Facebook üzerinden yapılan anlık paylaşımlar...
Çin mahallesine geldik hem de kırmızı mercimek için :) Şaka yapmıyorum! Hatta gelirken yoğurt ve bulgurun da hayalini kuruyordum ben. Gonzalo'yu hatırlıyorsunuz değil mi? Onlardayken kırmızı mercimek, bulgur ve yoğurt üzerine konu açılmıştı onlar da Buenos Aires'de Çin mahallesinde bulabileceğimizi söylemişlerdi. İşte onun için geldik. Daha ilk girdiğimiz markette aradığımız her şeyi bulduk. Kırmızı mercimeğin Çin mahallesindeki bir markette Türk mercimeği olarak satılması çok ilginç. Sadece Arjantin değil tüm Güney Amerika kıtasınsa kırmızı mercimek bulamadık.
Gergiyi çok güzel yere koymuşlar. Yerinden çıkarmak için hem marş motorunu hem manifoldu söktüm. :) İyi haber gergi sağlam, kötü haber ise eksantirik zincirim uzamış. Yani gergi zinciri geriyor fakat zincir fazla uzadığı için gerginin boyu artık kurtarmıyor. Aslında 250cc motor 10bin devir çevirir ve 30küsür beygir üretirse bazı parçaların ömrünün kısa olması normal. Ayrıca bu motoru yola çıkmadan önce arazide kullanıyordum. Patagonya'da arazide de çok yavaş kullandığım söylenemez. Asıl düşündüğüm... eksantirik zincirini bulması mı daha zor, yoksa motoru söküp zinciri takması mı daha zor? :)
Motosikletin 50bin km olmasına bin km kaldı. Artık yağ filtresi, buji ve hava filtresi gibi basit bakımlar kurtarmıyor. :) Daha önce yolculukları hep basit bakımlar ile tamamlamıştım. Fakat hiç biri 45bin km sürmemişti. Bir süredir motoru ilk (soğukken) çalıştırdığımda bir tıngırtı duyuyordum. Ses aslında eksantirik zincirinin sesine benziyordu ama km çok olmadığı için takılmıyordum. Fakat ses artınca "acaba" demeye başladım. Fikir almak için hemen video çekip hem Gökhan'a (Ersoy Moto - Yamaha Yetkili Servis) hem de Yamaha Motor'a gönderdim. Onlar da eksantirik zincir ya da gergisinden olabileceğini söylediler. Öncelikle gergiyi söküp bir bakacağım. Sorun onda olsa bile görevini yapmadığı süre boyunca zincirin uzamasını hızlandırmıştır.
Dün akşam garaj kapanana kadar motorların işlerini bitiremediğimiz için bugün sabahtan tekrar garaja geldim. Öncelikle CRF'in kalan işlerini tamamladım. Amortisör yağ keçesi, toz keçesi ve yağını değiştirdim. Her şeyi geri motora taktım. Çünkü akşam ön takımlar olmadan motoru öyle kriko üzerinde bırakmıştım. Gece rüyamda motor devriliyordu. :) Ayrıca motorun 4 yıllık aküsü de 2 aylık yatma sonucu tamamen ölmüş. Şarj etmeyi denedik ama tutmadı. Onun da yenisini aldım ve şarja taktım. Böylece CRF'nin buji, hava filtresi, yağ, yağ filtresi, akü, iç lastik, amortisör keçeleri değişmiş oldu. Uzun süre başka bir şey istemez diye düşünüyorum. ;)
23 Nisan Ulusal Egemenlik Gençlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsunnnnnn... Saat farkından bize yeni bayram oldu. :) Çocuklar ile çekilmiş bir fotoğraf ararken bunlar gözüme takıldı, eğlenceli olsun dedim. ;)
Instagram hesabından ufak ufak drone videoları paylaşmaya devam ediyorum, takip ediyorsunuz değil mi? :) instagram.com/ruzgarinizinde
Gonzalo ve ailesi ile Türk yemeği yapma girişimleri sonucun hatırlarsanız türlü yapmıştık. İşte onlara yemeğin ismini öğretmeye çalışırken ben! :)
Bunu paylaşmayı unutmuşum bak :) Franco motorsikleti görünce resmen üstüne tırmanıyor :) bu motora kendi kendi kendine tırmanıp binmeyi başardı. Bana diyorki "motora binmek istiyorum ama çalıştırmayacaksın":) Daha önce, Franco daha küçükken motosikletin üzerine oturtup motoru çalıştırmışlar. Franco'da çok korkmuş. Sanırım gürültülü bir motormuş. Onun için çalışmasını istemiyor ama binip gezmek de istiyor :)) Fok güzel çocuktu maşallah, beraber çok oynadık, koştuk, debelendik. Bana "el amigoooo" diyordu sürekli. Özleyeceğim valla keratayı...
Patagonya'dan çıkıp Buenos Aires eyaletine girdiğimden beri her şey gittikçe değişiyor. Daha mı iyi daha mı kötü kişiden kişiye değişebilir tabii ama bence daha kötü oluyor. Buenos Aires şehrine yaklaştıkça pahalılık artıyor. Artık çevre ve kamp yaptığım yerler aynı bizim gibi kirli. Gördüğüm insanların sayısı giderek artıyor. Ekiden yolda araç görmezdim şimdi ise trafik olmaya başladı. En kötüsü de güven azaldı. Çünkü ortam artık daha tehlikeli. Patagonya kırsalında markete, dükkana filan girerken ya da kamp yaparken motorun anahtarını bile üzerinde bırakıyordum. Şimdi ise kaskmı bile kitliyorum. Kamp yaptığımda yan çantaları kitliyorum bir de alarmlı disk kilidi takıyorum. Nehirlerden ve musluktan hiç sormadan su içebilirken şimdi sormak zorundayım. Çoğunlukla da çeşme suyu içilmiyor oluyor. Bir çok şey o kadar tuhaf geliyor ki. Oysa sadece 2 ay kaldım Patagonya'da. En basiti markette 3-5 kişi ancak gezerken dün girdiğim markette omuz omuza alış veriş yapmak çok tuhaf geldi. Sürekli açık alanlarda vakit geçirirken şimdi bir birine yapışık yüksek binalara bakınca tuhaf geliyor. İnsanlar burada nasıl yaşıyor hemen yakınlarında patagonya varken diyorum. Sonra kendimi düşünüyorum, İstanbul'da yaşıyoruz. Yanı başımızda bir sürü güzel ve daha ucuz yer varken... akışıyor insan demek ki zamanla.
Yemekte ondan bundan konuşurken bana yemekleri beğenip beğenmediğimi sorular. Sonra türk yemekleri hakkında da konuştuk biraz. Bizde yemek çeşidinin çok olduğunu ve güzel yemeklerin genelde yapmasının zahmetli olduğunu fotoğraflarla internetten gösterdim. Gonzalo'nun eşi Chula basit bir şeyler yapamaz mıyız diye sordu. Kendisi yemeklere ve yeni tatlara çok meraklıymış. :) o zaman en basiti size bir etli türlü ve pilav yapayım dedim. Yalnız yemeği sulu görünce bir çeşit çorba olduğunu düşündükler ve çorba kaselerinde yedik. Yemeğin ismini öğretmem ise ayrı bir öacera oldu. Onu da paylaşacağım :)))
Aslında sadece iki gün kalmak için gelmiştim ama dün paskalyaydı ve kalıp onlarla beraber aile ile yemeğe katılmamı istediler. Ben de bu kibar daveti kırmadım. :) Öğlen yemek hazırlıkları başladı. Ben hazırlanan masanın büyüklüğü görünce kaç kişi gelecek diye sordum. 17-18 kişi olacakmışız. Biz bize yiyeceğiz sanmıştım. :) Hem Gonzalo'nun hem de eşi Chula'nın akrabaları geliyormuş. Böyle bir aile yemeğinin içine beni de davet etmelerine mutlu oldum. Kocaman bir ailenin içinde kaldım ve hepsi de ilk deda Türkiye'den gelmiş ve hatta motosiklet ile gelmiş birini görüyorlardı. Yemek boyunca herkes çok ilgi gösterdi ve bir sürü soru sordu. Birara cevap vermeye yetişemiyordum. Onların bu kadar ilgili ve alakalı olması beni çok mutlu etti. Sonuçta ben yoldan geçen biriyim beni hiç tanımıyorlar. Fakat kimse yadırgamadı bu durumu ve herkes çok ilgilendi. Benim için çok güzel bir tecrübe oldu. Hepsine tekrar tekrar teşekkür ediyorum beni ailelerine aldıkları için.
Bizde balıkçıların başını martılar bekler burada penguenler :) öyle dolanıyorlar ortada ve kimse aldırmıyor alışmışlar. Şu köpek penguen sahibinin etrafında dolanıyor diye sinir oldu havladı havladı hızını alamadı suya atladı :) penguene kadar uğraştı yüzdü yüdü penguen ise bir daldı çıktı metrelerce uzaktan. Köpek de penguen nerden çıkarsa oraya doğru azimle yüzmeye devam etti :)
Gonzalo normalde biyolog ve bir burada bir enstitüde balıklar üzerine çalışıyor. Fakat aynı zamanda yıllardır da sahilde cankurtaranlık yapıyor. Biraz konuştuk bunun üzerine. Cankurtaranlık işini çok seviyor. Çünkü bu sahillerde büyümüş ve uzun yıllardır burada farklı sahillerde cankurtaranlık yapmış. Yılda 5 ay yapıyormuş ve enstitüdeki işi yüzünden bazen günde 14 saat çalıştığı oluyormuş. Çalıştığı sahile gezmeye gittiğimizde bana işini gerçekten heyecanla anlatıyor. Ayrıca burada oldukça havalı ve kazançlı bir işmiş de. :) Hiç kurtardığın insanlar oldu mu diye sordum. Bir sürü farklı hikaye anlattı. Daha önce bu mesleği yapan kimse ile tanışmamıştım. Ne ilginç bazen nerenin tehlikeli olduğunu söylediği halde oraya giren ve başını bile bile derde sokan insanların hayatını da kurtarıyor. En büyük sorun aynı bizim Karadeniz'de olduğu gibi geriye doğru çekilen sular. Fotoğraftan anlaşıldığı gibi kickbox da yapıyormuş. :) Garajlar her zaman bir şeyler icat etmek için değil spor yapmak için de güzel yerlermiş. :D
Şehirde biraz gezmeye çıktık. Aslında şehir çok ilgimi çekmedi çünkü 2 aydır Patagonya'da nerdeyse hiç büyük şehir görmedim. Sürekli uzun uzun boşluklar ve doğa vardı. Sürekli kamp yapıyordum. Onun üzerine bir milyon nüfuslu koca koca apartmanların olduğu bir yere gelince biraz tuhaf geldi. Şehrin bir sürü plajı var ve oldukça da uzunlar. Sörf çok popüler bir aktivite, hatta bisiklet sürmek gibi bir şey diyebilirim. Herkesin elinde, arabasında, motosikletinde sürekli sörf tahtası var. Şimdiye kadar sörf yapılan bir çok şehir gördüm ama buradaki kadar günlük hayatın içinde olan başka bir yer görmemiştim. Okyanusun ve havanın soğuk olmasına ve hatta yağmurlu olmasına karşın bir çok insan sörf yapıyor. Burada en gördüğüm en güzel şey ise deniz aslanları oldu. Hatırlar mısınız Valdes yarım adasında penguenlerden sonra gitmiştim ama 200-300mt uzakta yattıkları için pek görememiştim. İşte burada sadece 1-2 metre yakınınızda oturup seyredebiliyorsunuz. Ayrıca buradakiler erkekmiş. Yani bu hayvanlara deniz aslanı verilme sebebi bu erkekler. Başında ve boynundaki yeleleri, çıkardığı kükreme sesleri ve kafasını yukarda tutuş şekli gerçekten de aynı aslan gibi.
Bu kadar büyük bir köpek nasıl bu kadar uysal ve komik olabilir anlamış değilim. Köpekleri severim ama genelde kesilere karşı daha bir ilgiliyimdir. Fakat Olivia'dan sonra resmen köpekleri daha çok sevmeye başladım. Franco yapmadığını bırakmıyor yine de hiç sesini çıkarmıyor. Hatta bazen çok sıkılıyor Franco'dan kaçmaya çalışıyor evin içinde, bahçede köşe kapmaca oynuyorlar. Kendisi ile türkçe konuşunca çok şaşırıyor kafasını yana doğru eğerek "acaba ne diyor bu adam, gelse mi, gitse mi, otursam mı..." modunda anlamaya çalışıyor. Buralarda (güney amerika'nın tamamında hatta) güvenlik yüzünden her evde bir köpek var desem yeridir. Burada bir tane de alman kurdu var. Kendisi ön bahçeyi bekliyor. Ben alt katta kalıyorum Olivia ise sürekli üst katta. Benim orada olmama alışık olmadığım için daha yataktan doğruluyorum yukardan bir uyarı hırlaması geliyor. Oldu ya tuvalete gideceksem başlıyor havlamaya. Vay arkadaş o kadar sessiz hareket etmeye çalışıyorum nasıl anlıyorsun. :D Bence herhangi bir alarmdan daha dost canlısı :D
Misafir olduğum ev halkını tanıtayım. :) Soldan sağa; ben, Gonzalo'yu zaten tanıyorsunuz, Gonzalo'nun oğlu Franco, Gonzalon'nun eşi Chula ve Chula'nın annesi Silvia. Mar Del Plata'nın ortalarında bahçeli küçük bir evde yaşıyorlar. Unutuyordum 3 tane de köpekleri var. Benim favorim Gonzalo'nun köpeği Olivia.
Gonzalo'yu kızdırmaya gelmez valla :)) akşam eşi Chula ve minik oğlu da geldi eve. Argentina asado hazırlıkları başladı. Önce kasap, sonra market ziyareti yaptık. Gonzalo evde etleri bir güzel kesti biçti, ateşi yaktı. :) en sevdikleri kısım bu ateşin yakılması ve etin pişirilmesi kısmı çünkü bizdeki gibi mangal başı sohbet yapılıyor. :))
Soluğu Gonzalo'nun evinde aldım :) yine benzinlikten benziliğe 120-130km bir mola verdiğim bir sürüş oldu. Yolun çok büyük bir kısmı dümdüzdü onun için kendi kendime şarkı söyle söyleye geldim. Bu seyahatlerin sabrımı geliştirdiği kesin. :) Gonzalo'nun eşi bana yemek ayırmış aç gelirim diye. Daha merhabalaştık bana hemen gel yemek ye sonra da duşa gir istersen dedi. Gezen insan gezen insanın halinden anlıyor valla.
Üst üste sürekli doğada kamp yapmaya başlayınca yol tabelalarına daha bir dikkatli bakmaya başlıyorsunuz :) Bakalım siz de dikkatli bakıyor musunuz?
Gece gündüz arasında bu kadar mı sıcaklık farkı olur :) Son 24 saatteki en düşük ve en yüksek sıcaklık.
Şu karşı ağaçlar olmayaydı ne güzel güneş de alacaktım, ıslak çadırım da kuruyacaktı. Gece çiğden dolayı çok ıslanmış. Hava derseniz yine 5 derecenin altında :) Neyseki akşam gelen giden olmadı rahat uyudum sayılır. Eşyaları toplayıp yola koyuldum. Bugün Mar Del Del Plata'da Gonzalo'nun evine gideceğim direk. Akşama mangal partisi beni bekliyormuş. :))
Onlara yani Mar Del Plata'ya bir günde gidemeyeceğim için yol üzeri bir yerde kamp yapmaya karar verdim. Aslında bir kaç yer bulmuştum internetten fakat oralara yetişemedim. Çünkü nereye gideceğimi düşünürken uzun süre mola verdiğim için saat geç oldu. Güneşim batmasına artık yarım saat kala uygun bulduğum bir yerde kamp yapmaya karar verdim. Geçerken sürekli nehirlere bakıyorum çünkü genelde çadır atacak yerler oluyor. Köprü ile ilk geçtiğim nehrin üzerinden aşağı giden bir patika olduğunu görünce hemen geri döndüm. Patikayı takip edip köprünün altına indim. Küçük güzel bir çimlik alan buldum çadır kurmak için. Tamam çok süper temiz değildi klasik arjantin işte ama bu gece için iş görür. Asıl ilginç olan nehrin rengi çünkü oldukça koyu bir kahve rengi. Daha önce Patagonya'da da çok görmüştüm. Sanırım bitki kökleri ile ilgili. Rüzgarı yine kontrol ettim. Gerçi ne kadar kontrol etsem de bir türlü tutturamıyorum. Neyse en azından kum yok :)) Tam olarak buradayım :) https://goo.gl/maps/CYKx6VFQUQ42
Karşıdan karşıya geçen canlılara ezilmesin diye yardım ediyorsunuz değil mi? Bu her zaman kaplumba olmayabilir tabii ;)
Dünkü aksiliklerin devamı oldu motoru çalıştıramadım. Dün kontağı açık unutmuştum fark edince hemen kapadım. Çünkü kontağı açınca farı normalde yakıyor ama motoru stop edip kontağı açık bırakırsan far yanmaya devam ediyor. Sanırım kontak tahminimden uzun süre açık kalmış :) gece de soğuyu yiyimce motoru çalıştıramadım. Soğuk motoru vurdurmak da kolay değil. Ayrıca çimlik ve engebeli bir alandayım. Attım 2. Vitese, motorunun yanında giderek itmeye başladım. 2. denememde çalıştı. :) Bazen küçük motorla çıktığım için mutlu oluyorum. Çünkü bunun aynısı daha öncede başıma geldi he de Ushuaia'da kıtanın sonuna giden yolda olmuştu. Kimseler gelip gitmiyordu. Büyük bir motorla olsam nasıl çalıştırırdım acaba.
Bu sefer sabah gerçekten çadıra güneş doğarak uyandım. :) Gece bir iki kez daha soğuk yüzünden uyandın ama yine de güzel uyudum sayılır. En azından rüzgardan sallanan bir çadır sesi yoktu. İlk olarak gidip gps'den hava kaç derece diye baktım çünkü neden üşüdüğü merak ettim. Hava 1 dereceymiş şaka herhalde. Hava ısınacak hayali ile 2bin km kuzeye geldim ama sanki hala Ushuaia'dayım. Akşam boşa üşümemişim onu anladım. Çok fena da çiğ yağmış çadır sırılsıklam olmuş. Çadırı güneşte kurumaya bırakırken ben de kahvaltı hazırlamaya başladı.
Dün benzincide elimi yüzümü bir yıkayıp hala gözüme giren kumlardan kurtuldum. Üstüne bir de güzel bir kahvaltı yaptım. Zaten uyuyamamışım üzerine aç kalmak iyice moral bozucu olabilir. Akşam çok yol almadan erken saatte varabileceğim bir yer bakındım biraz internetten. Bu sefer mümkünse yeşil bir yer olması için de baktım. :) Yaklaşık 300km ilerde bir göl ya da gölet diyim park buldum. İlginçtir fotoğraflarında bir sürü ağaç ve yeşil çimler vardı. Arjantin Patagonya'da böyle şeyler bulmak pek mümkün değil. Anladım ki orası artık Patagonya bölgesi değilmiş. Vayyy be dedim kendi kendime neredeyse 60 gündür bir güneye bir kuzeye yol aldığım Patagonya topraklarının sonuna geldik yani... Ruta 3'den yoğun rüzgar altında kuzeye bulduğum göle devam ettim. Yolda ne görecek ne de yapacak bir şey vardı. Sadece benzin almak için 2 defa durdum ve onun dışında hep motor sürdüm. Rüzgarı karşıya aldığımda zinciri zorlamamak için 3. vites 70-80, arkama aldığımda ise 6. vites 110 şeklinde devam ettim. Göle geldiğimde inanamadım çünkü kocaman bir sürü ağaçların olduğu, tabanın çimen olduğu ve hatta gölde penguenlerin yürüdüğü bir yere geldim. Fakat hemen sevinmeyin çünkü rüzgar devam ediyordu. Hava tahminine göre saat 19'da güneş battıktan sonra biteceği ve sonra 3-4 gün rüzgar olmayacağı gösteriyordu. Ona günevenim rüzgar kesilene kadar bekledim. O sırada yemek hazırladım yedim, dün her yere dolan kumları temizledim, göldeki çeşit çeşit kuşları izledim :) Güneş battıktan sonra rüzgar gerçekten kesildi. Hemen çadırı kurdum ve içine girdim. Sonra bir şeyler yazmak için telefonu elime aldı. Hatta yazmaya da başladım. Sonra dalmışım gözümü bir açtım gece 1 olmuş. Üstün açık kaldığı için çok üşümüşüm....
Yaklaşık 350km kadar yol yapabildim ve Rota 3'den ayrılıp küçük bir yazlık yeri olan Las Grutas'a geldim. Sezon bittiği için açık kamp yeri yoktu. Oysaki bu küçücük şehirde 10 tane kamp alanı varmış. Durum böyle olunca bende şehrin çıkışına doğru deniz kenarında bir yerler aramaya başladım. Rüzgar şu anda yok. Fakat gece çıkacakmış onun için rüzgarın yönüne uygun bir yer aradım. Şehirden çıkınca sahil şeridi yüksek kum tepeleri ile anayoldan ayrılıyor. Onun için kum tepesinden sahile geçebilecek bir yer bulmak çok kolay olmadı. Sonunda böyle bir yer buldum ve kamp attım. Hızlıca yiyecek bir şeyler de hazırladım güneş batmadan. :) Okyanus çekilmiş gece gelecek ama ona baktım. Zaten rüzgardan etkilenmeyim diye kum tepesini arkama aldım. Suyun çekildiği yerde yüzlerce farklı farklı kuşlar var. Manzaram iyi ;) Güneş de tam karşıdan doğacak. Hatta bugün dolunay vardı güneş gibi ufuktan doğdu ortalığı aydınlatıyor. Tam olarak bulunduğum yer; https://goo.gl/maps/xrXcwGfVoyv
Parkta öğlen çok bir şey yiyemediğim için acıktık. Yanımda götürdüklerim yetmedi. Hostelde hemen yemek hazırladım tam oturdum yiyeceğim benim ekip geldi. "Serkan ne yapıyorsun! Yemek yiyorsun!" dediler. Ben de şaşkınlıkla "acıktım ne oldu ki?" dedim. "Mangal yapacağız hep beraber, bugün son akşamımız. Sana Arjantin mangalı gösterelim bir..." dediler. "Bilmiyordum yiyorum ben şimdi ama sizle bir şeyler içerim bana et almayın" dedim. :) Çok razı olmamışlar ki bana da kendilerine ne almışlarsa aynısından almışlar. Para vermeye çalıştım yine almadılar. :) sonuç aynı ekip, aynı masa, yine aynı poz ve beraberiz. Yine çok güzel vakit geçirdim. Zaten onlar olmasa bu hostelde bu kadar uzun kalmazdım. Hepsine çok teşekkür ediyorum. Resmen benle ilgilendiler. Nereye gidiyorlarsa beni de aldılar yanlarına, ne yiyorlarsa her defasında bana da sordular. Hayır desem de yine de yedirdiler. :)) Umarım tekrar bir araya gelirim hepsiyle. Zaten tam yolumun üzeri olmasa da Buenos Aires'e giderken onların yaşadığı Mar Del Plata'dan da gidebilirim. Oradan geçip Buenos Aires'e gitmem için bana söz verdirttiler. Hep beraber orada da mangal yapacakmışız. :)
Penguenler ile buluşmamız iyi geçince az daha ilerde bu kıtanın en büyük deniz fili kolonisi varmış ona da gitmeye karar verdim. Fakat orası istediğim gibi çıkmadı çünkü 300mt ilerde mevzilenmiş yatıyordu arkadaşlar. :( Fotoğrafta bile görmeniz zor karşı tepede mevzilenmişler. Biz amerika'da bunların içinde gezinip oturmuştuk. Ondan sarmadı burası. Zaten dürbün olmadan seyretmek oek mümkün değil. Saatte geç olduğu için hostele ger dönmeye karar verdim. Çünkü yaklaşık 90km arazi sürüşü daha yapmam gerekiyordu.
Orcaları göremeyince buraya kadar boşa mı geldim deyip penguenlerin olduğu bir yer varmış 50km güneyde. Oraya gittim. Daha önce kovaladığım penguenler ile aynı cinsler. Magellan penguenleri :) bu kadar yakından görmeyi beklemiyordum. Aranızda bir metreden az var ama kaçmıyorlar, hatta aldırmıyorlar bile :) önlerine oturdum uzun uzun seyrettim. Çay bile içtim :)) bence dünyadaki en komik hayvanlardan birisi bunlar. Sadece bunları görmek ve yanlarına oturup seyretmek bile burada günlerce kalmama ve bu kötü yolda motor sürmeme değdi. Kısaca bilgi vereyim. Burası yuva yaptıkları ve yavruladıkler yerlerden biris. Sudan çıkıp buraya kadar dikine tırmanıp resmen tepeye yuva yapıyorlar. Ben zor tırmanamam öyle diyim size. Şu anda yavruları çıkmış, büyümüş ve tüylerini döküyorlar. Kısa bir süre sonra da hepsi okyanusa dönecek.
Dün parkın geri kalanında internet bulamadığım için yazamadım. Dönünce de hem yorgunluktan hem de bizim biyolog ekibiyle sohbete daldığımdan paylaşım yapamadım. Dünkü park maceramı yazayım. Bugün zaten geç çıkacağım yola :) Yol kurumuştu en azından sürekli çamur geçişleri yoktu. Takip ettiğim araba yaklaşık 50km sonra başka yöne döndü, ben devam ettim. Sadece bir tane çok büyük bir su halvuzu vardı. Oldukça da çamurluydu ama ne hikmetse çok rahat geçtim. :) İlk olarak adanın en kuzeyine orca gözlemlemeye gittim. Gittiğimde bir sürü insan oturmuş orcaları bekliyordu. Fakat gelmediler :( hava sıcaklığı, rüzgar durunu, suyun yüksekliği, dalga olmayışı.. tüm şartlar uygunmuş ama yoktu. Hatta kumsalda dolanan deniz aslanları da vardı (onları yiyor) Bırak avlanmayı yüzerlerken bile göremedim. Kısmet ne diyim. Ben kalktım tee nerden geldim onlar bir 200-300mt yüzüp kıyıya gelmediler. :(
5 gündür Valdes yarımadasıdayım. Puerto Madryn'i de sayarsan 8 gündür buralardayım. :) Usuhaia'dan çıkalı sanırım 2 haftadan fazla oldu ve 3bin km gidip Buenos Aires'e varamadım. :)) Sabah uyandım ve hazırlanmaya başladım. Motora bakmaya dışarı çıktım baktım hava güneşlik. "Aman boşver kal bir gün daha belki park açılmıştır adanın kuzeyine orca görmeye gidersin" dedim kendi kendime. Parkın girişine geldim yol yine kapalı :) bir tane iş makinesi çıkıyordu adama sordum nedir durum gibisinden. Anladığımı söylüyorum yoldaki göletler duruyormuş ama motorla geçersin ya da anlamak istediğim buydu. :) Sonra baktım bir tane pikap daldı yola ben de ahan da tavşanım gidiyor diye peşine takıldım. :) Nereye gidiyor bilmiyordum ama gittiği yere kadar arkasında giderim dedim. En azından yalnız olmam bir şey olursa gören olur dedim. Olaylar hızlı gelişti parkta telefon çekmediği için de paylaşım yapamadım. :(
Akşam bizim ekip yine yemek hazılayacağız bize katılır mısın dedi. Ben de ayıp olmasın diye aç değilim şu anda teşekkür ederim dedim. Çünkü bir önce hazırladıkları yemeğin parasını paylaşacağız demişlerdi ama almamışlardı. Neyse yemek hazırladılar, sofrayı kurdular. Benim için de tabak koymuşlar hatta yemeği bile koymuşlar. Hadi yemeğe gel diye tabağı gösterince tekrar katıldım ben de yemeğe. Yarın büyük ihtimal ayrılacağım zaten son akşam yine hep beraber güzel oldu.
Geri hostele döndüğümde bizim ekip de uyanmış kahvaltı yapıyordu. Beni görünce boşver üzülme kuş adasına gideceğiz sen de gel bizle dediler. Takıldım yine onların peşine arabayla adanın olduğu yere gittik. Gelgit zamanı su çekilince küçük bir köprü oluşuyor adaya. Fakat adaya geçilmiyor. Hatta sahilde bile yürünmüyor. Bir sürü farklı kuş türü varmış. Ancak dürbünle gözlem yapılabiliyor. Arkadaşlar olaya el atıp ne konuştularsa adaya gidemedik ama sahilde yürüdük.
Sabaha bütün planlar değişti :) en son konuştuğumuzda orcaları görmek için dün tanıştığım biyologlar ile birlikte arabayla gidecektim. Fakat dünkü yağmurdan sonra parkın kuzeyine giden yolu kapamışlar. Büyük bir su havuzu varmış yolda. Motosiklet ile geçebileceğimi söylediler. Oraya gidebilmek için bir gün fazladan kalmıştım ondan şansımı denemek istedim. Hazırlandım çıktım. :) Anladığım kadarıyla sadece kuzeye giden yolu değil tüm parkın girişini kapamışlar. Ben kukaların kenarından geçtim devam ettim. Adanın en kuzey noktası 75km uzaklıkta, bugün toplam yapmak istediğim yol ise 170km yakın. Yaklaşık 25km kadar sürdüm fakat zemin çok yumuşak. Ara ara uzun çamur geçişleri de var. Benim lastikler bu kadar çamura uygun değil. Zincirin durumu zaten ortada. Ayrıca burası da evim değil haftasonu offroad sürüşüne de çıkmadım. Başıma bir şey gelse kimse geçmez veya gelmez. Çünkü park tamamen kapalı. Normalde girmemem lazımdı. Onun için 25km sonra geri dönmeye karar verdim.
Evet güze günü bitiriyorum. Yarın normalde çıkacaktım fakat bu ekip ile bir gün daha geçirmeye karar verdim ve yarın da buradayım. Onlar yarın yine orca görmeye gideceklermiş. Arabada yer varsa beni de alın dedim. Çünkü biliyorsunuz zinciri problemi yüzünden 200km offroad yapmak istediğimden çok emin değilim. Arabada 4 kişi olacaklarmış ama sıkışırız 5 kişi bineriz dediler. Büyük ihtimal sabah 6'da onlarla beraber orcaları görmeye adanın kuzeyine gideceğiz. Gelgitin yüksek olduğu zaman sabah saat 9 onun için erken gitmemiz gerekiyor. Umarım orcaları yakından görebilirim. Çünkü buradaki balinaları daha önce Güney Afrika'da görmüştüm. (Güney Amerika, Güney Afrika ve Avusturya şeklinde daire çiziyor bu balinalar) Fakat orcaları hiç görmemiştim.
Hostele dönünce akşam yemeğini beraber yemeği önerdiler. Arjantine özel bir yemek hazırlayacaklarmış. İsmi Guizo de lenteja. :) Ben de yok demedim. Çünkü tüm gün güzel vakit geçirmiştik. Önce gidip alışveriş yaptık sonra hep beraber yemek hazırlamaya başladık. Bu ekip gerçekten çook eğlenceli. İsimlerini yazmayı unuttum soldan sağa sırasıyla; Gonzalo, Juan ve Luciano.
Hani burada her yer fosil demiştim ama fotoğraf çekmeyi unuttuğum için hiç fotoğraflarını yüklememiştim. Şimdi ikinci kez gelince fotoğraf çekeyim dedim. Binlerce fosil var kayaların içinde. Fotoğrafta gördüğünüz ve kocaman olan midye belki de milyon yıl yaşında :) şaka yapmıyorum. Arkadaşlara sizce bu kaç yaşındadır dedim. Bilmem milyon vardır dediler. :D Bunlar kocaman ve çok kalın midyeler. Yani fosil olmadan önce uzun yıllar da yaşamışlar. Fakat burada bir sürü olduğu için hiç bir değeri yok.
Ahanda orcayı (katil balinayı) gördüm hatta yakaladım bile ahahaha :D Bu arkadaşlar eğlenceli bir video hazırlamak istiyorlarmış orcalar ile ilgili. Ondan yanlarında bir tane şişme orca getirmişler. Ben görünce çok şaşırdım çünkü hiç beklemiyordum. Oldukça komik şeyler çektiler. Bitmiş halini merak ettim. Bugün onlar sayesinde çok güldüm. Doğada gezerken biyalog ile gezmenin güzel yanları varmış. Bana bir sürü şey gösterdiler ve anlattılar. Hatta yürürken küçük bir su birikintisinin içinde bir sürü canlı gösterdiler. Oysa benim için sıradan küçük bir su birikintisiydi. Fakat bir sürü canlının dünyası orasıymış. Öğleden sonra yanlarında getirdikleri şeylerle yemek hazırladılar ve ben hiç planda olmadığım halde benle paylaştılar.
Sabah erkenden adanın kuzeyine gitmek için kalktım fakat beklemediğim şekilde hava kapalıydı. Hafif hafif de atıştırıyordu. Durum böyle olunca geri yattım :) Gözümü tekrar açtığımda saat 10 olmuştu. Kalktım kahvaltı yaptım ve internet kullanmak için dışarı çıktım. Kaldığım hostelin hemen 10mt ilerisinde şifresiz bir wifi var ve hostelin içinden çekmiyor. Onun için çıkıp kaldırma oturdum. Dün tanıştığım 3 biyolog araba ile yanıma geldi. "Bugün hava kötü planın var mı?" dediler. Ben de "motorla bir yere gidemiyorum ondan yok" dedim. "O zaman bize katıl biraz gezeceğiz etrafta" dediler. Arabada oldukları için fikir çok cazip geldi. :D İşin komiği benim 2 gün önce kamp yaptığım bölgeye gitmek istiyorlarmış. Yollar kötü olduğundan ve dün de yağmur yağdığı için ben onlara nerden gitmeleri gerektiğini gösterdim. Ayrıca nerede ne var onları anlattım. Bir ara duruma baya güldüler. Çünkü kendileri Arjantinli ama rehberleri Türkiye'den biri :)
Kaldığım hostelde 3 tane biolog ile tanıştım. İçlerinden biri aynı zamanda fotoğrafçı. Dün orcaları (katil balinaları) görmek için adada gezmişler. Onlara bir şeyler görebildiniz mi diye sordum. Bana bu fotoğrafı gösterdiler. Bir sürü video da çekmişler. Katil balinanın kıyıya kadar kumlara çıkıp deniz aslanını avlarken. Bundan önceki fotoğraf ve videolarda bu deniz aslanının kardeşi gidiyordu :( Bu güzel fotoğrafı paylaşmam için bana verdiğinden dolayı Luciano'a teşekkür ederim. Eğer hayvanları seviyorsanız Luciano'nun instagram hesabına mutlaka bakın, çok iyi fotoğraflar var. Yarın adanın kuzeyine gitmem konusunda beni fazlasıyla motive ettiler. Luciano Izzo 'un instagram hesabı; http://instagram.com/lucianoizzo_ph
Sahile doğru yürürken turist info gördüm ve girip bir şansımı denemek istedim. İngilizce biliyorlarmış. Dedim bu balinaları nasıl göreceğim. :D Aslında yılın her ayı buradalarmış fakat yavrulama dönemlerinde körfezin içine giriyorlarmış ve daha rahat gözlemlenebiliyormuş. Şu anda adanın kuzey ucundan gözlemleme şansı varmış. Bildiğimin aksine gelgitin yüksek olduğu saatlerde görme şansı varmış. Adanın kuzey ucu yaklaşık 100km ve stabilize. Ayrıca gelgitin yüksek olduğu saatte orada olmam lazım. Şansıma yarın zamanlama hiç uygun değil çünkü sadece sabah 8'de ve akşam 20'de sular en yüksek seviyesinde oluyor. Her ikisinde de hava karanlık oluyor. Ayrıca yarın yağmurlu olacağını söylediler. Eğer çok yağmur yağarsa zaten balinalar olmuyormuş. Park da zaten kapanıyormuş yolları yüzünden. Sonraki gün yani cumartesi güneşlik olursa açılabilir dediler. Cumartesi günü de saat 9 ile 21 arasında sular yüksek olacak. Belki cumartesi sabah 8 gibi çıkarsam 9 buçuk gibi orada olup 2-3 saat sular inerken gözlemleyebilirim. Tabii yine kesin göreceğim diye bir şey yok. Bana gelgit için zaman çizelgesi de verdiler. Bu sezonda balinaları görmek için tekne turu yapıyorlarmış ama fiyatları çok pahalı olduğu için o seçeneği baştan eledim. Bu durumda 2 gün daha burada kalmam lazım. Bilemedim...
Yok vazgeçtim ve geri hostele döndüm çünkü havada baya yağmur kokusu var. :) Zaten ben döndükten yarım saat sonra da yağmur indirdi. Durum böyle olunca yarın tüm gün etrafta dolanmaya karar verim. Drone'u da alırım yanıma belki rüzgarsız yerler yakalarım video çekerim biraz. Hostelde bir gün daha kalacağım. Geldim konuştuk biraz da indirim yaptı ikinci gün için 7$ anlaştık. O zaman günün geri kalanını yağmuru seyrederek içerde geçireyim. Yağmur durursa şehrin plajına giderim (dün paylaşmıştım). Sadece 50mt uzağımda.
Şehirde bir kamp yer vadı ona fiyat sormaya gittim. Çünkü şehir küçük bir koya kurulmuş ve yağmur da almıyor. Kamp yeri 10$ fiyat verdi. Şehrin girişinde bir hostel görmüştüm. Geçerken bir de ona sordum 9$ fiyat verdi. Oldukça büyük odası olan bir hostel. Ayrıca oturma alanı, mutfağı filan da var. Böyle olunca bir gün daha burada kalmaya karar verdim. Gece yağmur gösteriyordu onun için iyi oldu. Kamp yaptığım yerde yağmur yemiş olsam oradan kesinlikle geri çıkamam. Çünkü eski okyanus tabanı olduğu için suyu görünce çamur oluyor tamamı. O falezin üzerinde kalırdım tekrar güneş çıkıp kuruyana kadar. Şimdi planları da değiştirdim. Normalde adanın çevresinde turlamak istemiyordum çünkü 400km yakın ve stabilize yolu var. Zincirin çok canı kalmadı ondan gitmek istemiyordum. Fakat hostelde kalacağım için tüm çantaları söktüm, motoru hafiflettim. Biraz turlayım bakim etrafta. Sanki yağmur gelecek gibi de duruyor ama meteorolojiye göre bir şey gözükmüyor.
Ben kahvaltıyı hazırlayana kadar Rüzgar çok arttı ve çadır yerinde durmaz hale geldi. Zaten çadırık içi de kum doldu. :( Hemen kahvaltıyı yapıp çadırı topladım ve geri piramides şehrine geldim. Ne yapacağıma karar vermem lazım ama yarım saattir bir hava duruma bakıyorum bir haritaya bakıyorum :) buralarda kalsam güzel olacaktı ama rüzgar izin vermiyor. Anladığım kadarıyla kuzeye doğru da durum çok değişmeyecek. Fakat benim zaman geçirecek ucuz ya da bedava bir yer bulmam gerekiyor.
Valdes yarımadasından bir kaç fotoğraf atayım. Ada çok güzelmiş gerçekten. Normalde bu koca yarımadanın tamamı okyanus altındaymış. Zaminde deli gibi fosil var. Dev gibi midyeler sert toprak içinde fosilleşmiş kalmış. Daha önce burada dinazor fosili de bulmuşlar.
Herkese günaydınn güzel, güneşli bir güne uyandım. :) Fakat akşam rüzgar yüzünden sürekli uyandım durdum. Çadırı uçuracak kadar hızlı değildi. Saatte 45-50km/s civarında esiyordu. Dün hava durumuna baktığım gibi kuzeye doğru da kaymış ama yine de bulunduğum yer az da olsa rüzgar alıyordu. Çadır sürekli ses yaptığı için uyandım durdum. Burada yaşayan eski insanlar ne yapıyormuş merak ediyorum. İnsanı aptal eder bu rüzgar sürekli esiyor sağdan soldan. Hadi şimdi şehirler, binalar, kapalı ortamlar var. Bir gün daha burada kalma konusunda şüpheliyim artık. Hava durumuna ve yağmura bakayım bir. Önce kahvaltı hazırlayım okyanusa karşı bakalım balina görebilecek miyim?
Kahve eşliğinde en önden sessiz sakin bir gün batımı ;) bulardan balinaları avlanırken sürekli görmek mümkünmüş. Seyrettim biraz ama göremedim. Gelgitin düşük olduğu zaman daha çok görülüyormuş. Yani sabah daha çok şansım olabilir. Sevdim burayı belki bir gün daha kalırım. Yarın hava ve rüzgarın durumuna göre karar veririm. Rüzgar az olursa drone'u da kullanmak istiyorum burada. :D Tam olarak bulunduğum yer; https://maps.google.com/?q=-42.618357,-64.273009
Daha güzel bir iki yer buldum ama çok rüzgar alıyor. Onun için ilk bulduğum yere geri geldim. Bence burası bu gezide kamp attığım en güzel yerlerden birisi olacak. :) Ortalıkta kimsecikleri göremedim. Zaten burası yoldan pek araba ile gelinebilecek bir yer değil. Yoldan görmek de mümkün değil. Kimsesiz, sessiz sakin bir akşam geçireceğim. Rüzgar da dönerse kısa sürede tadından yenmez.
Çok güzel bir yer buldum sanırım. Burası zamanında okyanus yatağıymış ve sular çekilmiş. Tabii bu olay son milyon yıl içinde olmuş :)) Bu üzerinde durduğım plato aslında bir falez. Yoldan ayrılıp bu falezin üzerinde 1km kadar gidince böyle çok güzel bir yere geldim. Rüzgar alıyor ama bugün akşam ve yarın sabaha doğru rüzgar güneyden kuzeye doğru kayacak. Onun için beni kurtarır. Şu anda sular yükseliyor. Saat 16 gibi en yüksek seviyeye ulaşacak. Böylece nereye kadar yükseliyor görebilirim. Falezin yüksekliği 10mt kadar var. Okyanus buraya kadar yükselemez fakat faleze çarpan dalgalar yukarı kadar geliyor. Ben biraz daha dolanayım bakim burası cepte kalsın.