Facebook üzerinden yapılan anlık paylaşımlar...
Afrika’da bunu ilk gördüğüm zaman hemen termit yuvası olduğunu anladım ve ilk defa yakından görmenin heyecanı ile motordan apar topar inip soluğu yanında almam bir oldu. Çünkü daha önce defalarca belgesel kanalında seyrettiğim bir şeyi yakından görüyordum, hoş Afrika’da daha bir çok şeyi yakından görme fırsatım oldu. Düşünsenize televizyonda seyrediyorsunuz ve sonra onu canlı olarak görüyorsunuz ve dokunuyorsunuz. Gezmeyi sırf bunun için bile sevebilirim. :) Aslında beni beş metrelik bu küçük termit yuvasından daha çok etkiliyen başka bir şey oldu orada. Motor kullandığımız ortam fotoğrafta görüldüğü gibi son derece kurak ve çöl sayılabilecek bir araziydi. Yumuşak kum üzerinde sürüş yapıyorduk ve genelde her yer düzdü. Etrafta dikenli ve ağacımsı bu çalılar dışında pek bir şey yoktu. Bunlar da bazı yerlerde son derece sıklardı, işemek için motordan biraz uzaklaştığımızda motoru tekrar bulamıyorduk. Başımıza geldiği için biliyorum, interkomdan Murat’ı duyabiliyorum ama onu ve motorumu bulamıyordum. :) Bu termit yuvasından ayrılıp yola devam ederken bir kum tepsine doğru tırmandık ve beni etkileyen o görüntü ile baş başa kaldım. Bulunduğum tepeden görebildiğim yüzlerce metrelik alanı bu sık çalılar kaplamıştı ve termit yuvalarının bacaları da bunların arasında sıyrılmış kendilerini gösteriyorlardı. Yüzlerce termit yuvası vardı orada, sanki ortamı onların içinde yaşayan milyonlarca termit kemirmiş de çöle çevirmiş gibi duruyordu. Birden aklıma “post-apocalyptic” film sahnesi geldi. Sanki sanayi devrimi dünyanın sonunu getirmiş, kurulan binlerce fabrikanın bacalarından çıkan zehirli gazlar ortamı zehirlemiş ve çöle çevirmiş. Biz de o ortamda hayatta kalmaya çalışan iki kişiyiz gibi hissettim. Yoldayken hayal kuracak ve bunların üzerinde düşünecek çok zamanınız oluyor. :) Instagram’dan takip edin; instagram.com/ruzgarinizinde #africa #afrika #omo #omovalley #motorcycle #motorcycletrip #motosiklet #offroad #termit #yolculuk #seyahat
Düşünsenize koca bir yıl gezdim, ne kadar ezber bozan ve ilk duyduğunda insanları şaşırtan bir süre. Benim için de hayatımın en uzun zaman dilimiydi aslında ve sanki bir yıl değil yıllarca gezmişim gibi geliyor geriye dönüp baktığımda. Her gün yeni bir maceraya uyandığım, beni nelerin beklediğini bilmediğim, yeni insanlarla tanıştığım, yeni yerler gördüğüm bir zaman dilimiydi. Şu anda içinde yaşadığım rutin zaman diliminden çok farklıydı. Yaşadığım her anın farkında olduğum, geceyi ve gündüzü hissettiğim, sürekli düşündüğüm, bir şeyler yaptığım, anlattığım ve 24 saatin ne kadar uzun olduğunu anladığım bir zamanlardı. Belki de hayatım boyunca sığdıramayacağım kadar çok şey sığdırdım bu bir yıla. Kendimi daha çok tanıdım, nasıl biri olmaya çalıştığımı ama aslında nasıl biri olduğumu, neler istediğimi ama neler yaptığımı gördüm. Şimdi bulunduğum yerden geriye bakıyorum; seyahatten döneli tam 7 ay oldu. “Nasıl ya?” gezerken bir yıl 10 yıl gibi gelirken rutine bağlayınca 7 ay 1 ay gibi geldi. Rutine bağlamak kesinlikle zaman öldürüyor, hayatınızı sizden çalıyor, yapamadıklarınızı keşkelerde, yapacaklarınızı da isteklerde bırakıyor. Bu iki zaman dilimi arasındaki farkı deneyimleyip açıkça gördükten sonra artık hayatın neresinde durmak ve nasıl yaşamak istediğim konusunda daha eminim. Rutin artık benim için bu fotoğrafta önümde duran ve aşılması gereken bir deniz, dağlar ise asıl istediğim hayat. Eğer asamazsam boğulur giderim…
Bu fotoğrafı Moğolistan’ın düzlüklerinde çektim. Gözünüzün görebileceği her yerin bomboş ve düz olduğu, hiçbir ağaç, çalı ve ya yeşilliğin yetişmediği kurak bir arazi düşünün. İleri baktığınızda ufuk çizgisini göremiyorsunuz. Tek görebildiğiniz iri taneli kumun oluşturduğu sütlü kahve renginde bir zemin ve üzerinde ona paralel uzanan kocaman beyaz bulutlar ile kaplı mavi bir gökyüzü. Sanki tüm dünyaya sadece bu 3 renk hakimmiş gibi bir tekdüzelik hissi var. Aslında sizi hayrete düşüren bu atmosfer yıllardır burada aynı şekilde duruyor ve çok sıradan. Buraya ait olmayan tek şey sizsiniz, bir yerden gelmiş, bir yere giderken geçtiğiniz bir bölge sadece. Birazdan sizi vuracak olan kum fırtınası da burada günlük bir olay aslında ama siz ilk defa karşılaşacaksanız! Etrafınızda uzaklığı ya da büyüklüğü referans alabileceğiniz hiçbir şey olmadığı için algılarınız da değişiyor. Saatte yüz kilometre hızla giderken yüzünüze vuran rüzgar olmasa ne kadar hızla gittiğinizi fark edemiyorsunuz. İlerde ufukta gördüğünüz karartının ne olduğunu anlamaya çalışırken aslında ona doğru hızla yaklaştığınızı bile fark etmiyorsunuz. Sanki o karartı ufukta birden büyümeye başlıyor ve etrafınızı sarıyor. Kumlar kaskın camına çarpmaya başladığında kum fırtınası olduğunu anlıyorsunuz, çünkü filmlerde defalarca seyrettiğiniz bir şey. Birden endişeli şekilde kum fırtınasına bakarken o filmler hızlıca aklınızdan geçmeye başlıyor ve film karelerininin içinde ’acaba ne yapıyorlardı’ sorusuna cevap arıyorsunuz. Büyük ihtimal motosiklet ile kum fırtınasında kalınan bir film seyretmemiş olduğunuz için cevap bulamıyorsunuz. Kumlar hızla gelip sizi hazırlıksız yakalıyor, sıcaktan dolayı montunuzda ve kaskınızdan açık olan delikleri kapatamadan içinize dolmaya başlıyor. Bir telaş durup motordan iniyorsunuz ve ayaklığı açıyorsunuz ama ne çare, yumuşak kumda motor gömülmeye başlıyor. Çaresiz şekilde motoru kumlara bırakıyorsunuz. O an korkunuz yüzünden vücudunuzun salgıladığı adrenalin sayesinde kafanızda deli gibi fikirler dolanıyor. Mantıklı olanları deniyorsunuz ama sonra çabalamayı bırakıp motorun yanına oturarak ne zaman biteceğini bilemediğin bu fırtanın ortasında beklemeye başlıyorsunuz...
Fotoğraf 2006 yılında ablam ile beraber motora ilk başladığımız zamandan kalma ve bunlar da ilk motorlarımız ;) Yıllar yıllar geçti, büyüdük kocaman olduk ama hep sırlarımızı paylaştığımız, fikir aldığımız ve birbirimize saçmaladığımız iki arkadaş, iki dost olduk. Her zaman beni sevdin, kolladın, sahip çıktın ve bana yol gösterdin. İnsanın bir kardeşi olmasının ne kadar güzel bir şey olduğunu bana gösteren ve sevdiren de hep sen oldun. Hep senden öğrenecek ve seni örnek alacak bir şeylerim oldu, hep bir adım önde oldun benden. Tam motosiklet ile dünyayı geziyorum bak senden daha iyi bir şey yapıyorum, boynuz kucağa geçti dedimmmmm onda da ağzımın payını verdin sevgili ablacığım :D Tamam ablamsın, sana saygım var ama 1 yıl motosiklet ile Afrika kıtası mı gezilir ya insaf! Bir de utanmadan "sen yarım tur atarsan, ben kıtanın tamamını dönerim" dercesine batıdan girip doğudan çıkmalar nedir, sen nasıl bir ablasın? Dön gel artık bak çok özledik seni buralarda, bir gittin 1,5 yılı geçti dönmedin. Doğum günün kutlu olsun TatlıGezgin, bunun daha rövanşı var, altında kalmam ben bunun görürsün! Doğum gününü de gıcıklığına 2 gün geç kutluyorum :)
Amerika dönüşü henüz planlı bir sunum yapamadım biliyorum ve büyük ihtimal bir süre daha yapamayacağım. Fakat benim gibi Güney Amerika'da motosiklet ile gezmiş diğer arkadaşlarımızın sunumlarına katılabilirsiniz. :) İki Teke 'i daha önce Japonya seyahatimden hatırlarsınız. Kendisi ile Sibirya'nın ortasında bir araya gelip binbir zorlukla Japonya'ya beraber girmiştik. Japonya'da bir ay boyunca beraber çok güzel anılarımız ve paylaşımlarımız olmuştu. Eğlenceli günlerdi! Güney Amerika'da denk gelemedik kendisi ile ama eminim dünyanın başka bir yerinde elbet denk geliriz. Sunum benim de daha önce 3 defa sunma gittiğim Akdeniz Motosiklet Kulübü ile birlikte 12 Ocak akşamı saat 20:00'de Antalya'da yapılacak. Kendilerine desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum. Etkinliği aşağıdaki adresten takip edebilirsiniz.
Asfaltta uzanmış yatıyorum, aslında ona sarılıp öpmeye çalışıyorum. Çünkü onu gördüğüm için çok mutluyum. Hayatımda asfaltı görünce bu kadar sevineceğimi hiç düşünmezdim. “Asfalta çıktık lan, asfalt Murat abi…” diye sevinçle motordan inip asfalta sarılışım daha dün gibi. Ne kadar mutlu olmuştum, aşkla şevkle sarılıp öpmüştüm o asfaltı. Orası bizim için Afrika yolculuğumuzun en zorlu kısmının bittiği yerdi. O belgesellerde seyrettiğiniz ve Afrika’da yaşayan bir çok kabilenin bulunduğu, zorlu ve kurak bir çoğrafya orası. Bizim için en önemli şey vahaların yerini bilmek ve onlara ulaşmaktı. Sahip olduğumuz her şeyi bunun için kullandık. Günlerce kumda motor sürdük, vahalardan su içtik ve o mızraklı kabilelerin arasında çadır kurup yattık. Oradan geçerken gördüklerim bana hayatımda sahip olduklarımı sorgulattı. Hatta orada olmayan ve bizim için basit sayılacak şeylerin bile ne kadar değerli olduklarını öğretti. Şimdi düşünüyorum da buzdolabını çok özlediğimi hatırlıyorum mesela. Bildiğiniz herkesin evinde standart olarak bulunan buzdolabı! 40 küsür derece sıcakta, günlerce yolculuk ederken buzdolabına sarıldığımı, kapısını açıp içine oturduğumu ve soğuk bir şeyler içtiğimi çok hayal ettim. Her gördüğüm bakkalımsı yere, acaba buzdolabı var mıdır diye heyecanla girdim. Elektrik bile olmayan yerde buzdolabının ne işi vardı! Şimdi güvenli evimde oturuyorum, musluğu açıyorum keyfime göre sıcak/soğuk su akıyor, duş alıp tuvaleye giriyorum, mutfakta dolabı açıp ne istiyorsam alıyorum, klimayı açıyorum ısınıyorum ya da serinliyorum. 5 yıl önce geride bıraktığım kabileler ise hala orada, benim hayatı sorguladığım yerde normal hayatlarını yaşamaya devam ediyorlar. Sizce hayat bizim için mi zor? #afrika #africa #kenya #omovalley #northhorr #motosiklet #motorcycle #offroad #motocycletrip #seyahat #yolculuk
Moğolistan’ın düzlüklerinde giderken bozulan bir arabaya yardım etmek için durmuştum ki, arabının içindekiler büyük bir heyecanla arabadan inip bana doğru yürüyerek bir şeyler anlatmaya başladılar. Ben ne dediklerini anlamaya çalışırken kadın elindeki altı çıplak ve 1,5 yaşlarındaki bebeği motorun deposunun üzerine koyup geri arabaya döndü :) Kafada kas, elde eldivenler, motoru bile stop ettirememişken bebek ile kalakaldım. Hemen yanımda babası olduğunu düşündüğüm adam bir şeyler anlatmaya devam etti. Bir ara “acaba bu bebek şimdi üzerime doğru işer mi?” diye düşünmeden kendimi alamadım. Motordan inemediğim için bebeği yere de koyamıyorum, öyle kalakaldım. :D Sonuç olarak ne dediklerini ya da bebeği neden motorun üstüne koyduklarını bir türlü anlayamadım. Bebeği adama doğru uzatarak ona verdim ve motordan indim. Arabaya baktım ama onu da anlamadım :) nedense bir anlaşamadık, biraz telaşlılardı. Sonra ben devam edeceğim diye işaret ettim, onlar kafa sallayınca da yoluma devam ettim. İlginç ve komik bir anıydı :) Sanırım beni görünce bir mutlu oldular, sonuçta çok fazla motosikletli turist yok oralarda. Zaten koca ülkede nufus 3 milyon onunda yarısı kırsalda yaşıyor. Biraz sessiz sakin bir ülke...
Yeni bir yıla girerken… Yola çıkmak lazım, alıp başını gitmek lazım. Günlük hayatın getirdiklerinden, stresten, sorumluluklardan uzaklaşmak lazım. İncir çekirdeğini doldurmayan ve zamanı çalan işlerden kaçmak lazım. Kafamızda dönen ve bizi meşgul eden seslerden kurtulmak lazım. Sakinleşmek, nefes almak ve dört nala yaşadığımız hayatta bir durup ruhumuzu beklemek lazım. Yeni insanlar ile tanışmak, her seferinde onlara kendimizi baştan anlatmak lazım. Çevremizdeki ön yargılar ve baskılar kalkınca nasıl da değiştiğimizi görmek lazım. Sadece yol hikayelerini paylaştığımız uzak diyarlarda arkadaşlar edinmek lazım. Yalnızlığı tatmak lazım. Günlerce kimseyi görmeden, kimseyle iletişim kurmadan yol almak, kendi kendimize konuşmak lazım. Sadece “nereye gitsek, ne yesek, nerde yatsak” soruları ile günleri geçirmek lazım. Bazen de hiç birşey yapmadan, amaçsızca durmak lazım. Kendi içimize dönüp, düşünmek, günah çıkarmak ve hatta özür dilemek lazım. Nedenleri, niçinleri sorgulamak lazım. Issız coğrafyalarda kamp kurmak, doğayı dinlemek lazım. Gece gökyüzüne bakınca içinde yaşadığımız samanyolunu görmek lazım. Yüksek dağları, uçsuz bucaksız çölleri, kocaman nehirleri karşımıza alıp hayrete düşmek lazım. Zorlu doğa şartlarında mücadele edip doğaya saygı duymayı ve kendi kendimize yetmeyi öğrenmek lazım. Çaresiz kalmak lazım. Ağlayıp debelenerek isyan etmek lazım. İsyanımız bitince de çıkış yolu aramayı öğrenmek lazım. Kervanın yolda düzüldüğünü, yola çıkmadan zihnimizi dolduran korkuların aslında ne kadar da yersiz olduğunu keşfetmek lazım. Sevdiklerimizi özlemek lazım. Onlardan uzaklaştıkça onlarının hayatımızda kapladıkları yerleri anlamak lazım. Delicesine dönmek ve onlara kavuşmak isterken yola devam etmek lazım. Hayat kısa yola çıkmak lazım. Hedefi unutarak, zamanı unutarak devam etmek, her nerdeysek oranın tadını çıkararak yolda kalmak lazım.
Çok sorulan sorulardan birisi; Korkmuyor musun? Issız çöllerde, dağ başlarında kamp yapmaktan korkmuyor musun? Bilmediğin topraklarda tek sürmekten, lastiğinin patlamasından, motorunun bozulmasından, hayvanlardan, İnsanlardan, soyulmaktan, hasta olmaktan, hatta ölmekten korkmuyor musun? Evet KORKUYORUM!! hem de çok korkuyorum, tedirgin oluyorum, geriliyorum, uyuyamıyorum, hatta gece korku ile defalarca uyanıyorum. Hayatımda hiç korkmadığım kadar korktuğum ve kalbimin göğsümden fırlayacağını hissettiğim zamanlar oluyor. Kendimi korumak ve kaçmak için bilinçaltım vücuduma adrenalin pompalarken sessizce, sakince ve nefesimi tutarak beklediğim zamanlar oluyor. O kendinle ve zihninle verdiğin nasıl bir savaştır anlatması çok zor. Bir tarafın kontrolsüzce isyan ederken, bir tarafın onu sakinleştirmeye çalışır. Kendini o durumlara düşürdüğün için yine kendine küfür edersin, hatta bir daha böyle şeyler yapmayacağım dersin… Hiç hayatınızda leopar gördünüz mü ya da herhangi bir belgeselde seyrettiniz mi? Onların ne kadar tehlikeli yırtıcılar olduğunu biliyor musunuz? Fotoğrafta leopar popülasyonunun olduğu Kenya’nın Marsabit milli parkından geçerken patladığı için ön lastiğimi değiştirmeye çalıştığım bir an var. Ne kadar korktuğumu düşünebiliyor musunuz? Peki gece burada kamp kurup yatabilir misiniz? Hiç bilmediğiniz topraklarda kamp yerleri ararken korkmadan kim çadır kurabilir ki? Hem korkmak bir savunma mekanizması değil midir? Seni hayatta tutmaya ve kararlarını sorgulamayı sağlamaz mı? Bence önemli olan korkmamak değil, o korkunun sizi durdurmasına izin vermemek. Ona kulak vererek kararları sorgulamak ama yönetimi ona bırakmamak. Yoksa oturduğunuz yerden ve yaşadığınız güven alanınızdan dışarı bir adım bile atamazsınız! #tbt #kenya #marsabit #marsabitnationalpark #africa #motorcycle #offroad
Hayatımda ilk defa çantamı kaybettim. Araziye çıkarken her şeyi çantaya koyup sırtıma asıyorum. Fakat rahatsız ettiği için kuyruğa bağlayim dedim. Kendi kendime “herşeyi çantaya koydum, çanta da arkamda ve görmüyorum, bir düşerse çok fena olur….” diye söylendim. Aslında bilinçaltım bir uyarmış di mi, dinlesene! “Ya serkan paranoyak olma” dedim ve çantayı bağladım. İçerenköy’de ışıkta durduğumda çanta yoktu!!! 3 defa aynı yolu gittim gittim geldim, hatta 15km yolu tersten gittim. Çantanın içinde arabanın anahtarı, 2. motorun anahtarı, motorları kitlediğim ve çok güvendiğim kilitlerin anahtarları, iki motorun ruhsatı, evin anahtarı, kimlik, ehliyet, kredi kartları… aklınıza ne geliyorsa. Bir tek telefon yok. Onu da koymuştum, bak düşer telefon gider diyerek çıkarmıştım geri. Evin adresi zaten belli ruhsat var, bulmaları zor değil. Düşünsenize arabayı al, motorları al hatta üşenme bir de eve çık, ne varsa al yani… çantayı ararken bir taraftan düşünüyorum motorları ve arabayı başka bir yere götürüm, kilitlerini değiştirim, bütün ruhsatları, kimliği, ehliyetin baştan çıkarırım…. İyi biri bulsa çantayı, içinde her şey var telefon numaram yok! Belki adımı internette aratır bana ulaşır dedim. Ne de olsa Google’da arasa bütün bilgilerim çıkıyor. Ara ara derken Ataşehir karakolunda çantamı buldum. O deli gibi trafikte çantamı bulan ve o karakola götürüp içindeki her şey ile (bozuk paralar bile dahil) teslim eden kişiye çok teşekkür ediyorum, allah razı olsun :) Yıllardır bir sürü cep telefonu, cüzdan, v.b. şeyler buldum ve sahiplerine teslim ettim. Bir gün bir şeyim kaybolursa umarım biri bulur bana ulaştırır diye düşünürdüm hep, sanırım ödeşmiş olduk. Ne bulursanız sahibine ulaştırmaya çalışın, bir gün sizin de aynı şeye ihtiyacınız olabilir!
Gerçekte yolun olmadığı bir yerde olduğunuzu hayal edin, etrafınızda referans alabileceğiniz hiç bir şeyin olmadığını, hatta daire bile çizseniz farkında olamacağınız kadar düz ve uçsuz bucaksız bir boşlukta olduğunuzu düşünün. Günlerdir elektrik yok, baz istasyonu yok, internet yok :) Aslında hiç birisi umurunuzda da değil, tek derdiniz koordinatlarını bildiğiniz vahalara ulaşmak. Evet vaha; hani filmlerde gördüğümüz çölün ortasında onlarca palmiye ile süslü su kaynakları. Çünkü 40 derece sıcaklıkta suya ihtiyacınız var! Gidebileceğiniz en yakın köy; GPS’ten baktığınızda bir boşluk üzerinde görebileceğiniz iki noktadan biri, diğeri zaten sizsiniz! Vahaları da düşünerek en kısa yönü takip etmelisiniz. Önce Güney batı yönünde 200km gidip tam güneye dönerek Turkana gölüne kadar süreceksiniz, sonra güney doğu yönünde Nord Horr köyüne ulaşana kadar devam edeceksiniz. Etrafınızda farklı kabilelerin yaşadığı küçük köylerin de olduğunu, mola verdiğiniz yerlerde ellerinde mızrakları ve okları ile gelip yanınıza oturduğunu, geceleri çadırın etrafında dolanıp konuştuklarını da hayalinize eklemeyi unutmayın… :) Yerde nereye gittiğini bilmediğimiz araç izlerini takip ediyorsunuz, çünkü “eğer buradan araç geçmişse doğru yoldayız…” diye düşünüyorsunuz. Hani günlerdir geçen hiç araç görmediniz ama bir güven işte insanın içini ısıtıyor :) Sonra bir an geliyor, hiç bir sebep ve işaret yokken araç çizgileri ikiye ayrılıyor. Tepkiniz ne olurdu?
DenemeTahtası ve Motoplus bugün beraber güzel bir etkinlik yapıyorlar. Daha önce bahar ayında yapmışlardı, seyahatte olduğum için katılamamıştım ama bu sefer kaçırmayacağım.. Belki bilmiyorsunuzdur Motoplus Amerika seyahatimizde bize çok destek vermişti. Ayrıca benim gibi gezen daha bir çok gezgine de elinden gelen yardımı yapmaya devam ediyor. Her ne kadar bunun hakkında çok fazla yazılıp çizilmese de gezginlere verdiği destekten dolayı Motoplus’a teşekkür ediyorum. Muhabbet edip sosyalleşmek veya indirimli alışveriş yapmak istiyorsanız bugün Motoplus Hasanpaşa’a bir uğrayın.
Acaba sağdan mı gitsek, soldan mı diye düşünürken
Sonunda şeytanın bacağını kırdım ve araziye çıkmayı başardım. Hatta seyahatten döndüğümden beri adam akıllı ilk defa motor kullanabildim. Adaptasyondu, işti, çalışmaydı, sağlıktı derken motor sürmeyi unuttum. Çoook özlemişim! Sağım solum biraz tutuldu kondisyonsuzluktan, geçsin devamı gelecek... #offroad #polonezköy #wr250r @ Polonezköyü, Istanbul, Turkey
Şimdi ismini bile hatırlamadığım Moğolistan’daki bu güzel gölden geriye sadece bana hissettirdiği güzel duygular kaldı içimde. Bana Moğolistan nasıl bir yer diye soranlara hep “çok sessiz bir ülke” şeklinde cevap veriyorum. Evet sessiz ve kimsesiz. Bir gün tekrar gideceğim Moğolistan bozkırlarına ve daha uzun zaman kalacağım o sessizliğin içinde... #tbt #mongolia #motorcycle #offroad #camping #motorcycletrip
Bugün çok farklı ve güzel bir etkiliğin parçası oldum. Her zaman yetişkin insanlar için sunumlar yapıp öğrendiklerimi paylaşmaya ve onlara bir şeyler katmaya çalıştım. Fakat bugün yaptığım sunumun yerini hiç biri tutamaz. Çünkü bu sefer dinleyicilerim ilkokul öğrencileriydi. Çok mutlu oldum, ben onların yaşlarındayken biri gelip böyle şeyler anlatsa ufkum genişlerdi ve dünyaya daha farklı bakardım ve böyle şeyler yapılabileceğini daha önce öğrenmiş olurdum. Bugün onlara kendimi, hayallerimi, neden gezdiğimi, neler öğrendimi, kendim hakkında öğrendiklerimi, hayatımın nasıl değiştiğini, kararları ve riskleri nasıl aldığımı, bazı şeyler için planlar yapıp bazı şeyleri akışına bıraktığımı… daha bir çok konuyu anlatmaya çalıştım. Umarım onları heyecanlandırabilmiş ve bazı şeyleri sorgulamalarını sağlayabilmişimdir. Zihinlerinde ufak da olsa bir ışık yakabildiysem ne mutlu bana. Beni dinlemeye gelen, güzel soruları ile katkıda bulunan çocuklara, bu imkanı onlara sunduğu için Özel Taş İlköğretim Kurumları’na ve beni davet eden sevgili arkadaşım Selin Kırnaz’a teşekkür ediyorum.
Orta Amerika'da tehlikeli yerleri beraber geçtiğimiz, Güney Amerika'da bir çok kez bir araya geldiğimiz, fırtınada, çöllerde beraber sürdüğümüz, beraber yediğimiz, içtiğimiz hatta tuvalette, restoranda bile beraber yattığımız AyferOnur Seyahatnamesi Amerika kıtasında Alaska'dan Antartika'ya (evet Antartika dahil) kadar motosiklet ile yaptıkları yolculukları hakkında İstanbul'da perşembe akşamı güzel bir söyleşi yapacaklar, kaçırmayın sakın!
Türkiye turizm sektörünün en önemli etkinliği olan Uzakrota Travel Summit 17 Kasım Cuma günü Henley & Partners, Etihad Havayolları ve Sabre ana sponsorluğu ve Atlasglobal alt ana sponsorluğunda Fairmont Quasar İstanbul’da düzenlenecek. Zirvede turizm ve medya sektöründen tanınmış isimlerin yanı sıra, iş dünyasından temsilciler ve dijital girişim konusunda önemli başarılar elde etmiş isimler yer alacak. 5 ayrı salonda, yaklaşık 1.500 kişinin katılacağı etkinliklerde Deniz Kilic, Emre Ayan ve Hakan Bayülgen ile birlikte “Lüks Seyahatte Yeni Trend: Macera Turizmi” üzerine güzel bir konuşma gerçekleştireceğiz. https://www.uzakrota.com/summit17/
Vay be ablamlar (TatlıGezgin & One Road One World) yola çıkalı tam 504 gün olmuş. İstanbul, Nordkapp, Afrika'nın batısı Fas'tan Güney Afrika'ya derken şimdi de Afrika'nın doğusundan yukarı çıkıyorlar. Bir çok zorlu Afrika ülkeleri de dahil 42 ülke geçmişler. Tekrar Türkiye'ye ulaşmaları daha 5-6 ay sürer. Gerçi ulaştıktan sonra da duracaklarını zannetmiyorum. Aslında işin en ilginç kısmı motosiklet ile seyahati yolda öğreniyor olmaları :) Her sabah kalktıklarında yola çıkmadan önce yaptıkları rutinlerini küçük bir video ile paylaşmışlar. Seyredince her sabah bunları yapmak zahmetli gibi geliyor ama bir süre o kadar alışıyorsunuz ki artık sizin normaliniz oluyor. Bir yıl böyle gezdikten sonra onları çok iyi anlıyorum. Kafamda kask varken kaskı nereye koyduğumu bile aradığım oluyordu. :D
Hadi bir #tbt de benden gelsin.. Yıl 2015, motosiklet ile Japonya yolundayım. Bir süre Moğolistan bozkırlarında yalnız seyahat edince biraz sosyalleşmeye karar verdim. Büyük bir gölün kenarından geçerken gördüğüm bu ailenin yanına daldım. Fakat motoru kuma sapladığım için yanlarına ulaşamadım. Onların uzaktan ısrarla beni çağırdığını görünce (bu arada yardım için ben de onları çağırıyordum) motoru bıraktım yanlarına yürüdüm. Sonuç bu oldu.
Costa Rica’dan çıkmadan hemen önceki harika kumsal ve deniz Manuel Antonio Plajı ;) Buradaki milli park da çok güzel ve içinde daha güzel plajlar vardı. Şurada oturup günü batımı seyretmek güzeldi. Arkadaki bulutlarda aldırmayın, yarım saat kovadan boşalır gibi yağıyor sonra güneş açıyor. Hava zaten hep 25-30 derece arası takılıyor ondan sorun olmuyor ;)
Gel bir yanak alim senden AyferOnur Seyahatnamesi :) Bu Orta Amerika yolları siz olmadan nasıl biterdi bilmiyorum. En sıkıcı yollar hatta sınır geçişleri bile sayenizde eğlenceli oldu. Paylaştığımız onca güzel zaman için teşekkür ederim, güzel anılar biriktirdik.
Şu yoldan salacaksın motoru, karşı dağlara kadar manzarayı seyrede seyrede gideceksin. Sonra oradan bu tarafı görecek şekilde kampı atacaksın, oturup rüzgarda salınan 60 metrelik bu palmiyeleri seyredeksin. Akşam, yemeğini hazırlayıp sesiz sakin yıldızların altında yiyeceksin. Ertesi gün bu manzaraya karşı tüm hamağında sallananilirsin, hak ettin :)) #salento #valledecauca #colombia #southamerica
Şu sol tarafa çadırı kuracaksın, kapısını da karşı buzulara doğru vereceksin, en az da 2 gece kalacaksın... tadından yenmez ;) #fitzroy #argentina #patagonia #southamerica
Yedigöller kamp yapmak için ne kadar da güzel bir yer, hem de bu mevsimde ama gel gör ki yolu asfalt yapıldığı için eskiden kalabalık olan Yedigöller şimdi panayır yeri gibi :( tur şirketkeri ile gelen fotoğrafçılar mı arasın, otobüs otobüs gelen öğrenciler mi ararsın, hatta onlar yetmiyormuş gibi uzun araba kuyrukları oluşturan piknikçiler mi istersin... Fakat hakkını yemeyim geldiğimden beri kamp yapmak için gittiğim yerlerin arasında en temizi. Görevliler alınan paranın hakkını veriyorlar ve sürekli temizleyip ilgileniyorlar. Tuvaletler de temizdi bence.
Sanırım seyahatten döndüğümden beri yaptığım 8. kamp olmuştur. Hiç fena değil ama daha çok yapmak lazım. :) İstanbul’a yakın çok bilinmeyen kamp yerleri deneyip bulmam lazım, çünkü benim bildiklerim artık eskilerde kalmış ve popüler olmuş.
Türkiye’ye ilk döndüğümde dikkatimi çeken kuş seslerinin olmayışı olmuştu. Sanki yıllardır burada yaşamıyormuşum gibi bir yadırgadım. Dedim belki İstanbul büyük şehirdir ondan kuş yoktur fakat geldiğimden beri 10 defa kampa gitmişimdir ve hepsi de ormanlık alanlardı. Yine de kuş sesleri yoktu. Bunu ne zaman dile getirsem çevremdekiler benle aynı tepkiyi vermiyor. Dün videoları düzenlerken bunu buldum ve paylaşmak istedim. Sesini açın lütfen ve dinleyin! İşte uzun süre buna maruz kalınca buralar bana pek bir sessiz geldi, üzüldüm. Bu videoyu Meksika’da çektim. Orta Amerika’nın tamamı böyleydi. Güney Amerika’nın da büyük bir kesimi böyleydi. Patagonya kurak olduğu için bu kadar kuş yoktu daha çok papağan vardı ve onların sesi de zaten bunları bastırırdı. Hayatımda kuş sessinden rahatsız olacağımı hiç düşünmemiştim fakat bazı sabahlar Papağan sürüsünün çığlıkları ile uyanmak rahatsız edici olabiliyormuş :) Yine de mutlu oluyordum. Şimdi burada karga sesleri var etrafımda bir de martı ama o kadar az geliyorki sesleri bana :( serçenin sesini ise duyamayacak kadar gürültülü bir ortamdayız zaten... #birds #birdsinging #mexico #veracruz #centralamerica
Motorun ilk muaynesi gelmiş geçmiş bile, bir de üzerine ceza yedim fark etmediğim için. Ne yapalım sağlık olsun benim hatam sonuçta :) Motorun kontrollerini tamamladım, lastiklerini değiştirdim, delikli plakayı da hallettim geldim muayne istasyonuna. Bakalım başka sorun çıkacak mı? :))
Arjantin’de yine bir göl kenarı bulmuşum, çadırımı atmışım, ne kadar da mutluymuşum :)) #buenosaires #argentina #chascomus #lake #camping #motorcycletravel #southamerica
Patagonya’da Fitz Roy’a doğru yaptığım 30km yürüyüşten :) İlerde buzulları görebiliyorsunuz ama yürü yürü ulaşamıyorsunuz. Sonra oraya varıp o vadinin içinden, buzulların yanından geçip tırmanmaya başlıyorsunuz. Hayatımda ilk kez 30km yol yürüdüm fakat değmişti. En çok üzüldüğüm şey ise burada kamp yapmamış olmam :( Şimdiki aklım olsa motoru bir otoparka bırakır kamp malzemelerimi alır burada en az 2-3 gün kamp yapardım. İnanılmaz güzel yerler vardı kamp yapmak için... ahh ahh ne harika yerlerde kamp yaptım ve şimdi çok özlüyorum o doğayı... #patagonia #argentina #fitzroy #southamerica #trekking
Gezide tanıştığım ve gezmekten zevk aldığım sevgili Ride2world (Tuğçe ve Fatih); sizle beraber çok güzel kamplar yapıp yemekler hazırladık, uzun uzun sohbetler edip kahkalar ile güldük, bir gezinin içindeyken bir yenisini hayal ettik, planlar kurduk… bunu söyleyeceğim hiç aklıma gelmezdi ama sizi özledim. :D Fotoğraflara bakarken o güzel anlar aklıma geldi, paylaşmak istedim. Bir gün mutlaka dünyanın farklı bir yerinde bir araya gelip beraber yol almak istediğim ve alacağım ender insanlardansınız. Bakarsınız beraber konuştuğumuz planları bir gün hayata geçiririz. Yolunu açık olsun, takipteyim!
Güney Amerika’da yapmaya doyamadığım kamplardan. Sevgili Ride2world ile birlikte seyahat ettiğimiz zamanlardan. Ben döndüm 3 ayı geçti onlar hala yoldalar. :) Ben onları Patagonya’da bıraktım, onlar teee Alaskaya’ya kadar çıktılar ve şimdi de geri dönüyorlar. Maceralarını takip edin ve tecrübelerinden yararlanın, onlardan yolculuk hakkında öğreneceğimiz çok şey var :)
İtinayla ön dişli sıfırlanır :) Dünyamın güney ucu olan Ushuai şehrine 10km kala, dağ yolunda tırmanış yaparken motorun çekişten düşmesi ile farkına vardığım sorun :) Yeni dişli bulabilmek için bir haftadan fazla Ushuaia’da kaldım. O zaman söylenmiştim ama iyiki tam olarak orada bitmiş. Yoksa kış geliyor, havalar soğudu diye bir iki gün kalır kaçardım. Onun yerine bir vadinin içinde ağaçların arasında ve gürül gürül akan bir nehrin kenarında aylaklık yaptım. @ Ushuaia, Tierra del Fuego, Argentina
Sabah gözünüzü böyle bir manzaraya açtığınızı düşünün, insan özlemez mi bunları, buraları :) Bu gezide çok güzel yerlerde uyandım, çok güzel manzaralara daldım gittim. Gecem yıldızlarla ayrı bir güzel, sabahlarım dağlarla, göllerle, bulutlarla ayrı bir güzel oldu. Şimdi bu koca şehirde milyonlarca insanla beraber tıkılıp kalmak zorluyor. Özellikle bir yıldan sonra çok anlamsız geliyor buradaki kalabalık, koşuşturma, telaş, trafik ve stress. Dışarı çıkıyorsunuz her yerde aşırı süslü mekanlar, dükkanlar, dip dibe binalar hatta balkonu bile olmayan evler var. İnsanlar 10 metrekare çimlik alan bulunca hemen orada sosyalleşmeye veya spor yapmaya çalışıyorlar. Kafanızı kaldırıyorsunuz gökyüzünü göremiyorsunuz. Bir çoğumuzun evi günde kaç saat güneş alıyor, pencereyi açtığınızda kaçınızın yüzüne hafif rüzgar çarpıyor veya temiz hava geliyor. Bazen gerçekten de ben nereye düştüm diyorum. Hayır arkadaş burada 20 yıl ben yaşamadım mı? Gecelerimi sokaklarda, gündüzlerimi plazalarda toplantı yaparak geçirmedim mi? Eskiden uğrunda zamanımı verdiğim ideallerim nerede, peki ya para kazanma hırsıma ne oldu??? Hepsi şimdi o kadar anlamsız geliyor ki hayretle bakıyorum çevreme. Artık sadece hayallerim var ve onları gerçekleştirebilecek bir de özgüvenim var. Param, işim, arabam hatta motorum olmasa da olur. Ben hayallerimi eninde sonunda gerçekleştireceğim, tıpkı daha önce olduğu gibi. Ne yazacaktım konu nereye geldi... #lagunadecocha #colombia #southamerica
Amerika gezisinde gördüğüm ilginç güzelliklerden birisi :) Aslında burası bir volkan ağzı, yani krater gölü ama burayı diğer gördüğüm onlarca krater gölünden farklı yapan ortadaki adacığı :) Sanki nehir geliyor da daire çiziyor gibi olmuş. Ekvador’da Laguna de Cuicocha ;)
Yıllardır geziyorum, daha gidilecek bir sürü yolum, keşfedek bir sürü yerim var... gezmeye devam ;)
Yıllardır geziyorum, daha gidilecek bir sürü yolum, keşfedek bir sürü yerim var... gezmeye devam ;)
Latin Amerika’da motosiklet ile geçtiğim en güzel yollardan birisi Kolombiya’da Cocora vadisi :) İnsan bu 60 metrelik palmiyelerin bomboş düzlüklerde göğe uzandığını görünce bir aptal oluyor. Aslında eskiden burası bu uzun palmiyelerle doluymuş, bunlar geriye kalanlar :( #salento #palmtrees #cocoravalley #colombia #southamerica
En sevdiğim yollardan. Hızlandıkça gölgeler ve güneş birbirine karışıyor, etrafını saran ağaçlar da gittikçe bulanıklaşıyor, çok masalsı oluyor :)) Sanki yeterince hızlanırsam “back to the future” gibi başka bir zamana atlayacakmışım gibi geliyor. Yolda can sıkıntısı insana neler yaptırıyor işte...
Gezilerde kendime ait çok fazla güzel fotoğrafım olamıyor çünkü genelde herkesi çeken ben oluyorum :) Şili’nin Patagonya bölgesinde tanıştığım ve 3 yıldır yolda olan Rus çift @soundaroundme ile beraber balık tutmaya gittiğimizde bu fotoğrafları çekmişlerdi. Gerçi ben o sırada drone kullandığım için farkında değildim :) #villaohiggins #chile #patagonia #carreteraaustral #southamerica #motorcycle #offroad #motorcycletrip
Bundan 18 ay önce bu güzel insan ile internette tanıştık. Onur ve eşi Ayfer internette AyferOnur Seyahatnamesi olarak bilinirler :) Benzer dönemlerde Amerika yolculuğu yapacağımız için Onur bana mesaj atmıştı. Kendileri Amerika’da yaşadığından görüşemedik ama 1-2 ay sürekli mesajlaşarak gezi hakkında bilgi alışverişinde bulunduk. Geziye çıkmadan hemen önce (Nisan 2016) İstanbul’a geldiklerinde Onur ile bir pastanede buluştuk ve yine gezi üzerine uzun uzun sohbet ettik. O an aslında her şey o kadar uzaktı ki; daha geziye çıkacağız tüm kıtayı gezeceğiz, bitireceğiz…. Gezinin sonuna bir yıl olduğu için ancak başını konuşabildik çünkü sonunu kendimiz bile hayal edemiyorduk. Benzer zamanlarda yola çıktık, aylar sonra Meksika’da ilk kez bir araya geldik ve sonrasında 2 ay Orta Amerika’yı beraber geçtik. Hep iletişimde kaldık, Güney Amerika’nın sonunda Ushuaia’da tekrar karşılaştık, sonra Patangonya’da bir hafta beraber kaldık. Tuvalette, restoranda bile yattık, ne yağmurlarda sürdük, en zorlu sınır geçişlerini beraber yaptık, en tehlikeli ülkelerde hep beraber olduk… En son Brezilya’da karşılaştık ve zaman geçti gitti, yolculuklarımız bitti ama iletişimimiz hep devam etti. Tekrar İstanbul’a geldiler. Onur aradı hadi buluşalım dedi, ben de aynı pastane de buluşalım o zaman dedim. Benim için önemliydi, düşünsenize ilk kez o pastanede buluştuğumuzda her şey nasıl uzak ve hayaldi. Şimdi ise hepsi gerçek oldu, bir dünya maceramız oldu ve yine aynı pastanede oturmuş bu sefer ne günlerdi diye konuşuyoruz… Bu gezinin bana kazandırdığı güzelliklerden birisininiz ;)
Nehrin açtığı bir vadi boyunca boyunca ormanın içinden döne döne karşı dağlara doğru motosiklet sürdüğünüzü düşünün :) Fakat yolun sonu bir yere çıkmadığı için yüzlerce kilometreyi geri dönmeniz gerekiyor :)) Şili’nin Patagonya bölgesinde bulunan ve Şili’nin güneyini ülkenin geri kalanına bağlayan Carretera Austral yolu #patagonia #chile #carreteraaustral #southamerica #offroad #motorcycle
Bazen yolda çok güzel insanlarla tanışırsınız, hem de hiç beklemediğiniz bir zamanda, mesela yol kenarında kaldırımda boş boş otururken bile olabilir. Öylece arabayla yanınızda durup adayı gezeceklerini, kendilerine katılmak isteyip istemediğinizi sorarlar. Onlara bakarsın, “şeyy eeee” diye bir şaşırırsın, sonra gülümser “çok isterim” diyerek arabaya atlarsın ve yeni bir macera başlar. Sadece bir gün kalmayı düşündüğün adada onların tatili bitip dönene kadar günlerce kalırsın. Hatta hızını alamayıp yolunu uzatarak onların yaşadığı şehre bile gidip onlarla biraz daha vakit geçirirsin. Yol arkadaşlıkları çok farklıdır çünkü onlar senin için farklı kültürdeki, farklı dünyadaki insanlar gibidir, sen de onlar için öylesindir. Sen konuşursun onlar dinler, sen sorarsın onlar cevaplar… Gonzalo, Juan ve Lucho’a selam olsun iyiki beni o yol kenarından almışlar.
Hayatın döngüsüdür bu; bir şeylere inanırız ve onun uğrunda yola çıkarız, hayaller kurarız, heyecanlanır planlar yaparız, bazen koşarak ilerleriz, bazense tökezler düşeriz bu yolda ama yılmayız, çabalarız, mücadele ederiz, ayağa kalkar tekrar tekrar deneriz, fakat her zaman o yolun sonuna ulaşamayız. Üzülürüz, yıpranırız, sonunda pes eder bırakırız o yolda devam etmeyi ve hayatın bize açtığı yeni yollara saparız. Uzaklaştıkça da arkadamızda kaybolur gider eski yollar, yolculuğumuza devam ederiz. Selin ile birlikte, iki kişi çıktığımız hayat yolculuğumuz da bu yollardan biriydi fakat yolun sonuna ulaşamadık ve Amerika gezisi dönüşünde yollarımızı ayırmaya karar verdik. Artık farklı hayallerin peşinde, kendi maceralarımızı ve hayatlarımızı yaşıyoruz...
Amerika gezisinden döneli neredeyse 3 ay olmuş. Bir yıl gezdikten sonra buraya dönmek ve tekrar eski ortama (düzene) adapte olmak için çabalamak ne ilginç. Oysa yola çıktığım ilk aylarda eski düzenimden kurtulmak ve yola adapte olmak için çabalamıştım. 1 yılın ardından tam yolda olmaya, motosiklet kullanmaya, her gün her şeyin değişmesine, yabancı olduğum insanlarla kalmaya, açık alanlara, çadır kurmaya, her gün market alışverişi yapıp yemek yapmaya, nehirde yıkanmaya, elde çamaşır yıkamaya, 2 tişört, 2 pantolon ve bir ayakkabı ile yaşamaya, eldeki malzemeler ile her şeyi tamir etmeye, sürekli olarak az para ile idare etmeye, günde 10 kez hava durumuna bakmaya, rüzgarlara, yağmurlara, fırtınalara, tehlikelere, çöllere, ıssızlığa ve gördüğüm tüm güzelliklere alışmaya başlayıp kendimi evde gibi hissetmeye başlamıştım ki çat diye bir uçakla dönüp kendimi yabancılaştığım bir ortamda buldum. Yolda olmayı özlemiyor muyum peki? Şöyle söyleyim o zaman; İnsan evini özlemez mi? Yol artık benim evim olmuştu ve aklım hala yolda! #patagonia #argentina #motorcycle #camping #home
Bazen yol hiç bitmesin istersiniz, günlerce sürmek, yol kenarlarında kamp yapmak isterseniz, hatta kimsenin olmadığı yerlerde doğa ile baş başa kalmak da istesiniz… :) işte burası tam öyle bir yerdi. Amerika kıtasının güney ucuna giden, yolun okyanusda bittiği, pek kimsenin gelip geçmediği, rüzgarlar yüzünden eğri büyrü ağaçların olduğu, sessiz ve ıssız… Yine olsa yine gitsem :) #ushuaia #argentina #rutaj #patagonia #southamerica #offroad
Bazen kamp için güzel yerler bulduğum doğrudur :) #camping #motorcycletrip #patagonia
Küçükken en sevdiğim slogandı "kirlenmek güzeldir" :) İlk yolculuklarımda motor malzemelerimi temiz tutmak için elimden geleni yapardım şimdi ise pek takılmıyorum sanırım, çünkü ne yaparsam yapim bu hale tekrar geliyorlar. Uğraşıp yıkıyorum ertesi gün bir arazi sürüşü ya da bir yağmur... uğraştığınla kalıyorsun.
Bazen içinde bulunduğumuz anın kıymetini bilmiyoruz, bazen geçmişte kayboluyoruz bazen de gelecek kaygılarına teslim ediyoruz kendimizi. Peki ya yaşadığımız şu anda neler hissediyoruz. Şimdi her nerdeysek orada olmaktan mutlu muyuz? Her ne ile uğraşıyorsak onu yapmaktan mutlu muyuz? Belki öyleyiz belki de kötü şeyler yaşıyoruz. Tüm bunların sonuçlarına yaşananlar bittikten sonra varıyoruz. Çoğu zaman düşünmüyoruz ne hissettiğimizi. Geriye dönüp baktığımızda geçmişteki o an için ya mutlu ya da mutsuz oluyoruz. Peki ya mutluysak da bilmiyorsak?* Şimdi bu fotoğrafa baktığımda aslında orada ne kadar da mutlu ve huzurlu olduğumu hissediyorum. Patagonya’nın bir köşesinde, araba ile ulaşılamadığı için kimsenin gelmediği bu falezlerin üzerinde ne kadar da mutluymuşum. Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum** Orada neler hissediyordum acaba diye hatırlamaya çalışıyorum. Biraz telaş, tedirginlik, biraz mutluluk, belki huzur… çok da hatırlayamıyorum aslında. (*Yankı Yazgan - TEDxReset 2011, **Masumiyet Müzesi – Orhan Pamuk)
Yolda, kampta, genel olarak gezi boyunca yemek işini nasıl hallettiğimi soranlar oluyor, cevap basit kendim yapıyorum. Eğer Bir yıl geziyorsanız sürekli dışarda yemek yiyemezsiniz yani en azından ben yiyemem :) Tamam gittiğiniz yerlerde yerel tatları denemek güzel ama sürekli onları yemek de bir süre sonra bayıyor. Ayrıca geldiğim yerin yemeklerini özlüyorum. :) Benzinli bir ocak ve 2lt küçük bir tencere ile canınız ne istiyorsa yapabilirsiniz. Güney Amerka'da bulgur ve kırımızı mercimek dışında aradığınız her şeyi rahatlıkla bulabilirsiniz. Bu ikini ise biraz aramanız gerekiyor. :) #cooking #camping #msr #msrxgkⅱ #chile #patagonia