Facebook üzerinden yapılan anlık paylaşımlar...
Mısır, Port Said limanı ticari bir liman olduğu için RoRo ile gittiğimiz halde triptikler ile ülkeye girişimize izin vermedi ve motorları ithal etmemizi istedi :( Bu da motosikletler için ödememiz gereken verginin hesaplanış formülü :) Sanırsın çok bilinmenyenli denklem çözüyoruz.
Günlerce motosikletleri çıkaramadığımız Mısır, Port Said limanı :) Zaten çok büyük bir şehir değildi. Nerde ne var yürüye yürüye ezberlemiştik.
Akdeniz üzerinde Mersin'den Mısır'a yolculuk ederken tam 3 gece bu manzarayı izledik :)
Mersin'den Mısır'a geçerken gemi yolculuğu bize söylenenden 3 kat daha uzun (~62saat) sürdüğü için sıkıntıdan ne yapacağımızı şaşırmıştık. Artık ne uydurursak oynadık :)
Welcome Partisi için mekanımız belli oldu. Taksim Ekvator Cafe http://www.ekvatorcafe.com/ Yeri de çok kolay, İstiklal'deki McDonalds'ın yanından Küçük Parmakkapı Sokağa girin, hemen ilerdide solda göreceksiniz.
Mısır gemisine binmeden hemen öncesi. Aslında bir kaç kez binme teşebbüsünde bulunmuştuk. Fakat kaptan gemiyi açığa çıkaracağı için bizi kabul etmedi ve geri çıkarmıştı :) Hey gidi günler...
Yola çıkarken çok düşünüp seçtiğimiz ve yanımıza aldığımız malzemelerin yaklaşık 3'de birini Mersin'de tekrar İstanbul'a gönderdik. Fakat şimdi düşünüyorum bir 3'de birini daha bırakabilirmişim :) Mümkün olduğunca az eşya ile yola çıkın - http://www.ruzgarinizinde.com/yazilar/motosiklet-uzun-yol-tavsiyeleri-ne-goturmeli/
Genelde yol boyunca bu durum hiç değişmedi. Motosiklet ile Güney Afrika'ya gittiğimizi duyan bizle fotoğraf çekinmek istedi. Herşey güzelde fotoğrafı çeken biziz onlar muhtemelen hiç görmeyecekler :)
Bizi Mısır'a geçirecek gemi 4 gün kadar rotar yaptığı için Mersin'de beklemek zorunda kaldık. Macera daha başlamadan sorunlar başlamıştı bile... Tabi her zaman olduğu gibi pozitif düşünerek bu fırsatı değerlendirdik ve 3 gün kamp yaparak kendimizi Akdeniz'in sularına attık.
Afrika kıtasında ilerlerken envai çeşit çölden geçtik. Bu da göl yatağının kurumasından dolayı oluşmuş bir çöl ve dünyanın en büyük kalıcı göl çölü olarak bilinimiyor. Gölün kuruması ile oluşmuş. Tam ortasından dalıp geçtik ve 100km'den fazla yol yaptık.
Sanırım Hello Afrika yolculuğunda en çok endişe ettiğimiz anlar bunlar. Güneş batıyor ve varmak istediğimiz yere daha varamamışız :)
Vahşi hayvanların olduğu bu milli parkın kenarında tam 2 gece geçirdik. Bu yollu kullandığımızı sonradan öğrenen insanlar "çok sağlam olmalısınız", "deli olmalısınız", v.b. gibi çeşitli yorumlar bile yaptı :)
Etiyopya Omo vadisinde yaşayan kabile kadınları da en az erkekler kadar güçlü ve sağlamlar. Genelde üçgen bir bezi omuzlarından bağlayıp sırtlarında bebeklerini taşıyorlar. Aynı anda kafalarında 15 kiloya yakın bir ağırlıkla rahatlıkla yürüyebiliyorlar. Bazen bu fotoğrafta görüldüğü gibi ellerinde fazladan 20lt'lik su bidonu da olduğu oluyor. Öyle 1-2km'de değil, 15-20km yol yürüyorlar.
Yol ikiye ayrılmasa iyiydi, şimdi hangisinden gideceğiz acaba :) Yanlış hatırlamıyorsam sağdakinden gitmiştik. Gözün görebildiği heryer dümdüz ve kurak. Kaybolmak ve yanlış yöne gitmek o kadar kolayki anlatamam. Aynı havada ve suyun içinde olduğu gibi eğer gittiğiniz yönü sürekli kontrol etmezseniz kaybolursunuz!
Burası da toprak fakat kuraklık yüzünden çölleşmiş bir bölge. Sanırım Afrika kıtasında yol alırken her tür çöl ortamından geçmişizdir :D
Çöller her zaman kum olacak diye birşey yok :) Buyrun volkanik taşlardan oluşmuş bir çöl. En büyük sorun volkanik taşların sert kenarları lastikleri kesmesi oldu. Lastiklere en büyük hasarı bu volkanik çöller verdi.
Afrika'nın bitmek bilmeyen uçsuz bucaksız çölleri :) yüksek sıcak altında ve sınırlı suyunuz varken bu yol sanki hiç bitmeyecekmiş gibi geliyordu :(
Masai'ler sanki zıplamıyor uçuyorlar. Ne kadar yükseğe zıplarsa eş alırken o kadar az hayvan veriyorlarmış. Nedir bu kadınlardan çektiğimiz :))
Etiyopya - Kenya arasında yaklaşık 7 günlük tehlikeli, yorucu, aç ve sussuz geçen yolculuk sonrasında ulaştığımız "North Horr" şehri. Yol boyunca buraya ulaşmayı, su bulup banyo yapmayı ve hatta soğuk birşeyler içmeyi hayal edip durmuştum. Şehri ilk gördüğümde çok büyük hayal kırıklığı oldu :( su ve elektrik yoktu!
Bu çöl sürüşlerini özleyecekmiyim emin değilim :)
Afrika'da daha önce dediğim gibi birşeyi pişirmek veya ısıtmak için ateş yakmanız gerekiyor. İnsanlar evlerinin dışında duvarın bir kısmını çevirip ateş yakma yeri yapıyorlar. Yemek pişirmek için kullandıkları ocaklardan bir örnek :)
Günlerce aç ve susuz olarak kum ve taşların içinde yol alınca bu hale gelmişim :)
Etiyopya Omo Vadisi üzerinde yaşıyan kabilelerin köyleri. Hepsi de son derece derme çapma evlerden oluşuyor :( Evin yapılış tarzı kabileden kabileye değişiyor.
Bir daha geziye giderken kesin şemsiye götüreceğim :) Mola vermek için gölge bir yerler bulmak gerçekten çok zor.
Kenya - Tanzanya sınır işaret. İlk gördüğüm zaman T-K harfleri nedir acaba diye düşünmüştüm :)
Masai kabilesi kıyafetlerini nereden alıyor öğrendik :) Bu kabile gerçekten çok büyük bir topluluk. Kenya'nın güneyinden, Tanzanya'nın doğu şeridi boyunca Masai'leri görmek mümkün. Tabi talep olunca onlara özel kreasyonlarda oluyor.
Kirlenmek güzeldir :) Günlerce hiç su bulamadan bu halde seyahat etmiştik Etiyopya ve Kenya arasında. Üstümüzün, ellerimizin ve hatta yüzümüzün bile bundan pek farkı yoktu.
Afrika rotasında ki en bozuk yol Moyale (Etiyopya) - Marsabit (Kenya) arasında ki yoldur. Bu yoldan geçen bir çok motosiklet ve araba amortisörlerini patlatıyor. Kenya'nın başkentinde kaldığımız yerde 3-4 sandık patlak amortisör vardı. Ne kadar çok gezgin burada amortisörünü patlatıyor siz düşünün. Bu arada sanırım 2-3 yıla kalmaz bu yol Asfalt olmuş olacak. Unutmadan biz bu yolu kullanmadık buradan çok daha kötü olan Lower Omo ve Turkana gölünü kullanmıştık. Amortisörlerimiz mi? Tabiki patladı :)
Hello Afrika gezisi boyunca tam 3 defa lastiğim patladı. Genelde de böyle uçsuz bucaksız yerlerde oluyor zaten :) Siz siz olun lastiğinizi kendi başınıza tamir etmeyi ve söküp takmayı öğrenin. Hatta yola çıkmadan önce deneme yapın. Ayrıca yanınıza küçük bir hava kompresörü almayı da unutmayın.
Herşey güzel de bu trafik ters olmasaymış iyiymiş :) sadece araç kullanırken değil karşıdan karşıya geçerken bile şaşırıyor insan. Sanırsın 10 yıldır Afrika'daydım.
Bu sabah İstanbul'daki 4. sabahım ve hala çanta toplamamış olmaktan dolayı tuhaf hissediyorum :) oysa çok alışmıştım her sabah çanta toplayıp yola çıkmaya...
Bizi Business Class ile gönderen THY Cape Town ekibine teşekkür ederiz. Gerek yiyecek/içecek olsun, gerekse rahat ve geniş koltukları olsun, gerçekten çok konforlu bir yolculuk yaptık. Ayrıca yolculuk boyunca bizle özel ilgilenen pilotlar ve hosteslere de teşekkür ederiz :)
Hello İstanbul :) Bir gezinin daha sonuna geldik ve İstanbul'a döndük. Afrika gezimiz bitmiş olabilir fakat gezi boyunca biriktirdiklerimizi paylaşmaya devam edeceğim. Beni izlemeye devam edin :)
Seyahat boyunca hatıra için ufak ufak aldığım ne varsa yol boyunca kırıldılar :( Ne kadar sarsam da sallantıdan dolayı kırılıyor ya da dökülüyorlar.
2010 Dünya Futbol Şampiyonası için yapılan stadyum :)
Hello Afrika Welcome Partisi Davetiyemiz :) Tüm dostlarımızı ve takipçilerimizi bekliyoruz. https://www.facebook.com/events/468078383214128/
Welcome partimizden haberdar olmayanlar varmış :) https://www.facebook.com/events/468078383214128/
Güney Afrika'da trafik ışıklarına ROBOT diyorlar :) yol tarif ederken "ilerdeki robotu geçince sola dön" diyorlar. Ben de düşünüyorum robot derken :)
Cape Town'da trafik kullarına çok iyi uyuyorlar. İsviçre'den sonra gördüğüm en iyi yer diyebilirim. Yollar oldukça iyi durumda ve temizler. Ayrıca çok fazla dağlık/tepelik olduğu için sürekli virajlı yolları var. Şehirden hiç çıkmadan, günlük sürüşlerde yatarak lastiklerin sonuna dayanabiliyorsunuz :)
Motorlardan ayrılmadan önceki son fotoğrafımız. Şimdiden özledim sanırım, bakınca bir iç çektim :)
Yaklaşık 2 ay ve 10.000 kilometreden fazla ters trafikte motosiklet kullandık ve yayan olarak gezdik. Gerçekten artık ters trafiğe tamamen alıştık. İstanbul'a döndüğümüzde bir süre tuhaf gelecek. Karşıdan karşıya geçerken bakacağımız yerleri karıştırmamız çok büyük ihtimal :)
Aswan (Mısır - Sudan geçişi) gemisinde tanistigimiz İngiliz ve -Hollandali ciften, İngiliz olanlar ile Cape Town'da tekrar bir araya geldik. Seyahatimizin daha basindayen tam 7 gece beraber gecirip seyahat ettiğimiz arkadaşlarımızı seyahatin sonunda tekrar görmek çok güzeldi. Onların yolculuğu bitmedi Afrika'nın batısından tekrar yukarı devam edecekler. Bu arada merak edenler için yazim. Hollandalı olan çift biraz yavaş geldiği için hala Kenya Nairobi'deler.
Atilla Kurt'a tekrar tekrar teşekkür ederim. Hatta Kurt ailesine olduğu gibi teşekkür edeyim :) Ablası Raziye hanım bize çok yardımcı oldu. Ayrıca bu aile ile tanışmamı sağlayan Süleyman Kurt'a da minettarım.
Sörf bitti, biz de bittik. Çok eğlendik, çok güzelmiş. Acaba Türkiye'de bunu yapabileceğimiz bir yerler var mı diye düşünmeden edemiyorum :)