Facebook üzerinden yapılan anlık paylaşımlar...
Bugün burada seyrettiğimiz son gün batımı :( Çünkü artık yarın yola çıkıyoruz. İlk görmek istediğimiz yere kadar bin kilometreden fazla yolumuz var ve her gün yol yapmayı düşünüyoruz. Böylece bu geçişlerinde zaman kazanıp görmek istediğimiz yerlerde daha çok vakit geçirebiliriz. Sanırım 2 tanede çöl geçişi var. Bakmayın çöl dediğime asfalt yol var zaten de etrafı çöl demek istiyorum. Hava 30 derecenin üzerine çok nadir çıkıyormuş. Nem oranı da %70'lerde olduğu için çok bunalmadan ve terlemeden gidebiliriz sanırım. Gerçi çöldeyken drone ile video çekmek ve hatta otomatik takip özelliği ile drone'u peşimize takıp biraz sürmek istiyorum. Onun için çok sıcak olmasın :D
Hazır Peru'nun girişinde kumsalda güneşleniyorken biraz Peru'da gezeceğimiz yerleri çalıştık. Gezecek çok ülke olunca hepsine birden çalışmak zor :) Onun için girmeden hemen önce ya da böyle girdikten sonra çalışıp yaklaşık bir rota çıkarıyoruz. Tabii her zaman rotaya uyamıyoruz. Mesela Ekvador rotasında dağlardan sıkılıp güneyini gezmeden 2 günde çıktık ülkeden. :) Yine biraz dolambaçlı bir rota ile karşınızdayı. Gezmek istediğimiz yerlerin hepsini çıkardık. Görülecek çok güzel yerler var. Onun için hiç birini elemeden rota çıkardık. Kıtanın en güneyine kış gelmeden inmemiz için biraz hızlanmamız da gerekiyor. Peru'nun kuzeyinde görülecek çok fazla bir şey yok. Geneli de çöl zaten onun için hızlıca güneyine inip vakit kazanacağız. Sanırım bir ay Peru'da kalırız. İlk görmek istediğimiz yer Huaraz bölgesi ve buraya yaklaşık 1.000km uzaklıkta. Sonrasında sırasıyla; Laguna 69, Pastoruri Glacier, Paracas National Reserve, Huacachina, Nazca Lines, Chauchilla Cemetery, Cusco, Machu Picchu, Colca Canyon, Arequipa, Titikaka Lake'i göreceğiz.
Bugün tüm gün plajda tembellik yaptık çok iyi geldi. Hava zaten çok güzel, 30 derecelerde ama kavurmuyor. Çadırı hindistan cevizi ağaçlarının gölgesine ve okyanusun dibine kurduk. Kahvaltımızda da daha önce Ekvador'un girişinde yılbaşını geçirdiğimiz kamp yerinde tanıştığımız arkadaşlarımız var. Daha ne olsun. Yüksek irtifa, soğuk ve yağmurlu hava ve yemyeşil doğadan 2 gün sonra çöl, sıcak, kum ve okyanusa geldik. :) Bir süre Peru'da iç kesimlere gidene kadar böyle devam edecek. Bir gün daha kalacağız sonra Peru'nun güneyine doğru yola devam edeceğiz.
İşte tam olarak buraya kamp kurduk :) güneş tam karşımızdan okyanus üzerinden batıyor. Burası çok güzelmiş sabah fotoğraf çekerim tekrar :) yalnız deli gibi yengeç var. :)
Şimdiye kadar geçtiğimiz en uzun sınır geçişi bu Ekvador - Peru geçişi oldu. Tam tamına 4,5 saat sürdü. Ekvador'a girerken de çok uzun sıra beklemiştik neyse geçti gitti artık. Ekvador güzel ülkeydi ondan çok takılmıyorum. Yalnız şöyle bir şey var Ekvador'un yarısını tam 15 günde geçtik kalan yarsını ise 2 günde geçip bitirdik. Yani Ekvador o kadar küçük bir ülkeymiş. Fakat gezilecek bir sürü yeri var. Belki sonra tekrar yolumuz düşer kim bilir. Kamp yapacağımız yer buradan 70 km kadar ilerde ve güneş batmadan gitmek için biraz seri hareket ettik.:)
Biraz Peru'dan bahsedeyim. Ekvador'dan sonra çok şaşırdım. Çünkü daha iyi bir ülke beklerken Orta Amerika ülkelerinin birine girmişim gibi hissettim. Öncelikle doğa tamamen değişti. İnanılmaz bir şekilde her yer çöl oldu. Sınırı sanırım buna göre ayarlamışlar. :) Doğa harikası yemyeşil Ekvador'dan birden çöle girdik. Tabii kimine göre o da doğa harikası olabilir. Yeniden tuk tuk ülkesine geldik her yerimiz tuk tuk oldu. Trafik birden acayip kötü oldu. İnanılmaz hatalı solluyorlar ve şerit filan yok bunlar için. Kolombiya ve Ekvador'da iyice alışmıştık düzgün trafiğe unutmuşum böyle trafikleri. Asıl önemlisi yine çöplük oldu heryer :( Güzelim ülkeyi neden bu hale getirirler ki hiç anlamıyorum. Fikir vermesi için kısa bir video yükledim. Unutmadan buranın Güney Amerika'daki en ucuz ülkelerden biri olması gerekiyor. Henüz görmedik sadece bir aylık trafik sigortasını 66$'dan çaktılar bize girişte onu biliyorum. Biraz daha zaman geçirdikçe fikirlerimi paylaşırım.
Bu seyahatte çok fazla BMW fanatiği gezginle karşılaştım. Donlarına kadar BMW ürünleri giyen bir sürü kişi de gördüm. Kasklarından, bufflarına, çoraplarından botlarına kadar hem de :) Elvador çıkış işlemi için pasaport kuyruğunda ilen önümüzde 6 tane BMW motosiklet ile gezen Almam bir grup vardı. 6 erkek ile Almanya'dan yola çıkılıp Ushuaia'nasıl gidilir bilemedim. Neyse konumuz o değil zaten. Bu arkadaşların hepsi BMW kullanıyor ya yine full takım giyinmişler BMW'den. İçlerinden biri Farklı giyinmişti. O da kendini çok ezik hissetmiş olcak ki kafasına BMW logosu kazıtmış. Arkadaş içten fanatik :)) Acama kafama Yamaha logosu mu kazıtsam :))
Bu seyahatte sınırlardan yana şansımız hiç olmadı sanırım :) Elvador'un çıkış tarafında sistem arızalıymış. Herkesi geri Ekvador'un giriş tarafına gönderiyorlar. Ekvador'a giriş çıkış yapacaklar ile Peru'ya giriş çıkış yapacakların hepsi burada. Upppp uzun bir kuyruk var. Sanırım 2 saat buradayız. Oysa daha dün hemen önümüzde seyahat eden AyferOnur Seyahatnamesi 30dk'da geçmişlerdi. Hatta ondan bir gün önce yine tanıdığınız başka bir gezgin de yarım saatte geçmişti. Tamam ikisi de farklı sınırlardan girdi Peru'ya kabul, tek şansız biz miyiz denediğimiz kapı sorunlu çıktı. Kısmet işte :)
Sınıra geldik önce Ekvador tarafında motorlarımızı gümrükten düşeceğiz sonra da kendimizi çıkartacağız. Gümrükte 3-4 kişi var sadece, hızlıca yapıp Peru tarafına geçeceğiz (sanırım) :).
Göya yağmurdan kaçmak için dağlardan pasifik tarafına geçtik. Hatta akşam be güzel güneşi bile batırmıştık. Sabah çok şiddetli yağan yağmurun sesi ile uyandım. :) Belki durur ümidiyle tekrar yattım. 1-2 saat sonra saat 10'a doğru yağmur durunca kalktık ve hazırlanıp yola çıktık. Bugün kısmet olursa Peru'ya geçmek istiyoruz. Buradan sınıra kadar 170km var. Sonrasında bir 70km daha gidip deniz kenarında önceden bulduğumuz bir kamp alanında kalacağız. Bu arada fotoğrafta sağımızda ve solumuzda görülenler muz ağaçları. Hiç durmadan devam ediyor bu muz ormanları. Hatta bir yerde yol kenarında ufak bir pist vardı ve 10'a yakın pırpır uçak vardı bu ormanları ilaçlamak için. Siz düşünün ne kadar büyük, biz sonunu göremedik henüz.
Herkese günaydınnn. Çadırı filan her şeyi toparladık ve kahvaltımızı yaptık. Yola çıkmaya hazırız. Bugün dağlardan inmeye karar verdik. Çünkü soğuk hava değil ama yağmur sürekli elimizi kolumuzu bağlıyor. En son Kolombiya Cartegana'da deniz seviyesindeydik. Sonrasında yaklaşık iki ay boyunca hep 2.500-4.000mt aralığında kaldık. Sadece iki kez 2binin altına indik. Biri büyük şelaleye giderken Amazonlarda kaldığız yer, diğeri de burası. And dağlarının karamsar havası bizim de ruhumuzu kararttı resmen :) Onun için planı şöyle değiştirdik. Hızlıca And dağlarından aşağı doğru Pasifik kıyısına inip, Peru'ya sahil sınırından geçerek orada kumsalda kamp yapıp, güneşlenmek ve okyanusa girmek şeklinde... :) Bugün And dağlarından inmek için uzun ve bol virajlı bir yol bizi bekliyor .
Biraz simülatörde takıldıktan sonra drone'u açık alanda kullanmaya başladım. Özellikle manevralar konusunda çalışmak lazım çünkü drone'un yönünü havada velirlemek zor oluyor. Yönüne göre de sağ sol yer değişiyor. Bugün salıncağın olduğu yere giderken yanıma aldım fakat hava da deli gibi rüzgar var. Onun için uçurup uçurmayacağımı bilmiyordum. Tepeye çıktığımızda ortam sessizdi ve hiç rüzgar yoktu. Büyğk bir sevinçle hemen drone'u çıkardım ve uçurmaa başladım. Etrafta çarpabileceğim hiçbir şey de olmadığı için rahat rahat kullandım. Fakat bu sefer yeni bir şey öğrendim. :) drone'u uçurmak ayrı bir konu video çekmek ve kamerayı yumuşak hareket ettirmek ayrı bir konu :)) Bol bol deneme yaparak işe yarar bir görüntü çekebildim. Fakat internet çok kötü ondan yükleyemiyorum. Bir kaç fotoğraf gönderiyorum. İlk ikisi salıncağın olduğu yerden, son ikisi ise kamp yaptıpımız yerden ve güneş hemen yeni batmışken. Bence kullandığım Gopro hero 4'den çok daha iyi çekim yapıyor.
Gece başlayan yağmur sabah da hafif hafif devam edince bir yere hareket edemedik. Öğleden sonra saat 13 gibi bulutlar dağıldı ve güneş biraz yüzünü gösterdi :) Bu fırsatı kaçırmamak için hemen giyinip motora binip etrafı gezmeye başladık. İlk olarak Ekvador'da en çok bilinen dünyanın sonundaki salıncağa La Casa De Arbol'a geldik. Burası neden sadece salıncak ile popüler olmuş bilmiyorum. Çünkü ben tepeye ilk çıktığımda karşıdaki koca karlı dağa takıldım kaldım. Muhteşem güzel görünüyor. Genel olarak manzarası çok güzel bir yer onun için salıncağı bıraktık oturduk etrafı seyretmeye başladık. Salıncak da çok uzun kuyruk vardı :) Ben daha önce takip ettiğim paylaşımlarda sanki böyle sessiz sakin hatta kimsesiz dağın başında bir salıncak sanıyordum. Böyle kalabalık görünce de şaşırdım. Yabancı turisten çok yerli turist var burada. Çocuğunu kapan gelmiş buraya resmen. :)
Buyrun kamp kurduğumuz yer. Buranın ismi "Kamp Cennet". Gerçekten de cennet gibi bir yermiş. Normalde bir iki gece kalırız diyorduk fakat daha fazla da kalabiliriz. :) Biraz da yağmura göre karar veririz. Ayrıca yeni aldığımız oyuncağımız sevgili drone'u da biraz çalışıp öğrenmemiz gerekiyor. Onun kullanmak için de güzel bir açık alanı var.
Bu Ekvador çok ilginç bir yer. Nasıl oluyor da 4 bin metrede bile çam ormanı olabiliyor hiç anlamadım. Ayrıca deli gibi ekili alan var burada. Dağ, tepe, dik yamaç dinlememişler bir şeyler ekmişler. Hatta bazıları o kadar dik ki yukarı yürümek için ip kullanıyorlar. Hep küçük parçalar halinde ekili. Hiç büyük tek parça ekili bir tarla görmedim. Belki dağlık bölgelerde böyledir. And dağlarının doğusu Amazon ormanları orada olsa olsa koka ekmişlerdir :) Dağların batı tarafına yani pasifik tarafına biz hiç geçmedik. Şehirler arası yolları acayip iyi, 4bin metrelik dağ geçitlerinde bile bölünmüş yol görebiliyorsunuz. Fakat şehir içi yolları da bir o kadar kötü. Hatta başkenti Quito'da yollar yama içinde ve delik deşik. Ya belediyeleri iyi çalışmıyor ya da karayolları iyi çalışıyor :) Aklıma gelmişken ülkenin kendi para birimi yok. Amerikan doları kullanıyor. Fakat ülkenin gelir düzeyi çok yüksek olmadığı için sürekli bozuk para kullanmak zorunda kalıyorsun. Mesela depo 2-3 dolara doluyor. Geçen benzin alıp 20$ verdim, adam bozacak yer aradı. Aynısı yemek yediğimiz bir yerde de oldu. 20$ bozamadı bir türlü. 50$ banknot olarak zaten yokmuş. Henüz 100$ dolar verip hiç ödeme yapmadım. Sanırım parayı almazlar. :D :D Hadi yazmışlar insanları hakkında da yazayım kısaca. Kolombiyalılar kadar güler yüzlü değiller. Fakat kesinlikle selam verme olayı burada da devam ediyor. Mesela yanınızdan yürüyerek bir aile geçiyor diyelim en küçük çocuğa kadar hepsi selam veriyor tek tek :) Bir çoğunun çok tipik karakteri var. Sanırım yerli halk çok olduğu ve fazla yabancılar ile karışmadığı için olabilir. Ekvadorlu birini yolda çok rahat ayırabilirsiniz. Yabancılara karşı çok meraklılar sürekli konuşmaya çalışıyorlar. Ülkelerini ziyaret ettiğiniz için genelde çok mutlu oluyorlar. Ayrıca yardım etmeyi de çok seviyorlar. Ne yazacaktım, neler yazmışım :) Diyeceğim o ki biz krater gölü ve Cotopaxi volkanını görmek için geldiğimiz ve 2 gün kaldığımız Latacunga şehrinden yola çıkıp 80km aşağıda Banos diye başka bir şehre gidiyoruz. Hatırlarsanız başkent Quito'dan buraya da 100km yapıp gelmiştik. Bugünlerde çok motor kullanıyoruz :D :D
Arkadaş bu Ekvador'da bir yereden bir yere giderken hep mi 4bin metreye tırmanılır anlamıyorum :) Hava tabii ki yine soğuk ve yağmurlu. Ekvador'un başkenti Quito'dan çıkıp hemen 150km kadar aşağısındaki Latacunga şehrine geldik. Burası gitmek istediğimiz volkanik göl Quilotoa'aya git gel 70km ve buranın ünlü volkanı Cotopax'iye ise git gel 60km uzaklıkta. Onun için orta nokta olsun iki gün konaklayalım her ikisine de gidelim dedik.
San Rafael şelalesinden 360 fotoğraf :) Gider gitmez ilk bunu çekmiştik sis henüz tam olarak kapatmamıştı. Ondan şelalenin altı da daha rahat görülüyor. Hatta ileri doğru ufak başka şelalecikler de varmış :D
Sanırım güzel yerlere baraj filan yapıp doğayı bozan sadece bizler değiliz. Dünya genelinde böyle bir eğilim var. Lonely Planet'te gideceğimiz San Rafael şelalesi hakkında okurken küçük bir not düşmüşlerdi. "Belki de bu şelaleyi görmek için son şansınız olabilir. Çünkü nehrin üzerine yapılan baraj 2016'da faliyete geçecek...". Sanırım biz de o şanslı kesimden olduk ve şelaleyi görebildik. Yolda ilerlerken barajın bir kısmını ve çalışmaları gördük. Ne kötü değil mi? Benim için bu gezi de gördüğüm sayılı doğal güzelliklerinden biriydi oysaki. Belki de Ekvador için çok da bir önemi yoktur.
Şelaleden ayrıldıktan sonra 180 kilometre geri dönerek Ekvador'un başkenti Quito'ya geri geldik. İlk önce dün kaldığımız yere otele dönüp orada karar veririz dedik. Dönüşler her zaman gidişlerden daha hızlıdır. En azından benim deneyimim hep öyle oldu. Otele geldiğimizde saat 3 olmuştu. Quito'ya daha 100km vardı ve 4bin metrenin üzerine çıkıp geri And dağlarını da geçmemiz lazımdı. Yağmur ve sis de tabii ki devam ediyordu. Orada kalmak yerine Quito'ya gitmeye karar verdik ve tekrar yola çıktık. Quito'da bizi güzel havanın beklediğini biliyorduk ya da umut ediyorduk. :D Tam da öyle oldu. 2 gün önce And dağlarının Amazon tarafına geçince nasıl yağmur, sis ve soğuk hava bizi karşıladıysa, şimdi pasifik tarafından doğru aşağı indikçe yağmur durdu, sis dağılmaya başldı ve harika güneşli bir hava bizi karşıladı. Hava 4 dereceden 22 dereceye çıktı :) Dağdan aşağı oldukça hızlı indik çünkü güneşi görünce insan bir mutlu oluyor, ayrıca aşağı indikçe ısınacağımızı da biliyoruz. :D Hepsinden öte başımıza bir şey gelmeden sağsalim tamamladığımız için güneşe bakarken yüzüm gülüyordu.
Varmak istediğimiz yere 40 kilometre kala biz hala 4bin metrelerde olduğunuz için bulduğumuz bir restoranda mola verdik. Hem yağmurlukları giyeriz hem de sıcak bir çorba içeriz dedik. İçeri bir girdik şömine yanıyor :)) Malzemeleri kurutmak için direk önüme dikildik. Vay arkadaş daha 6-7 saat önce yola çıkarken hava günlük güneşlik 25 dereceydi. Neyse çorba siparişini verdik. Fakat arkadaşlar çorbayı kase ile değil bildiğin tencere boyutunda tabakla getirdiler. İçindeki de boydan butları ve kanatları olmayam tüm bir tavuk :) Boynundan, kuyruğuna kadar iç organları ile duruyor. Bir de top şeklinde pişmiş yumurta sarıları var çorbanın içinde :) önce ne olduğunu çözememiştim. Asıl merak ettiğim gideceğimiz yer 1.800 mt olduğuna göre çıktığımız gibi dikine ineceğiz sanırım.
Yükseldikçe yükseldik 4bin metrenin üzerinde çıktık. Sabah yola çıktığımız yer 2.600mt civarında ve gideceğimiz yer de 1.800mt civarında olduğu için dağ aşacağımızı fark etmemişiz. Yol da virajlı görünmüyordu zaten haritada. Dikine yukarı tırmandık resmen. Önce sis başladı sonra yağmur geldi arkadından ve hava 6 deceye kadar düştü. Sanırım şimdilik bu seyahatin en yüksek geçiti olmuş olabilir.
Ekvator çizgisinden sonra gidip kamp yerine baktık ama sevmediğimiz için devam etmeye karar verdik. Buradan sonra gideceğimiz yolu daha sonra tekrar döneceğiz. Çünkü bir şelale görmek için git gel 260km yapacağız. Fakat fotoğraflarını gördüğümüzden beri gitmek istiyoruz. Şelalenin adı "Cascada de San Rafael". Quijos nehri 200mt yükseklikten kocamam bir deliğin içindeki göle boşalıyor. Hava da güzel olursa umarım ve gittiğimize pişman olmayız. :) Akşam şelaleye 50km uzaklıktaki son yerleşim yerinde kalıp yarın sabah erkenden şelaleye süreceğiz ve tabii biraz da yürüyeceğiz. :) Yerleşim yeri de çok küçük köy gibi bir yer umarım kalacak yer buluruz. :))
Daha önce Afrika'da Kenya'da aynı ekvator çigisini geçerek güney yarım küreye germiştim. Şimdi de Amerika'da tekrar geçiyorum. Bir sonrakini artık Asya'da geçmek lazım. :))
Daha fazla oyalanmamak için artık kamp yerinden ayrıldık. Zaten amacımız yılbaşı kalabalıklığından ve pahalılığından kurtulmaktı. Giderken herkes üzüldü :) Sürekli hareket halinde olduğunuz için çevrenizdeki insanlar çok hızlı değişiyor. Birileri ile 7 gün vakit geçirdiğinizde sanki uzun zamandır berabermiş gibi hissedebiliyorsunuz. :) Şu anda ekvator çizgisine yakın sayılırız. Onun için önce çizginin geçtiği yere uğrayacağız. Oraya yakın bir kamp yeri bulmuştuk. Akşam orada kamp yapıp ertesi gün görmek istediğimiz bir şelaleye doğru yol alırız. Buradakilerden biri de orada kamp yapacakmış akşam görüşürüz dedik tekrar.
Herkese günaydın, dün yeni yıla hüzünlü de olsak girdik. :( Hatta sizden 8 saat geride olduğumuz için (sizde sabah 8 olduğunda biz yeni yışa girdik) giremeden kötü haberleri aldık. Biz haberleri internetten okuduk 15dk geçmedi kamp yerindeki diğer gezginlerden gelip haber veren oldu. Son 7 gündür aynı yerde kamp yaptığımız için artık kalanlar ile bayağı samimi olduk. Buradaki herkes yılbaşını geçirmek için bekliyordu. Zaten yılbaşı yaklaştıkça da beraber geçirmek için beklemeye başladı insanlar. Çünkü insan böyle zamanlarda bir arada olmak istiyor. Bu kampın sahibi Alman ve kalanların %90'ı Alman :) Gece için herkes kendince bir yemek hazırladı ve yanına da barbekü yaptık. Bol sohbetli ilginç bir yılbaşı geçirdik.
Türkiye'de yeni yıla girmeye az kalmış olmalı. Şimdiden herkese güzel bir yıl diliyorum. Umarım yeni yılda hayallerinizi gerçekleştirmek için daha fazla imkan yaratabilirsiniz. ;) Bizim yeni yıla girmemize daha çok var :) kamp yerinde diğer gezginler ile birlikte yemek yiyeceğiz. Bu fotoğrafı da Kolombiya'da çekmiştim. Bence en yaratıcı çam ağaçlarından birisi. Kolombiya'da bu tür geri dönüşümden yapılma çok şey var. Özellikle de lastikten ;)
İlginç bir müzik aleti. Guatemala'da her yerde vardı. Sokaklarda sürekli çalıyorlardı. Kimi böyle 3-4 kişinin çalabileceği büyüklükte kimi ise elde taşınabilecek kadar küçüktü. Adını bilmiyorum. Soracaktık unutmuşuz. Belki bilen vardır aranızda?
Geçenlerde sürekli viraj dönmekten şikayet eden Ben Yazarsam Olur'un önceden Amerika Arizona'da ne için şikayet ettiğini buldum :D
Meksika'da bunlardan çok yaygın vardı. Arabanızı bir yere park ettiğinizde hemen gelip yıkamaya/temizlemeye çalışan seyyar insanlar var. Bellerinde mp3 çalar bangı bangır müzik eşliğinde aracı siliyorlar ya da yıkıyorlar. :)
Bazen güzel köy yollarından geçtiğimiz de oluyor ;)
Ekvador rotası için de rota çalıştık biraz zaman ayırıp. Genel olarak olarak eğer sahil tarafına ya da Amazon tarafına gitmeyecekseniz görülecek yerlerin çoğu Panamerikan rotası üzerine dizilmiş. Biz de bu rotayı takip etmeye karar verdik. Görülecek yerler genelde şehirlerden ziyade Ekvador'un doğa güzellikleri :) Bir çok krater gölü, şelale ve volkan bulunuyor. Biz de bunları görmek için Panamerikan yolundan ayrılıp git gel yapacağız. Haritada ana yoldan ayrılan bütün oklar bu git gelleri gösteriyor :) Gezmeyi istediğimiz yerler; Cuicocha gölü, Peguche şelale, Otavalo şehri, Mojanda gölü, Quitsato ekvator çizgisi, Quito şehri, Cotopaxi volkanı, Quilotoa gölü, Chimborazo volkanı, Banos şehri, El Pailon şelalesi, La Casa del Arbol, San Rafael şelalesi, Cuenca şehri Şimdilik yılbaşına kadar bulunduğumuz yerde kamp yapmaya devam edeceğiz. Yılbaşı kalabalıklığı ve pahalılığı bitince kaldığımız yerden yola devam devam ederiz. Toplamda 2 hafta kadar Ekvador'da kalırız. Sonrasında ver elini Peru :)
Size bahsettiğim kamp yerindeki koca araç bu işte. Bunları normalde hep Afrika'da görüyordum. Burada ilk kez gördüm. Kendileri Alman ve bu aracı hurda olarak alıp şasesinden, her şeyine kendileri tamamlamışlar. 7 yıldır da geziyorlarmış. Bizim kaldığımız bu kamp alanında 6 haftadır kalıyorlar. Çünkü aracın evrakları ile ilgili sorun varmış sanırım tam anlamadım. İşin ilginci benim motorlar incelerken biraz lafladık. Daha önce eşi ile motorla geziyorlarmış. Küçük motor en iyisi, iyi yapmışsınız dedi. Kendisinin GS'i varmış sadece hafta sonu turlamak için iyi ama büyük tur zor dedi. Anlamadığım bunu diyen adam kocaman bir kamyonla geziyor. Yahu lastikleri neredeyse benim boyunda. Patlasa nasıl değiştirilir bilemedim. :)
Ne yaptıysa yaranamadı hayvana :) Bu arada bu lamaymış. Lama ile Alpaka arasındaki farkları öğrendim. Olukça farklı hayvanlarmış. Lama daha büyük ve sivri burnu var. Alpaka'nın ise yüzü daha düz, bacakları bu kadar uzun değil ve yerden bu kadar yüksek değilmiş :) Cross versiyonu değil yani :D
Ekvador'da henüz 120km yol yaptık ama nereye bakacağımızı şaşırdık yolda giderken. Çünkü Kolombiya'dan daha farklı coğrafyası var gibi ya da yolları yaparken daha farklı konumlandırmışlar :) Çünkü aynı Kolombiya'da olduğu gibi And dağları Ekvador'da da ülkeyi ortadan ikiye bölüp geçiyor. Bir sınır geçince bu kadar mı değişir? Kolombiya'da etrafınızda sürekli dağlar vardı ve gökyüzünü açık bir şekilde göremiyordunuz. Fakat Ekvador'da dağlara tepelere uzaktan ve yukardan bakıyorsunuz. Böylece görüş alanınızın çoğunu gökyüzü kaplıyor. Bu da çok büyük bir genişlik hissi veriyor. Motosiklet ile ilerlerken sanki siz gitmiyorsunuz da öndeki manzara size doğru geliyor gibi oluyor. Daha önce bunu Moğolistan'da hissetmiştim. :) Ekvador'da da gezilecek yerlerin çoğu And dağları üzerinde onun için uzun bir süre virajlı yollara ve böyle güzel manzara devam edeceğiz gibi.
Ekvador'dan herkese günaydın :) Dün uzun bir bekleyiş ile sınırı geçtikten hemen sonra sınırın yanındaki mezarlığa uğramıştık. Oradan çıkıp Kolombiya sınırından uzaklaşınca hattımız gitti ve internetimiz de gitti. :) Onun için paylaşım yapamadım. Akşam daha önce İki Teke'in 2 kez kaldığı ve bize de önerdiği kamp alanına geldik. Sahibi Alman ve içerde bizim gibi gezdin olan ama hepsi Alman olan bir sürü gezgin var. :) Güzel bir kamp alanı gündüz gözüne fotoğraflarını atarım. Henüz çadırdan çıkmadığım için dün akşam çektiğim fotoğrafı koydum. Dün geldiğimizde Hava kararmak üzereydi. Hızlıca çadırı kurduk ama yanımızda yiyecek bir şey kalmadığı için market/restoran sorduk. Christmas yüzünden her yerin kapalı olduğunu öğrendik. Yaklaşık 6 haftadır burada kalan bir Alman çift bizle yemeklerini paylaştı. Seyahat ettikleri aracı görmeniz lazım. Afrika yolculuğundan beri bu kadar büyük bir araç görmemiştim. Onun da fotoğrafını çekip paylaşacağım. Yaklaşık bir kamyon boyutlarında çünkü. :) Bir süre burada kalabiliriz bilmiyorum. Çünkü yılbaşı yüzünden heryer son derece kalabalık ve pahalı. Özellikle Ekvador'a Amerika'dan turistler çok geliyor. Eğer onlar geliyorsa zaten her şey son derece pahalı oluyor. Bu arada Ekvador'un para birimi Amerikan Doları :) yani burası Kolombiya'dan pahalı.
Ecuador'a girer girmez Tulcan diye bir şehir var. Hem durup bir şeyler yiyelim hem de 4 saate yakın sınırda beklediğimiz için biraz dinlenim dedik. Ayrıca burada görmek istediğimiz bir de mezarlık var. :) Şimdiye kadar her gittiğim yerde mezarlık fotoğrafları çektim. Çünkü insanların yaşamları farklı olduğu gibi ölülerine bakma şekilleri de farklı. Sanırım gördüğüm en güzel mezarlık burası oldu. Bildiğiniz şehir mezarlığı burası, özel bir mezarlık da değil. İnsanlar sadece ölmüş yakınlarını ziyarete gelmiyorlar, aynı zamanda park gibi de kullanıyorlar. İçinde piknik yapıyorlar, yürüş yapıyorlar, çocuklar oynuyor. Umarım Ecuador'un geri kalanı da böyle ilginç ve güzeldir ;)
Dünkü koca katedralin neden oraya yapıldığının bir hikayesi varmış. Bir anne ile sağır küçük kızı buradan geçerken fırtınaya yakalanmışlar ve burada konaklamışlar. Küçük kız bu kilisenin olduğu yerde annesine Meryem Anayı gördüğünü söylemiş. Fakat kadın bunu kimseye söylememiş. Daha sonra kızı öldüğü zaman (neden öldüğünü yazmamışlar) tekrar buraya gelmiş ve Meryem ana silüetinin kucağında kendi kızını görünce başkalarına anlatmış. Bu olaylar daha sonra da devam etmiş ve Meryem ana başkalarına da görünmüş. Sanırım buradaki mucize küçük kızın Meryem anayı tanıması ve konuşması. Yoksa küçücük kızın bunu yapması bana imkansız gibi geldi. Bilemedim hikaye böyle, ben sadece sesli düşünüyorum. Yoksa ben uyurken çocuğum kalkıp baba bana göründüler dese hadi yat uyu derim. :) Sonrasında bazı insanların burada iyileştiği ve yine Meryem ananın göründüğü gibi hikayeler de var. Sonuçta burayı kutsal kabul ediyorlar. Ayrıca duvarlarda mezar taşları gibi ama küçük olan bir sürü isim yazılı plakalar var. Bu arada kilise çok sonradan 1910-1950 arasında yapılmış. Yani çok yeni bir yapı onun için gıcır gıcır.
Sonunda Ecuador girişi için pasaportları kaşelettik. Hemen gümrük tarafına gidip motorların işlemlerine başladık. Fakat bilgisayarda oturan bu kadın hem çooook yavaş hem de bilgileri sürekli yanlış giriyor. Orta Amerika'da ne çok sınır geçtiğimiz aklıma geldi. Uzun süre Kolombiya'da olunca unutmuştuk tabii.
Kolombiya tarafını hızlıca geçtik ve Equador tarafına geldik. Burada pasaport sırasında inanılmaz bir kuyruk var. Fotoğrafta sıranın sadece 3'de biri görünüyor. Bence 2 saat rahat bekleriz burada :(
Artık Ekvador'a geçme zamanı geldi. Kolombiya'da tam olarak 34 gün geçirmişiz. Son dönemlerde yağan yağmurlar olmasa sanırım bir 7-8 gün daha kalabilirdik. Çünkü görmek istediğimiz bir kaç yer daha vardı. Neyse istesek de her ülkeyi ayrıntılı gezemeyiz zaten. Ekvador sınır kaldığımız yere sadece 15km uzakta. Christmas zamanı olduğu için her yer çok kalabalık. Sanırım katedrali ziyaret ediyorlar. Sınır nasıl merak ediyorum :(
Hazır kapalı ve aydınlık ortam bulmuşken motorlarda yapılmayı bekleyen işleri yapayım dedim. İlk defa bir gezimde motorun ön lambası patladı. Gerçi hayatımda ilk defa oldu desem yalan olmaz. Crf'in ön lambası, Wr'nin ise park lambası patlamış. İkisini de değiştirdim. Gidon çantaları ile ilgili sorununuz vardı onu hallettim. Gevşeyen bir iki vida vardı yolda fark ettiğimiz onları halletim. Yağını, suyunu, havasını, hava filtrelerini de bir elden geçerdim. :) Yağ değişimine az kaldı. Ekvador pahalı onun için Peru'ya bırakabiliriz. Zaten ülke küçük 1.500km ancak yaparız. Bu arada ben yine takımları koyduğum motorun önündeki pimaş borunun kapağını kapatmamışım :( yolda biri uyardı neyseki hiç bir şey düşmemiş. Kaçtır yapıyorum bunu neden anlamadım. Ona geçici bir çözüm uydurdum şimdilik. Kapak bulurum sonra :)
Vay arkadaş çok etkileyici değil mi? Böyle bir şey beklemiyordum buraya gelirken.
Bu gezimiz boyunca neredeyse 6 aydır kaldığımız en ucuz oteli bulduk. Oda fiyatı 20TL sadece :) Tamam otel biraz eski odasında da bir şey yok fakat güzel bir bahçesi var ve direk katedrale bakıyor. Ayrıca yürüyerek de gidilebiliyor. Motorları da binanın içine aldık daha ne olsun. Kamp kursak kamp yerleri daha pahalı ilginç. Yalnız Ecuador'dan Christmas yüzünden bu katedrale gelen çok ziyaretçi var sanırım yarın çok sıra olacak sınırda. :(
Evet sonunda aradığımız katedrali bulduk :) önce kalacak yer işini halledelim sonra gidip gezeceğiz. Buradan bile çok etkileyici duruyor. Vadinin içine nehrin üzerine yapılmış kocaman bir katedral. Çevresine bakarsanız sanki buraya ait değil gibi duruyor.
Kolombiya'da dağlar da virajlar da hiç bitmiyor. Koşu bandı gibi dönüyorsunuz dönüyorsunuz ama ilerliyemiyorsunuz. Kilometreler uzayıp gidiyor. Ülke boydan boya geçen 3 paralel sıra dağ olduğu için sürekli dağlardan gidiyorsunuz. Bugün yaklaşık 140km yolumız var tabii yine tamamı virajlı ;)
Göl yolundan ana yola giderken geçmeniz gereken bir 3.200 metrelik geçit var. Bol virajlı, yeni asfaltlanmış ve trafiği olan bir yol değil. Sabah sabah uyku açıcı olarak iyi gidiyor. :) Arka arkaya gelen sert virajlar yüzünden cin gibi oluyorsunuz. Yolun videosunu çektim ama henüz yükleyemeyi aşaramadım.
Sabah kalkıp arkamıza baka baka gölden ayrılıyoruz. :( 3 gün bence yetmedi buraya, fiyatı biraz daha uygun olsaydı eminim 5 günden önce ayrılmazdık. Neyse daha görecek bir sürü güzel yerler var. Buradan sonra gitmek istediğimiz bir volkan gölü vardı. İsmi Laguna Verde. Çok acayip bir rengi var. Fakat 5bin metre yüksekliğe yakın ve git gel 12 kilometrelik bir yürüyüş mesafesi var. Yarısı da tırmanış. Onun için tüm gün ayırmak gerekiyor ve belki de kamp yapmak lazım. Şu anda sezonu değilmiş ve eğer hava kapalı ya da sis varsa gölü görememe ihtimali de varmış. Yağmurda yolunda çok çamur oluyormuş. O kadar zahmete girip gölü göremezsek hiç eğlenceli olmayacağı için vazgeçtik. Şimdi bir sonraki yere, Ekvator sınırında görmek istediğimiz bir katedrale gidiyoruz.
Bugün hava yine şansımıza güneşli devam ediyor. Biraz gölün kenarına için dolaştık. Gölün içinde küçük bir de adacık var. Sadece bir tane yerleşim yeri gözüküyor gerisi olduğu gibi orman. Aslında tekneler ile gidiliyormuş fakat biz gitmeye üşendik :) Zaten ada karşıdan daha güzel görünüyor.
Sabah aynı dün olduğu güzel ve sakin bir sabaha başladık. Kolombiya bu gezimizde geniş geniş zaman geçirdiğimiz en huzurlu yer oldu. :) Kaldığımız yer yerleşim yerine biraz uzak olduğu için dün sabah kahvaltıyı otelde yapmıştık fakat sevmediğimiz için dün gidip market, fırın ve manav üçlemesini ziyaret ettik. Sonuç ise bu :)) harika bir manzaraya karşı güzel bir sabah kahvaltısı. ;) Bu gün aynı dün olduğu gibi buranın tadını çıkarıp sakin sakin vakit geçirmeyi düşünüyoruz.
Akşam üzeri fena yağmur bastırınca odaya kapandık ve biraz Ekvador çalışmaya başladık. Çünkü buradan Ekvador'a sadece 120 kilometre yolumuz kaldı. Gerçi Kolombiya'dan çıkmadan önce uğramak istediğimiz bir iki yer daha var. Sanırım 3-4 güne Ekvador'a geçeriz. Bir aydan fazladır Kolombiya'dayız ve Amerika'dan sonra en uzun kaldığımız ülke oldu. Panama'dan Kolombiya'ya geçerken bizle beraber gemide olan diğer gezginlerden sadece biz kaldık burada. Diğer hepsi çoktan aşağılara indiler. Hatta Arjantin'e gireni bile var. :)