Facebook üzerinden yapılan anlık paylaşımlar...
Bugün üç tane feribot geçişim olduğu için sabah erkenden yola çıktım. İlk feribot saat 10'da ve yarım saat sürüyor diğeri ise 12:30'da ve 4,5 saat sürüyormuş :) İki ile Üç aslında bağlantılı sefer gibi bir şey. İkinciden inip bir 10km gidip üçüncüye biniyorsunuz. Neden öyle yapmışlar anlamadım. Bu üçünü özellikle aynı güne koydum bitirim bir daha feribota yetişme derdim olmasın. Daha sonra bir tane daha var ama çook aşağılarda oraya gidip gitmeyeceğimi henüz bilmiyorum. Güne güzel manzaralar ile başladım. Carretera Austral'ın geri kalanı için heyecanlanıyorum :D
Carretera Austral yolunu kullanacağımı söylemiştim. Biraz bu yoldan bahsetmek istiyorum. Çünkü buraya gelenler ya da Patagonya'yı gezen bisikletli, motorlu veya karavanlı gezginler tarafından oldukça popüler bir yol. Yolun asıl amacı Şili'nin Patagonya kırsalını daha kalabalık olan güneyine bağlamak. Yol benim şimdi bulunduğum Puerto Montt'dan başlıyor ve 1.240 km giderek Villa O'Higgins kasabasına bağlanıyor ve orada da bitiyor. Yolun neredeyse tamamı stabilize. Fakat hızlı bir şekilde asfalt yapılıyor. Yol Şili'nin diktatörü Augusto Pinochet tarafından 1976 yılında yaptırılmaya başlanmış. Bu yol sadece 100bin insan için yapılmış. Yani yol üzerinde bulunan kasabaların toplam nüfusu ancak 100 bin oluyormuş. Aslında yolun diğer bir amacı da Şili'nin Magallanes bölgesini Şilin'nin geri kalanına bağlamakmış ama henüz başarılı olamamış. Fakat geçen yıl yolun bittiği yerden Magallanes bölgesine feribot çalışmaya başlamış (40 küsür saat sürüyor ve araç taşıyor) Bu feribot olmadan önce Magallanes bölgesine gitmek için Arjantin'den geçmek zorunda kalıyorlarmış. Yolun popüler olmasının sebebi ise Patagonya ormanlarının, fyordlarının, buzullarının ve dik dağların arasından geçiyor olması. Tabii bu kadar güzel yerlerden geçerken popülasyonun da az olması burayı bir outdoor ve kamp cennetine çevirmiş. :) İşte önümüzdeki 1-2 hafta bu yol üzerinde olacağım. Hava şartları el verdiği sürece yürüşler yapmayı ve uzun kamplar yapmayı düşünüyorum.
Evet Gülşah ve Emre'nin yanında küçücük bir mola verdikten sonra yola devam etme zamanı geldi. Aslında daha fazla kalmak istiyordum. Hatta Emreler benden daha çok istiyordu ama kış ve soğuk havalar geliyor. Onun için çıkıp biran önce kıtanın sonuna gitmek gerekiyor. Yoksa çok üşüyebilirim :)) Ayrıca salı gününden itibaren yağmur başlayacak tekrar. Yağmur başlamadan yola çıkayım çünkü yağmurda yola çıkmayı sevmiyorum :) Burada Emre ve Gülşah ile birlikte çok güzel zaman geçirdim. Bir de ufaklıkları Acar var. Çok güzel bir aile ortamı oldu benim için. Emre giderken "senin için bir şey yapamadık, gezidiremedik havalar kötüydü olmadı böyle yine gel dönüşte..." dedi. Aslında benim için çok şey yaptılar. Çünkü ben zaten geziyorum gezmeye değil ev ortamına ihtiyacım oluyor. Sohbet edecek benim kültürümden iki dosta ihtiyacım oluyor, özledim yemekleri yemeğe ihtiyacım oluyor :) Hepsini de benim için yaptıkar sağolsunlar. Umarım tekrar bir araya geliriz. Sevgiyle kalın sizi özleyeceğim ;)
İlginçtir benim de uzunlarım patladı. :) CRF'in de patlamıştı. Ondan bir kaç sonra benimki de patladı. Değiştirmeye üşeniyordum bir süredir. Benzin aldığım benzincide kasada lamba vardı, gözüme gözüme giriyordu al beni değiştir beni diye. Dayanamadım aldım ve değiştirdim. Sanırım sürekli uzunlar açık gittiğim için yanıyor diyeceğim ama Tenere'de daha önce hiç olmamıştı. Her iki motorun da patlaması ayrı bir ilginç geldi. Neyse ben çok takılıyorum sanırım.
Dün ilginç bir gece oldu. Puerto Montt'a Emre ve Gülşah'ın yanına geldim. Muhabbetten ne yazabildim ne de fotoğraf çekebildim. Sabah ilk iş uyanınca Emre ile fotoğraf çekmek oldu. Zaten daha uyanmamışız gözler kapanıyor. :D Dün en son hatırlarsanız göle girmiş bir güzel güneşleniyordum. Emre mesaj atmış. Saat 7 gibi yemek yiyeceğiz haberin olsun demiş. Baktım 2 saat var, Puerto Montt'a da 80 kilometre var hemen toparlanıp yola çıktım. Yolda bir sürü şey düşündüm bu olayın garipliği üzerine :) Emre bana tam bir yıl önce (18.02.2016) mesaj atmış. "Ben Ahmet Cangir'in akrabasıyım. Eğer yolun Şili'ye düşerse Puerto Montt'da oturuyoruz seni ağırlamak isteriz." yazmış. Ahmet abiyi Japonya gezimi takip edenler hatırlayacaktır. Dünyanın bir ucunda Sahalin adasında (Japonya'nın hemen üzerinde ve Rusya'ya ait olan ada) yaşıyor ve benim (tabii İki Teke 'nin de) Japonya geçmesinde çok yardımcı olmuştu. Hatta 5 gün de evinde kalmıştık. Türkiye'den birinin orada yaşabileceğini son düşüneceğim yer Sahalin'dir sanırım. Onun akrabası Emre'de dünyanın diğer ucunda oturuyormuş ve beni davet ediyor. :) O zamanlar bu seyahatin planı yoktu. Ben Puerto Montt'un nerede olduğunu bile bilmiyordum. "Aklımda bir Güney Amerika planı var ama ne zaman olur bilmiyorum bakayım nerede Puerto Montt" yazmışım. Emre'de "Şili'de kime sorsan sana gösterir yerini" yazmış :) Gel zaman git zaman ben geziyi planlamışım, yola çıkmışım, aradan aylar aylar geçmiş, 35bin kilometre yol yapmışım ve yolum gerçekten de buraya düşmüş... işte yolda kafamdan bunlar geçiyordu. Ne garip değil mi? Bu arada şimdi baktım Ahmet abi (Sahalin) ile burası arasında tam 14 saat zaman farkı varmış, siz düşünün artık ne kadar uzaktalar.
Şilililer de ormanlarına aynı bizim gibi iyi bakıyor :( ne üzücü! Oysa şehirleri, kasabaları oldukça temiz. Yerde çöp göremiyorsunuz. Ne zaman bir kamp yeri, piknik yeri ya da ne bilim göl kenarına gelsem ortam hep böyle. Güney Amerika'da bu konuda en iyi Arjantin oldu. Şehirleri de kırsalı da fena değil. Kolombiya ile kafa kafaya. Arkalarından Ekvador ve Bolivya takip ediyor. Peru ise ayrı bir klasmanda buradaki bütün ülkelerin çöpünü toplasan bir Peru yapmaz :))
Lastiği değiştirince Osorno'dan ayrıldım. Önümüzdeki 2 ay büyük şehirlerden uzak durmak istiyorum. :) Buralar Şili'nin göller bölgesi olarak geçiyor ve gezecek bir sürü göl var. Etraf yemyeşil, yollar çok güzel ve bol virajlı :) Şansıma havalar da güneşlik. Daha doğrusu yağmurlar dinsin diye biraz geç geldim. Buradan Puerto Montt'a geçip oradan Carretera Austral'a gireceğim. Fakat ondan önce Puerto Montt'da beni güzel bir süpriz bekliyor. Belki AyferOnur Seyahatnamesi ve Ride2world 'un paylaşımlarından Puerto Montt'da misafir oldukları Emre ve eşi ile tanışmışsınızdır. İşte ben de onlara gideceğim. Fakat Emre'nin benim için ayrı bir yeri var anlatacağım :)
Bu sabah kahvaltıda çakma menemen var. Ride2world ile yaptığımızın yerini tutmaz tabii :) Aslında dün kendime patates, domates, biber ve soğandan yemek yapmıştım. Yemek fazla gelince sabah da içine yumurta kırdım :) en azından çok doyurucu oldu. Biraz hava düzelsin diye oyalandım aslında ama düzeleceği yok. Ben en iyisi kalkıp Osorno'ya gideyim lastik işini halletmeye. Bu arada dün mail attığım yerlerden biri dönmüş ve elinde istediğim ölçülerde Heidenau K60 arka lastik varmış. Gidip alacağım.
Herkese günaydınnnnn. Dün güneşli süper bir hava vardı bu sabah ise sis var :) Güneş doğalı 2 saat oldu ama sis kalkmadı. Fena şekilde de bulutlu. Uzun zamandan sonra tek başıma ilk defa çadır kurdum. En son Japonya seyahatimde yapmıştım. Tek olduğundan mıdır yoksa çadırı kurduğum yerden midir bilmiyorum gece biraz huzursuz uyudum. Ortam inanılmaz sessizdi. Nerdeyse kendi kalp atışını duyabiliyordum. Gölde de çok durgundu. Çadırı kurduğum yerin üç tarafı sık yüksek çalılık. Gece sürekli çalıların içinden sesler geldi. :) Kaç defa çıktım baktım ama bir şey göremedim. Fakat gece boyu uyandım durdum. Sabaha karşı arabalar geçmeye başlayınca onların sesi kafamın takıldığı diğer sesleri bastırdı ve uyuyabildim biraz.
Kasaba kredi kartı geçen büyük bir market buldum. Fiyatları da fena değildi onun için akşam ve sabah kahvaltılık alıp göle geri döndüm. Bir de telefon hattı buldum internet için onu da aldım. Hava burada saat 21 gibi kararıyor. Bir kaç saat gölde yüzdüm, güneşlendim :) çok iyi geldi. Herkes gidince de çadırı kurdum, yemek hazırlamaya başladım. Manzara süper. Hava da 16 derecelerde çok güzel. Yarın da yağmur göstermiyor daha ne olsun. Bu arada Osorno'da bir kaç yere lastik ellerinde var mı yok mu diye mail attım . Onlara da cevap gelir sabaha kadar.
Göl kenarından geçerken Ride2world 'ün kamp yaptığı yere bir göz attım ve çok hoşuma gitti. Millet gölde yüzüyor ve gölün suyu acayip temiz. Acaba kamp yapsam mı diye düşünüyorum. Osorno'ya 50km var aslında ama saat öğleden sonra oldu. Şimdi gidip lastik bulamazsam orada kalmak zorundayım. Şehir içinde belediyenin bir kamp alanı var ama 13$ civarında fiyatı. Onun yerine burada bedava kalıp, sabah erkenden Osorno'ya geçip lastik arayıp şehirden kaçabilirim. Dur bakalım yakında bir kasaba varmış önce oraya bakayım. Market ve döviz bürosu bulabilecek miyim. Sonra karar vereyim.
Dağdan aşağı inip Puyehue gölüne yaklaşınca beklediğim manzaralar başladı :) Neyse yaz daha bitmemiş burada. Kendime elma ağacı bile buldum yol kenarı, çıktım elma topladım bir sürü. Meyve pahalı burada :) Aşağı gitmek için kullanacağım Carretera Austral yolu için bir heyecanlanmaya başladım.
Şili'ye ilk girdim manzara bu. And dağlarının Pasifik tarafına kış geldi sanırım. Nereye gitti yemyeşil ağaçlar, güneşli açık hava :(
Pasaport kuyruğu da iyimiş :) Onun aynısından gümrükte de var. Şili gümrüğü ülkeye meyve, sebze, et ve süt gibi şeylerin sokulması konusunda çok titiz. Onun için çok sıkı arama yapıyorlarmış. Çantada öyle gıda yok da drone var. :) Ne olur ne olmaz diye onu çanta ile sırtıma astım. Çünkü genelde sadece aracı arıyorlar. Gümrüğe yanaştım arama için ve memur kadına pasapotu uzattım. Kadın pasaporta baktı "merhaba" dedi. :) bizim diziler burada da çok popülermiş. Memur onlardan bahsetti ve derken bir şeye bakmadam devam ettim. :) Dizilerin bu kadar işe yarayacağını tahmin etmezdim. Şili'de ilk olarak Osorno şehrine gideceğim. Yaklaşık 100km sanırım. Motorun arka lastiğini artık değiştirmem gerekiyor. Orada aynı lastikten bulabileceğimi düşünüyorum. En azından internetten araştırırken bir tek Osorno'da bulabildim. Yoksa kocaman şehir Osorno ve pek girmek istemiyorum. Lastikleri alabilirsem eğer hemen şehir dışına çıkıp bulduğum ilk gölde kamp atarım.
Hızlıca 120 km yolu tamamlayıp Arjantin - Şili sınırına geldim. Özellikle erken gelmeye çalıştım, çünkü çok yoğun bir sınırmış ve kalabalık oluyormuş. Gerçi ben geldiğimde saat 10 olmuştu ve kuyruk bu şekilde uzayıp gidiyordu. Normalde basıp en öne geçiyorum ama bu sefer sırada bekleyen motosikletler vardı. Onları geçip en öne geçmeye utandım :) Onun için kuzu kuzu girdim sıraya. Bekliyorum bakalım daha bunu geçeceğim, pasaport kuyruğuna gireceğim, sonra gümrük işlerini halledeceğim ve aynı işlemi tekrar Şili tarafında yapacağım. :)
And dağlarına geldim artık. Çöl ve sıcaklar tamamen bitti. Her yer yemyeşil. Bir sürü dere, nehir gürül gürül akıyor. Hava desen biraz soğuk sabahları ama güneş yükseldikçe 20 derecelerde tam sürüş havası oluyor. Yol ve manzarayı zaten tahmin edersiniz :) Sanırım Şili'yi seveceğim.
Dağlar başlayınca her şey nasıl da değişiyor. Bulutlar tek tük başlıyor. Ağaçlar da öyle baksanıza küçük küçük gruplar halinde dağlarda görülmeye başladılar bile. Bunları gördükçe heycanlanıyorum çünkü kıtanın sonuna kadar çok güzel bir yol beni bekliyor. Ride2world ile uzun uzun konuştuk ben de onların takip ettiği Carretera Austral yolunu takip edeceğim. Yol hakkında bir ara ayrıntılı yazarım. Şimdilik google'dan arayıp biraz fotoğraflarına bakın ;)
Patagonya'nın meşhur rüzgarı hafif hafif esmeye başladı artık. Yol tabelaları da rüzgarın şiddetine uygunmuş :) Bakalım kıtanın güneyine doğru ne kadar sallayacak beni meraktayım.
Veee And dağlarına tekrar ulaştım :) en son Bolivya'dan Arjantin'e girerken ayrılmıştık. Şimdi tekrar gidiyorum. Çünkü kıtasının sonuna dağlardan gitmek istiyorum.
Arjantin'in ücra köşelerinde kamp atıp geceleri kendi eğlencemizi yarattığımız doğrudur. :)
Yine güzel bir yer bulup altına çadırları attık. Burada da bir göl ama baraj gölğ ve yine çölün ortasında. Tabii her zaman olduğu gibi plaja çevirmişler. Kaldığımız yer de onun kamp alanı aslında. Nedense ücretsiz :) hatta sıcak duş bile var ona rağmen ücretsiz. Bu yolda yapacak bir şey olmadığı için hergün yol alıp akşam bulduğumuz bir yere kamp atıyoruz ama az kaldı. Sanırım 5. kampı yapıyoruz Ride2world ile ;)
Ne bitmez dündüz yollarmış arkadaş. Günlerdir git git bitemedi :( Tekrar And dağlarına ulaşmama az kaldı. Neyse ki Ride2world ile beraberim de akşamlarımız bol muhabbetli ve yemekli güzel geçiyor. Yoksa çooook sıkılırdım tek başıma :)
İnsanın bir sonunu göresi geliyor yol böyle dündüz uzayıp gidince :)
Patagonya bana soğunu yedirmeden önce iyice bir ısıttı, hazırladı. Aşağılarda fena çarpacak sanırım :)) 40 derecede motor sürmeyeli uzun zaman olmuştu. En son böyle kuru sıcağı sanırım Amerika'da Death Valley'de yemiştik.
Bu küçük diye beğenmediğim göle flamingolar geliyormuş meğersem :) Sabah tepemizde cıyak cıyak deliler gibi bağıran papağanların sesine uyanırız sonra da kaşımızda bu flamingoları seyrederiz. Milletin ne acayip hayvanları var. :)
Burası da dün kamp yaptığımız yer. 3 günden sonra duş yapalım diye paralı bir kamp yeri baktık ve yol üzeri çok komik bir rakama (yaklaşık 5TL) bu harika yeri bulduk. Bence hiçbir şeyin ortasında küçük bir göl burası ama burada yaşanlar için eğlence kaynağı olmuş. Çünkü ortalık çöl.Belediye de buraya kamp alanı yapmış ve acayip kalabalık bir yer. Hatta gece canlı konser vardı. Hem de sabahın 5'ine kadar!!!! Pek uyuyamadık haliyle :( Göl çok küçük fakat bir sürü insan yüzmek için giriyor. Daha doğrusu yürümek için demek lazım çünkü hiç derin değil. Herkes beline kadar ancak gelen bu küçük gölde sağa sola yürüyor.
Buenos Aires'de buji almak için aranıyordum. Crf'nin selesinin altında da fren balataları vardı. Onları almak için bir açtım sıfır WR bujisi çıktı. Acayip şaşırdım ama mutlu oldum. Sonra nereden geldiğini hatırladım ve Orkun'a teşekkür ettim. Hani aylar aylar önce Amerika'da San Francisco'ya giderken yanında kaldığımız Orkun vardı. Bizden haber alamadığı halde önceden konuştuğumuz için bize lastik almış ve parasını bile ödemişti. Ama bizi hiç tanımıyordu. Hatta ihtiyacınız olmazsa da canınız sağolsun diye mesaj atmıştı. İşte o zaman buji de istemiştim bir tane ama kendi iki tane aldı ve dursun biri yedek demişti. Ben de o kadar kilometrem yok demiştim. Gel zaman git zaman tahminden fazka kilometre yaptık ve o bujiyi şimdi takıyorum. Ne süper adamsın Orkun :) Hem evinde 4 gün bizi misafir ettin, hem de lastikten bujiye her işimizi orada hallettin. Senden ayrıldık ama bak yardımların hala işimize yarıyor. Sırayla motorun rutin bakımlarını yapıyorum. Bugün de bujiyi değiştirdim. Bujiyi ne kadar derine koymuşlar arkadaş buji anahtarı zaten uzun, onun arkasına uzatma taktım ancak kurtardı :)
La Pampa eyalati ile Arjantin'in Patagonya bölgesine girmiş bulunmaktayım :)) Haydin hayırlısı.
Arjantin'de Buenos Aires'den (doğusundan) Bariloche'e (batısına) geçtiğimiz 1.600 kilometrelik yol son derece sıkıcı bir yol. Arazi dümdüz ve sulak, doğal olarak tarım arazisine elverişli. Arjantinliler de bunu değerlendirmiş her yeri ekmiş. Yol üzeri yapacak hiçbir şey yok. Onun için bir an önce geçmeye çalışıyoruz. Akşama kadar sürüp yol üzeri bulduğumuz yerlerde kalıyoruz. Hatta direk yol kenarında ağaçlık görürsek orada bile kamp yapıyoruz. Bir kaç güne göller bölgesine varmış olacağız o zaman yolun zevkli kısmı başlayacak. Sanırım Patagonya'nın asıl Şili tarafı güzel.
Lastik yama seti ararken Belize'de düşürdüğüm yama setinin aynısını buldum hemen aldım. :) Bir önceki yamaların halini gördükten sonra bşraz pahalı da olsa kaliteli bir şey almak şart çünkü sizi ıssız bir yerde yolda bırakabilir. Yama seti, el pompası ve levyelerim tamam artık istiyorsa Patagonya'da patlayabilir lastik. :)
Biz neden bir araya gelince böyle ilginç işlere giriyoruz acaba diye düşünüyorum hep. Avrupalılar bir araya gelince gayet mesafeli olarak ayrı ayrı takılıyor oysa ki :))
Kilometreler ne çabuk geçiyor :) Yine bir yağ değiştirme seyansı ile karşınızdayım. Bu sefer bulabildiğim yağlar ipone'nun 10W-40 tam sentetik yağları. Litresine de 25TL ödedim. Guatemala'da aldığım ve elimde kalan son kalan yağ filtresini de kullandım. Patagonya'da yaklaşık 8-9bin kilometre yolum var. Bir defa daha yağ değiştiririm ama filtreyi değiştirmem. Onun için Buenos Aires'den filtre almadım tekrar. Boşa taşımayım zaten geri geleceğim o zaman alırım.
İlk gün Buenos Aires'den biraz geç çıktık. Çünkü eve iyice yerleştiğimiz için toparlanmak vakit aldı. Bir de ev sahibini bekledik evi devretmek için. Tabii geç çıkınca çok uzağa gidemedik. Hedef olarak şehrin dışına çıkalım, biraz ilerliyelim sonra kamp yaparız dedik. Haritada kendimize bir göl belirledik ve oraya geldik. Gölün önünde güzel bir park var ve çok güzel. Tamam buraya kamp atalım dedik ama sanırım her yere kamp kurulmuyormuş. Kamp için bir alan ayarmışlar. Paralıydı ve ucuzdu. Fakat kalabalık ve pis olduğu için oraya kurmak istemedik. Sonra başladık gölün etrafında dolanmaya. :) Park dışında bir yer bulamayınca parkın içine geri gelip bizi kimsenin görmeyeceği bir soteye çöktük. Hem yemek işini halledelim hem de bakalım gelen giden var mı dedik. Hava kararınca da çadırları attık. ;)
Arkadaş bu nasıl mutfaktır böyle. Çantanın biri olduğu gibi erzak dolu. Sevdim ben bu işi :) Öğlen de daha önceden evde kalan yaprak sarmasını yoğurtla götürdük :)) Ride2world ile birlikte gezmek iyiymiş.
Dün Ride2world ile birlikte tekrar yola koyulduk. Biraz onlara yardım edeyim, tekrar yola çıkmaları konusunda motive edeyim dedim :D :D yoksa yerleştikleri evden çıkacak gibi değillerdi. Şaka bir yana onlar da Bariloche'de bulunan kargolarını almak için biraz güneye ineceklermiş. Ben de zaten Carretera Austral yoluna gideceğim için tam da Bariloche'den Şili'ye geçecektim. Onun için bir kaç gün beraber sürüp muhabbete kampta devam edelim dedik.
Bir #caberg #xtracer kasktan kaç parça çıkarılabilir konulu çalışmam :) Fatih'lerin anlattığına göre Patagonya'da çok kirlenecekmişim onun için öncesinde ne varsa iyice temizleyim dedim. Kaskı, bot, mont, pantalon be varsa yıkadım ve temizledim. Kask yeni gibi oldu. Oysa hepsini 30bin kilometreden fazladır kullanıyordum.
Hazır buralardayken yine bu kıtada çooook uzun bir süredir gezen hatta Buenos Aires'e yerleşme noktasına gelen Erol Aynacı (Motomacera) ile buluştuk. Yola ne zaman çıktı onu bile hatırlamıyorum artık. :) Sanırım bir iki sene olmuştur. Bu taraflara gelen herkese denk geliyor :) Fakat yakınlarda yola çıkacakmış. Hatta belki Brezilya'da tekrar görüşürüz dedik.
Bolivya'da çok kısa bir süre geçirdik ve ülkeden ayrıldık. Aslında bunun sebebi Bolivyalıların kendisi oldu. Bolivya doğa güzellikleri ile çok güzel bir ülke bence. Bir çok yeri bana Moğolistan'ı hatırlattı. Sürekli yüksek irtifada açık düzlüklerdesiniz ve ilerilerde hep daha yüksek dağlar var. Yolda giderken sanki siz gitmiyorsunuz da dağlar sizi geliyor gibi oluyor. Daha önce bunu sadece Moğolistan'da hissetmiştim. Keşke insanları da biraz güler yüzlü olsaydı. Keşke turistleri yolunacak bir tavuk gibi görmek yerine biraz onlarla iletişim içinde olsalardı. Biz bunları göremedik. Belki görenler olmuştur ama bize kırsalları dışında pek gelmedi. Mesela Uyuni'ye o kadar çok turist geliyor ki (özellikle de Dakar'dan sonra) adamlar artık biri olmasa diğeri olur modunda hiç saygıları kalmamış. Çok anlamsız yerlere anlamsız rakamlar istiyorlar. Pizza'yı bile 10$ satma moduna girmişler. :) Kalacak yer buluyorsun adam bir fiyat çekiyor sanırsın 3-4 yıldızlı otel, içeri bir giriyorsun normalde o fiyatın üçte birine kaldığınız bir oda aslında. Biraz pazarlık etmeye çalışıyorsunuz adam anında sizi bırakıp başkası ile konuşmaya devam ediyor. Siz yokmuşsunuz gibi davranıyor. Herkes aynı olduğu için razı oluyorsunuz fiyata. "Motorları avluya koyabilir miyiz?" diyorsunuz. Şimdi çok müşteri var olmaz diyor. Avluya 50 tane motor yine sığar o derece büyük. Hatta bizden bir kaç hafta önce kalan ve motoru içeri koymayı başaran başkasını da biliyoruz. Yok ikna edemiyoruz, zaten çok konuşamıyoruz da. Oradan çıkıyoruz garaj kapısı olan başka bir otel buluyoruz, girip konuşuyoruz fiyatlar tabii aynı. Tamam, motor? diyoruz, garaj? diyoruz. Şimdi koyacaksınız girip çıkacaksınız alacaksınız moduna girip almak istemiyor. Başka birine gidiyoruz adamlar garaj kapısını açmaya üşeniyor. Gidip uğraşıp açıyorum motoru içeri alıyoruz, kapıyı geri kapatıyoruz. Sonra kapıyı kilitliyor, bir daha ulaşamıyorsunuz. Normalde 10$ bile etmeyecek odaya 20-30$ fiyat alıyorlar. Hani o parayı verdik bir beklenti içine gidiyorsunuz. Tuvalet, banyo oda da olsun istiyorsunuz. Hadi paylaşımlı, bir sabun olsun, tuvalet kağıdı olsun, ne bilim havlusu olsun yani. Soruyorsunuz, bu fiyata vermiyoruz 60$ olan odalar için veriyoruz diyor. 30$ Bolivya ve sundukları için inanılma yüksek bir rakam. Talep olduğu için deli fiyatlar çekiyorlar ama karşılığını kesinlikle vermiyorlar, vermek içinde hiç uğraşmıyorlar. Ayrıca bunları yaparken gayet asık suratlı oluyorlar. Sizle ne uğraşacam yatın işte şurada kalkın motoru alıp gidin modundalar. O kadar yer gezdim hayatımda ilk defa Bolivya'da harcadığım her para zoruma gitti. Bile bile göz göre göre sizi enayi yerine koyuyorlar ve size salak saçma davranıyorlar. Onun için 5. gün ülkeden çıktı. Acaba bize mi hep tersleri geldi diye yolda tanıştığımız başka gezginler ile konuştuk bu konuyu. Hepsi aynı konuya takılmışlardı. Tamam destekli öpüyorsunuz kabul ama en azından karşılığını verin!
Titicaca'daki yüzen adalardan daha fazla fotoğraf ekleyim ne kadar ilginç bir yer olduğu daha anlaşılır olsun. ;) Ada dediğimize bakmayın aslında küçük yerler ve üzerlerinde birkaç aile yaşıyor. Her adanın bir başkanı oluyor bizim gittiğimizin başkanı kadındı ve ismi Rosa'idi. Bize adayı nasıl yaptıkları ve nasıl yaşadıklarını anlattılar. Adaları gölde yetişen sazlıklardan yapıyorlar. Sazlıkların top şeklinde büyük bloklar halinde birleşik kökleri var ve suda yüzebiliyor. Onların üzerlerine kazık çakarak ve birbirlerine bağlayarak üzerinde yürünebilir büyük yüzen alanlar yaratıyorlar. Sonra üzerine kat kat sazlık atıyorlar böylece yumuşak, kuru ve yürünebilir bir alan oluşuyor. Bunlar zamanla çürüdüğü için üzerine sürekli yenilerini atıyorlar. Daha sonra da bunların üzerlerine evlerini yine sazlıktan yapıyorlar. Neredeyse her şey sazlıktan :D Ayrıca gece yatıp sabah kalktıklarında Bolivya'da olmamak (sürüklenmemek) için bu adaları gölün tabanına kazıklar ile bağlıyorlar. Bu adaların ömrü yaklaşık 15 yılmış ve her 15 yılda bir yenisini yapıyorlarmış. İşin ilginci gölde neredeyse hiç balık yok. Çok büyük bir göl olmasına rağmen balık bulunmuyor. Sadece küçük balıklar var ama tadlarını sevmediği için halk yemiyormuş. Daha önce farklı balık türleri yetiştirilmeye çalışılmış ama olmamış. Eee o zaman adada sürekli yaşayıp ne yiyorlar diyeceksiniz :) Yine sazlıkları yiyiyolar. Aynı muz gibi soyuyorlar ve içinden beyaz yumuşak bir kısım çıkıyor. Tadı ilginç ama meyve olarak sürekli yenir mi bilemedim. Onlar sürekli yiyordu bizle konuşurken filan da :) Ayrıca başları ağrıdığında başlarına koyuyorlar... her derde deva modunda onlar için. Onun dışında küçük toprak alanları yaratıp kendilerine bahçe yapmışlar ve orada da sebze yetiştiriyorlar. Küçük baş hayvan da besliyorlar, kümesleri var. Acaba hayvanlar bunalım geçiriyor mudur diye merak ettim etrafı su ile çevrili, 10mt bir alanda yaşıyorlar sürekli :D Onun dışında el işi bir sürü güzel şey yapıyorlar ve gelen turistlere satmaya çalışıyorlar. Onun parası ile de karadan alışveriş yapıyorlar tabii ki. Bir çok şey anlattılar sonra da "sorusu olan var mı?" diye sordular. Kimse neden burada yaşamaya başladınız diye sormadı. Oysaki ben anlatılanları dinlerken insan neden karadan ayrılıp böyle zorlu bir hayatı seçer ki diye düşündüm. İlk aklıma gelen karadaki tehlikelerden uzaklaşmak olduğunu düşündüm. Hem insan hem hayvan. Çünkü açıkta normal sazlıklar yüzünden bu yüzen adalar hiç görülmüyor. Yüz yıllar önce kimse orada adalar olduğunu anlayamazdı. Fakat sebep hiç böyle değilmiş :) Çok çok eskiden avlanmak için buraya gelip (demek o zaman avlanacak bir şeyler varmış) uzun süreler kalıyorlarmış. Sonra sonra burada yaşamaya alışmışlar ve sevmişler. Neden sürekli gölde yaşamıyoruz demişler. Böylece oraya yerleşmişler...
Peru'dan çıkmadan hemen önce Titicaca üzerinde Uros isimli yüzen adalara gittiğimizi söylemiştim. İşte oraya gidişimiz :) Aslında bir çok kişi için sıradan bir yer. Hatta yolda karşılaştığımız diğer gezginlerden buraya uğrayan olmadı bile, fakat nerden aklımıza estiyse biz uğradık. Sonuçta herkesin kendi tecrübesi farklı ve bizimki de farklı olacaktı. Tura katılıp katılmama konusunda da emin olamamıştık. Çünkü Cusco'dan buraya gelene kadar yağmurda 10 saate yakın motor sürmüştük ve tekne sabah 8'de alıyormuş. Onun için sabah erken kalkma fikri hiç iyi gelmedi. Kaldığımız yere turun fiyatını sordum. Hani yüksek söylerse zaten gidesimiz yok bahane olacaktı. Fakat ucuz bir fiyat söyleyince adalar kötü bile olsa en azından gölde tekne turu yapmış oluruz dedik :D Açıkcası biz orayı çok sevdik. Tamam turistik bir etkinlik tabii ki ve para kazanmaya çalışıyorlar ama sonuçta o adalarda gerçekten yaşayanlar var ve adaları da kendileri elleri ile yapmışlar. Gittiğimiz ada da bize nasıl yaptıklarını ve nasıl yaşadıklarını çok iyi bir sunum ile anlattıklar ve uygulamalı gösterdiler. Bu kısma iyi çalışmışlar. Hatta pazarlamadan analayan biri bence bunları çalıştırmış bile dedim. Fakat çok güzeldi :
Bir şeyler paylaşmadığım süre boyunca rotamız nasıl olmuş kısaca anlatayım böylece nerelerden geçtiğimizi ve nerede olduğumuzu öğrenmiş olursunuz. En son Peru, Cusco'da içerik paylaşmıştım. Hani Machu Picchu fotoğrafımız vardı. :) İşte Cusco'dan yola çıkarak bir günde Peru, Bolivya arasında bulunan Titicaca gölüne geldik. Burada Peru tarafında bir gün daha kalarak yüzen adalar Uros'a gittik. Daha sonra Bolivya'ya geçtik. Bolivya sevdamız sadece 4 gün sürdü. Çünkü 5. gün ülkeden çıktık. :) Ülkeye girdiğimiz ilk gün La Paz'ı pas geçerek hemen yakınında yol üzeri bir yerde kaldık. Çünkü La Paz hakkında bir kişiden olumlu bir şey duymadık ve büyük bir şehir göresimiz de gelmedi. Ertesi güm yine tüm gün motor sürerek ünlü tuz gölü Uyuni'ye geldik. Uyuni için fazladan bir gün geçirdik. Sonrasında yine uzun bir sürüş yaparak Arjantin sınırına dayandık. :) Arjantin'e girerken biraz şaşkındık çünkü çok avrupayi geldi. Özellikle de Peru ve Bolivya'dan sonra :) Arjantinin güneyine doğru kamp yaparak önce Salta şehrine sonra da Cordoba şehrine geldik. Nasıl size haber vermeden baya bir yol yapmışız değil mi? :)
Uzun bir aradan sonra herkese merhaba :) 4-5 gündür bir şeyler paylaşamadım. Çünkü internet bulamadım. Telefon hattı da almadığımız için wifi bulamayınca internete de giremiyoruz. En son Bolivya'ya girdiğimi yazmıştım ya şimdi de Arjantin'deyiz. :) Bolivya'da internet resmen yoktu ya da biz bulamadık bilmiyorum. Zaten çok fazla da sevemedik onun için kısa kaldık. Sadece Uyuni'e uğradık orada. Arjantin'e gelince, sanki Avrupa'ya gelmişiz gibi hissettik. Burada da 2 gün internet bulamadık. Çünkü kamp yaptığımız yerlerde wifi yoktu. Arada 4-5 gün yaşadıklarımızı özetleyeceğim. :) Sonra kaldığımız yerden devam ederim yolculuğu paylaşmaya...
Machu Picchu macerasından sonra Cusco'ya geri dönüp bir gece kaldıktan sonra Bolivia sınırına yakın olan Titicaca gölünedeki Puno şehrine gittik. Aslında Peru'da 1,5 ay kadar gezeriz diye düşünüyorduk. Fakat ülke bizi çok sarmayınca ve yağmur sezonunda da olduğu için sadece çok görmek istediğimiz yerlere gittik ve ülkeden çıkmaya karar verdik. 20. Günde ülkeyi terk ederek Bolivia'ya geçtik. Peru'da Titicaca'da kaldığımız son akşam ve Bolivya'daki ilk iki gün internet bulamadığımız için paylaşım yapamadım. Aslında şu anda 2 gündür Bolivya'dayız. :)
Sanırım Machu Picchu'nun me kadar acayip bir yere kurulduğunu bu 360 fotoğraf daha iyi anlatabilir. ;)
Buyrun o kadar zahmetten sonra karşınızda Machu Picchu :)
Peru hükümeti Machu Picchu (MP) için çok iyi turist öpüyor. :) Bu gezimiz de Meksika'da sonra en iyi parayı MP'a ödedik. O kadar marka değeri var tabii Perulular da hakkını vermiş. :) Öncelikle şunu söyleyim MP'a direk olarak yol yok. En yakınında bulunan Aquas Calientes (AC) köye (tursit köyü) trenle veya yürüyerek ulaşabiliyorsunuz. Köyden MP'in olduğu tepeye de ya otobüs ile ya da merdivenler ile tırmanarak ulaşabilirsiniz. Şimdi MP'in ücreti 46$, tren ile Cusco'dan AC'e gidecekseniz 130$ (gidiş-dönüş), ayrıca AC'den de MP'a otobüs ile gidecekseniz sadece 2km yol için 24$ (gidiş-dönüş) ödemeniz gerekiyor. Oldu mu size toplam 200$ (772TL) :) Yanlış anlaşılmasın kişi başı fiyat bu! Biz MP için yarım gün bilet aldık ve 30$ verdik. Cusco'dan AC'e de gidiş dönüş otobüs için 20$ verdik. Tabii otobüs bir yere kadar gidiyor sonrasında AC'e kadar ormanın içinden nehir kenarından tren yolunu takip edip 10km yürüdük. Hem de yağmur altında :( AC'den MP'nin olduğu tepeye de 2km (812mt yükseğe) kadar tırmandık. Evet kesinlikle çok yorucu ama kişi başı 50$'a işi bitirdik.
Cusco'dan Machu Picchu'a gitmek için ters yönde 250km yol gitmek ve sonra da geri dönmek gerekiyor. Yolun bir kısmı stabilize bir kısmı da bol virajlı bir dağ geçiti. Yaklaşık 6-7 saat civarında sürüyor. Zaten yağmur sezonundayız sürekli yağıyor, hava da soğuk. Ayrıca gideceğimiz son noktada motorları koyup eşyaları bırakabileceğimiz bir yer yok. Çünkü son noktadan sonra 10km yürümemiz gerekiyor. Durum böyle olunca İki Teke 'nin tavsiyesine uyup otobüs ile gidip gelmeye karar verdik. Zaten yakacağımız benzin parası otobüs ile gidip gelmekten fazla tutacaktı :) Ayrıca çok fazla yapılıyor olsa gerek kaldığımız yere motorları bırakabilir miyiz demeden kendisi söyledi. :) Biz de avlunun bir köşesine bıraktık motorları ve sırtçantası ile yola koyulduk.
Peru'da gördüğümüz tek güzel şehir Cusco olabilir sanırım. Cusco oldukça bilinen bir yer. Hem Machu Picchu hem de Rainbow dağlarına yakın olmasından dolayı çok fazla tursit geliyor. Fakat bizim gibi şehre araç ile giriyorsanız yine ortalığı çöp götürüyor :) Aslında çöp yerine başka bir şey yazmak daha uygun olurdu da neyse. Valla güzel umutlar ile şehre gelmiştim. Çünkü 3 gündür And dağları ile boğuşup buraya geldik. Tamam asıl gelme sebebimiz Machu Picchu'a gitmek ama şehir de güzel olsa fazladan iki gezsek fena mı olur? Şehre girdiğinizde yine klasik Peru şehri dedik fakat şehir merkezine gelince gözlerimize inanamadık. Bildiğin güzel, temiz ve hatta bakımlı bir koloniyel şehir. Arkadaş şehir merkezi böyle iken nasıl oluyor da 2-3km gerisi berisi böyle kötü olabiliyor. Meydanı, insanları, kafe ve restoranları görünce ne diyeceğimi bilemedim. Sanırsınız Peru'da değiliz. Ahh ahh Kolombiya'yı özlediğimi söylemişmiydim