraşıyor. Görüntü sensörlerindeki (fotoğraf makinesi, cep telefonu kameraları, vb.) pikselleri yapıyor. En kolay böyle anlatabilirim. Kendisi de mühendis olunca muhabbet edecek çok fazla konu oldu. Ayrıca buraları da çok iyi biliyordu. Bize bir sürü şey anlattı, aklımızda buralar ile ilgili olan soruları cevapladı. Hatta San Francisco'da nereye nasıl gideceğiz, nasıl gezeceğiz, motoru nereye park edeceğiz ayrıntısına kadar anlattı.
Amerika'yı da doğudan (Atlantik) batıya (Pasifik oluanusu) boydan boya geçtim :) Daha önceki Japonya yolculuğu ile bu seyahatin Avrupa ve Amerika bölümlerini birleştirirsek nerdeyse dünyanın çevresinde dolanmış gibi oldum. :)
Yosemite'ye vardığımızda saat geç olmuştu hava kararmasına da 2 saat kadar vardı. Çok güzel bir dağ yolundan, kocaman Redwood'ların içinden döne döne Yosemite vadisine ulaştık. 6-7 tane kamp yeri varmış baktık haritadan. Önce kamp yerini ayarlayalım sonra çıkar gezeriz dedik. Bir kamp yerine baktık dolu, ikincisine baktık dolu. Ahan da başımız dertte dedim. 3. kamp yerinde yine dolu yazıyordu. Gişedeki kadına boş yer nerden bulabiliriz uzun yoldan geldik ve hava kararıyor diye anlatmaya çalıştım. Kadın tüm yerlerin 5 ay önceden rezerve edildiğini orada 8 milyon insanın yaşadığını filan anlattı. Tamam rezerve oluyor biliyorum ama her milli parkta kamp alanının bir kısmı "first come, first serve" yani ilk gelen kapar şeklinde ayrılıyor. Hafta içi olduğu için yer bulabiliriz diye düşündük. Çünkü popüler yerlere haftasonu varmamaya çalışıyoruz. Zaten Yosemite'ye girerken çok fazla araba çıkıyordu ben de içimden "haydin evinize sabah iş var boşaltın kamp herlerini" diye geçiriyordum. Sonuçta yer bulamadık. Merkez ofisin önünde boş yerlerin bir listesi oluyor dedi kadın. Biz de aradık bulduk ama kocaman Yosemite'nin içinde ne kadar kamp yeri varsa doluydu. Bu arada genelde 10-15 dolar olan recreation kampları burada 26$'dı ve duş, elektrik filan yok. En hızlı şekilde park dışına çıkıp kalacak yer bulalım dedik. Bir 50km daha sürdük parkın batısından çıktık. Yol yangındı kaçalım, kamp yeriydi filan derlen toplamda 400 kilometreye yakın yol yaptık ve çoğu dağ yollarıydı. Normalde 250km yaptığımız için yorulduk. Park dışında bulduğumuz 2-3 yer daha doluydu. Yol üstü araya araya yer bulduk ve 30$'a kamp yapabildik. Fakat ters yöne gittiğimiz işin ertesi gün San Francisco'ya gitme planı yalan oldu uzaklaştığımız için.
Yosemite'ye vardığımızda saat geç olmuştu hava kararmasına da 2 saat kadar vardı. Çok güzel bir dağ yolundan, kocaman Redwood'ların içinden döne döne Yosemite vadisine ulaştık. 6-7 tane kamp yeri varmış baktık haritadan. Önce kamp yerini ayarlayalım sonra çıkar gezeriz dedik. Bir kamp yerine baktık dolu, ikincisine baktık dolu. Ahan da başımız dertte dedim. 3. kamp yerinde yine dolu yazıyordu. Gişedeki kadına boş yer nerden bulabiliriz uzun yoldan geldik ve hava kararıyor diye anlatmaya çalıştım. Kadın tüm yerlerin 5 ay önceden rezerve edildiğini orada 8 milyon insanın yaşadığını filan anlattı. Tamam rezerve oluyor biliyorum ama her milli parkta kamp alanının bir kısmı "first come, first serve" yani ilk gelen kapar şeklinde ayrılıyor. Hafta içi olduğu için yer bulabiliriz diye düşündük. Çünkü popüler yerlere haftasonu varmamaya çalışıyoruz. Zaten Yosemite'ye girerken çok fazla araba çıkıyordu ben de içimden "haydin evinize sabah iş var boşaltın kamp herlerini" diye geçiriyordum. Sonuçta yer bulamadık. Merkez ofisin önünde boş yerlerin bir listesi oluyor dedi kadın. Biz de aradık bulduk ama kocaman Yosemite'nin içinde ne kadar kamp yeri varsa doluydu. Bu arada genelde 10-15 dolar olan recreation kampları burada 26$'dı ve duş, elektrik filan yok. En hızlı şekilde park dışına çıkıp kalacak yer bulalım dedik. Bir 50km daha sürdük parkın batısından çıktık. Yol yangındı kaçalım, kamp yeriydi filan derlen toplamda 400 kilometreye yakın yol yaptık ve çoğu dağ yollarıydı. Normalde 250km yaptığımız için yorulduk. Park dışında bulduğumuz 2-3 yer daha doluydu. Yol üstü araya araya yer bulduk ve 30$'a kamp yapabildik. Fakat ters yöne gittiğimiz işin ertesi gün San Francisco'ya gitme planı yalan oldu uzaklaştığımız için.
eath Valley Milli Parkı'ından sonra Yosemite'ye giderken yol üstü popüler bir iki göle uğramak istiyorduk hatta kalır Yosemite'ye ertesi gün geçeriz dedik. Fakat yolda giderken önümüzde yoğun bir sis tabalası oldu. Aslında tam sis gibi de değil koyu renk bir duman gibi belli belirsiz. Mola verdiğimiz bir yerde öğrendik ki Mono gölünün orada yangın varmış. Bir süre sonra ortalığı iyice duman kapladı. Zaten mola verdiğimiz yerde de bir yığın polis hazıda bekliyordu. Biz de göl macerasından vazgeçerek haritadan Yosemite'ye giden bol virajlı bir bir dağ yolu bulduk. 100 küsür kilometreydi. Hazırda zaten 200 kilometreden fazla yol yapmıştık ama duman yüzünden gidelim Yosemite'de kalalım dedik. Daldık yola meğer yolun kendisi de Yosemite'nin içindeymiş. :) Bir ara 3 bin metrenin üzerine çıktı kar bile gördük. Daha dün Death Valley'de 40 küsür derecede çöl geçiyorduk.
Çöl iklimi de bir başka oluyor tabii :) gündüz 42 derece, gece 8 derece. Sabah güneş doğmadan çadırdan çıkamıyoruz üşüyoruz. Güneş doğunca da çok hızlı hareket etmeye çalışıyoruz çünkü 6:30 gibi güneş doğuyor, 7 gibi çadırdan çıkıyoruz ve 9'da sıcak basmaya başlıyor. Sonrasında zaten güneşin altında durmak zor. Motordayken hiç değilse rüzgar alıyorsun. Sabah soğuk oluyor rüzgar. Akşam üzeri ise fön makinesi gibi.
Bu aralar kurak geçiyor sanırım. Yağmur için dua edin yazmış abiler.
İlk iki fotoğraf Death Valley'den. Biri deniz seviyesinden yaklaşık 1500mt yukarda diğeri ise deniz seviyesinden yaklaşık 300mt yukarda çekildi. Diğer iki (3 ve 4) fotoğraf ise Yosemite'den. Bir öncekine benzer deniz seviyelerinde çekildi. Yosemite milli parkı Death Valley'in yaklaşık 250km kuzey batısında bulunuyor. Aradaki doğa farkı inanılmaz :) ikise de etkileyici. Birinde doğa karşısında ne kadar çaresiz olduğumuzu diğerinde ise ne kadar küçük olduğumuzu hissediyorum. :)
Death Valley Milli Parkı'ından sonra Yosemite'ye giderken yol üstü popüler bir iki göle uğramak istiyorduk hatta kalır Yosemite'ye ertesi gün geçeriz dedik. Fakat yolda giderken önümüzde yoğun bir sis tabalası oldu. Aslında tam sis gibi de değil koyu renk bir duman gibi belli belirsiz. Mola verdiğimiz bir yerde öğrendik ki Mono gölünün orada yangın varmış. Bir süre sonra ortalığı iyice duman kapladı. Zaten mola verdiğimiz yerde de bir yığın polis hazıda bekliyordu. Biz de göl macerasından vazgeçerek haritadan Yosemite'ye giden bol virajlı bir bir dağ yolu bulduk. 100 küsür kilometreydi. Hazırda zaten 200 kilometreden fazla yol yapmıştık ama duman yüzünden gidelim Yosemite'de kalalım dedik. Daldık yola meğer yolun kendisi de Yosemite'nin içindeymiş. :) Bir ara 3 bin metrenin üzerine çıktı kar bile gördük. Daha dün Death Valley'de 40 küsür derecede çöl geçiyorduk.
Amerika'daki son çöl milli parkımız olduğunu düşündüğüm Death Valley'i de geçtik. Normalde deniz seviyesinden bin metre yukarda gezinirken hava 30 derecelerdeyken burası -60mt'e kadar iniyor doğal olarak da hava 40 derecenin üzerine çıkıyor. 42 dereceye kadar çıktık. Neyseki öğleden önce geçtik. Öğleden sonra düşünemedim orayı. Fakat atmosfer çok ilginçti 3 defa 1.500mt kadar tırmandık tepeyi aştık sonra sanki tepelerin ortasında göle (göl yatağına) doğru iniyormuşuz gibi sıfıra tekrar indik. Sıfıra indiğimiz yerde pudra kum şeklindeydi. Neyseki abiler yolu iyi temizliyorlar sorun yaşamadan geçtik. İlk fotoğrafta ilerde görülen açık sarı düzlük bahsettiğim göl yatağı gibi olan kum alan. California'yı yeşil hayal ediyordum ama henüz çöllerden kurtulamadık :) Yosemite'den ümitliyiz. :))
#adventure #motorcycle #roadtrip #journey #nationalpark #capitolreef #utah #america
Geçtiğimiz bir çok yerde (sadece ormanlar değil küçük kasabalarda da) girişte o günkü yangın çıkma durumunu gösteren uyarı tabelaları var. Arkasında komik bir ayı görseli olan kocaman tabelada düşük, orta, yüksek gibi dereceler var. Belki de ateş yakan çok olduğu içindir bilmiyorum. Hatta gittiğimiz her kamp yerinde kesin ateş yakmak veya ızgara için demirden yapılmış yerler var. Şöyle söyleyim su bile olmayan kamp yerlerinde onlardan vardı. Herkes ateşi onun içinde yakıyor. Fotoğrafta görüldüğü gibi yerlerden geçerken de ne zaman yangın çıktığı, kaç hektar yandığı ve yangının neden çıktığı yazıyor. Buraya 2000 ve 2002'de yıldırım düştüğü için iki defa yangın çıkmış. Bu yanmış ağaçlardan geriye kalan gövdeler nasıl yıllarca böyle kalmayı başarmış hiç anlamıyorum. Fakat çok üzücü duruyor :( Acaba neden yenilerini ekmediklerini de hiç anlamadım sonuçta 2000'de temizleyip tekrar ekseler 16 yılda bayağı büyürmüş ağaçlar.
Las Vegas'a gelmeden önce kalacak yer baktık biraz. Uzun zamandır kamp yaptığımız için uygun fiyatlı başımızı sokacak yer arıyorduk. Booking'den oteller 70-80$'dan aşağı çıkmıyordu. Fiyatlarına her ne kadar 35-40$ yazsalar da yok eyalet vergisi, yok şehir vergisi, yok hizmet ücreti (bunu da sadece burada gördüm) diye diye 70$'ı buluyor. Couchsurfing'den bakındık ama son dakkaya kaldığımız için bir şey çıkmadı. Son çare Airbnb'den ev bakalım dedik. Şehrin biraz dışında ama Strip'e (Las Vegas'ın casinoların ve otellerin olduğu merkez) 12km uzaklıkta bir ev bulduk. Fiyatı 40$'dı. Yorumları da iyi hemen tuttuk. Eve geldiğimiz de bu fiyata iyiymiş valla dedik. Tipik filmlerde gördüğümüz amerikan evlerinden. Sokak filan da aynı yani :) Evin sahibi yoktu ama bize mesaj atmıştı. "Anahtar paspasın altında" diye. Onu da görünce dedim tam amerikan filmi sahnesi. Kapıyı açtık girdik içeri. Bakındık iki katlı bir sürü odalı bir ev, bahçesi ve kocaman bir garajı da var. Hata içinde bir Corvette bir jeep var. :) Biz banyosu olan odanın birini gözümüze kestirdik yerleştik. Bir süre sonra evin sahibi de geldi biraz muhabbet ettik. Zaten sonrasında adamı sanırım 2-3 kez gördük aynı evde olduğumuz halde. Çok pahalı değil mi nasıl yapıyorsunuz diye sordu çok pahalı olmadığını anlatmaya çalışsak da bize göre standartı oldukça yüksek yaşayan bu adamı ikna edemedik. Yahu garajında üstü açık Corvette var dedim sonunda elimle arabayı göstererek :) Neyse benim asıl anlamadığım adam 40$'a kiraya veriyor hadi komisyon filan düş eline geçecek para 30-35$. Türkiye'de böyle bir evi, arabası filan olan bir adam 40TL ya da 100TL'e odasının kiralar mı? Tamam Amerika'da bize (onların kazançlarına göre alım gücü..) göre ev, araba filan ucuz. Yine de adamın yıllık kazancı bu kiraya vererek kazanacağından çok daha yüksek. Evini hiç tanımadığı birilerine açıyor ve onlarla yaşıyor. Bir türlü neden olduğunu çözemedim bir ara dedim amerikan filmlerinde olduğu gibi adam meğer evine gelen gezginleri kesiyormuş bodrumda gömüyormuş :D
Eski bir arkadaşım Las Vegas'a geleceğimi görünce mesaj atmıştı. Nerdeyse 3-4 sene olmuştu hiç görüşmeyeli. Sağolsun hemen evine davet etti kalmamız için ama biz kalacağımız yeri önceden ayarlayıp parasını verdiğimiz için gidemedik. Sonradan çok üzüldük aslında çünkü kendi başımıza kocaman bir evde kalacağımıza (bunun hikayesini de paylaşacağım) çok güzel bir muhabbetin içinde hoş sohbet kalabilirdik. Las Vegas'a varır varmaz aradım, buluştuk hemen Seçkin ile. Niyetimiz bir kaç saat oturup sonra Las Vegas'ı gezmeye çıkmaktı ama laf lafı açtı biz saatlerce oturduk. Şehri gezmeye ancak akşam üzeri çıkabildik. Seçkin yarın akşam gelin hanımda işte gelmiş olur balkonda et yaparız, yer içeriz dedi. Ne süper olur dedik. Damla ve Seçkin 4 yaşındaki Kuzey ile birlikte bir süredir Amerika'dalar, biz de yollarda olunca hepimiz muhabbeti özlemişiz. Sadece güzel şeyler yemedik (Damla'nın eline sağlık) çok güldük, çok eğlendik ve mutlu olduk. İnsan özlüyor be böyle ortamları. Umarım tekrar denk geliriz... Tekrar teşekkür ederiz her şey için ;)
Evet Las Vegas olayından sonra Amerika macerasını biraz daha uzatmaya karar verdik. Tabii ki yolu da baya bir uzatmış olacağız yine. Amerika çok acayip bir yer, girince çıkamıyormuşsun. Mesafeler uzadıkça uzuyor, sürekli görecek yapacak bir şeyler çıkıyor. Zaman da akıp gidiyor tabii tüm bunlarla beraber. Las Vegas'tan tekrar kuzeye (kuzey-batı) çıkarak San Francisco'ya gideceğiz. Giderken de yol üzerinde Death Valley ve Yosemite milli parklarına da uğramayı ihmal etmeyeceğiz. :) Bitemedi bu milli park olayı. Neyse oradan şu çok popüler olan ve motorcuların sürekli kullandığı HW1 (sahil) yolu üziernden Los Angels'a, oradan da San Diego geçeceğiz. Sonrasında geri doğuya dönerek Meksika'ya gireriz diye düşünüyoruz. Yaklaşık 2.500 kilometrelik Kocaman bir U çizeceğiz. Buralarda çok başı boş ve zaman plansız gezdiğimiz için 1 Ekim tarihini de Meksika'ya geçiş tarihi olarak belirledik. 15 gün daha takılalım bakalım Amerika'da.
Bu sene de yeni yaşıma Las Vegas'da girdim. :) Bakalım yeni yaş neler getirecek.
Bir aydan fazladır Amerika'dayız ve bunun 26 gününü kamp yaparak geçirdik. Parklar, dağlar, ormanlar, çöl v.b. aklınıza ne gelirse kamp yaptık. Duşu tuvaleti olan, ağaçların altında, çimlerin üstünde de yaptık, suyu bile olmayan kumların üzerinde, çölde bile yaptık :) Amerika'da kamp konusunda oldukça deneyim kazandık diyebiliriz. Burada en çok sevdiğim şey kendinde öde sistemi oldu. Kamp yerlerine geldiğimizde özellikle de recreation kamp noktalarında (RV parklar da olabilir) geldiklerimizde kimseler olmuyor. Geliyorsunuz tabelaya bakıyorsunuz fiyatlar yazıyor. Haritası da oluyor. Ayrıca önceden rezerve edilmiş yerler varsa onlar da yazıyor. Bir tur atıp kendinize güzel bir yer buluyorsunuz. Sonra geri dönüp tabelanın yanındaki ödeme noktasından zarfılı formu alıp dolduruyorsunuz ve parayı içine koyarak kutuya atıyorsunuz. %90 bu şekilde ödeme yeri oluyor. Kamp yerine geldiğinizde ofisi açık görmek çok zor. Gece geç saate kadar oturduğum oluyor bazen arabalar, karavanlar ya da kamp yapacaklar gece geliyor ofisin ya da tabelanın önünde duruyor, fiyata ve boş yerlere bakıyor sonra gidiyor çadırını kuruyor geliyor ödemeyi atıyor. Sabah olunca da gidiyor.
Nevada'ya da böyle yol üzeri girdik durup fotoğraf bile çekemedik. Bu eyalette çok kalmayacağız zaten bir Las Vegas'a bakıp çıkacağız :)
İtinayla yol uzatılır :) Amerika'ya bir girdin mi oraya da buraya da gidim diyorsun gerçekten de çıkamıyorsun. Bir ay kalır Meksika'ya geçeriz pahalı buralar dedik ama planladığımız gibi gitmedi. Daha ilk kısmını bitirebildik. Yani milli parkları gezdik. İlk başta çıkardığımız listenin tamamını gördük. Grand Canyon, Antelope Canyon, Oljato Monument Valley, Capitol Reef National Park, Canyonlands National Park, Death Horse State Park, Arches National Park, Mesa Verde National Park, Bryce Canyon National Park, Zion National Park, Monument Valley Navajo Tribal Park. Şimdi asıl yıllarca fimlerde seyrettiğimiz Las Vegas, San Francisco, Los Angeles, San Diego şehirlerini görmeden ayrılmak olmaz. Fakat onları görmek de yolumuzu yine çoook uzatacak çünkü dönüp geri Tucson'a gelip Meksika'ya geçmemiz gerekiyor. En azından 15-20 gün daha Amerika'da kalmak demek. Latin Amerika diye yola çıktık Kuzey Amerika'dan çıkamadık :D
O kadar park gezdik, bir sürü oluşum gördük ve hepsinde de nasıl oluştukları yazıyordu. Hani demiştim buralar eskiden okyanusmuş. Hatta birden fazla gez okyanus gelmiş gitmiş. Tabii bunlar 200-300 milyon yıl içinde oluyor :D Okuyorum okuyorum ama kafadam bir türlü canlandıramıyordum. Bu video da rehber bize buraların nasıl oluştuğunu sadece 3 dk içinde ve uygulamalı olarak anlattı. 3 dakikada bu kadar oluşabiliyorsa 300 milyon yılda bunların oluşması normal tabii :))
Arizona'a gelme sebebimiz Antelope ve Grand Canyon'u görmekti. Şimdiye kadar bütün parklara kendimiz girip gezmiştik fakat Antelope kanyonunda buna izin vermiyorlar. Onun için adam başı 20$ verip bir tura katılmak zorunda kaldık. Burası milli park da değilmiş. Daha önce aldığımız ve bir yıl tüm milli parklarda geçerli olan park kartı burada geçmediğinden 16$ da girişte verdik. Etti mi size 56$ :( Umarım girdiğimize değer diye düşündük. Bence değdi çünkü gezdiğimiz o kadar parkın içinde bizi en çok etkileyen yer oldu. Lower ve Upper olmak üzere iki tane kanyon var. Upper olan adam başı 50$'mış ve çok popüler. Zaten popüler olduğu için pahalı bence. Bizim 100$ verme gibi bir niyetimiz yoktu. :) Yolda tanıştığımız bir alman çift bize Lower'ın çok güzel olduğunu yürünen yolun darlığı yüzünden şişman amerikalıların tercih etmediğini anlattı. Ben bunu daha önce internetten de okumuştum zaten. :) Aradaki fiyat farkı da uçurum olduğu için Lower'ı tercih ettik. Biz çok sevdik. Upper'ı görmediğimiz için hamgisi daha iyiydi kıyaslayamıyoruz tabii :) Unutmadan en son fotoğrafta içinde yürüdüğümüz bu kaya oyuklarının üstün görüntüsü. Tam olarak oradan çıktık yüzeye geri.
Texas, New Mexico, Colorado ve Utah derken Arizona'ya da girdik :) ilk "Arizona Dream" filmi ile aklıma yer etmişti Arizona. Yıllar boyunca film müziklerini dinledim durdum. Şimdi buraya gelmiş olmak beni çok mutlu etti. Arizona'dayız :)
Her yer o kadar düz ki güneş ufuk çizgisine kadar izlenebiliyor ve o kadar çok kırılıyor ki bulutlarda böyle çok acayip renkler ortaya çıkabiliyor. Yaşadığım yerde gökyüzüne bakmayı unutmuşum artık onu anladım. #colorado #america #adventure #journey #motorcycle #roadtrip #sunset #clouds #cloudporn
Zion National Park'ta Utah'daki son milli park :) Sıradan hepsine gitmiş olduk. Gerçi sıradan derken Utah'ın içinde kocaman bir yay çizmiş olduk ve yolu bayağı bir uzattık. Güneye gideceğimize sürekli Kuzeye gittik :) buradan sonra tekrar Güneye yöneldik ve Grand Canyon'a geçtik :)
Tanıştırayım Winky Rides :) kendisi 10 yaşında bir Alman kurdu. Sahibi ile birlikte bu sepetli motorla geziyor. Buralara kadar Kanada'dan 5bin kilometreden fazla yol yapmış gelmiş. Macerasını da Facebook sayfasından paylaşıyor. 5 binden fazla da takipçisi varmış. O kadar yol yaptım bunun gibi köpeği ile motosiklette uzun seyahat yapan kimseyi görmemiştim. Daha önce 5 yaşında çoçuğu (Oliver) ile gezen Frode'yi görmüş ve şaşırmıştım hatta 2-3 seyahat etmiştim. Şimdi de buna çok şaşırdım. Bakalım yolda daha neler öğreneceğim. :) Bu arada köpeğin üzerine giydirdiği mavi kıyafet köpeği soğuk tutmak için tasarlanmış. Çöl geçişlerinde hava 40 dereceye ulaştığı için giydirmiş. Gözlükleri de beni benden aldı. :) Yine köpek için tasarlanmış. Bence takip edin eminim ilk defa göreceğiniz paylaşımları olacaktır. İnsan gezmek isteyince eşiyle, çocuğuyla, köpeğiyle, bisikletle, sırtçantası ile, motosikleti ile, arabasıyla... Gezebiliyor. ;) https://www.facebook.com/Winky-rides-367725730099317
Burası da Utah'ın 4. büyük milli parkı olan Bryce National Park. Yakından bakınca Kapadokya'ya çok benziyor bacalar fakat yapısı çok oluşumları ve yapısı farklı. Bunlar da Colorado platosunun bir parçası ve çok geniş bir alana yayılmışlar. Burası çok sarmadı bizi zira Kapadokya buradan çok daha etkileyici bir yer. Onun için çok kaşmadan yol üstündeki 5. Ve son park olan Zion National Park'a geçtik.
Burası da Utah'ın 4. Büyük parkı Bryce Milli Park'ı. Burası gerçekten Kapadokya'ya çok benziyor. Aslında Colorado platosunun bir parçası bu da ve oluşumu Kapadokya'daki peribacalarından çok farklı. Oldukça geniş bir alana yayılmış. Gerçi burada her şey geniş alanlara yayılmış :)
Herkese iyi bayramlar dileriz. :) Moğolistan'da bile her yerde çeken telefon Amerika'da nedense çekmiyor günlerdir. Utah'ın sanırım tamamında T-Mobile yokmuş. AT&T'de olduğu pek söylenemez. Şimdi Arizona'dayız burada da T-Mobile yok. Hatta Amerika'nın en bilindik yeri Grand Canyon'da bile T-Mobile ve AT&T yok. Bir Amerika'nın en büyük operatörü diğeri de arkasından geliyor. Paylaşımlarım interney engeline uğrası bayram mesajını bile şimdi marketten bulduğum WiFi'dan ancak atabildim. Fotoğraf mı nerde çekildi? Antelope Canyon ;)
Utah'da milli park milli park gezmeye devam ediyoruz. Utah eyaletinin yarısı milli park herhalde :) 5 tane büyük park varmış 2'sine girdik bu da 3.sü Capitol Reef Milli Park'ı. O değil de eskiden buraların okyanus olduğuna inanmak zor gerçekten. Bu gördüğümüz güzelliklerin hepsi aslında Colorado platosununa ait. Yüksek düzlüklerde akarsular yüzünden yarılmış derin vadiler ile burası. Colorado, Utah, Arizona ve New Mexico boyunda uzanıyor bu büyük plato. Ayrıca ABD'de en çok sayıda devlet koruması altında bulunan bölge buradaymış. 9 tane Ulusal Park, 17 tane Ulusal Anit ve bircok Vahşi Doğa Bölgesi varmış.
Buralarda yaşasaydım bu yollarda kesin sürmek ve kamp yapmak isterdim. 3-4 gün kamp yapa yapa arazi sürüşü ve manzara eşliğinde çok güzel olurdu eminim. Zaten insanlar sürekli pikaplarının arkasında off-road motosiklerini ve kamp malzemelerini taşıyorlar böyle yerlere. Gerçekten çok yaygın. Çünkü yaşam standartları bize göre oldukça yüksek ve tüketim malları da oldukça uygun ve erişilebilir fiyatlara burada. Ayrıca enflasyon ve faiz gibi kavramlarında pek olmaması insanların uzun vadeli bir şeyler almasını kolaylaştırıyor. Ayrıca gelecek endişeleri olmamasından mıdır yoksa devlete güvendiklerinden mi (ya da tamamen ben uyduruyorum) insanların para biriktirme eğilimleri yok. Sürekli kazandıklarını harcıyorlar ve bir şeyler alıyorlar. Çok ilginç bir ülke.
Dead Horse Point'in hikayesi ayrı bir ilginç, manzarası ayrı :) Colorado nehrinden yaklaşık 650mt yükseklikte bulunun bu platonun tam bu noktasının gerisinde 15 metre genişliğinde bir dar boğaz bulunuyor. Eskiden bu bölgede vahşi at çokmuş ve onları yakalamak için kullanıyorlarmış. Atları buraya sürdükten sonra 15metrelik boyun kısmına çit çekiyorlarmış. İsmi de istenmeyen atları burada ölüme terk ettikleri için verilmiş. Hayvancağızlar susuzluktan ölüyorlarmış. :( Manzarası ise tam Colorado nehrinin kıvrım yaptığı bir yere denk geldiği için çok güzel.
Canyonlands National Park'ından diğer fotoğraflar. Buradan hemen sonra yine yol üzerinde Dead Horse State Park'ına uğradık onun fotoğrafları da geliyor.
Başka bir açıdan 360 fotoğrafı daha Canyonlands'ın :) biz de manzaranın en güzel yerine kurulduk seyrettik. kanyonun ortasından giden stabilize yol yaklaşık 100mil boyunca kamyonun içinde dolanıyor. Parazını ödeyip izin aldığınız takdirde arazi araçlarınız ike girip gezebiliyorsunuz. jeep olur, atv olur, motosiklet olur... Kesinlikle ATV çok daha yaygın bu arada:) bisiklet veya yürüyerek yapmak istiyorsanız belli aralıklar ile kamp noktası var onlarda kamp yapıp devam edebiliyorsunuz.
Canyonlands National Park'tan 360 fotoğraf daha iyi anlatacaktır manzaranın güzelliğini ;)
Her gün tek tük ölü geyik görüyorduk yol kenarlarında ama bugün son 70km'de tam 8 tane ölü geyik gördük. Bazıları yavruydu :( geyik dışında sincap, rakun, armadillo,v.b. Bir sürü hayvanı görüyoruz zaten. Ama koca geyiklere insan nasıl çarpar anlamıyorum. Yolda onlarca tabela var geçiş bölgelerini ışıklı tabelalarla gösteriyorlar yine de çarpıyorlar. Aslında hata o bölgelerde hız sınırının düşürülmemesi olabilir çünkü kocaman geyik geçiş bölgesi yazıyor arkasında 55mil (88km) hız sınırı tabelası var. Bu yol otoban filan değil geliş gidiş ve emniyet şeridi bile olmayan bir yol. Gerçi geyik geçiş bölgesine gelmeden önce 65 mil (105km) tabelası vardı. Madem bu kadar geyik ölüyor, her yerde onları avlamak yasak, iyi bakıyorsunuz hız sınırını 45 yapın. Gerçi hız kurallarına da çok uydukları söylenemez ama bizden iyi oldukları kesin. Avrupa ile bizim aramızda gibiler. Tabii gördüğüm eyaletler için konuşuyorum.
Arches National Park'tan sonra ertesi gün Canyonlands National Park'a geçtik ve bizi şimdiye kadar en çok etkileyen burası oldu. Şöyle tarif edeyim yerde gözüken tavuk ayağı şeklindeki çöküntünün içinde solda tek başına duran bir dik kaya parçası var. Onun yüksekliği 94 metreymiş. Gerisini siz hesap edin :)
Her şey güzel de gece gündüz arasındaki bu sıcaklık farkı nedir :) gündüz yüzümüz yanmasın diye güneş kremlerimizi sürüp 35-36 derecede bol bol pişiyoruz sıcaktan, güneş gidince de dışarda 1-2 saat ancak dayanıp uyku tulumlarının içine giriyoruz. Saat 21 gibi yatıp sabah güneş doğmadan uyanıyorız ama hava 4-5 derecelerde olduğu için güneş gelene kadar pek çadırdan çıkamıyoruz.
Bu adamlardaki milli park olayı kendi kültürlerine uygun tam :) hani hiç arabadan inmiyorlar her şeyi arabadan yapıyorlar diye yazmıştım, milli parklar da öyle. Genelde içlerinde asfaltlanmış ve seyir manzaralarına giden yollar oluyor. Siz parka girince bu seyir teraslarına sürüyorsunuz bakıyorsunuz ve devam ediyorsunuz. Her seyir tersında ayrıntılı anlatım ve fotoğraflar da oluyor. Bazıları yürüş mesafesinde oluyor. Aracınızı park ediyorsunuz bir kaç kilometre yürüyorsunuz manzaraya bakıp dönüyorsunuz. Genelde 100-200mt yürüş mesafesinde olanlar popüler. Diğerlerine daha çok park içinde kamp yapıp yürüyüş yapanlar gidiyor. Ayrıca park içinde çok uzun yürüş rotaları oluyor. Bir haftalık olanları da var. Yürüş yolu üzerinde kamp alanları var kala kala yürüyorsunuz. Stabilize yollardan atv ve motosiklet kullanarak da gidebilirsiniz. Tüm bunlar için önceden izin almanız gerekiyor. Kamp noktaları dışında kamp yapamazsınız ya da önceden belirlenmiş araç ve yürüme yollarının dışına çıkmanız yasak. Ayrıca seyir terasları dışında uzun yürüşler yapacaksanız bunun için de günlük izin almanız lazım. Adamlar çok sıkı tutuyor. Mesela buraya kadar geldiniz bir seyir terasına gidip arabayı park edip 100mt yürüyüp bakacaksınız ama park yeri yok (genelde de çok az park yeri var) Arabayı yol kenarı park edip 2dk gidip gelmek de yasak :) Park yeri yoksa daha sonra tekrar gelin yazıyor :))
Hayatımda çektiğim en saçma ama komik video bu olabilir :)
Arches National Park içerisinde bir sürü ark var ama bir çoğuna yürümek gerekiyor. Tabii ki en güzel olanları en uzakta olanlar :) Hava 35 dereceyken ve motor malzemeleri varken uzun mesafeler yürümek pek mümkün değil. Gerçi buraya gelirken her şeyi kamp yerinde bırakmıştık. Yine de tepede güneş parıl parıl parlıyorken çok kolay olmuyor. Biz de gözümüze kestirdiğimiz bir kaç tanesine yürümeye karar verdik. Özellikle birbirine yakın olanları seçelim birine yürüyünce yakın olan diğerleri de görürüz dedik. Zaten bir kaçına gidince anladık ki arklar uzaktan çok etkileyici duruyor. Diğerlerini uzaktan seyrettik artık.
3 Gün sonra yani Pazartesi tekrar Moab'e geri geldik. İlk olarak Arches National Park'ı gezdik. Burada kayalardan ve kendi kendine oluşmuş (burası önemli ve şaşırtıcı!) devasa arklar var. Uzaktan bakınca küçük gibiler ama yakına gelince yok artık dev gibimiş diyorsunuz. Hatta bazılarının arkası farklı bir bölgeye (mesela kendisi dağlık bir azaride bulunuyorken arkası 40mt uçurumdan dümdüz bir araziye bakıyor olur. Sanki bilim kurgu filmlerinde yıldız geçitinden geçiyor gibi oluyorsunuz.
Monument Valley'den ;) videodan ne kadar güzel bir yer olduğu daha iyi anlaşılıyor.
Bunları uzaktan seyretmesi ayrı bir güzel, içinde motor kullanmak ayrı güzel :) bakmayın küçğk durduklarına oldukça büyük ve yüksekler :)
Monument Valley'den sonra Utah'da kuzeye doğru devam edip Arches, Canyonlands milli parkları ve Death Horse eyalet parkına doğru yola koyulduk. Plan bu 3 parkın ortasında bulunan Moab şehrinde bir kamp yeri bulup 2 gün kalmak ve sıra ile gezmekti. Fakat evdeki hesap çarşıya uymadı :) Çünkü Moab son dedece turistik ve popüler bir yermiş. Ayrıca çok da küçük olduğu için kalacak yer alternatifi daha doğrusu RV park dedikleri ve bizim kamp yapmak için kullandığımız yerler azdı. Doğal olarak fiyatları yüksekti. Bir de 5 Eylül Pazartesi Amerika'da İşci günüydü ve tatildi. Onun için insanlar hafta sonunu da birleştirmiş dökülmüş milli parklara :) önceden biliyorduk ama bu kadar etkileyeceğini tahmin etmedik. Neyse biz vardığımızda cuma akşam üzeriydi. Sadece 2 yerde kamp yeri bulabildik ama sadece 1 gece içindi. Fiyat olarak da 60$ civarında söylediler. Sürekli kullandığımız recreation'ın kampları da doluydu. Biz genelde 15-20$ aralığında takılıyoruz. Bir önceki gece 16$'a ağacın altında çimlerin üzerinde kamp atmıştık ve elektrik, su, duş, internet her şey vardı. Bir an zaten 120km geldik geri dönelim ucuz kaldığımız yerde kalalım 3 gün tatil bitince geri geliriz dedik. Git gel 240km iki motor için 6-7$ benzin, 3 gece için de 16$'dan 48$ yapsa Moab'da 180-200$ vermekten çol daha iyidir. Veee gerçekten geri döndük. Ama bir önce kaldığımız yer ile Moab arasında küçük bir kasaba daha vardı adı Monticello ve 80km uzaktaydı. Geçerken orada 18$ çok güzel bir kamp alanı bulduk. 3 gün tabir yerindeyse sadece yaydık ve yattık :)
Monument Valley Navajo Tribal Park diğer adı ile Western filmlerinin unutulmaz mekanına geldik. :) Özellikle John Wayne'in çektiği filmler ile herkesin aklına kazınan yer burası. Küçüklüğümüzde televizyonlarda çokcana oynardı. Son dönemlerde de bilim kurgu filmlerinde buna benzer yerler görüyoruz. Az sonra uzay gemisi inecek ya da bu kayalar havaya yükselecek gibi duruyor. Yakından görmek çok etkileyiciymiş gerçekten. Boşluğun ve kumun ortasında yükselen kayadan yapılar insanı çok etkiliyor. Buraya gelmek için fazladan 200km yakın yol yaptık ve bu yolu tekrar geri döneceğiz ama kesinlikle değer. özellikle de bu manzarayı karşında seyrederek motor sürmek güzel bir anıydı. Daha fazla fotoğraf paylaşacağım. Aslında video da çektim onları da yüklemeye çalışacağım.
Unutulmaz Western filmlerinin setine doğru giderken :))