Facebook üzerinden yapılan anlık paylaşımlar...
Dün akşam ilk Osh'a girerken çok beğenmemiştim. Neyse gece kalırım sabah çıkarım dedim. Başladım kalacak yer aramaya. Dolana dolana böyle bahçeli ormanın (Burası için orman sayılır) içinde güzel bir yer buldum. Resepsiyondaki kız türkçe biliyordu. Üniversite de ikinci dil Türkçe okumuş. "Oda ne kadar?" diye sordum. Tek kişilik oda 25$, paylaşımlı (dorm dedikleri) 15$ mış. Oda için 25$ zaten çok, paylaşımlı için de 15$ vermek istemedim. Fakat bahçesi çok güzel, ağaçların arasında kocaman çimenlik bir alanı var. Hatta Yakyurt dedikleri çadırlardan var. "Bahçeye çadır kursam banyo, tuvalet ve mutfağı kullansam ne kadar olur" dedim. Sonunda kahvaltı dahil 6$ anlaştık :) Paylaşımlı oda da kalmaktansa bu bahçede çimlerin üzerinde çadır kurmak daha cazip geldi hem de yarısından daha ucuz. Hazır ucuz güzel yer bulmuşken bir gün daha kalıp motor ile ilgilenim dedim.
Bugün çok bir şey yazamadım çünkü Murgab'dan sonra 180km daha Pamir' in içinden giderek Kırgızistan'a geçtim ve o yolda hiç birşey yoktu. Doğal olarak kullanılabilecek bir gsm operatörü de yoktu :) Kırgızistan'dan geçerek Osh şehrine geldim. Sınırdan sonra Osh'a kadar olan yol 200km ve asfalt. Çok güzel manzaralar eşliğinde döne döne devam eden bu yolda 3 tane dağ tırmanışı var. Öyle olunca keyifli bir sürüşün ardından Osh'a geldim. Hafta sonu ve saat geç oldugu için para bozdurmak ve lokal sim kart bulup almak biraz zor oldu. Tabi sonrasında kalacak yer, yemek derken saat bayağı geç oldu. Aramızdaki saat farkı artık +3. Bu arada hava tekrar 35 derecelerde, sabah cıkarken 2 dereceydi. Artık yatayım, yarın yükleyeceğim fotoğrafları.
Bu da yolculuğumun en yüksek noktası :) Pamir'den Kirgizistan sınırına giden yol üzerinde geçiliyor.
Arkada dumanı tüten büyük bina dün Murgab'da kaldığım yer. Fiyatı 13$ ama internet yok. Murgab'ın tamamında yok. Adama "TCell 3G var mı?" dedim. "Murgab'da mı? Burada elektrik bile yok." dedi :) Zaten baz istasyonunun kocaman güneş panelleri vardı. Otelinde jeneratörü vardı neyseki. Yanında durdugum ise benzin istasyonu :) Abi tankerde 5lt su şişesine doldurup depoya döküyor. 1lt şişesi de var. Benzin burada şehir merkezine göre pahalı. 92 oktan 1$ civarında 18lt aldım. Bir depo ile 550km civarında menzilim olduğu için rotopax (yedek benzin bidonu) henüz hiç ihtiyacım olmadı. Zaten dolu da değil :))
Dün Karakul göl kenarında kamp yapmak istiyordum ama yine çok oyalandım. 4.200mt'lerde uzun süre kalınca baş ağrım iyice arttı. Hava da zaten 10derece civarında ve hafif yağmurlu olunca Karakul'dan vazgeçtim ve Murgab'da kaldım. Çünkü Karakul buradan daha yüksekte olduğu için gece daha soğuk olacaktır. Ayrıca gece daha yüksekte uyumak istediğimden de emin değildim. Murgab dağların arasında 3.500 metre yükseklikte düzlüğe kurulmuş küçük bir kasaba. Hem geliş hem gidiş yolu 4bin metrenin üstünde olduğudan genelde gezginler için konaklama noktası olarak tercih ediliyor. Çünkü birden 4bin metrelere çıkıp kalmak biraz sersemletiyor.
Dün Karakul göl kenarında kamp yapmak istiyordum ama yine çok oyalandım. 4.200mt'lerde uzun süre kalınca baş ağrım iyice arttı. Hava da zaten 10derece civarında ve hafif yağmurlu olunca Karakul'dan vazgeçtim ve Murgab'da kaldım. Çünkü Karakul buradan daha yüksekte olduğu için gece daha soğuk olacaktır. Ayrıca gece daha yüksekte uyumak istediğimden de emin değildim. Murgab dağların arasında 3.500 metre yükseklikte düzlüğe kurulmuş küçük bir kasaba. Hem geliş hem gidiş yolu 4bin metrenin üstünde olduğudan genelde gezginler için konaklama noktası olarak tercih ediliyor. Çünkü birden 4bin metrelere çıkıp kalmak biraz sersemletiyor.
Şu karşısı Afganistan. Ne kadar yakın değil mi? Bana sorarsanız buralar güvenli yerler. Öyle olmasa buralarda bir tel örgü olmaz mı? Ayrıca Pamir bölgesine çok fazla turist geliyor. Bugun devriye atan askeri araca sormaya çalıştım birşeyler ama anlaşamadık. :( Bu arada yazmayı unuttum Tacikistan'da türkçe anlaşamıyorsunuz çünkü Türk değiller. Persler ve farsca konuşuyorlar ya da benzer birşey. Aynı İran gibi zaten yolda tanıştığımız İranlı ile farsça çok güzel anlaşıyorlardı. Biz sınırdan geçerken Tacik tarafındaki görevli biz türkçe konuşmaya çalışınca "ben türk değilim persim aynı İran gibi" demişti. :) Neyse konu dağıldı. Hadi ben motorla gidiyorum. Bu yolu bisiklet ve yayan geçen turistler var. Wakhan koridorunun neredeyse 150km'sinde hiç köy yok. Hadi bisiklet geçti diyelim yürüyerek geçilmesine imkan yok. Mecbur kamp yapılacak.
Pamir'in icinden gecen asfalt yola baglanmak icin son gectigim 100km yol gercekten kotuydu. 4-5 saatte ancak gecebildim. Tamam Afrika kadar degildi ama baya oyaladi. Gerci manzaralar da bir o kadar guzeldi. Surekli durup ya forograf cektim ya da oturup tadini cikardim. :) Yol nedense bazen kayali, bazen normal cakillar hatta bazen bildiginiz kum gecisi oldu. Aslinda hepsine raziyim ama bu orduneli (nasil yaziliyor bilmiyorum 2. Fotografta goruluyor) adami hayata kusturuyor resmen :(
Herkese gunaydin sabah baya erken kalktim ama cok soguktu. Ilk defa usudum. :) gunesin dagin arkasindan cikmasini bekledim. Dunku sis tabakasi ve bulutlar da gitmis daglar iyice ortaya cikmis. Bu arada gece 3-4 tane buyuk arac gecti ne oluyor diye uyandim ciktim. Gokyuzu inanilmaz guzeldi. Hic isik ve ay da olmadigi icin samanyolu oldugu gibi goruluyordu :))) burada kamp yapmak hayatimda yaptigim en guzel seyler listesine girdi. Neyse kahvalti yapayim, cadiri toplayip yola cikim. Gunes yukseldikce de isiniyor.
Yok dayanamadim :) zaten yol yuzunden yoruldum bir de yurumek ve geri toparlanmak cok zaman kaybettirdi. Ayrica aciktim ve az oksijen yuzunden biraz sersemledim sanirim. Yani bunlarin hepsi burada kamp yapmak icin bahaneler tabii :) tam bu gordugunuz yere kamp attim. Sol taraftaki daglar hala Afganistan. Son 3-4 saattir kimseyi gormedigim icin buralar guvenli mi degil mi soramadim da :( neyse bu son mesaji gondermek icin baya bir yukari tirmandim yuruyerek. Cok uzakta asagida bir koy goruluyor, sanirim oradan cekiyor hatti. Simdi hava karariyor. 3.700mt civarindayim. Kordinatiminda yazayim bare tam olsun :)) N37.09608, E072.70930
6TL'e imal ettigim avadanligim buyuk bir tasin carpmasi sonucu kenarindan kirildi ve icindeki hersey dokuldu. Reklamlarinda uzerinden vinc gecer kirilmaz hani pimaslarin ama tas carpinca kiriliyormus :) son birkac parca duserken tingirdama duydum, durdum hemen baktim gitmis. Motoru birakip yaklasik 1km geriye yuruyerek cok sukur dokulen herseyi buldum. Yine yukardan torpilim var sanirim. ;) isin ilginci acaba burada kamp mi yapsam dedim yerin az ilerisinde kirilmis. Kapagi bulana kadar yurudum. Cunku ilk dusen odur diye dusundum. Bu bir isaretmi acaba. Bu arada 3.650mt yuksekteyim, hizli ciktigim icin ve 2km yurudugum icin bir nefes nefese kaldim.
Buralar gercekten cok guzel. Zaman varken ve hazir buraya kadar gelmisken kamp yapayi cok isterdim buralarda. Genelde kamp yapilmasi pek onerilmiyor ama kimsesiz, sessiz, koca koca daglar arasinda dalip gidesi geliyor insanin. Boyle hic birsey yapmadan saatlerce oturmak guzel olabilirdi burada. :) bir ara durdum bakindim kamp yeri icin hatta burayi gozume kestirdim. Sonra bosver dedim geri bindim motora biraz gittim tekrar durdum, dusundum... Neyse dedim devam edecem.
Veee Afgan sinirindan ayriliyorum. Sanirim 700-800km kadar Sinir cizgizinde surdum artik Pamir'in icine dogru girme zamani geldi. Ilk fotografta arkamda Wakhan, ikincisinde ise onumde Pamir var :)
Koridorun ici de boyle :) burasi tabii dedigim gibi Tacikistan tarafi, yolun karsisinda kalan daglar koridorun icinde kalan daglar ve Afganistan. Yol fena degil zemin bazen biraz gevsek oluyor ama 60-70 ritim tutturunca guzel gidiyor. Arada dere ufak su gecisleri ne ne alakaysa kum gecisleri var :) yukseklik 3bin civari ve hava 27 derece misss...
Evet Wakhan kolidorunun girişinr ulaştım. Hemen fotoğrafta görülen yoldan sağa mıvrılınca başlıyor :)) bu Afganistan kolidoru Tacikistan ve Pakistan'ı birbirinden ayrılıyor ve teee Çin'e kadar uzanıyor. Bir süre kolidorun Tacikistan tarafında devam edeceğim ve yaklaşık 150km sonra tekrar kuzeye çıkarak Pamir'in içinden geçen M41 asfalt yola bağlanacağım. Bugün çıkabilir miyim bilmiyorum. Burası aynı zamanda yolculuğumun en kuzey noktası artık kuzeye yaklaşık 3.000km çıkarak Rusya'ya oradan Tekrar doğuya devam edeceğim...
Sabah dün beraber yemek yediğimiz ruslar ile çıktık yola. Depolarımızı doldurduktan sonra bana veda ettiler. :) Onlar da Özhan gibi M41'i kullanarak asfalt yoldan direk Pamir'i bir günde geçecekler. Zaten Özhan'da onlarla sürmeye karar verdi. Ben daha 2-3 gün Pamir'deyim. Özhan özleyeceğim seni 20 gün beraber sürdük az değil ama çok eğlenceli 20 gündü. ;)
Bugün artık Özhan ile yollarımız ayrılıyor. Aslında daha önce ayrılacaktı ama beraber çok eğlendiğimiz için hep yarın ayrılırız dedik durduk :) onun zamanı çok azaldığı için Pamir'in içinden geçen asfalt yolu kullanacak ben ise nehrin kenarından devam ederek birazcık daha güneye Wakhan kolidoruna ineceğim. Dün geçtiğimiz yoldan daha zorlu olacakmış sanırım. Ayrıca burası yolculuğumun en güney noktası olacak sonrasında direk kuzeye doğru çıkacağım. Evett uzun bir gün beni bekliyor...
Herkese günaydın dün yorgunluktan sızmışım resmen fotoğrafları gönderemedim :)
Bugün Pamir'in girişi olan Khrog'a vardık. Yol boyunca karşılaştığımız motorcuların hepsi ile aynı yerde kalıyoruz. :) Kalacak bir iki yer olunca doluşmuşuz aynı yere. Hep beraber yemek yemeğe gittik. Yalnız masa da otururken Özhan ile konuşuyorduk. Sağımızda Amerikalı adam, sevgilisi İranlı kadın, karşılarında Ruslar ve arkamızda Afganistan var. İlginç bir beraberlik oldu. :) tabii devlet ilişkileri ile insan ilişkileri birbirinden farklı işliyor yoldayken bunu bir çok kez gördüm. Bu arada toplam 7 motordan 3'ü Yamaha Tenere, XT660, XT600, BMW 1200GS ADV ve Suzuki Vstorm.
Yaklasik 2 bin metre yuksekte oldugunuz halde hava neden 37 derece biri bana aciklayabilir mi? Ayrica ruzgar da fon makinesinde cikiyor gibi sicak esiyor. :)) Bazi daglarin tepesinde kar da var ustelik. Bir kutulamadim bu sicak havalardan oysa cok umitliydim buralar serin olacak diye :)
Panj nehrinin kiyisindan guney doguya Pamirme dogru devam ediyorum. Yok bazen asfaltimsi bazen taslik, bazen de kum seklinde devam ediyor :) neye gore degisiyor cozemedim ama manzaralar harika. Biraz yavas gidip kafami yoldan kaldiriyorum etrafi seyrediyorum. Cok guzel oluyor ama fena yavaslatiyor.s 4,5 saatte sadece 100km gelebildim. Sanirim aksam hedefledigim Khorugh ulasamayacagim.
Bu yolculukta ilginc insanlarla tanisiyorum :) gecen avusturalya'li ama japon plakali motor kullanan Karl ile tanismistim. Bugun de Iranli ama ispanya plakali motor kullanan ve amerikali ama kirgizistan plakali motor kullanan 2 kisi ile daha tanistim. Ayrica sabah kaldigimiz yerin yaninda biri belarus digeri rus iki motorlu daha vardi. Pamir'e yaklastikca yollar kalabaliklasiyor.
Herkese gunaydin :) Gece kaldigimiz ev ve evin konumu boyle birseydi. O degil de gece bildiginiz usudum :))
Bugun cektiklerimden birkac tane fotograf yukleyip yatayim. Burada saat gec oldu. Yarin yine Panj nehrinden ayrilmadan Afganistan'i seyrede seyrede bir 240km daha yapacagim. Bu sefer hic asfalt yokmus sanirim kaldigim yerde insanlara sordum. Kaldigim ev nehrin hemen kenarinda biryer ve bahcesinde nehrin sesinden insan birbirini duyamiyor :) manzarasi da guzel sabah fotograf koyarim.
Bugun gezimin en guzel gunuydu :) Panj nehrinin olusturdugu vadinin icinden bir tarafim Afganistan (sag taraf) bir tarafim Tacikistan super manzaralar esliginde akan nehrin guclu sesi ile 120km yol yaptim. Yuksekte oldugum icin hava da serindi. Agzim kulaklarimda motor surdum bugun. Bir ara fotograf cekmekten yol yapamadim.
Daglari asarak Afganistan ile Tacikistan'i ayiran Panj nehrinin kiyisina indik :) Manzaralar ve yollar harika yalniz fena kirlendik hehehe :)
Manzaralar guzellesmeye basladi ama nedense dunden beri sis var havada :) hava da 35 derece civarinda fena degil. 45'den iyidir en azindan.
Pamir iznini biraz gec alabildim :( saat oglen olacak hemen yola cikmam lazim bakalim nereye kadar gidebilecegim. Ozhan'in biraz isleri vardi o da izni alip bana yetisecek yolda umarim.
Yayarak gezince can sıkıntısından bugün motoru bile yıkadım ki normalde İstanbul'da yıkamam. :) Özhan "şöyle foşur foşur motorları mı yıkasak acaba" dedi. Ben de "yok artık boşver, ne uğraşacaksın yarın geri kirlenecek zaten" dedim. Sonra baktığım kaldığımız yerin bahçesinde baya köpürte köpürte yıkıyor. Bitince de motor gözüme güzel göründü. Benim neyim dedim başladım ben de yıkmaya. :) Vize için Duşanbe'de beklerken çamaşır yıkadık, motorlara bakım yaptık, temizledik, eksiklerimizi tamamladık hatta mutfağı kullanarak kendimize güzel yemekler bile yaptık. Arada böyle ev ortamı çok güzel oluyor. Artık yarın Pamir için hazırız.
Hani Özbekistan'a ilk girdiğimde Muynak gemi mezarlığında kamp yapmak zorunda kalmıştım. İşte orada çadırda yatarken motor pantolonunu çıkarmaya üşendim, dizlikleri dışardan kolayca çıkıyordu onları çıkardım yattım. Sabah da takarım diye motorun üzerine koydum sonra oraya gelenler beni lafa tuttu ve ben onları takmadan hareket ettim. Tabii dizlikleri düşmüş. :( Neyse Yamaha pantolonun orijinal dizlikleri olduğu için biraz üzülmüştüm. Sağolsun İstanbul'da dostlarımdan biri temin etti diğeri ise kendi imkanlarını kullanarak dizlikleri bana ulaştırdı. İkisine de çok teşekkür ederim tam da bozuk arazi sürüşleri başlıyordu zamanlama süper oldu. İnsanın böyle dostları oldukça sırtı yere gelmez valla :D
Normalde olsa motor surerken polis gorunce acaba bizi durdurur mu diye icimden gecirir ve endise ile yanlarindan gecerdim. :) sehirde yayan gezerken hazir motor da yokken biraz takilalim dedik. Iki muhabbet ettik sonra fotograf cekecegimiz zaman "internete koyacaksiniz degil mi?" diyerek kacmaya calisiti ama elimden kurtulamadi. Kolundan tuttugum gibi cektim kendime. :) Bu ellerindeki sopalari arabalari durdurmak icin kullaniyorlar. Simdiye kadar gittigim butun dogu blok ulkelerinde vardi. Buradakiler daha bir isin kilici modeli :) isikli filan ama pili bitmis calistiramadim.
Yaklasik 5 gun daha Tacikistan'da olacagim icin Pamir iznini hallettikten sonra telefon icin hat aramaya basladim. Pamir bolgesine icin TCELL'in kapsama alani daha iyimis dediler. Ofino buldum ama hat alamasi biraz uzun surdu. Kayit olmaniz gerekir diyor ama turistik vize icin Tacikistan'da kayit islemi yapilmiyor. Bir suru telefonlar acildi, birseyler dolduruldu. Sanirsin hadi oturup atomu parcalayalim dedim :) neyse 1 saat sonunda ham hattima hem de 1gb internetime kavustum. Hat icin 7somoni (~1$) internet icin de 30somoni (4,5$) verdim. 5. Hattimi almis oldum bu seyahat icin :))
Sabah erkenden kalkip Pamir gecis izni almak icin otobuse binerek OVIR (acilimini bilmiyorum) dedikleri ofise geldik. Bu izni Turkiye'de konsoloslukta artik vermiyorlar. Internet uzerinden acenta bulup oradan 40-50$ alabiliyorsunuz. Fakat ben o kadar para vermemek icin buradan almaya karar verdim. Islemler cok kolay pasaportu veriyorsunuz onlar bir form dolduruyor ve hemen yakinindaki bir bankaya 20somoni (3$) yatiriyorsunuz islemler bitiyor. Tek sorun izni ertesi sabah veriyorlar. Olsun on kati para vermektense kalir onla sehri gezerim diye dusundum. :) Bilmeyenler icin Tacikistan'dan Kirgizistan'a gecerken Pamir daglarindan gececegim. Burasi The Gorno-Badakhshan bolgesinde ve gecmek icin GBAO izni alinmasi gerekiyor. Bu yolu da zaten zamaninda Sovyetler askeri amacli yapmis. Bu adamlarin yaptigi yollar da hep boyle turistik simdi :))
Şimdi boş oturuyorken biraz hesap kitap yapayım dedim. Yola çıkalı 18 gün ve yaklaşık 6.000km oldu. Şimdiye kadar benzin, konaklama, yeme-içme, sigorta, vergi, v.b. kısaca herşey dahil toplam 420$ harcamışım. Günlük yaklaşık 24$ civarında seyrediyorum. Rusya ve Kazakistan ortalamayı yükseltti. Özbekistan ise azalttı. Sanırım Tacikistan ve Kırgızistan'da ortalamayı düşürecek.
Yolculuğum boyunca nerede olduğumu yukarda bulunan "Neredeyim?" kısmından takip edebilirsiniz. Hazır Duşanbe'de beklerken bu kısmı biraz daha günceledim ve eklemeler yaptım. :) Harita üzerinde gün gün nerelerde kaldığımı, ne kadar kilometre yol yaptığımı ve toplam kilometreyi gösteriyor artık. İsterseni direk aşağıda ki adresi de kullanabilirsiniz. http://neredeyim.ruzgarinizinde.com/
Dün sınırı geçtikten sonra Duşanbe'ye kadar 70km yolumuz vardı ama çok güzel bölünmüş yol yapılmış. (Türk firması yapmış) Karanlıkta hızlıca şehir merkezine ulaştık. Özbekistan'ın şehirlerinden sonra Duşanbe bana sanki bir Avrupa şehrinde motor kullanıyormuşum gibi hissettirdi. 4 şeritli geniş yollar. Taş büyük süslü binalar, büyük büyük gösterişli anıtlar... Tüm şehrin içinden geçtikten sonra genelde herkesin kaldığı Guesthouse'ın yolunu tuttuk. Çünkü Duşanbe'de düşük bütçeli kalacak yer sadece bir iki tane var. Biraz varoşlardaydı. Gittiğimizde kapanmış olduğunu öğrendik. Baya şok oldum :) Nasıl ya herkes burada kalıyor nasıl kapanır bu kadar popüler bir yer diye söylendim. O kadar güveniyoruz ki başka kalacak yer de bakmamıştık. İnternette olmadığı için kaldık orada. Biz düşünürken birden oradaki evin kapı açıldı içinden Özbek bir kadın çıktı. Bizim turist olduğumuzu anladı ki zaten o varoş mahallede saat 22'de anlaşılmayacak gibi değildi. Kadın kapandığını ve Green House diye başka bir yer bildiğini istersek arayabileceğini söyledi. İşte tam bu zamanlar yukardan yardım aldığımızı düşünüyorum. Afrika'da da çok olurdu. :) Kadın girdi içeri bekle bekle çıkmadı. Tam ümidi kesmiştik ki çıktı tekrar. Bize yakın bir yer tarif etti ve sizi mavi bir jeep bekleyecek dedi. Gittik mavi jeep'i bulduk başladık adamı arkadan takip etmeye. O da başka bir varoş mahalleye girdi ve kocaman demir bir kapı (boyu 3-4mt, gercekten büyük) önünde durdu. Kapı açıldı. Özhan ile birbirimize baktık sonra içeri baktık. İçerde büyük bir köşk var. İçeri girdik kapıyı kapadılar... İlk defa girdiğim ve hiç bilmediğim bir ülkenin varoş mahallesinde tanımadığımız bir kadın bizi yine bilmediğimiz bir mavi jeep'in arkasına taktı, başka bir varoşlarda kale gibi etrafı çevrili bir yerin kapısına getirdi. İyi de kadın kim, biz nereye geldik hiç sorgulamadan... içimden bunları düşünürken aklıma geldi. Biz yaşadığımız yer (Türkiye) yüzünden sürekli savunma duvarlarımız açık yaşıyoruz. Bize gerçekten yardım etmek isteyenlere bile şüphe ile yaklaşıyoruz. Oysa yabancılar (özellikle avrupalılar) çok daha rahatlar ve daha iyi iletişim kurabiliyorlar insanlara karşı. Hatırlarsanız daha önce Rusya'da gece bize yardım etmek isten adamı anlatmıştım... Yatağa girdiğimizde gece 12 olmuştu, saatlerce motor sürüp, sınır geçip, kalacak yer aradıktan sonra yorgunluktan ne yattığımız yeri ne de nasıl uyuduğumuzu biliyoruz. :)
Bugün vizemin son günü olduğu için ve sınırın kaçta kapandığını da bilmediğim için erkenden varmaya çalıştım. Saat 18 gibi sınıra gittiğimizde kimsecikler yoktu. Neyseki kapanmamış bizi aldılar. Özbekistan'dan çıkmak baya zaman aldı. Adam bir pasaporta bir bana bakıyor ve o kadar uzun süre tekrarladı ki gülmemek için zor tuttum kendimi :) Hatta Özhan'ın sakallarına takıldı. İyice yaklaştı baktı etti birşeyler söylendi sonra damgayı vurdu. Gümrük tarafında ise didik didik aradılar. Hatta cep telefonu, bilgisayar ve harici disklerdeki fotoğraflara bile baktılar. Onu neden yaptılar anlamadım. "Sex var mı sex?" diye sordu sonra fotoğraflara bakmak istedi. Süreç uzayınca Tacikistan tarafı kapanacak diye endişelendim. Gerçi çadırlarımız var iki sınır arasına kurardık :D Aslında yapılan işler çok kısa ama o kadar yavaş çalışıyorlar ki bitmiyor işler. Bir de sürekli muhabbet etmeye çalışıyorlar bizle o da süreci iyice uzatıyor. Neyse Tacikistan sınırı kapanmadan ona da yetişebildik. Orası da tam tersi adamlar bildiğiniz yaymış. Bizim Türkiye'den geldiğimizi duyunca çok mutlu oldular başladılar muhabbet etmeye, güle oynaya bütün işlemler 10dk ancak sürdü. Çok yardımcı oldular. Motor başına 10$ yol parası aldılar. (Makbuzumu aldım rüşvet değildir!) Vizem 30 günlük ama motor için 5 günlük izin vermişlerdi sonradan fark edince onu 15 gün yaptırdık. 15 gün içinde motoru çıkarmam gerekiyor. :) Toplam da her zaman olduğu gibi 2-3 saatte işlemler sorunsuz şekilde bitti ve Tacikistan'a giriş yaptık.
Tacikistan sinirina yaklastikca daglar iyice artmaya basladi :) Tacikistan'i daha cok sevecegim sanirim :)) Birde sicaklar azaldimi keyfime diyecek yok :) Bu arada Semerkand'in hemen yaninda (40km ilerisi) Tacikistan siniri var fakat 2010'dan beri kapali oldugu icin guneyde bulunan en yakin sinir kapisina gidiyoruz ama yolumuzu 200km uzatti. Fakat bu daglik yollar guzel oldugundan uzamasi iyi oldu :)
Ozbekistan'da dağ da varmiş ya şaşırdım :) o kadar kilometre sadece çöl geçtikten sonra kısada olsa 2bin metrelik bir dağ geçmek eğlenceli oldu. Yukarı çıkınca günler sonra ilk defa 27 dereceyi gördüm, nefes aldım resmen. İnsan dağı özlüyor valla hatta denizi de özlüyor ama ona daha çok var tabii :(
Herkese gunaydin. Bugun tekrar motora binip yol alacagiz. Aslinda Tashkent'e gitmek ve orada iki gun takilmak istiyordum. Fakat 7 gunluk vize aldigimi unutmusum ve bugun son gunu :( Sevmistim Ozbekistanmi ne guzel geziyordum. Neyse yapacak birsey yok Tacikistan'in baskenti Dusanbe'ye gececegim. Normalde oradan Pamir'e girmek icin vizeye basvuracagim fakat haftasonu oldugu icin mecburen orada pazartesiyi bekleyecegim. Hatta sali gununden once tekrar yola cikamam. Ne guzel haftasonu Taskent'de gezecektim. :(
Ozbekistan'da 3G ve kaldigim yerlerdeki wifi internetlerin hepsi bildiginiz cevirmeli ag hizinda oldugu icin hem Buhara hem de Semerkand'da cektigim fotograflari paylasamadim. :( tek bir fotograf bile yuklemek baya zorluyor ondan album yuklemek imkansiz. Buradakilere sordugumuz da genelde hep boyle yavas oldugunu soylediler . Daha hizli bir internet buldugumda yukleyecegim. Birde lokal gsm hatti alirken 3G icin 1GB istemistim. Adam 1GB yetecek mi demisti. Sanirsin super hizli :) Bir haftada 1GB'in bu hizla bitmesi imkansiz bence, bilgisayar muhendisi olarak soyluyorum :)))
Bugün hemen arkamızdan gelen Ahmet Gümüş ve Mustafa Yıldız bize yetişti ve Semerkand'da bizi yakaladı. :) Kaldığımız yerin kordinatlarını vermiştim direk bulup yanımıza geldiler. Ne güzel yollarda Türkiye'den arkadaşlar ile tanışmak. Aslında onlar da Pamir'e gidiyorlar ama biz sabah çıkacağımız için beraber süremeyeceğiz. Fakat benden hızlı gittikleri için kesin tekrar karşılaşacağız. Bu arada 3 Yamaha Tenere ile Suzuki V-Storm üzerinde ezici üstünlük kurduk :))
Bizde nedense evlenince ya da çocuk yapınca gezilemediği düşüncesi hakim. Oysa çoluk çocuk ile gezen yolda karşılaştığım bir sürü insan var. Sadece sırtçantalı da değil motorla, bisikletle, karavanla, kamyonla dünyayı geziyorlar. Bebeklerini sırtlarında taşıyıp dağlara tırmanıyorlar. Yolda tanıştığım her gezgin aileyi paylaşmaya çalışıyorum örnek olması için. Dün kaldığımız yerde bu koca kamyonu görünce aklıma Afrika geldi. Çünkü bu tur araclari Afrika kıtasını geçmek için çok kullanıyor gezginler. İlk fotoğrafta gördüğünüz Philip bizim motorları görünce hemen yanımıza geldi, inceledi, fotograf çekti, meraklı meraklı sorular sordu. Son derece ilgiliydi. Kendisi daha 16 yaşındaymış ve biraz büyüğünce kendi başına gezmek istiyormuş. Bu kamyon da onlarınmış. Hollanda'dan çıkalı 1,5 yıl olmuş. Toplam 5 kişi (3 kardeş, anne, baba) ve 2 köpek ailecek sığışmışlar bu koca kamyona, dünyayı geziyorlarmış. İlk aklıma gelen eğitim oldu. Peki ya okul? dedim. Okul kitaplarımız var babam bizi yolda çalıştırıyor dedi. Ne güzel değil mi? Ailecek hem de tahmin ettiğimizden daha zorlu bir şekilde ve zorlu bir coğrafyada gezebiliyorlar. Kaldı ki Avrupalılar için buralar daha zor. Şimdi soruyorum size bu cocukların vizyonu, ufku, hayal ettikleri, öz güvenleri, yapabilecekleri çok daha fazla olmaz mı? Bu onlara bırakılacak paradan puldan daha büyük servet değil midir? NOT: Şimdi bunun altına abilerde para var huzur var yok zamanı var... gibi şeyler yazmayın. Aşın bunları parası olmadan gezen çok insan ile tanıştım. Önemli olan hayal edebilmek ve YETERİNCE istemek.
Dün yola çıkalı 15 gün bitti. 5 günü boş yani şehirleri gezerek geçirdim. Kalan 10 günde de yaklaşık 5.300km yol yaparak Özbekistan'ın Semerkand şehrine geldim. Bu arada ilk 2 gün Türkiye'den çıkmak için yaptığım yol ortalamamı yükseltmiş. Onu saymazsak günde 480km yol yapmışım. Türkiye ve Gürcistan'ı hadi Rusya'yı da çıkarırsak yaklaşık 3.200km yol çöldü. Böyle hesaplayınca Orta Asya tarafına gelmek için diğer alternatif rotalara bakılması gerektiğini düşünüyorum. Neyse son derece sıkıcı geçen yollardan sonra artık Moğolistan'a kadar çöl bitti. :) Buradan Tacikistan'a girmemle beraber dağlar başlıyacak inşallah... GPS kayıtlarını gün gün paylaşıyorum arzu eden inceleyebilir. https://connect.garmin.com/modern/profile/ssogut
Ben dünyanın bir ucuna doğru motosiklet ile yol alırken sevgili ablam da (TatlıGezgin) benden binlerce kilometre uzakta dünyanın başka bir ucuna doğru yol alıyor. Amazon ormanlarına ya da daha bilmediğim bir çok yerde kaybolup gidiyor. Birbirimizin nerde olduğunu takip ettiğimiz bir program kullanıyoruz. Şimdi baktım benden yaklaşık 13bin kilometre uzakta Amerika kıtasında takılıyor. Aramızdaki saat farkı bile 10 saatmiş. Asıl ilginç kısmı ise planlı olmadığı halde birbirimizin gitmediği yerleri geziyoruz :) Avrupa dışında ikimizinde gittiği pek yer yok. Annem hep "benim çocuklarım neden böyle oldu" derdi. Ben de "ne var işte ikisi de hayallerini yaşıyor" derdim. Huzur içinde yatsın. Muhakkak ki ikimizin de böyle olmasında rolü çook büyük. Annemi zaten özlüyorum sanırım arada ablamı da (Gulcin Sogut) özlüyorum...
Dün yola çıkalı 15 gün bitti. 5 günü boş yani şehirleri gezerek geçirdim. Kalan 10 günde de yaklaşık 5.300km yol yaparak Özbekistan'ın Semerkand şehrine geldim. Bu arada ilk 2 gün Türkiye'den çıkmak için yaptığım yol ortalamamı yükseltmiş. Onu saymazsak günde 480km yol yapmışım. Türkiye ve Gürcistan'ı hadi Rusya'yı da çıkarırsak yaklaşık 3.200km yol çöldü. Böyle hesaplayınca Orta Asya tarafına gelmek için diğer alternatif rotalara bakılması gerektiğini düşünüyorum. Neyse son derece sıkıcı geçen yollardan sonra artık Moğolistan'a kadar çöl bitti :) Buradan Tacikistan'a girmemle beraber dağlar başlıyacak inşallah... GPS kayıtlarını gün gün paylaşıyorum arzu eden inceleyebilir. https://connect.garmin.com/modern/activities
Bugün ilk defa polis ile olay yaşadık. :) Günde 2-3 kez pasaport kontrolü için durdurulmaya alışmıştık da bu onlardan değil. Aslında hata benimdi ve Özhan da kurbanı oldu. Otobanda ben öncü olarak giderken ilerdeki yeşil ışık son saniyeleri sayıyordu. O sıcakta güneşin altında beklemek istemedim ve son 1-2sn kala durmadan geçtim. Tabii Özhan da ayrılmayalım diye geçti ama onunki büyük ihtimal kırmızıya kaldı. Kaç gündür o kadar yol geldim nerdeyse bütün hız kurallarına bile uydum. Şimdiye kadar gezilerimde polis ile hiç sorunum da olmamıştı. Neyse az ilerde bir kulübeden tam ben yanından geçerken bir polis elindeki sopa ile bağırdı. İçimden "herhalde kontrol noktasıydı durmadık ondan bağırıyor" diye geçirdim ve durdum. Polis koşa koşa yanıma geldi pasaportu istedi. Sonra da motorun ruhsatını istedi. O zaman anladım kırmızı ışık için durdurduğunu. "Sorun nedir?" filan dedim ama adam acayip sinirli saydırıyordu. Dediğini de anlamıyorum çok hızlı konuştuğu için. Aldı evrakları konuşmaya devam ederek gitti kulübesine. "Ceza keseceğim, bankaya gideceksiniz, gördüm sizi kırmızıda geçtiniz, çok korktum kaza olacak diye yüreğim hopladı....". Rüşvet işlerinden hiç anlamam daha önce de hiç vermişliğim olmadığı için söze giremedim :D Özhan motoru çekmeye gitmişti. Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır taktiğini uygulayım dedim ve usulca girdim polisin kulübesine. Küçük Emrah suratı ile "havada çok ısı var, çok kalın giyindik yanıyoruz, yapmışız bir hata, biz turistiz, ülkenizi geziyoruz, çok yahşi, çok sevdik... bankaya kadar gitmesek, burada versek neyse borcumuz...." Polis tık yok :) Biraz bekledim bakalım ne diyecek diye. Tam o sırada Özhan geldi kulübenin kapısına. Özhan'a bir çıkıştı sen çık dışarıda bekle diye. Ben de "ahanda yemedi küçük Emrah'ı" dedim ve oturduğum yerden kalkmak için hamle yaptım. Tam o sırada sen kal dedi. İçimden "herhalde para alacak" diye geçirdim. Sonra verdi evrakları hadi gidin dedi. Elini sıktım teşekkür ettim ama pek mutlu olmadı. Aslında bu hikaye fotoğrafsız olmadı biliyorum ama polis amca o kadar sinirliyken bir fotoğraf çekebilir miyim diyemedim :D Böyle böyle şeyler işte, yolculuk eğlenceli geçiyor. İlk defa hata yaptım onda da polis durdu ya bunu da işaret olarak yazıyorum aklıma.
Dün Bukhara'da hatırlarsanız Uygur Türkü bir aile ile tanışmıştım. Bugün yola çıkarken biz hazırlanıp motorlara binene kadar uzun süre bizi beklediler vedalaşmak için. Dedecim (ailenin en yaşlısı) bize o kadar sıkı ve uzun sarıldı ki sanki tüm ecdadına sarıldı gibi hissetti. Bize karşı bu kadar güçlü duygular besliyorken bizim ona karşı o kadar yoğun hissetmiyor olmamızdan dolayı utandım :( Anlımızdan öptü, "yolluğunuz var mı?" diye sordu. "Allah'a emanet olun" dedi. Ahh be dedecim aklıma geldikçe tuhaf hissediyorum.