Facebook üzerinden yapılan anlık paylaşımlar...
Yağmur öğleden sonra durunca fırsat bu fırsat deyip hemen motora atladık ve ilk olarak adanın kuzeyindeki çok güzel olduğu söylenen küçük bir koyu aramaya gittik. Asfalt yol bitip ormanın içinde, güzel ve küçük bir stabilize yol başlayınca daha bir güzel oldu. Yolun bazı kesimleri bildiğiniz balta girmemiş orman modeli :) Neyseki yağan yağmurdan dolayı çok fazla çamur olmamıştı ortalık. Bir süre dolanıp tepeleri inip çıkınca koyun uzaktan manzarası ile karşılaştık. Çölde vaha gibi duruyordu. Her yerin kayalık ve okyanus olduğu bir yerde iki tepe arasında, palmiye ağaçları ile kaplı, kumdan küçük bir sahil. Manzarayı görünce yola devam edip ulaşmaya çalıştık. Hatta bir yerden sonra motosikleti bırakıp yürüdük ve sahile ulaştık. Kendimi korsan filmlerinin çekildiği bir film sahnesinde gibi hissettim. Bu ada yaşamak için güzel bir yer gerçekten. Instagram'dan takip etmek için; instagram.com/ruzgarinizinde
Ertesi gün adada bir gün değil 2 gün daha kalıp vakit geçirmeye karar verdik. Fakat önce daha uygun bir kamp yeri bulmamız gerekiyordu. Öğleden sonra yağmur geleceği için elimizi çabuk tutup erkenden kamp yeri aramaya başladık. Ada içinde sanırım 50km kadar yol yaptık bir sürü yere baktık fakat uygun bir kamp yeri bulamadık. Bir sürü yer dediğime bakmayın, adada sadece 3-4 tane kamp yeri var. Fakat bazılarını bulmak biraz zor oldu. Fiyatları görünce dün 25$ kaldığımız yerin en uygunu olduğunu anladık. Biz kamp yeri ararken yağmurda bastırdı. Bir benzinciye sığınıp ev bakalım belki daha uygundur dedik. Selin internetten aradı aradı gerçekten daha uygun fiyata bahçesi, mutfağı, tuvaleti olan bir müstakil ev buldu. Şaka yapmıyorum. Hemen gittik baktık, tertemiz bir yer. Sahibi biraz ada hakkında bilgi verdi ve harita üzerinde anlattı. Adada sandığımızdan daha çok yapacak şey varmış. Kalacak yeri bulunca ve adayı da sevince hadi 2 değil 4 gün daha kalalım dedik ve anlaştık. Bu arada gece iyice artan yağmur ertesi gün öğlene kadar yağdı. İyiki kamp yeri bulamamışız dedik. :D Instagram'dan takip etmek için; instagram.com/ruzgarinizinde
Bir öncek güzel ama gürültülü kamp yerinden ayrıldıktan sonrasını anlatmadım. Hemen 80km ilerde, yol üzerinde Ilhabela adasına geçtik. Aslında adaya gelirken büyük beklentilerimiz yoktu. Adanın kuzey ucunda bir kamp yeri bulmuştuk, oraya gider 2 gece kalırız ve biraz etrafa bakıp yola devam ederiz diye düşündük. Adaya daha ilk girdik nedense ortamı çok beğendik. Kuzey ucuna gidene kadar yaptığımız 15km'de adanın potansiyelini gördük :D Pek bizim gibi uygun bütçeler ile gezen kişilerin takılacağı bir yere benzemiyordu. Zaten kamp yerinin fiyatının 25$ olduğunu öğrenince hiç şaşırmadık. Başka kamp yeri de bulamadığımız için o gün kalıp ne yapacağımıza karar verelim dedik. Tamam kamp yeri ve manzarası çok güzel ama 25$ edecek bir yer değil. :)
Artık yavaş yavaş yolculuğumuzun sonuna yaklaştığımız için motorları tekrar Türkiye'ye götürecek bir alternatif aramaya başladık. Brezilya son ülkemizdi onun için buradan gönderebileceğimiz seçeneklere öncelikli bakıyoruz. Çünkü buradan başka ülkelere geçebilmek için binlerce kilometre yapmamız gerekiyor. Asıl sorun Brezilya'da bir şeyleri göndermek çok kolay değil. Limanları kalabalık ve pahalı, gümrük işlemleri biraz çetrefilli. Danıştığımız herkes motoru sürerek sınırdan çıkıp gitmemizin en kolay yöntem olduğunu söylüyor. :) Motorsikletler hafif olduğu için hem uçak hem de Ro-Ro alternatiflerini araştırıyoruz. Önce motosikletlerin Brezilya tarafındaki gümrük, liman (ya da havalimanı), yükleme, v.b. işlemlerini yapacak bir acente (forwarder) bulmamız gerekiyor. Daha zorluk burada başlıyor çünkü bulup mail attığımız acenteler sürekli olarak bireysel çalışmaladıklarını geri dönüyor. Eğer acente bulursak Turkish Cargo ile göndermeyi deneyeceğiz. Ayrıca Brezilya sahillerinden kalkan ve Avrupa'ya giden iki de Ro-Ro bulduk. Onlara da mail attık iki kez ama henüz ses veren olmadı. :) Arayışlarımız devam ediyor. Her türlü fikir ve öneriye ya da Brezilya'da tanıdığa açığız :)
Şu anda Brezilya'nın en popüler motosiklet rotası üzerindeyiz. Gerçi turistik olarak da en çok bilinen bölgesi burası. Sao Paulo ile Rio de Jainero arasında kalan 101 numaralı sahil yolunu motosikletçiler çok kullanıyor. Yol boyunca tanıştığımız bütün Brezilyalılar bu yola mutlaka gitmemizi önerdi durdu. Sadece 500km kadar bir yol fakat çok güzel plajların, ormanların ve virajlı güzel yolların olduğu bir yer burası. Biz Sao Paulo'dan çıkınca ilk durak olarak sahile inip Bertioga'ya yakın bir plaja kamp atmıştım. Orada 4 gece kaldık, oradan çıkınca da 80km kadar ilerde Ilhabela adasına geçtik. Buradan sonra Ubatuba, Paraty, Ilha Grande'ye uğrayıp Rio de Jainero'ya geçeceğiz. Tabii ilk iki durakta toplam 9 gün harcadığımızı düşünürseniz Rio'ya gitmemiz ay sonunu çok rahat bulur. :D
Çok güze havalarda günlerimizi bu kumsalda okyanus kıyısında geçirdik. Brandamızı gerdik sakin sakin okyanusu seyrettk, yüzdük, yürüdük, dalgalarla sörf yaptık :) Fakat artık bu güzel kamp yerinden ayrılmaya karar verdik. Çünkü sezon olmadığı halde hafta sonu gelen az sayıda insan yüzünden burada durulmaz hale geldi. Arkadaş ne çok seviyorsunuz açık alanda bangır bangır müzik dinlemeyi. Her arabasını çeken ayrı bir müzik çalmaya başladı. Artık 4-5 farklı yerden gelen müzik birbirine karışıyordu. Gece yarısı sustular sonra sabaha karşı 4'de yine bangır bangır başladılar. :) Bizle beraber hafta içi kamp yerinde kalan Avusturyalı bir çift daha vardı, onlar karavanla olduğu için dışarı kaçtılar, başka bir yere park ettiler ama biz kaçamadık. Bir an düşündüm, sezonda burası nasıl acaba? Eminim bunun kat ve kat daha kalabalıktır buralar. İyiki sezon dışında gelmişiz. Hem her şey daha ucuz hem ortalık sakin. Ayrıca hava denize girmeye yetecek kadar da sıcak. Terlemeden güneşin altında oturabiliyorsunuz. Daha Rio de Jenairo'ya kadar bir sürü güzel plaj uprayacağımız ve kalacağımız. Artık hafta içleri denk getirmeye özeb göstereceğiz. Haftasonları ise şehirlere kaçarız. :)
Dün 6 gündür kaldığımız Sao Paulo'dan ayrılıp okyanus kıyılarına sürmeye başladık. Kendimize sahil kenarında güzel bir kamp yeri bulup 3-4 gün kalma niyetindeyiz. En son Ekovador'dan Peru'ya girerken okyanus kenarında kamp yapmıştık ve yüzmüştük. Üzerinden nerdeyse 6 ay geçti. Sonrasında Patagonya'ya kadar suya ayağımı sokmadım. Zaten Patagonya'da soğuktu sadece ayağımı soktum. :) 80km ilerde bir yer gözümüze kestirdik. Okyanusda dağların arasında ve hatta ormanın içinde çok küçük bir koy. Google maps'den baktığımızda bir sürü kamp yeri vardı. Fotoğraflarına da baktık iyice bir heyecanlandım. Çünkü ormanın içine kamp yapıyorsun önün kumsal ve okyanus. Fakat oraya vardığımızda öğrendik ki ormanın içine sadece yürüyerek giriliyormuş, araç ile giremşyormuşuz. Resmen hayallerim yıkıldı. :)) "ama ama..." diye diye kaldım. Daha ilerde şehrin içinde bir iki kamp yeri baktık fakat beğenmedik. Çünkü kafayı taktık deniz kenarında kumsalı olan bir yerde kamp yapmak istiyoruz. Derken derken toplam 150km gittik ve akşam olduğunda burayı bulduk. Denizin hemen önünde, çimenlik, ağaçlık bir kamp yeri.
Dünün kısa kısa özeti :) Instagram'dan takip etmek için; instagram.com/ruzgarinizinde
Sao Paulo'da son olarak da gittiğimiz yer asıl şehir merkezi olan Praça da Se'ye gittik. Tipik avrupa şehirleri gibi kocaman bir katedral ve önünde de yine büyük bir bahçesi var. Etrafta trafiğe kapalı bir sürü sokak var. Bizim Eminönü'ne benzettim biraz :) Burayı çok sevmediğimiz için çok takılmazdık, biraz dolanıp geri eve döndük. Zaten hava kararıyordu etraf pek güven vermedi bize :)
Sao Paulo'da 4. gün de şehrin ortasında kocaman bir parka gittik. İçinde göllerin ve birsürü kuşların olduğu büyük park. Tüm gününüzü rahatlıkla geçirebilirsiz. Hafta içi gündüz vakti olmasına rağmen kalabalık sayılırdı. Kimi spor yapmaya, kimi güneşlenmeye gelmiş. Bisiklet, kaykay ve paten için de bir sürü yer yapmışlar parkın içine. Biz de uzun uzun yürüyüp göl kenarında kuşları gözlemledik. Şehrin ortasında böyle büyük bir park olması çok güzel. Büyük şehirlerde İnsanların gerçekten buna ihtiyacı var bence...
Biraz ondan biraz bundan karşılıklı sohbet muhabbetteyiz. ;)
Şehrin ortasında, en işlek yerinde 8 şeritli geniş bir ana cadde düşünün, sonra bu caddeyi pazar günü insanların eğlencesi ve sosyalleşmesi için kapatın. Hem de bunu her pazar yapın. 3. Gün Sao Paulo'da Paulista caddesine gittik. Ev sahibimiz özellikle pazar gitmemizi söylemişti. Kilometrelerce uzun bir caddeyi tamamen kapatıyorlar. Herkes kendine göre vakit geçiriyor burada. Koşuyor, bisiklet sürüyor, paten, kaykay kullanıyor, Alt geçitin üstüne ip gerip yürüyor, jonglörlük yapıyor, müzik çalıyor, sokaklarda dans eden gruplara katılıp dans ediyor.... Kısacası haftanın yorgunluğunu pazar günü burada sosyalleşerek atıyor. Düşünsenize müzik çalıyor bizi dans ediyor yol yürüyenler ona katılıyor, böyle büyüyor kalabalık onlarca kişi oluyor sonra müzik bitiyor herkes yürümeye devam ediyor kaldığı yerden... Daha önceki paylaşımımı okumayanlar için tekrar yazayım; burası 20 milyon nufusu ile İstanbul'dan daha kalabalık ve büyük bir şehir. Güzel olmaz mıydı bizde de olsa. Müziğe, dansa, jonglörlüğe, sanata... neden bu kadar uzağız, neden her şeye bu kadar ön yargılıyız...
Tropik meyveleri merak ediyorsanız çarşı pazar gezen ve bütün meyveleri tek tek fotoğraflayıp anlatan Ben Yazarsam Olur'un bu paylaşımına bir göz atın. :)
2. gün belediye parkından çıkınca öğleden sonra gitmemiz önerilen "Beco do Batman" (Batman geçiti) dedikleri bir sokağın olduğu mahalleye geldik. Aslında mahallenin bir çok yerinde çok iyi graffitiler var fakat özellikle Batman geçidi dedikleri sokak çok iyiydi. 1980 yılında duvarın birine yapılan Batman graffitisi yüzünden buraya bu isim verilmiş. Takip eden yıllarda duvarlara farklı farklı bir sürü graffiti çizilmeye başlanmış ve hikaye böyle devam etmiş. Fakat turistler gelmeye başladığı için artık burada yaşayanlar bu graffitileri düzenli olarak yeniliyorlar. (ya da yeniletiyorlar) Benim asıl merak ettim ilk Batman graffitisini çizen kişi biliniyor mu acaba? Adam yoktan bir akım başlatmış ve şimdi bu sokak Sao Paulo'nun en ünlü tursitik altivitesi olmuş.
2. Gün ise kafamızı dışarı çıkarıp bu koca şehre biraz bakalım dedik. Sao Paulo yaklaşık 20milyon nufusu ile İstanbuldan daha kalabalık bir şehir ve Güney Amerika'nın en büyük şehri. İlk olarak belediye pazarına gittik. :) Bu kadar kalabalık bir yer beklemiyordum. Burası her çeşit meyve, sebze, et, balık, turşu, baharat, peynir, vb. kısacası yeme ve içme üzerine ne ararsanız bulabileceğiniz bir yer. Oldukça da pahalı bir yer. Bir dükkanın önünde durunca tezgahtar size bir sürü şey denetmeye çalışıyor sonra da ananası 3 katı fiyatına satmaya çalışıyor. Zaten ev sahibi bizi gitmeden uyardığı için hazırlıklıydık. :) Bırada satılan onlarca farklı meyvelerin hemen hemen hepsini daha önce Orta Amerika'da tattığımızı gördük. Sadece 2 farklı meyve vardı. Asıl gördüğüm ilginç bir şey beni bayağı düşündürdü. Tropik iklim kuşağında bir sürü farklı meyve var ve bunlar biz de yok. Bizede de sürekli olarak tropik meyve ismi ile pahalıya satılır. İşte burada da kaysı, incir, erik.. gibi bizde bol ve ucuz olan bazı meyveler yok. Pazarda kilosu 120TL satılan kayısı gördüm ve üzerinde egzotik meyve kaysı yazıyordu. :)) ayrıca kuru kaysı da var ve üzerinde Türk Kaysısı yazıyor. Zaten markasınsa Türk markasıydı. Egzotik meyva kaysının değerini bilin :)
Aklına takılan sorunuz varsa canlı yayına alalım sizi :)
Ne diyordum, yola çıkalı yaklaşık 11 ay olmuş ve süre zarfında Yamaha WR250r ile 47bin kilometre yol yaptım. Tesadüftür ki tam Brezilya sınırında 50bin kilometreyi geçti. :) Fotoğrafını çekmiştim, çünkü şimdiye kadar aynı motor ile yaptığım en uzun kilometre oldu. Bir önceki 44bin kilometre ile Honda Transalp idi. :) Böyle bir motorla 50bin kilometre yapabileceğim hiç aklıma gelmezdi. Bu motoru alırken böyle bir beklentim de yoktu aslında sadece haftasonları eğlenebileceğim ve şehir içinde de sürebileceğim bir şeyler bakıyordum. Motocross olanlar bana bir beden büyük olacağı için bunu tercih etmiştim. Sonrasında sürdükçe her yere bu motor ile gidip gelmeye başladım. En sonunda da bu büyük Amerika yolculuğuna bu motorla çıkmaya karar verdim. Şimdi onca zamandan ve kilometreden sonra dönüp bakıyorum, hiç pişman değilim. 50bin kilometre boyunca 8 defa yağ, 5 defa yağ filtresi, 2 defa zincir dişli seti, 2 defa buji, 1 defa ön lamba, 1 defa eksantrik zinciri, 2 defa arka lastik ve 1 defa ön lastik değiştirdim. 50bin kilometre için bence fena sayılmaz. Bu arada henüz hava filtresi, debriyaj ve fren balataları değiştirmedim. :) Bu arada ben bunu paylaşana kadar motor 52bin kilometre oldu bile. Sanırım 60bin olur Türkiye'ye dönene kadar. Şimdilik kendisini satmayı düşünmüyorum. :D
Bugün yolculuğa çıkalı tam olarak 327 gün (10 ay, 23 gün) olmuş. Vay beeee neredeyse bir yıldır evden, dostlarımdan ve ülkemden uzaktayım. Binlerce kilometre yaptık, yüzlerce yer gördük, farklı bir sürü şey yedik içtik, yeni insanla tanıştık ve yeni bir sürü şey keşfettik bu yolculukta. Her gece yeni bir yer evimiz oldu ve olmaya da devam ediyor. Vay bee diyorum çünkü eskiden böyle bir şeyi hayal bile edemezdim. Evden bu kadar uzun süre kalabileceğimi hiç düşünmezdim. Macera devam ediyor ;) Instagram'dan takip etmek için; instagram.com/ruzgarinizinde
Yollarda nasıl konaklıyoruz üzerine canlı yayında konuşuyoruz. Sorularınız varsa bekleriz. ;)
Instagram kısa hikaye (instastory) videoları ile günün özetini geçiyorum. :) Instagram'dan takip etmek için; instagram.com/ruzgarinizinde
Saat 16'a kadar sürdük ve yaklaşık 200km yol geldik. Yolun tamamı paralı ve bölünmüş yol olduğu için güzel yol aldık. Mola verdiğimiz benzincide kalacak yer bakarken 5km içerde bir kamp yeri olduğunu öğrendik. Gidip bakalım beğenmezsek ya da kapalıysa devam ederiz dedik. Hem popüler olmayan bir yer hem de sezon olmadığı için kapalı olur diye düşündük fakat açık çıktı. Daha doğrusu kamp sahibinin evi burada, kendisini bulduk ve bize kamp yapabileceğimizi söyledi. Burası oldukça büyük bir yer. Gürül gürül akan bir nehrin hemen kenarında ve karşısı balta girmemiş orman gibi :) Sadece kamp yeri değil piknik ve babekü alanları var ayrıca kocaman bir aqua park var. Tabii hava onlar için soğuk (18 derece) olduğundan şimdi kapalı. Zaten bizden başka da kimse yok. Kocaman ağaçların altında güzel bir yer. Fiyat konusunda biraz pazarlık edip 9,5$ anlaştık. Instagram'dan takip etmek için; instagram.com/ruzgarinizinde Tam lokasyonumuz; Park Aquático Recanto Davet https://goo.gl/maps/28FhszkW94E2
Akşam toplanıp mangal yakınca geç saate kaldık ve toparlanamadık. Sabah erken kalksak da yola çıkmamız öğlen 11'i buldu. :) Hava zaten kapalı ve ara ara yağmur yağıyor. Florianapolis'den direk olarak Sao Paulo'ya gideceğiz. Yaklaşık 750km mesafe var ve arada uğrayacağımız ve gezeceğimiz başka yer yok. Günler de iyice kısaldı ve hava artık 17:30 gibi kararıyor. Onun için 3-4 saat de olsa biraz ile yol yapmaya karar verdik. Gidebildiğimiz kadar gider sonra kalacak yer bakarız. Instagram'dan takip etmek için; instagram.com/ruzgarinizinde
Erol (Motomacera) ile yaklaşık 3,5 ay önce Buenos Aires'de Tuğçe ve Fatih (Ride2world) ile beraber kalıyorken görüşmüştük. O zaman Selin uçağa binip yeni gitmişti ve ben de Patagonya'ya doğru yola çıkacaktık. Onun için çok vaktim yoktu kısa görüşebilmiştik. Florianapolis'de ise 2 akşam üst üste bir araya geldik ve uzun sohbetler yaptık. İlk akşam Erol ile biz vardık. İkinci akşam ise Ayfer ve Onur (AyferOnur Seyahatnamesi) bize katıldı ve mangal yakıp sohbete devam ettik. :) Instagram'dan takip etmek için; instagram.com/ruzgarinizinde
Brezilya'ya girdiğimizden beri kahvaltı sürelerimiz de bir uzadı. :) Çünkü markette ne ararsak bulabiliyoruz artık. Bir sürü peynir, zeytin çeşidi var. Fırın ürünlerinde tuzlu alternatifleri de aynı bizde olduğu gibi çok. Zaten markete girince bir gözlerim dönüyor ne alacağımı şaşırıyorum. Arjantin'deyken bir süre sonra alışmıştım az çeşitliliğe ve ne bulursam onu alıyordum. Şimdi markette kalma süresi bile uzadı. :) Brezilya'dan dönene kadar kilo alacağım kesin :) Instagram'dan takip etmek için; instagram.com/ruzgarinizinde
Evet 5 gündür bir şeyler paylaşamadım. Sadece canlı yayın yaptık. En son Florianapolis'e doğru gidiyorduk ve yağmurdan kaçıyorduk. Fakat öğleden sonra o yağmur bizi yakaladı ve deli gibi yağan yağmur eşliğinde Florianapolis 'e güzel bir dağ yolundan girdik. Hostel ve oteller pahalı olduğu için şehrin 5km dışında daha ucuza kendimize bahçeli bir ev kiraladık. :) Çünkü yağmur 3 gün daha devam edecekti en azından çıkar bahçede takılırız dedik. 3 gün yağmurdan sonra pazartesi güneş açtı (yani dün) ve biz de çıkıp Florianapolis'in sahillerini gezdik. Sezonda dolup taşan o dolu meşhur sahiller şimdi bomboştu. :) Akşam ise Ayfer ve Onur (AyferOnur Seyahatnamesi) ve Erol (Motomacera) ile bir araya gelip mangal yaptık. Bu video İnstagram hesabımda dün paylaştığım kısa hikaye (instastory) videoların derlemesi. İnstagram hesabından sürekli olarak bu videoları takip edebilirsiniz. instagram.com/ruzgarinizinde
Brezilya Florianapolis'de yağmurlu havada evde oturmaktan sıkıldık, sorulara cevap verelim dedik. :) NOT: Daha önceki 2 canlı yayında mesajlar gelmediği için tekrar bağlatık.
Ufak bir benzin sorununuz var. Şehirden çıkmadan Shell'den 95 oktan benzin almıştık. Burada benzinin oktanı yazmıyor. İstasyonlar kendilerine göre isim vermişler. Benzin almak için durup oktanı soruyoruz bilen yok. 6-7 farklı benzinci denedik yol üzeri. Bazıları büyük züncir benzinciler. Oktan, octane, octana, ottani, octanos... aklımıza ne gelirse deniyoruz ama yok anlamıorlar. Sonunda bir motorcu bulduk durduğumuz benzincide. Onla konuşmaya çalıştık. İngilizce değil ama ispanyolca biliyordu. Heryerde iki farklı benzin var. Bunlardan birisi 87 oktan diğeri ise 90 oktanmış. 95 oktan sadece Shell'de varmış. Yani biz sabah şansa bulmuşuz. Şaka herhalde o kadar son model arabalar var hepsi 90 oktan mı kullanıyor. Biz ara yollardan ve küçük şehirlerden geçtiğimiz için Shell de bulamıyoruz. 90 oktan aldık mecburen. Instagram'dan takip etmek için; instagram.com/ruzgarinizinde
Dün bahsettiğimiz ve bize kamp yerini ücretsiz açan Altair Dario Junior :) Sabah bir de "üzgünüm dün sormayı unuttum battaniyeniz var mıydı?" dedi. Ne kadar düşünceli ve yardım sever biri. Brezilya'yı onun sayesinde daha çok sevdik. Her zaman derim; bir kişi bile koca ülkeyi sevdirebilir ya da nefret ettirebilir. Tekrar tekrar teşekkür ediyoruz kendisine. Sağolsun kendi sayfalarından da bizi paylaşmışlar :) https://www.facebook.com/RecantodoDario/
Yol üzeri yapacak bir şey olmadığı için hava kararana kadar motor sürmeye devam ettik. Google'dan 300km uzaklıkta bir kamp yeri bulmuştuk. Fakat yakınında başka hiç kamp yeri yok. Gider bakarız, en kötüsü otelde kalırız dedik. Anayoldan kamp yerinin dönüşüne geldiğimizde güneş batmıştı ve hava kararmaya başlamıştı. Yol üzeri gördüğümüz otel ve benzeri tesislerin çoğu sezon yüzünden kapalıydı. Çünkü burada mevsim sonbahar ve kış geliyor. Anayoldan ayrılıp stabilize yolda açık mı, kapalı mı emin olmadığımız bir kamp yerini aramak istemedim. Selin'e "denemeyelim boşver kapalıdır büyük ihtimal gidip otel bulalım sabah da erken kalkar yola çıkarız" dedim. Çünkü bugünkü yol beklediğimizden zordu ve yorulduk. Fakat Selin bakmak istedi. Kamp yerine karanlıkta köpeklerin havlaması eşliğinde girdik. Bir tane evin ışığı dışında ışık yoktu. Penceren bir kadın baktı, sonra bir adam çıktı yanımıza geldi. "İngilizce biliyor musun?" diye sorduk, "biraz" dedi. "Kamp yapmak istiyoruz, açık mısınız?" diye sorduk. Önce "şu anda sezon değil ondan kapalıyız" dedi. Sonra "ama isterseniz kalabilirsiniz" diye devam etti. Bunu duyunca mutlu olduk tabii :) "Ücreti ne kadar" diye sorduk. "Normalde kişi başı X (hatırlamıyorum)" dedi ve duraksayarak devam etti "siz ne kadar verebilirsiniz?". :) Biz de Selin ile bakıştık "ne verebiliriz" diye sesli düşünürken adam böldü ve "boşverin size bedava" dedi. Biz nasıl yani diye bakınca "evet evet bedava istediğiniz yere geçin" dedi. Biz "Gerçekten mi?" dedik. "Evet" diyerek eliyle kamp alanını işaret etti. Sonra hızını alamayıp beni takip edin diyerek yürümeye başladı. Bizi üstü kapalı kocaman bir çardağın altında getirdi. Tuvalet, banyo, mutfak, hatta odalar ve yatak bile vardı. Burayı istediğiniz gibi kullanabilirsiniz dedi. Biraz sohbet ettik. Nerden geldiğimizi, rotamızı, ne kadardır yolda olduğumuzu sordu. Kendisinin de hayaliymiş böyle bir seyahate çıkmak onu anlattı. Sonra sizi daha fazla tutmayım dedi gitti. Biz de Selin ile birbirimize baka kaldık. Brezilya maceramız güzel başladı. Instagram'dan takip etmek için; instagram.com/ruzgarinizinde
Paralı yol dedikleri de bu!! Geliş gidiş sıradan bir yol. Yol kalitesi fena değil fakat çit filan yol. Yolun sol kısmı milli park, hayvan çıkabilir, yine de çit çekmemişler ve hız sınırı 110! Küçük kasabaların içinden geçiyor, sürekli kasisler var ve oldukça yoğun bir tır trafiği var. Onun için bu yoldan devam etmemeye karar verdik ve yaklaşık 30TL ödeyerek 120km sonra ayrılıp alternatif yolları kullanmaya başladık. Kullandığımız alternatif yolların asfalt kalitesi çok iyi değil, eski yollar fakat çok daha sakin ve ara ara güzel virajları olan yollar. Kilometre olarak yolumuz da uzamıyor ayrıca :) Instagram'dan takip etmek için; instagram.com/ruzgarinizinde
Dün İguazudan Florianopolis'e doğru yola çıktık. Fakat paylaşımda bulanamadım. Onun için dünkü hikayemizi şimdi paylaşacağım :) Sabah iguazudan erken ayrılmak istedik fakat önce biraz dolar bozdurmak için döviz bürosuna gittik. Sonra da telefon hattı almaya şehir merkezine uğradık. Yaklaşık 2 saat uğraştıktan sonra telefon hattı alamadan şehirden ayrılmak zorunda kaldık. Çünkü yabancılara hat satmak istemiyorlar. Bu kısmı ayrı bir hikaye, anlatacağım daha sonra. Tabii şehirden çıkışımız öğleni buldu. :( İguazu'dan Brezilya'nın doğusuna Florianapolis'e gitmek için BR-277 numaralı yol kullanılıyor. Bu yol paralı bir yol ve yaklaşık 950km uzunluğunda. Sıkıcı bir yolmuş ve iki motor için ücreti 140TL. Zaten bir kısmını kullanmak zorundayız. Çünkü ilk 100km kadar kısmında başka alternatif yol yok. Orayı kullandıktan sonra devam edip etmeyeceğimize karar verelim dedik. Alternatif olarak daha güneyden giden başka ara yolları gözümüze kestirdik. Instagram'dan takip etmek için; instagram.com/ruzgarinizinde
Bunlar da önceki gün gezdiğimiz kuş parkından. :( Yılda 40milyon hayvan doğal ortamından kaçırılıyor ve bunların sadece 10'da biri hayatta kalabiliyormuş. Bu park kaçırılırken yakalanan, insanlar tarafından suistimal edilmiş, zarar verilmiş hayvanların rehabilite edildiği bir park. Tabii burada doğmuş birçok kuş da var. En kötüsü de macaw ve tukan kuşlarının uçmasın diye kanatlarının kesiliyor olması. Onları görünce gerçekten çok üzüldüm. Nasıl bir bencilliktir, hayvan yanı başından gitmesin diye kanatlarını kesiyorlar.
Dün öğleden sonra İquazu şelalelerinin Brezilya tarafını gezdik. Bu taraftan manzara daha güzelmiş. Yürüyüş rotaları ve yapacak aktiviteler Arjantin tarafında olduğu kadar çok değil fakat şelaleleri biraz uzaktan daha güzel bir açıdan görüyor. Arjantin tarafında şelalelerin dibine kadar gidip ıslanabiliyorsunuz. Instagram'dan takip etmek için; instagram.com/ruzgarinizinde
Bugünün kısa bir özeti; yine instagram'da "instastory" olarak paylaştığım videoları topluca yükledim. Instagram'dan bu kısa kısa videoları sürekli olarak takip edebilirsiniz. instagram.com/ruzgarinizinde
Biz kahvaltıdan kalkana kadar öğlen oldu. MotoTrio 'dan Kerem mesaj attı geçerken sizin kaldığınız yere uğrayalım vedalaşalım hem de motordan gelen ufak bir gıcıdama var orada uygun yer varsa ona da bakalım dedi. Bizim kaldığımız yerin bahçesi büyüktü, evin sahibine de söyledik izin aldık. Bir anda evin bahçesinde 5 Türk motorcu olduk :)) Saat öğleden sonra 2'e kadar beraber oyalandık. Sonra biz şelalelere onlar da Arjantin sınırına doğru yol aldılar. Instagram'dan takip etmek için; instagram.com/ruzgarinizinde
Sabah erken şelalelere gidecektik fakat geç yatınca geç de kalktık. Önce bir markete gittik ve özellikle benim gözüm döndü. Çünkü kısır Arjantin marketlerinden sonra Brezilya cennet gibi geldi. En başta çeşit çeşit normal yoğurt var ve büyük boy. Peynir reyonunda sadece kaşar ve mozerella değil beyaz peynirden örgü peynire kadar çeşit çok, unlu mamüller olarak da aynı bizim gibi bir sürü şey var. Meyve ve sebze olayına girmiyorum bile, ne ararsan var. Ayrıca Brezilya dünyanın en büyük kahve üreticisi ve benim gibi kahve sever biri için upuzun kahve reyonları var. Sanırım Brezilya'yı çok seveceğiz. Instagram'dan takip etmek için; instagram.com/ruzgarinizinde
Akşam kuş parkında MotoTrio ile karşılaştık. İguazu'da buluşacağımızı bir hafta önceden konuşup planlamıştık. Aslında bir kaç gezgin arkadaşımız daha katılacaktı ama onların planlar değişince biz Mototrio ile bir araya geldik. Olsun onlar 3 kişi (soldan sağa Kerem, Özkan ve Fırat), biz 2 kişi, Türkiye'den motorla yola çıkan 5 kişi Brezilya'nın Foz de Iguaçu şehrinde bir araya geldik. Akşam buluşur yemek yeriz derken kuş parkında denk geldik. Biz parkı bitirip çıkıştaki masalara dinlenmek için oturmuştuk ve instagran'dan mototrio'nun paylaşımlarından nerede olduklarını anlamaya çalışıyordum. Tam o sırada merhaba diye geldiler masaya :)) Akşam yemeğini onlarla birlikte yedik, sonra restoran kapanana kadar orada muhabbete devam ettik. Restoran kapanırken kapının önünde Türk işi ayakta sohbete devam ettik. Sonra üşemeye başlayınca başka bir yere geçip otuduk ve geç saatlere kadar muhabbete devam ettik. Keşke bir günümüz daha olsaydı dedik. Fakat onlar yarın Arjantin'e geçecekler geri, biz ise onların geldiği yoldan Brezilya'nın içine doğru devam edeceğiz. Instagram'dan takip etmek için; instagram.com/ruzgarinizinde
Sınırdan sonra önceden kalmak için ayarladığımız eve geçtik. Motorları eve bırakıp hemen döviz bürosu aradık aradık para bozdurmak için. 1$ yaklaşık 3.20 Brezilya Real'i yapıyor. Türk Lirası'na yakın olduğu için artık hesaplamamız kolay olacak. Gerçi yol boyunca her ülkede dolar olarak hesapladığımdan TL algımı kaybettim. Tahminimizden çok önce Brezilya'ya girdiğimiz için günün yarısı bize kaldı. Burada büyük bir için kuş parkı olduğunu öğrendik ve günün geri kalanını kuş parkında geçirmeye karar verdik. Yarın ise şelaleye gidip gezeceğiz. Instagram'dan takip etmek için; instagram.com/ruzgarinizinde
Hem Arjantin'den çıkış hem de Brezilya'ya giriş çok hızlı oldu. Her iki sınır da sakindi ve organizeydi. Onun için işlemleri çok hızlı hallettik ve hatta hiç sıra beklemedik. Sınırdan hiç işlem yapmadan da geçebiliyorsunuz fakat biz Brezilya'dan Türkiye'ye dönmeyi düşündüğümüz için tüm işlemleri yaptırdık. Arjantin tarafındaki İguazu şehrinden 10km ötedeki Brezilya İguazu şehrine geçtik. İki ülkeyi şelalerin olduğu İguazu nehri ayırıyor. Instagram'dan takip etmek için; instagram.com/ruzgarinizinde
Bugün Brezilya'ya girdik. Yine instagram'da "instastory" olarak paylaştığım videoları topluca yükledim. Instagram'dan bu kısa kısa videoları sürekli olarak takip edebilirsiniz. instagram.com/ruzgarinizinde
Bugün gerçekten heyecanlıyım çünkü 3.5 aydır topraklarında binlerce kilometre gezdiğim Arjantin'den sonunda ayrılıyorum. Şimdiye kadar en uzun kaldığım ülke oldu. Sırada ise Brezilya var. Heyecanlı olma sebebim de aslında bu. Çünkü Brezilya'yı çok merak ediyoruz. Ayrıca bu seyahatimizin son ülkesi de Brezilya fakat Güney Amerika kıtasının tam yarısı büyüklüğünde. :) 1 ayda bitecek bir ülke değil. Seyahatimizi eğlenceli ve güzel bir ülke ile bitireceğimiz. ;) Instagram'dan takip etmek için; instagram.com/ruzgarinizinde
İguazu şelalerini hem Arjantin tarafından hem de Brezilya tarafından görebiliyorsunuz. Sınır zaten o nehirin kendisi ve köprü ile geçişebiliyor. Biz önce Arjantin tarafındaki Puerto Iguazu şehrine gittik ve oradan şelaleleri gördük. Arjantin'de şelaleleri aşağıdan görebiliyorsunuz ve oldukça ıslanıyorsunuz. Büyük küçük bir sürü şelale var burada, ormanın içinden yürüyerek hepsine ulaşabiliyorsunuz. Bir tam gün rahatlıkla vakit geçirebilirsiniz. Şimdi de Brezilya tarafındaki Foz de Iguaçu şehrine geçip buradan şelaleleri göreceğiz. Instagram'dan takip etmek için; instagram.com/ruzgarinizinde
İguazu şelalerini hem Arjantin tarafından hem de Brezilya tarafından görebiliyorsunuz. Sınır zaten o nehirin kendisi ve köprü ile geçişebiliyor. Biz önce Arjantin tarafındaki Puerto Iguazu şehrine gittik ve oradan şelaleleri gördük. Arjantin'de şelaleleri aşağıdan görebiliyorsunuz ve oldukça ıslanıyorsunuz. Büyük küçük bir sürü şelale var burada, ormanın içinden yürüyerek hepsine ulaşabiliyorsunuz. Bir tam gün rahatlıkla vakit geçirebilirsiniz. Şimdi de Brezilya tarafındaki Foz de Iguaçu şehrine geçip buradan şelaleleri göreceğiz. Instagram'dan takip etmek için; instagram.com/ruzgarinizinde
Bugün İgazu şelalelerine gittik ve bol bol gezdik. Adından da anlaşıldığı gibi bir sürü şelale varmış. Ben bir tane var sanıyordum :) Bu videoları instagram'da instastory olarak paylaşıyorum. İguazu hikayesini de buraya da topluca yükleyim dedim. Instagram'dan sürekli olarak takip edebilirsiniz bu kısa kısa videoları. instagram.com/ruzgarinizinde
O kadar söylendim söylendim hayaller gerçek oldu sanırım. :D En son hayaller dağlık virajlı yollar, gerçekler Arjantin'n düzleri... diyordum. En son kamp yaptığımız Posadas şehrinden çıkıp biraz ilerleyince birden ortam değişti. Her yer orman oldu ve sıcaklık birden 4-5 derece arttı. Tabii nem de arttığı için aylar sonra ilk defa motor sürerken havalandırmaları açtım hatta terledim. :) Değişim çok ilginçti sanki Orta Amerika ülkelerinden birinde seyahat ediyormuşuz gibi hissettik. Aslında değişen sadece sıcaklık veya çevre değildi, insanlar ve yerleşim yerleri de değişti. Ne yalan söyleyim onlarda Orta Amerika'ya benzedi. Anlatması zor bunu. Mesela İguazu'ya geldik ve kendimize kalacak bir yer bulduk. Odada eski tip duvarda koca bir delik açılıp takılan klimalardan ve banyoda da elektrikli su ısıtıcısı vardı. İşin ilginci bunları Orta Amerika'da gördüklerimiz ile aynılar. Zaten ordan sonra hiç görmemiştik. Ben bu ikisine çok takmıştım, ondan unutmuyorum. Umarım Brezilya'da böyle devam etmiyordur. :D 300km güzel ormanlık yollardan İguazu'ya vardık. Kendimize kalacak güzel bir yer bulduk ve yerleştik. Sabah ilk iş ünlü şelaleleri görmeye gideceğiz.
Dün akşam güneş batana kadar devam ettik yine ve Paraguay sınırında Posadas isimli bir şehre geldik. Biraz kamp yeri arandık. Fakat hangisine gitsek kapalı ve bu sefer bizi almadılar. :( Sonunda internetten bulduğumuz bir kamp alanına gittik. En son 2 ay önce kalan olmuş ve şimdi de bizden başka kalan yok. Küçük bir kamp alanı fakat her ihtiyacımızı karşılamaya yeterli. Sıcak su, tuvalet, elektrik, wifi ve yemek pişirmek için yeri var. Şehrin dışında köy gibi bir yerdeydi. Biz vardığımızda hava kararmıştı. Market var mı dedik. Bakkal var dedi az ilerde. Belki bir şeyler vardır gidip bakalım dedik. İlginçtir ne aradıysak bulduk. :) et var mı dedik, dolabı açtı bir sürü gösterdi. Kıyma arıyoruz ama dedik. Onu da çıkardı. Sebze var mı dedik o da varmış. Adama ne sorsak küçüçük bakkaldan çıkardı verdi. Biz de akşam kendimize güzel bir yemek hazırladık ve etli mercimek ile pilav yaptık. :) Bugün artık ünlü şelalelerin olduğu İguazu'ya varacağız. Önümüzde 300km yol var. Hava yine çok güzel. Orada bir kaç gün kalır sonra Brezilya tarafına geçeriz. Instagram'dan takip etmek için; instagram.com/ruzgarinizinde
Bugün Ben Yazarsam Olur ile birinci yıl dönümümüz. :) Geçen sene bu videoyu hazırlayıp beraber yolculuğa çıkacağımızı paylaşmıştık. Aslında balayı olarak tura çıkma fikrimiz vardı ama balayı bal yılı oldu ve 10 aydan fazladır yollardayız. Daha nice seneler birçok yeri beraber keşfedeceğiz. ;)
Hayaller bol virajlı dağlık yollarda döne döne gitmek, gerçekler ise Arjantin'in bitmek bilmeyen dümdüz yolları... Bir bitemeden Arjantin 3 aydır :))