Facebook üzerinden yapılan anlık paylaşımlar...
Orcaları göremeyince buraya kadar boşa mı geldim deyip penguenlerin olduğu bir yer varmış 50km güneyde. Oraya gittim. Daha önce kovaladığım penguenler ile aynı cinsler. Magellan penguenleri :) bu kadar yakından görmeyi beklemiyordum. Aranızda bir metreden az var ama kaçmıyorlar, hatta aldırmıyorlar bile :) önlerine oturdum uzun uzun seyrettim. Çay bile içtim :)) bence dünyadaki en komik hayvanlardan birisi bunlar. Sadece bunları görmek ve yanlarına oturup seyretmek bile burada günlerce kalmama ve bu kötü yolda motor sürmeme değdi. Kısaca bilgi vereyim. Burası yuva yaptıkları ve yavruladıkler yerlerden biris. Sudan çıkıp buraya kadar dikine tırmanıp resmen tepeye yuva yapıyorlar. Ben zor tırmanamam öyle diyim size. Şu anda yavruları çıkmış, büyümüş ve tüylerini döküyorlar. Kısa bir süre sonra da hepsi okyanusa dönecek.
Dün parkın geri kalanında internet bulamadığım için yazamadım. Dönünce de hem yorgunluktan hem de bizim biyolog ekibiyle sohbete daldığımdan paylaşım yapamadım. Dünkü park maceramı yazayım. Bugün zaten geç çıkacağım yola :) Yol kurumuştu en azından sürekli çamur geçişleri yoktu. Takip ettiğim araba yaklaşık 50km sonra başka yöne döndü, ben devam ettim. Sadece bir tane çok büyük bir su halvuzu vardı. Oldukça da çamurluydu ama ne hikmetse çok rahat geçtim. :) İlk olarak adanın en kuzeyine orca gözlemlemeye gittim. Gittiğimde bir sürü insan oturmuş orcaları bekliyordu. Fakat gelmediler :( hava sıcaklığı, rüzgar durunu, suyun yüksekliği, dalga olmayışı.. tüm şartlar uygunmuş ama yoktu. Hatta kumsalda dolanan deniz aslanları da vardı (onları yiyor) Bırak avlanmayı yüzerlerken bile göremedim. Kısmet ne diyim. Ben kalktım tee nerden geldim onlar bir 200-300mt yüzüp kıyıya gelmediler. :(
5 gündür Valdes yarımadasıdayım. Puerto Madryn'i de sayarsan 8 gündür buralardayım. :) Usuhaia'dan çıkalı sanırım 2 haftadan fazla oldu ve 3bin km gidip Buenos Aires'e varamadım. :)) Sabah uyandım ve hazırlanmaya başladım. Motora bakmaya dışarı çıktım baktım hava güneşlik. "Aman boşver kal bir gün daha belki park açılmıştır adanın kuzeyine orca görmeye gidersin" dedim kendi kendime. Parkın girişine geldim yol yine kapalı :) bir tane iş makinesi çıkıyordu adama sordum nedir durum gibisinden. Anladığımı söylüyorum yoldaki göletler duruyormuş ama motorla geçersin ya da anlamak istediğim buydu. :) Sonra baktım bir tane pikap daldı yola ben de ahan da tavşanım gidiyor diye peşine takıldım. :) Nereye gidiyor bilmiyordum ama gittiği yere kadar arkasında giderim dedim. En azından yalnız olmam bir şey olursa gören olur dedim. Olaylar hızlı gelişti parkta telefon çekmediği için de paylaşım yapamadım. :(
Akşam bizim ekip yine yemek hazılayacağız bize katılır mısın dedi. Ben de ayıp olmasın diye aç değilim şu anda teşekkür ederim dedim. Çünkü bir önce hazırladıkları yemeğin parasını paylaşacağız demişlerdi ama almamışlardı. Neyse yemek hazırladılar, sofrayı kurdular. Benim için de tabak koymuşlar hatta yemeği bile koymuşlar. Hadi yemeğe gel diye tabağı gösterince tekrar katıldım ben de yemeğe. Yarın büyük ihtimal ayrılacağım zaten son akşam yine hep beraber güzel oldu.
Geri hostele döndüğümde bizim ekip de uyanmış kahvaltı yapıyordu. Beni görünce boşver üzülme kuş adasına gideceğiz sen de gel bizle dediler. Takıldım yine onların peşine arabayla adanın olduğu yere gittik. Gelgit zamanı su çekilince küçük bir köprü oluşuyor adaya. Fakat adaya geçilmiyor. Hatta sahilde bile yürünmüyor. Bir sürü farklı kuş türü varmış. Ancak dürbünle gözlem yapılabiliyor. Arkadaşlar olaya el atıp ne konuştularsa adaya gidemedik ama sahilde yürüdük.
Sabaha bütün planlar değişti :) en son konuştuğumuzda orcaları görmek için dün tanıştığım biyologlar ile birlikte arabayla gidecektim. Fakat dünkü yağmurdan sonra parkın kuzeyine giden yolu kapamışlar. Büyük bir su havuzu varmış yolda. Motosiklet ile geçebileceğimi söylediler. Oraya gidebilmek için bir gün fazladan kalmıştım ondan şansımı denemek istedim. Hazırlandım çıktım. :) Anladığım kadarıyla sadece kuzeye giden yolu değil tüm parkın girişini kapamışlar. Ben kukaların kenarından geçtim devam ettim. Adanın en kuzey noktası 75km uzaklıkta, bugün toplam yapmak istediğim yol ise 170km yakın. Yaklaşık 25km kadar sürdüm fakat zemin çok yumuşak. Ara ara uzun çamur geçişleri de var. Benim lastikler bu kadar çamura uygun değil. Zincirin durumu zaten ortada. Ayrıca burası da evim değil haftasonu offroad sürüşüne de çıkmadım. Başıma bir şey gelse kimse geçmez veya gelmez. Çünkü park tamamen kapalı. Normalde girmemem lazımdı. Onun için 25km sonra geri dönmeye karar verdim.
Evet güze günü bitiriyorum. Yarın normalde çıkacaktım fakat bu ekip ile bir gün daha geçirmeye karar verdim ve yarın da buradayım. Onlar yarın yine orca görmeye gideceklermiş. Arabada yer varsa beni de alın dedim. Çünkü biliyorsunuz zinciri problemi yüzünden 200km offroad yapmak istediğimden çok emin değilim. Arabada 4 kişi olacaklarmış ama sıkışırız 5 kişi bineriz dediler. Büyük ihtimal sabah 6'da onlarla beraber orcaları görmeye adanın kuzeyine gideceğiz. Gelgitin yüksek olduğu zaman sabah saat 9 onun için erken gitmemiz gerekiyor. Umarım orcaları yakından görebilirim. Çünkü buradaki balinaları daha önce Güney Afrika'da görmüştüm. (Güney Amerika, Güney Afrika ve Avusturya şeklinde daire çiziyor bu balinalar) Fakat orcaları hiç görmemiştim.
Hostele dönünce akşam yemeğini beraber yemeği önerdiler. Arjantine özel bir yemek hazırlayacaklarmış. İsmi Guizo de lenteja. :) Ben de yok demedim. Çünkü tüm gün güzel vakit geçirmiştik. Önce gidip alışveriş yaptık sonra hep beraber yemek hazırlamaya başladık. Bu ekip gerçekten çook eğlenceli. İsimlerini yazmayı unuttum soldan sağa sırasıyla; Gonzalo, Juan ve Luciano.
Hani burada her yer fosil demiştim ama fotoğraf çekmeyi unuttuğum için hiç fotoğraflarını yüklememiştim. Şimdi ikinci kez gelince fotoğraf çekeyim dedim. Binlerce fosil var kayaların içinde. Fotoğrafta gördüğünüz ve kocaman olan midye belki de milyon yıl yaşında :) şaka yapmıyorum. Arkadaşlara sizce bu kaç yaşındadır dedim. Bilmem milyon vardır dediler. :D Bunlar kocaman ve çok kalın midyeler. Yani fosil olmadan önce uzun yıllar da yaşamışlar. Fakat burada bir sürü olduğu için hiç bir değeri yok.
Ahanda orcayı (katil balinayı) gördüm hatta yakaladım bile ahahaha :D Bu arkadaşlar eğlenceli bir video hazırlamak istiyorlarmış orcalar ile ilgili. Ondan yanlarında bir tane şişme orca getirmişler. Ben görünce çok şaşırdım çünkü hiç beklemiyordum. Oldukça komik şeyler çektiler. Bitmiş halini merak ettim. Bugün onlar sayesinde çok güldüm. Doğada gezerken biyalog ile gezmenin güzel yanları varmış. Bana bir sürü şey gösterdiler ve anlattılar. Hatta yürürken küçük bir su birikintisinin içinde bir sürü canlı gösterdiler. Oysa benim için sıradan küçük bir su birikintisiydi. Fakat bir sürü canlının dünyası orasıymış. Öğleden sonra yanlarında getirdikleri şeylerle yemek hazırladılar ve ben hiç planda olmadığım halde benle paylaştılar.
Sabah erkenden adanın kuzeyine gitmek için kalktım fakat beklemediğim şekilde hava kapalıydı. Hafif hafif de atıştırıyordu. Durum böyle olunca geri yattım :) Gözümü tekrar açtığımda saat 10 olmuştu. Kalktım kahvaltı yaptım ve internet kullanmak için dışarı çıktım. Kaldığım hostelin hemen 10mt ilerisinde şifresiz bir wifi var ve hostelin içinden çekmiyor. Onun için çıkıp kaldırma oturdum. Dün tanıştığım 3 biyolog araba ile yanıma geldi. "Bugün hava kötü planın var mı?" dediler. Ben de "motorla bir yere gidemiyorum ondan yok" dedim. "O zaman bize katıl biraz gezeceğiz etrafta" dediler. Arabada oldukları için fikir çok cazip geldi. :D İşin komiği benim 2 gün önce kamp yaptığım bölgeye gitmek istiyorlarmış. Yollar kötü olduğundan ve dün de yağmur yağdığı için ben onlara nerden gitmeleri gerektiğini gösterdim. Ayrıca nerede ne var onları anlattım. Bir ara duruma baya güldüler. Çünkü kendileri Arjantinli ama rehberleri Türkiye'den biri :)
Kaldığım hostelde 3 tane biolog ile tanıştım. İçlerinden biri aynı zamanda fotoğrafçı. Dün orcaları (katil balinaları) görmek için adada gezmişler. Onlara bir şeyler görebildiniz mi diye sordum. Bana bu fotoğrafı gösterdiler. Bir sürü video da çekmişler. Katil balinanın kıyıya kadar kumlara çıkıp deniz aslanını avlarken. Bundan önceki fotoğraf ve videolarda bu deniz aslanının kardeşi gidiyordu :( Bu güzel fotoğrafı paylaşmam için bana verdiğinden dolayı Luciano'a teşekkür ederim. Eğer hayvanları seviyorsanız Luciano'nun instagram hesabına mutlaka bakın, çok iyi fotoğraflar var. Yarın adanın kuzeyine gitmem konusunda beni fazlasıyla motive ettiler. Luciano Izzo 'un instagram hesabı; http://instagram.com/lucianoizzo_ph
Sahile doğru yürürken turist info gördüm ve girip bir şansımı denemek istedim. İngilizce biliyorlarmış. Dedim bu balinaları nasıl göreceğim. :D Aslında yılın her ayı buradalarmış fakat yavrulama dönemlerinde körfezin içine giriyorlarmış ve daha rahat gözlemlenebiliyormuş. Şu anda adanın kuzey ucundan gözlemleme şansı varmış. Bildiğimin aksine gelgitin yüksek olduğu saatlerde görme şansı varmış. Adanın kuzey ucu yaklaşık 100km ve stabilize. Ayrıca gelgitin yüksek olduğu saatte orada olmam lazım. Şansıma yarın zamanlama hiç uygun değil çünkü sadece sabah 8'de ve akşam 20'de sular en yüksek seviyesinde oluyor. Her ikisinde de hava karanlık oluyor. Ayrıca yarın yağmurlu olacağını söylediler. Eğer çok yağmur yağarsa zaten balinalar olmuyormuş. Park da zaten kapanıyormuş yolları yüzünden. Sonraki gün yani cumartesi güneşlik olursa açılabilir dediler. Cumartesi günü de saat 9 ile 21 arasında sular yüksek olacak. Belki cumartesi sabah 8 gibi çıkarsam 9 buçuk gibi orada olup 2-3 saat sular inerken gözlemleyebilirim. Tabii yine kesin göreceğim diye bir şey yok. Bana gelgit için zaman çizelgesi de verdiler. Bu sezonda balinaları görmek için tekne turu yapıyorlarmış ama fiyatları çok pahalı olduğu için o seçeneği baştan eledim. Bu durumda 2 gün daha burada kalmam lazım. Bilemedim...
Yok vazgeçtim ve geri hostele döndüm çünkü havada baya yağmur kokusu var. :) Zaten ben döndükten yarım saat sonra da yağmur indirdi. Durum böyle olunca yarın tüm gün etrafta dolanmaya karar verim. Drone'u da alırım yanıma belki rüzgarsız yerler yakalarım video çekerim biraz. Hostelde bir gün daha kalacağım. Geldim konuştuk biraz da indirim yaptı ikinci gün için 7$ anlaştık. O zaman günün geri kalanını yağmuru seyrederek içerde geçireyim. Yağmur durursa şehrin plajına giderim (dün paylaşmıştım). Sadece 50mt uzağımda.
Şehirde bir kamp yer vadı ona fiyat sormaya gittim. Çünkü şehir küçük bir koya kurulmuş ve yağmur da almıyor. Kamp yeri 10$ fiyat verdi. Şehrin girişinde bir hostel görmüştüm. Geçerken bir de ona sordum 9$ fiyat verdi. Oldukça büyük odası olan bir hostel. Ayrıca oturma alanı, mutfağı filan da var. Böyle olunca bir gün daha burada kalmaya karar verdim. Gece yağmur gösteriyordu onun için iyi oldu. Kamp yaptığım yerde yağmur yemiş olsam oradan kesinlikle geri çıkamam. Çünkü eski okyanus tabanı olduğu için suyu görünce çamur oluyor tamamı. O falezin üzerinde kalırdım tekrar güneş çıkıp kuruyana kadar. Şimdi planları da değiştirdim. Normalde adanın çevresinde turlamak istemiyordum çünkü 400km yakın ve stabilize yolu var. Zincirin çok canı kalmadı ondan gitmek istemiyordum. Fakat hostelde kalacağım için tüm çantaları söktüm, motoru hafiflettim. Biraz turlayım bakim etrafta. Sanki yağmur gelecek gibi de duruyor ama meteorolojiye göre bir şey gözükmüyor.
Ben kahvaltıyı hazırlayana kadar Rüzgar çok arttı ve çadır yerinde durmaz hale geldi. Zaten çadırık içi de kum doldu. :( Hemen kahvaltıyı yapıp çadırı topladım ve geri piramides şehrine geldim. Ne yapacağıma karar vermem lazım ama yarım saattir bir hava duruma bakıyorum bir haritaya bakıyorum :) buralarda kalsam güzel olacaktı ama rüzgar izin vermiyor. Anladığım kadarıyla kuzeye doğru da durum çok değişmeyecek. Fakat benim zaman geçirecek ucuz ya da bedava bir yer bulmam gerekiyor.
Valdes yarımadasından bir kaç fotoğraf atayım. Ada çok güzelmiş gerçekten. Normalde bu koca yarımadanın tamamı okyanus altındaymış. Zaminde deli gibi fosil var. Dev gibi midyeler sert toprak içinde fosilleşmiş kalmış. Daha önce burada dinazor fosili de bulmuşlar.
Herkese günaydınn güzel, güneşli bir güne uyandım. :) Fakat akşam rüzgar yüzünden sürekli uyandım durdum. Çadırı uçuracak kadar hızlı değildi. Saatte 45-50km/s civarında esiyordu. Dün hava durumuna baktığım gibi kuzeye doğru da kaymış ama yine de bulunduğum yer az da olsa rüzgar alıyordu. Çadır sürekli ses yaptığı için uyandım durdum. Burada yaşayan eski insanlar ne yapıyormuş merak ediyorum. İnsanı aptal eder bu rüzgar sürekli esiyor sağdan soldan. Hadi şimdi şehirler, binalar, kapalı ortamlar var. Bir gün daha burada kalma konusunda şüpheliyim artık. Hava durumuna ve yağmura bakayım bir. Önce kahvaltı hazırlayım okyanusa karşı bakalım balina görebilecek miyim?
Kahve eşliğinde en önden sessiz sakin bir gün batımı ;) bulardan balinaları avlanırken sürekli görmek mümkünmüş. Seyrettim biraz ama göremedim. Gelgitin düşük olduğu zaman daha çok görülüyormuş. Yani sabah daha çok şansım olabilir. Sevdim burayı belki bir gün daha kalırım. Yarın hava ve rüzgarın durumuna göre karar veririm. Rüzgar az olursa drone'u da kullanmak istiyorum burada. :D Tam olarak bulunduğum yer; https://maps.google.com/?q=-42.618357,-64.273009
Daha güzel bir iki yer buldum ama çok rüzgar alıyor. Onun için ilk bulduğum yere geri geldim. Bence burası bu gezide kamp attığım en güzel yerlerden birisi olacak. :) Ortalıkta kimsecikleri göremedim. Zaten burası yoldan pek araba ile gelinebilecek bir yer değil. Yoldan görmek de mümkün değil. Kimsesiz, sessiz sakin bir akşam geçireceğim. Rüzgar da dönerse kısa sürede tadından yenmez.
Çok güzel bir yer buldum sanırım. Burası zamanında okyanus yatağıymış ve sular çekilmiş. Tabii bu olay son milyon yıl içinde olmuş :)) Bu üzerinde durduğım plato aslında bir falez. Yoldan ayrılıp bu falezin üzerinde 1km kadar gidince böyle çok güzel bir yere geldim. Rüzgar alıyor ama bugün akşam ve yarın sabaha doğru rüzgar güneyden kuzeye doğru kayacak. Onun için beni kurtarır. Şu anda sular yükseliyor. Saat 16 gibi en yüksek seviyeye ulaşacak. Böylece nereye kadar yükseliyor görebilirim. Falezin yüksekliği 10mt kadar var. Okyanus buraya kadar yükselemez fakat faleze çarpan dalgalar yukarı kadar geliyor. Ben biraz daha dolanayım bakim burası cepte kalsın.
Yarımadanın içinde anayollar zaten stabilize ben bir de ayrılıp ara yollara girdim. Kamp için güzel bir yer arıyorum. Fakat bol bol kum sürüşü yapmak zorunda kaldım.
Parkın içine girdim ve girişi yaklaşık 22$'mış. Çok ucuz değil. Bilet günlükmüş ama içerde kaldığım sürece kimse bir şey demiyor sanırım. İlk önce yarım adanın girişindeki Puerto Pramides'e geldim. Buradan benzin almam gerekiyor çünkü 100km geldim ve adanın çevresi neredeyse 300km offroad :) Arkadaki yedeği bile koysam yetmez geri dönmeme. Burası aslında balina, deniz aslanı ve penguen gözlemi ile meşhur. Zaten şehirde her şey balinalar ile ilgili :) Fakat şu anda sezonu olmadığı için görmek zor. Neden geldin o zaman derseniz yapacak başka bir şey yok. :( Buradan Buenos Aires'e kadar vakit geçirilebilecek tek yer burası. Neyse gidip kendime kamp yapacak güzel bir yer bulayım. Kamp alanı dışında kamp yapmak yasakmış ama bence bu sezonda milli parkta benden başka kimse yoktur.
Evdeyken bir ara "ben en çok sinemaya gitmeyi ya da evde oturup film izlemeyi özledim" dedim. Ayfer de "Onur daha geçen söylüyordu ispanyolca olsa da sinemaya mı gitsek" dedi. Hımmm... düşündüm o zaman evde film gecesi yapalım. Evde güzel bir TV var ama bilgisayarı bağlayacak kablomuz olmadığı için filmi internetten indirip USB bellek ile televizyondan seyretmemiz lazımdı. Fakat sorun filmi indirme kısmında :) Çünkü onu indirmemiz bile 2 günümüzü aldı :D İnternetimiz kötü derken şaka yapmıyorum. Olsun sonunda çekirdeklerimizi alıp televizyon karşısında film izledik. Bu küçücük şeyler bile eğlenmemize ve güzel vakit geçirmemize yetiyor. Burada geçirdiğim süre boyunca kendimi evde gibi hissettim gerçekten. Belki 1 aydan fazladır doğada kamp yaptığım için de öyle gelmiş olabilir :D
Sonunda bu kıtadan ayrılmadan Armadillo gördüm. Tam motorun üzerindeyken yanımdan geçti. Motordan inene kadar kaçtı gitti. Yakalamak gibi bir hedefim vardı çünkü. Dolandım dolandım yuvasını buldum ya da yuvası değil sadece saklanmak için kullanıyor bilmiyorum. Oradan bana bakıyordu. Sonra biraz debelenmeye ve öne doğru gelmeye başladı. Dedim herhalde korkmuyor benden çıkacak. Baya baya da çıktı. Ben de içimden "hadi az daha hadi az daha yakalayacam seni..." diye geçiriyorum. Sonra aynı hızlı arkasını dönüp kazmaya ve derinlere doğru gitmeye devam etti. Meğer kazmasına engel olan tünelin ağzındaki kumları dışarı çıkarmaya çalışıyormuş. :)) Çok komik hayvan. Neyse nereye olduklarını ve nereye bakacağımı öğrendim. Eninde sonunda yakalacağım birinizi.
Hiç drone videosu paylaşmamıştım. Çünkü onları montajlayacak vakti hiç bulamadım. Ben de dönünce bakarım diye çektim çektim durdum. Fakat hem video işine hem de drone olayında yeni olduğum için neyi nasıl çekeceğimi bilmiyorum. Rasgele çekimler yapıyorum. Çektiklerimi kullanmadıkça da kendimi geliştiremiyorum. Onun için montajlamadan da olsa kısa kısa videoları instagram'a koymaya karar verdim. Böylece neyi nasıl çekebileceğimi hatta ne çekeceğimi de daha iyi öğrenmiş olurum. Burası Ekvador'dan soğuk ve yağmurdan kaçıp geldiğimiz Peru'nın ilk girişi Tumbes sahili. Birden sıcağı ve denizi görünce 3 gece kalmıştık. Peru'ya güzel bir başlangıç yapmış olduk. Zaten sonrasında böyle güzel sahilleri olan yer göremedik Peru'da. Instagram'dan video ve fotoğrafları takip etmek için; instagram.com/ruzgarinizinde
Patagonya'da internet olmadığı için paylaşımları 1-2 gün geriden yaptığımı daha önce yazmıştım. Çünkü yoldayken yani motor ile bir yerden bir yere giderken hiç internetim olmuyor. Telefon hattım var aslında ama çekmiyor. Onun için yazacağım bir şey olduğunda offline olarak yazıyordum. Yazdıklarım daha sonra internet bulunca sayfaya yükleniyordu. Artık Patagonya'nın sonuna dayandım bundan sonra internet sorunum olmaz sanırım (yani inşallah). İşin özü biz buraya yani Puerto Madryn'e geleli bir kaç gün oldu. Ben rahatı bulduğum için çok bir şey yazamadım. :) Zaten burada çok bir şey de yapmadık. Neredeyse bütün gün evdeydim. Hatta evdeydik. Çünkü yorucu bir coğrafyadan çıktık ve ev ortamı hepimize iyi geldi. Evde neler yapmadık ki :) Bol bol sohbet ettik. Daha önce beraber sürdüğümüz yerleri andık. Çok acayip güldük eğlendik. Kendimize güzel kahvaltılar, yemekler, pastalar, tatlılar hazırladık. Çamaşırlarımızı yıkadık. Malzemelerimizin bakımlarını ve tamiratlarını yaptık. Motorlarımız ile ilgilendik. Bir ara dışarı çıktık şehirde ve sahilde gezdik ama zamanın çoğunda hep evdeydik.
Sabah kalktık biraz restoranda eğlendik. Kendimize yine güzel bir kahvaltı hazırladık, eşyalarımızı topladık. Cynthia'da geldi, yol durumunu anlatı bize. Ben kuzeye Puerto Madryn'e doğru devam edeceğim ve benim taraftaki yolların hepsi açılmış. Fakat Onurlar kuzey batıya Bariloche'e doğru gideceklerdi ve onların yolları hala kapalıymış. Son anda onlar da karar değiştirip Puerto Madryn'e gelmeye ve oradan batıya dönmeye karar verdiler. Fakat Puerto Madryn buradan yaklaşık 400km uzaklıkta ve ben bir günde o kadar yol yapmıyorum. Zincir can çekiştiği için çok zorlamıyorum. Rüzgar da artık arkamdan esip yardımcı olmuyor. Normalde ben buradan 200km kuzeyde okyanusa doğru girip orada kamp yapacaktım. Fakat Rota 3'den okyanusa gel git 150km ve stabilize. :D Orada yine penguenler, deniz aslanları ve balinalar varmış, karar vermedim. Çünkü Onurlar da Puerto Madryn'e geleceklerse fazladan bir kaç gün daha geçirmek eğlenceli olabilir :) Onurlara dedim siz önden devam edin eğer ben Puerto Madryn'e kadar gelebilirsem akşam gelirim, gelemezsen yolda kamp yaparım bir yerlerde. Sabah ayrılıp yola çıktık böylece...
Buyrun Rota 3'den bugünkü manzara :) Nasıl hiç değişmiyor değil mi hep düz ve çöl.
Madem restorandayız kendimize güzel bir yemek yapıp, masa hazırlayalım dedik. Dün gece tuvalette bu gece restoranda yatıyoruz bakalım yarın yol açılır devam edebilirsek nerede kalacağız. Açılmazsa burada kalacağımız kesin ama :D
Restorana giderken merakla nasıl bir şey çıkacak acaba diye düşünüyorduk. Fakat beklediğim öte güzel büyük ve güzel bir yer çıktı. Ne ararsan var çok komikti. Bunları yiyebilirsiniz, bunları içebilirsiniz istediğiniz gibi takılın dedi. Sadece mutfak alt katta ve su bastığı için orayı kullanadık :) Restorana yerleştikten sonra Cynthia bizi markete götürdü. Market resmen talan edilmiş. Bulabildiklerimizi aldık. Kasada çok uzun kuyruk vardı. En basiti ekmek bulamadık. Cynthia bende var ben veririm merak etmeyin dedi. Sonra duş almak için Cynthia'ın evinin yolunu tuttuk. Evi çok küçük olduğu için 3'ümüzün sığmasına imkan yoktu. Yoksa kesin evine davet ederdi. Zaten söylemişti evinin küçük olduğunu ondan restoranı önerdiğini. Asıl komiği ekmek almaya bir pastaneye geldik ama kocaman bir pastane ve orası da onunmuş. :D O an pastanenin için çok güzel geldi. Hem çok güzel kokuyor hem yiyecek bir sürü şey var. Bize zaten koca bir poşet hazırladı verdi. İçinde ekmek, tatlı, kek, kurabiye koydu. Evde bize fotoğraflarını ve daha önce gezdiği yerleri gösterdi. Bizim gitmek istediğimiz yerler hakkında da bilgi verdi.
Comodora Rivadavia'a gelmeden 10km önce Rada Tilly diye ufak bir şehre geldik. Ben normalde hava güzel olsaydı burada 3-4 gün kamp yapmak istiyordum. Çünkü güzel bir sahil kasabası olduğunu duymuştum. Fakat sel buraları da çok etkilemiş. Sokaklardan çamur akmış resmen. Buradan ötede yine yol kapalıydı. Comodora Rivadavia'a sadece 10km var ama gidemedik. Onun için buraya da kalacak yer aramaya karar verdik. Fakat bizim gibi kimse gidemedi için herkes kalacak yer derdine girmiş. Kasaba zaten çok küçük ve kalacak çok fazla otel yok. En azından bizim kalabileceğimiz fiyat skalasında olan çok fazla otel yok. İnternette güzel bir kamp yeri olduğunu okumuştum. Orada kalmak istiyordum zaten normalde ama bu hava da bir süre kamp yapmasam daha iyi olacak tabii :)) Bir kaç tane denedikten sonra bir yer bulamadık. En son sahilde büyük ve pahalı görünümlü bir otelin önünde durduk. Tam o sırada Cynthia yanımıza geldi. Nerden geldiğimizi sordu, kendisinin de motor kullandığını gezdiğini filan anlattı. Tabii biz biraz ispanyolca, o biraz ingilizce biliyor anlaşabildiğimiz kadar artık. Sonra buralar çok pahalı isterseniz benim restoranım var, hava yüzünden 2-3 gündür kapalı orada kalabilirsiniz dedi. Biz yine şaşkınlıkla birbirimize baktık. Ben "bana çok oluyor alışım ben" dedim. :D Hadi gidelim dedik başladık Cynthia'yı takip etmeye. Restoranda kalma fikri bana çok cazip geldi aslında, çünkü imkanları tuvaletten daha geniş en azından :D
Evet yaklaşık 2-3 saat sonra yol açıldı ve herkes apar topar arabalarına koşup yola koyuldu. Biz biraz bekledik çünkü Arjantin'de zaten iyi araba kullanmıyorlar bir de beklemekten sıkışmış şoförlerin tepemize çıkmasını istemedik. Aslında yolun ilk 50-60km kesiminde hiçbir şey yoktu. Fırtınanın ortası dediğim Comodora Rivadavia'a yaklaştıkça durumu daha iyi görmeye başladık. Olay baya büyükmüş gerçekten. Biz kenarında kaldığımız için çok anlamamışız aslında. Yollar çökmüş, seller çamurları taşımış araçlar, iş yerleri çamur altında kalmış. Bunları görünce Comodora Rivadavia'a varınca orada bir iki gün kalalım ortalık biraz sakinleşsin dedik. Hayırlı ile bugün varabilirsek süper olacak. Çünkü bazı yerlerde yolların küçük bir kısmını açabilmişler oradan da sırayla araba geçişine izin veriyorlar. Hadi ben küçük motor ve tek başımayım ama bazı uzun çamur geçişleri Onur için stresli olabiliyor.
Yağmur ve az rüzgar eşliğinde 100km gelerek ilk büyük şehir olan Caleta Olivia 'ya geldik. Benzin aldığımız yerde bir araba bize kuzeye mi yoksa güneye mi gidiyorsunuz diye sordu. Kuzey diyince yol kapalı şu anda gidemezsiniz dedi. Biz pek anlamadık çünkü sadece bir tane yol var kuzeye çıkan ve onun kapalı olması bize çok mantıklı gelmedi. Adam da inanmadığımızı anladı sanırım telefondan bize haber videolarını gösterdi. :) Baya 1-2 metrelik çamur deryaları arabaları alıp götürüyordu. Fakat biz orada kalmak istemediğimiz için devam edip bir bakalım duruma dedik. En kötüsü geri buraya döneriz diye konuştuk. Yaklaşık 10km kadar gittik uzun bir kuyruk başladı. Polis yolu kapamış gerçekten ve kimseyi salmıyordu. Motoru hemen yandaki benzinliğe park edip gidip polis ile konuşmaya çalıştık. Yolun sel yüzünden kapalı olduğunu ve ne zaman açılacağını bilmediğini söyledi. Biz de benzinciye geri dönüp beklemeye karar verdik. Güneş batmasına daha çok var neden olsa. Eğer çok beklersek şehre geri döner kalacak yer bakarız artık.
Eğlenceli ve ilginç bir geceden sonra yine yağmurlu ve rüzgarlı bir havaya uyandık. :) Burada tekrar kalmayıp devam etmek istiyoruz fakat hava durumu nasıl önümüzde yollar nasıl hiç bilmiyoruz. Bu arada unuttum dün Onurlar gelipte kadının yanına ofise gittiğimizde orada modemin çalıştığını gördüm. Ben ilk geldiğimde modem çalışmıyordu ve kadın internet yok demişti. Daha doğrusu eliyle kesik işareti yapmıştı. Dün çalıştığını görünce karıma haber vermem lazım diye rica ettik ve şifreyi almıştık. Gerçi kadın sadece benim telefona girdi ve şifreyi de göstermedi. :D Neyse sabah ilk olarak hava durumunu kontrol etmeye çalıştık. İnternet var ama yok da denebilir tabii :) rüzgar ve yağmur durumuna ilk baktığımda gördüğüm harita buydu. Biz baya baya fırtınanın tam kenarında kalmışız. Neyse ki o gün daha fazla gitmemişim de burada kalmışım. Bugün öğleden sonra yağmurun duracağını gösteriyor. Onun için biraz daha kuzeye giderek daha büyük bir şehir olan Comodoro Rivadavia şehrine gidelim diyoruz. En azından kalacak daha iyi bir yer buluruz. Orası şu anda haritada gözüken fırtınan ortası :)
Gece oldu ama yağmur ve fırtına aynı şekilde devam ediyor. Gidip kadının kapısını çaldık. Dedik fırtına var çadır kuramayız yemek odasında yatabilir miyiz? Kadın gayet normal şekilde şu cevabı verdi, "Yemek odasında yemek yenir, tuvalette de yatılır. İstiyorsanız orada yatabilirsiniz". Biz tabii nasıl yani olduk. Fakat burada normal bir şey olduğunu anladık sonra kadının tavırlarından. Ayfer & Onur daha önce duymuşlar başkalarından tuvalette yatıldığını ama ben ilk kez duydum. Aslında kocaman ve oldukça da temiz tuvalet banyosu var. Ben kadın öyle diyince biran acaba orada bir kapı vardı da yatacak oda mı vardı diye düşündüm. Fakat tabii öyle bir şey yok. Kadın ile biraz konuşmaya çalıştık ama yok ikna edemedik. Belli ki dün olduğu gibi bugün de yemek odasını kitleyecek. Tüm seyahatlerimin en ilginç anısı olabilir. Otobüs durağından sonra tuvalette yatma konusu ilginçmiş. Zaten birbirimize baktık nasıl olacak bu iş diye düşündük. Fakat çaresizlik böyle bir şey işte. Bu hava da dışarda kalamayacağımıza göre ve kadın da başka yerde kalmamıza izin vermediği için mecbur kapalı bulduğumuz bir yerde yatacağız. Olan AyferOnur Seyahatnamesi oldu. Çünkü onları buraya ben sürükledim. Bir de düşünsenize Antartika'dan çıkıp gelmişler tuvalette yatıyorlar. Onlara dedim zaten benle seyahat ederseni başınıza her şey gelebilir :D
Hahah kadın burada mahsur kaldığımı bildiği için belki yiyecek bir şeylerim yoktur diye bana kendi yemeğinden getirdi. Çok acayip sabah ne yapacağım bu fırtına diye düşünürken kafamı sokacak bir yerim oldu, sonra bu kadar ıslak malzemeyi nasıl kuracağım diye düşünürken kadın geldi sobanın ayarını yükseltip, taburelerden düzenek yaptı. Her şey bitti elimdeki malzemeler yemek için bana nasıl yetecek? nereye gidip alacağım diye düşünürken yemek geldi. :) Her sorun çözümü ile birlikte geliyor diyorum zaten hep.
Ben her şeyi yemek odasına yığınca acaba kadın gelecek bir şey diyecek mi diye pencereden bakar oldum. :( Neyse ki kamp alanında benden başka kimse yok. Zaten bu havada bence kimse kafasını dışarı çıkarmaz. Kadın ara ara gelip beni kontrol ediyor ya da ortalığı kolaçan ediyor bilmiyorum. Bir geldi baktı her şey ıslak. Hemen sobanın ayarını yükseltti. Tabureleri dikine kaldırıp ıslak her şeyi onlara asmamı anlattı. İyi valla rahatladım. Bir şeyler diyecek diye rahatsız oluyordum. Islan olan her şeyi kurutmam gerekiyor. Akşam burada mı yatacak geri çadırı mı kuracağım belli değil daha. :)
Biraz etrafta dolaşarak en az rüzgar alan yerin neresi olduğunu bulama çalıştım. Bu arada dün çadırı kurmadığım kumluk alanda 10cm yüksekliğinde gölet oluştu. :( Yağmur hiç mi durmayacak anlamadım. Çadırı kucaklayıp başka bir yere kurmaya çalışırken kampın sahibi olan kadın yemek odasının kapısından bana seslendi. Biraz sinirli gibiydi. Herhalde her şeyi oraya koyduğum için söylenecek dedim. Anlattıklarından anladığım, hava daha da kötü olacak, rüzgar artacak, çadırını topla, gel burada otur. :) Kendisine çok teşekkür ettim ve gittim hemen çadırı toplayıp onu da getirdim. Artık ıslanmayan bir şeyim kalmadı sanırım. :) Neyse en azından sıcak ve temiz bir ortamda oturuyorum. Asıl sorun @ayferonur ile en son konuştuğumda burada 2 gün kamp yapacağımı, yetişirseniz buraya uğramalarını söyledim. Fakat şimdi her nerdelerse orada kalmalarını ve kuzeye gelmemelerini yazmam gerekiyor. Fakat bunu yazacak internetim yok. Umarım gelmezler.
Gece uzun ve zor oldu. :( Çünkü yağmur hiç durmadı ve çok deli yağdı. Bu seyahatte hiç bu kadar deli yapan yağmurda bu kadar uzun süre kalmamıştık. Ayrıca fırtına yüzünden rüzgar da hiç durmadı. Kullandığım çadır oldukça iyi bir çadır fakat bu tarz bir hava koşulu için üretilmiş bir model değil. O zaman neden kullanıyorsun derseniz, çok hafif ve oldukça küçük olduğu için tercih ettik. Sonuçta bir yıl gezide kaç defa böyle bir olay oluyor. Tabii çadır uygun olmadığı için sabaha karşı altta oluşan su havuzu yüzünden su almaya başladı. Matın kenarına havlu koydum, altına ise yağmurlukları koydum. Mat yüksek olduğu için kurtarıyordu. Tek derdim uyku tulumunun ıslanmaması çünkü o zaman ısınamam. Saat 8 gibi güneş doğduktan hemen sonra rüzgar daha da şiddetlenince çadırın kazıkları da yerinden çıkmaya başladı. Çadıra bir şey olacak diye çadırdan çıktım. Yemek odasını kontrol ettim açıktı. Çadırın içindeki her şeyi oraya götürdüm sobanın önüne koydum kurutmak için. Şimdi çadırın yerini değiştirmem lazım ama bu rüzgarda nasıl yapacağım bilmiyorum. :( Çadırın içi dışı tamamen ıslandı zaten ama elimde olan şey bu şu anda. Çünkü bu küçük köyde mahsur kaldım resmen.
Sağolsun rüzgar kuzeye doğru estiği için arkamdan vuruyordu. 250km yolu çok rahat bir şekilde geldim. Zinciri zorlamamak için oldukça sakin kullanıyorum. Eğer rüzgar karşıdan eserse 80'in üstüne pek çıkmıyorum. Arkadan esince rampayı bile 110 ile çıkartabiliyor gaza yüklenmeden. Gelmek istediğim küçük köye geldim. Kamp yeri hemen girişteydi fakat ortada kimse yoktu. Biraz dolandım içerlerde kimse yok. Köy de bir terkedilmiş gibi zaten. Oturup beklemeye başladım kapının önünde. Bir tane kadın geldi. Kalmak istediğim söyledim. Kayıt yaptırdım ve geceliği 4$ ödedim. İnanılmaz temiz, ısıtmalı kocaman bir banyosu var. Ayrıca tam ekipmanlı bir mutfağı ve yemek odası da cabası. Burada bir hafta bile kalınır. :) En büyük sorun internet yok. Burası çok küçük olduğu için telefon da çalışmıyor. Kendime rüzgarın geleceği yöne göre bir alan seçtim ve çadırı kurdum. Aslında betona değil hemen arkadaki kumluk alana kursam daha mı iyi olur diye düşünüyorum. Çünkü yağmurda kum suyu çekiyor fakat betonda altımda birikecek. Ek olarak yağmur brandasını germeyi düşündüm önce sonra ondan da vazgeçtim. Ağaçlar biraz korur zaten. Ben bunları düşünene kadar yağmur başladı zaten :) İçeri mutfağın ve yemek odasının olduğu yere kaçtım.
Ufak bir penguen macerasından sonra gerçeklere geri dönelim. Ben Yazarsam Olur gelmesine daha çok zaman var onun için burada bir gün daha kalabilirim. Fakat kalamıyorum. Çünkü buradan 250km kuzeye yarın fırtına geliyor. Şiddetli rüzgar ve yağmur olacak. Eğer bugün burada kalırsam, yarın ve sonraki gün de burada kalmam gerekiyor. Fakat burası 3 gün kalmaya uygun bir yer değil. Sağolsun Arjantinliler de aynı Şilililer gibi çevrelerine pek iyi bakmıyorlar. Çok temiz bir yer değil. Ayrıca her akşam suyun nereye kadar yükseldiğini takip etmek istemiyorum. Haritadan ve internetten kuzeyde kalabileceğim daha doğrusu sığınabileceğim paralı bir kamp yeri var mı diye bakındım ve bir tane buldum. Ana yoldan 10 km kadar içerde çok küçük bir köyde kamp yeri buldum. Fiyatı da oldukça ucuzmuş. Gözüme orayı kestirdim. Bugün yağmur başlamadan yetişebilirsem gider orada yağmurlar geçene kadar 2-3 gün kalırım. Not: ilk satır rüzgarın şiddeti, ikinci satır anlık vuran rüzgarın şiddetini ve üçüncü satır da hava sıcaklığını gösteriyor. Damla olanlar da tahmin ettiğiniz gibi yağmur şiddetini.
Karşı adada bir tane terkedilmiş bir çiftlik evi var hepsi de oradan geliyor. Dün orada insanlar gördüğümü hatırlıyorum zaten bir şeylere bakıyorlardı. Demek gidilebiliyor ama nasıl? Motora bindim adaya geçen bir yol aramaya başladım fakat bulamadım. Sular çekildiği için ilerde adaya giden bir yol açılmış gibi gördüm. Oraya gidip adaya yürümeyi denedim. :D Tamam saçma fikirdi biliyorum ama denemek istedim. Fakat çamur olduğu için 200mt kadar sonra gidemedim. Belki de dün gördüklerim penguen turu filan almıştır ve tekne ile gitmiştir. Buralarda pek bir moda ve 100$ gibi anlamsız paralar istiyorlar. Oysa Afrika'da biz bunların içlerinde yürüdük, yüzdüki, oturduk hatta. Sonra aklıma yanımda Drone olduğu geldi. Ben gidemiyorsam Drone gider dedim ve hemen geri dönüp saldım drone'u :D Çok alçaktan uçmadan ve onları korkutmadan bir kaç fotoğraf ve video çekmeye çalıştım. Yüzlerce yuva vardı ve penguen varmış meğersem. Penguenler komik hayvanlar gerçekten :)
Herkese günaydın, güneşin çadırıma doğduğu ender anlardan birini yaşıyorum. Fakat sabah sabah güneşe uyanmadım aksine penguenlerin barışma seslerine uyandım. Sanırım benim olduğum kıyıya geldiler diye bir heves çadırdan çıktım ama dün akşam gördüğüm adacıktalar yine ve bu sefer tekrar denize doğru sürü halinde yürüyorlar. Sanırım balığa gidiyorlar. :) Şimdi belgesellerden hatırladığım kadarıyla bunlar karaya sadece çiftleşmek ve üremek için çıkıyorlar. bebekleri büyüğünce de geri denize dönüyorlar. Sanırım erkek olan yavruya bakıyor, dişi olan ise avlanmaya gidip geliyordu. O zaman bunların dün akşam yürüdüğü yönde yuvaları var. :) Orayı bulursam gidip biraz daha yakından görebilirim. Korkutmadan tabii ki :)
Akşam 22 gibi hafif yağmur başlayınca çadırın içine girdim beklemeye devam ettim. Bir ara sanki dalga sesi çok yakından geliyor gibi oldu. Saate baktım gece 23'ü geçmişo. Panikle hemen dışarı çıktım baktım. Yaklaşık 10 mt kadar yakınıma gelmiş. Son yüksekliğine ulaşmasına da daha 1 saat var ama bence 1-2mt daha gelir sonra durur. Yine de bekleyeceğim çünkü uyuyamıyorum :D Gel git ne acayip bir olay koca olyanus metrelerce geri çekiliyor. Şu anda resmen suyun gelişini duyabiliyorum. Aynı mehir gibi akıyor körfezin içine.
Güneş battı ama daha hava tam kararmadı. Suyun çekilmesi oluşan adacıkta bir hareketlilik gördüm. Kalabalık bir sürü yürüyor resmen. Daha yakından bakmak için okyanusun içine doğru (suyun çekilmiş olduğu kısım) yürüdüm iyice. Hahahah penguen sürüsü bunlar :) Büyük ihtimalle denizden, avdan evlerine dönüyorlar. Çok komikler gerçekten. Sabah umarım aydınlıkta tekrar görürüm. Şimdilik oturdum suyun yükselmesini bekliyorum. Saat 00:30 olmadan uyku yok bana :)
Arjantin'in en turistik yerlerinde bile kamp fiyatları daha ucuzdu. Bu küçücük şehirlerin olayı nedir gerçekten anlamadım. Belediye kampı 20$ para istedi. Tabii ben de ilk bulduğum yere geri geldim. İyi haber benim ilk gediğim zaman okyanusun çekilmeye başladığı zamanmış. Çünkü şimdi bu şekilde :) İnternetten baktım her 6 saatte bir yükselip iniyormuş. Gündüz 12:30 ve gece 00:30 'de en yüksek zamanında oluyormuş ve burada 4.7mt yükseliyormuş. Deniz aslanlarının kayalıkların tepesine nasıl çıktığı da anlaşıldı böylece. Ben ilk geldiğimde saat 15'di. Yani yarı yarıya yükselmişti. Şu anda çadırı buraya kurmaktan başka çarem zaten yok. Çünkü rüzgar koruması daha iyi olan bir yer bulamadım. Bu saatten sonra başka yere de gidemem. Okyanusdan uzaka kurabildiğim kadar kuracağım ve gece bekleyeceğim artık.
Yolun sonunda kayalıkları gören bir yer var ve orada bir sürü deniz aslanı yatmış, takılıyor. :) Fakat çok da yankından göremiyorsunuz. Biz Amerika'da San Diego'da şehrin içinde bile diplerine gidip oturmuştuk. Hatta Ben Yazarsam Olur bir tanesine sarılmaya çalışmışlığı bile var. O derece yakınlardı. Ondan bunlar sarmadı. :) Hava kapanmaya başladı ve rüzgar iyice arttı. Güneşin batmasına da 3 saat var. Buradan ana yola çıkıp 20 km geri giderek şehre döneceğim. Orada belediyenin kamp alanı vardı. Bir kontrol etmek istiyorum. Belki rüzgar koruması daha iyidir. Bir de ilk bulduğum yerde gel-git olayından emin olamadım. Baksanıza bu deniz aslanları o kayaların üzerine çıkamazlar. Belli ki gel-git zamanı orada kalmışlar. Demek ki sular oldukça çok yükseliyor.
Penguenlerin olduğu yerin buralar olduğu yazıyordu. Kamp yapmak için de çok harika yermiş çünkü sol tarafı kayalık ve rüzgarı direk bloke ediyor. Fakat penguenler yok :( Acaba mart sonu oldu diye gittiler mi? Gerçi daha 10km sürdüm ve 20km daha var. Burası aklımda dursun. Ben gidip kalan 20km'e de bakayım belki deniz aslanı filan görürüm. Yolun manzarası bahsedildiği kadar güzelmiş. Sanki buraya ait değil de bilim kurgu filmine ait gibi. Yolu bitireyim topluca fotoğrafları paylaşacağım. Hımmm şimdi aklıma takıldı burası körfezmiş aslında ama okyanusun körfezi sonuçta. :) Yani gel-git vardır kesin burada. Acaba diyorum su ne kadar yükseliyordur. Şu anda çekilmiş belli ki ama ne zaman ne kadar yükseliyor.
Puerto San Julian şehrine geldim. Küçük, bakımlı bir şehir. Çok fazla dolanmadım aslında motor ile içinde turladım biraz. Çünkü burada yapacağım bir şey yok. Sadece marketten alış veriş yapıp, benzin aldıktan sonra önceden bahsettiğim Camino Costero (sahil yoluna) girmek istiyorum. Şehirde tek dikkatimi çeken ise bu Victoria isimli gemi oldu. Magellan'ın kullandığı geminin kopyasıymış. Birebir aynı boyutta olduğu yazıyor ama ben pek inanmadım. Bu kadar küçükmüymüş yani koca Magellan'ın gemisi. Bununla mı buralara kadar gelmiş... Neyse Gidip şu yolu bulayım artık. Penguenleri de buldum mu orada kampı atarım.