avrupa-alpler

Latin Amerika Seyahatinin Avrupa Kısmı

Seyahatimizin rotasını çizerken motorlarımızı Türkiye’den götürmeye karar verdik ve öncesine de bir Avrupa seyahati sıkıştırdık. Bir çok kişi neden Amerika’dan motor almadığımızı ya da neden Türkiye’den direk göndermediğimizi sordu. Evet her ikisini de yapabilirdik. Neden Amerika’dan motor almadığımızı daha önce rota üzerine düşünceler yazısında yazmıştım. Şimdi ise neden Avrupa’dan gönderdiğimizi kısaca açıklayacağım.

Bu seyahatte bir çok şey hem benim hem de Selin için yeni olacaktı. Her şeyden önce daha evleneli 1,5 ay olmuşken böyle uzun bir yolculuğa çıkmaya karar verdik. Ben daha önce iki kişi seyahat ettim fakat eşim ile seyahat etmek daha önce yapmadığım bir şeydi. Ayrıca daha önce küçük bir motor ile de seyahat etmedim. 🙂 Selin için ise uzun yolculuğun kendisi zaten yeni bir şey.

Tüm bunları düşününce asıl yolculuğumuz olan Latin Amerika’ya başlamadan önce kısa bir alıştırma turu bize daha mantıklı geldi ve motorları Avrupa’dan göndermeye karar verdik. Cengizhan (Matrix Lojistik)’ın yardımı ile kendimize Avrupa’da bulabileceğimiz en uzak noktadan bir Ro-Ro bulduk. Aslında ilk plan İspanya Valencia üzerinden motorları göndermekti fakat yola çıkmaya biraz geç kalınca ve hava da çok sıcak olunca daha kuzeye çıkmaya karar verdik ve Bilbao’ya geldik. Çünkü bulduğumuz aynı Ro-Ro ilginç şekilde en son buraya uğrayıp buradan Houston’a geçiyordu.

Seyahatimizin Avrupa ayağı motorları gemiye yükleyip gönderdiğimiz gün yani 23. gün bitti. Artık onlarla bir daha Amerika Houston’da buluşacağız. Harcadığımız paraya bakınca direk Türkiye’den Latin Amerika’ya göndermek çok daha uygun olurdu diye düşünüyorum. Fakat asıl gezimiz öncesi çok yararlı bir deneyim oldu.

Öncelikle Avrupa seçmemizin sebebi Avrupa’da motorla seyahat etmenin daha kolay olmasıydı. Güvenli trafik, kalacak yerlerin kolay bulunması, kampların temiz olması, v.b. bir çok sebep sayabilirim. Bu süre zarfında eksiklerimizi ve fazlalıklarımızı gördük. Yeni neler almamız gerekiyor ya da neleri bırakmamız gerekiyor ortaya çıktı. Elimizde olan malzemelere alıştık ve bir düzen korduk. Benim daha önceki seyahatlerimde bir düzenim vardı ama şimdi iki kişi olunca yeni bir düzen kurmamız gerekiyordu. Mesela kamp malzemelerini açma, geri toplama ve yerleştirme konusunda otomatiğe bağladık. Bu hızlı toplanma ve yerleştirme için çok önemli. Market alış verişi, yemek  yapma konuları da aynı şekilde düzene oturdu. 🙂

Motorlarımızı yaklaşık 4.300km sürünce onlarla ne yapabileceğimizi ve ne yapamayacağımızı öğrendik. 🙂 Kendilerine alıştık. Sürekli poponuz ağrımıyor mu? titreşimden rahatsız olmuyor musunuz? küçük motorla gidilir mi? gibi sorulara inat biz oldukça rahat ettik. Hadi Selin daha önce Duke 390 kullanıyordu çıtayı çok düşürmedi ama ben yıllarca Yamaha Tenere XT660Z ve hatta bir ara 1200 Super Tenere kullandıktan sonra WR250 ile yola çıktım. Yine de hiç birini aramadım. Hafif makine olayı acayip cezbetti beni.

Sonuçta Selin ile beraber alıştırma niyetine yaptığımız bu kısa Avrupa yolculuğundan sonra, Latin Amerika yolculuğunu iple çelmeye başladık.

Selin gezi anılarını blogunda paylaşmaya devam ediyor ve benden daha çok yazdığı da kesin 🙂 Aşağıdan okuyabilirsiniz;

Seyahat Günlüğü / 1. Gün

Seyahat Günlüğü / 4. Gün

Seyahat Günlüğü / 6. Gün

Seyahat Günlüğü / İlk haftanın ardından…

Seyahat Günlüğü / 12. Gün

Seyahat Günlüğü / 22. Gün

 

ETİKETLER

Yorum Yok