Facebook üzerinden yapılan anlık paylaşımlar...
Bugün biraz dinlenmek ve biraz da gezmek için Ohrid'de kalmaya karar verdik. Hem motorda yapılacak ufak tefek şeyler vardı onları da yaparız dedik. CRF250'in boyunu kısaltmıştım. Ayaklığını da ona göre kesip kısalttım ama yük binince motor biraz daha aşağı indiği için dik kalıyor. Onu düşünmemişim. Hem motordan inmek binmek zor oluyor hem de motor sabit durmuyor. Ben de gittm bir tamirci buldum ayaklığı 2cm kısaltıp tekrar kaynak yaptırdım. Fena olmadı. Biraz çarpık bacak oldu ama olsun, işimizi görür. :))
Ana yoldan ayrılıp güzel bir dağ yolu bulduk yine kendimize sakin sakin gidiyoruz. :) Bugün Yunanistan'dan çıkıp Makedonya, Ohrid'e gideceğiz. En son Ohrid'e 7 sene önce gitmiştim. Güzel ve ucuz bir şehirdi umarım hala aynıdır. :) Çünkü Yunanistan oldukça pahalı bir yer olmuş.
Herkese iyi bayramlar dilerim, Selanik'ten selamlar :) bugün de böyle geçti gitti, yarın yola devam...
Daha önceki Afrika ve Japonya seyahatlerinde kilit taşımamıştım. Fakat bu seyahatte küçük motorlar ile yol aldığımız için çalınması konusunda bir endişe var içimde. :) Onun için bu sefer kilit aldım yanıma hem de iki tane aldım :D Biri 1,5mt'lik bayağı ağır bir Abus zincir kilit diğeri de kurcalanırsa en azından ses etsin diye yine alarmlı disk kilidi. Caydırıcı olacağını düşündüm. Selanik'de şehir merkezinde uygun fiyatlı bulduğumuz otellerin hiç birinde park yeri yok. Biz de önü en uygun olanı seçtik. Resepsiyonun önüne bırakıp birbirlerine arka tekerden bağladık ve ulaşılması zor olacak şekilde alarmlı disk kilidi duvar tarafına taktık. Çantaların da içini aldık ve kendilerini ağzı açık olarak bıraktık. Hani içinde bir şey yok kurcalama boşa diye. Çantaları da sökmek ile uğraşıp çalmazlar herhalde :) Benzin bidonlarını da kaskları kilitlemek için kullandığım kilit ile kitledik motorun üzerine. Gerçi resepsiyon 24 saat açıkmış. :) İlk defa küçük motor ile çıkınca bir abartmış da olabilirim.
Otoban sürüşünden çok sıkılınca ara yolları denemeye karar verdik. Çünkü zaten çok hızlı gidemiyoruz bir de dümdüz sevimsiz ve rüzgarlı bir yolda resmen uyuya uyuya gidiyoruz. En son uyuduğumuz yer otobandan çıkıp bulduğumuz bir kasabaydı. Oradan devam etmeye karar verdik. Daha 5 km gitmedik birden manzara değişti. Ağaçların arasında serin serin ve döne döne Selanik'e geldik. Hız sınırı 70-90 aralığındaydı biz zaten 90 aralığında gidiyorduk ondan hızımı çok etkilemedi. Fakat kesinlikle uykumuzu açtı. Hatta hızımızı alamadık dar ve virajlı başka yollara da girdik, teplere tırmandık. Tabii bu kadar yayınca Selanik'e gelmemiz saat akşam 19'u buldu :) Unutmadan ara yolları kullanınca ödeye ödeye geldiğimiz otoban parasından da kurtulduk yaklaşık 8€ cepte kaldı yanında mis gibi dağ yolları da bonusu oldu :D
Hazır peynir domates salatalık her şey rahat rahat bulunuyorken kahvaltılara ağırlık verelim dedim :) Güney Amerika'da da var mıdır acaba hepsi? Gerçi şimdiye kadar gittiğim her yerde araya araya buldum bunları :) Bazen tanıyan çıkıyor "turkish breakfast?" diye soruyor gülerek. Bir keresinde de sabah kahvaltıda nasıl bu kadar çok şey yediğimizi soran olmuştu.
Bu sıcakta 300km gidemeyip bol bol yattığımızın resmidir. :) sabah açık havada uyumanın verdiği rehavet ile baya geç kalktık. kahvaltıyı da kendimiz hazırlayıp uzun uzunnnn edince öğlen ancak çıkabildik. Tabii hava iyice ısındığı için 30km gidip kendimizi bulduğumuz ağacın ya daçeşmenin altına atıyoruz. Hız sınırı 130 aslında ama çok rüzgar var ve bizim ufaklıklar ile yüklü halde 130 ile gitmek çok stabil değil. Ondan 90-100 ile takılıyoruz. Bir de yolun daha çok başındayız motorları yıpratmak istemiyoruz :) Neyse saatlerdir bir Selanik'e varamadık :)) buraya çadır ve hamak kurasım var. Hahaha evet evet yanımda hamak da var valla.
Bu arada 360 fotoğraf denemelerine devam ediyorum. :) Latin Amerika'ya kadar iyice öğrenirim orda güzel fotoğraflar çekerim diye ümit ediyorum. :) Burası bu akşm kamp yaptığımız yer.
İlk gün yolu çok uzatmadan Dedeağaç'da sonlandırdık ve toplamda 350km yaptık. Açıkcası beklediğimden rahat geldik. Motorlar yormadı. Hava sıcak olduğu için ve bizim de ilk günümüz olduğu için 50km'de bir kısa molalar verdik. Genelde bir haftada adapte oluyorum onun için ilk hafta kilometreleri az tutup molaları fazla tutacağız. Dedeağaç'da belediye kampına geldik. Acayip güzel ve temiz bir yermiş. Kumsalın 50mt gerisinde ormana çadırımızı kurduk ve direk denize attık kendimizi. Çook çok iyi geldi. Yarın sanırım Selanik'e geçeceğiz sonra da Balkanlar üzerinden devam etmeye karar verdik.
Evet sonunda erken kalkıp yola çıkmayı başardık :) Güney Amerika'nın sonuna doğru uzun bir tura başlıyoruz. Bol maceralı ve eğlenceli bir yolculuk bizi bekliyor...
Bu sabah yola çıkarız diye her şeyi hazırlamıştık. Hatta buzdolabını bile boşalttık, çantaları hazırladık. Fakat 1-2 haftadır motorlardı, eşyalardı, işti, evdi derken hazırlıklar yüzünden çok yorulmuşuz ve gece yatağa kendimizi zor attık. Sabah da (pardon öğlen) 11'de uyandık. Yine buralardayız. :) Cuma sabahtan beridir yola çıkacağız bir türlü olamadı. Kısmetse yarına diyelim artık. En azından motorlar ve eşyalar hazır. Motorların son hali aşağıdaki gibi oldu. Çanta olarak 2 set Motech Dakar soft çantalarını aldık. 32LT x 2 alıyorlar. Arkaya da ~25LT'lik 2 tane soft çanta aldık. Biri yine Motech'in sırtçantası olabilen bir modeli. Yürüşlerde kullanırız dedik. Diğeri Yamaha'nın orjinal arka çantası. Tüm eşyalarımız yan çantalara sığdı. Arka çantalarımız boş kaldı. Onları yolda market, kıyafet, v.b. gündelik olarak kullanmayı düşünüyoruz. Daha önce kullandığım gibi 2LT'lük küçük gidon çantalarımız da var. Fotoğraf makinesi, telefon, cüzdan, v.b. gibi şeyler için çok işe yarıyor. Tüm şeyaların ağırlığı çantalar dahil 35 kg. Tabii buna motor için aldığımız yedek parçalar dahil değil. Onları daha önce olduğu gibi yine pimaştan borular yaparak motorların üzerine yerleştirdim. Görüldüğü gibi eşyaların düzeni ve taşıma şekli benim Japonya yolculuğunda olduğu gibi. :) Henüz çantaları bağlamadım şimdi bir deneyeceğim. Bakalım nasıl olacak. :D
Amerika vizesi de tamammm :) Adamlar direkt yüzüne söylüyor onaylanıp onaylanmadığını. "Tamamdır onaylıyorum, iyi gezmeler" dediğinde ben hala konuşuyordum :)) çünkü otururken onun bir yanındaki kadının sesini duyuyordum ve arka arkaya iki kişiyi onaylamadı. Onaylanmazsa diye kafada binbir plan dolanıyordu benim o sırada. Neyse pasaportlar gelince yola çıkabiliriz. Şimdi gemiyi haletmemiz gerekiyor. İspanya'nın kuzeyinde Pireneler'in hemen üstünde Bilbao'dan bir Ro-Ro vardı Houston'a giden. Belki o gemiyi ayarlayabiliriz. Onun dışında motorlar da henüz hazır değil. Hafta sonu inşallah onları da halledeceğim.
Latin amerika öncesi YoldanÇık mekanda bu akşam veda buluşması yapıyoruz. Mekana erken geldik işi erken biten erken de gelebilir. Geç saatlere kadar burada olacağız. Sonrasında çook uzun süre yokuz burlarda ;)
Bu sefer her zamankinden çok daha uzun süre, çok daha uzun bir yolculuğa çıkıyorum. Neyseki bu yolculukta yalnız değilim hayat arkadaşım (Ben Yazarsam Olur) ile birlikte gidiyorum. 2 Motor olarak buradan çıkıp Avrupa üzerinden önce Amerika'ya oradan da Latin Amerika'ya geçip kıtanın sonuna kadar ineceğiz. Her ne kadar tam çıkış tarihimiz belli olmasa da Temmuz başı gibi çıkmayı düşünüyoruz. Her şey Amerika vizesinin tarihine bakıyor :) YoldanÇık ile birlikte güzel bir veda buluşması yapalım, gitmeden önce eş dost tanıdıklarla ve takipçilerle bir araya gelelim dedik. 23 Haziran, Perşembe saat 18:30'dan itibaren YoldanÇık Mekan'da olacağız. Ne zaman döneriz bilinmez onun için gitmeden vedalaşmak isteyen herkesi bekleriz. :) https://www.facebook.com/events/253713498341088
Bu da 360 video denemesi. :) Videonun içinde gezebiliyor olmak çok acayipmiş gerçekten. Video kalite üzerinde biraz daha çalışmam lazım sanırım. Rüzgar sesi çok geliyor diye sesi kapadım şimdilik.
360 fotoğraf olayı çok eğlenceliymiş. Dün Facebook'a 360 fotoğraf desteği geldi. :) Bu da bizim ilk denememiz olsun. Haftasonu yolculuğa hazırlık niyetine kamp yapmaya yola çıktık.
Dün her şey yolunda gitti ve Yunanistan'dan Schengen başvurusunu yaptık. Amerika için de ne hazırlanacaksa yaptık. Artık 24 Haziran randevu gününü bekliyoruz. Amerika vizesi için 956 TL, Yunanistan vizesi için 536 TL, 1 aylık seyahat sigortası için 100TL ve 1 aylık greencard (trafik sigortası) için 341TL ödedik. Yani daha kontağı çevirmeden 1.933 TL seyahat bütçemizden uçtu gittiiiii... :( Neyse ki seyahat boyunca başka vize almayacağız.
Pasaport 9 günde geldi. Fena değil. :) Ehliyetleri de cuma günü tekrar gidip hallettik. Onlar da bir 10 günde gelir herhalde. Hem Amerika hem Avrupa vizesi almamız gerekiyor. Amerika için bekleme süresine baktım ve şu anda 20 gün yazıyor. Pazartesi fotoğraf çektirip forumları doldurup online olarak başvuracağız. Yunanistan için ise randevu almak istediğimizde 21 Haziran'a gün veriyor. :) Onu nasıl yapacağız bilmiyorum. Haziran sonu gibi yola çıkmamız gerekiyor. Bunlar madalyonun bir yüzü diğer yüzü de motorları hazırlamamız lazım o konuda daha bir hareket yok. :D
Henüz rota konusunda bir plan yapamadım ama Amerika'ya gitme konusunda kafa yorup araştırma yaptım. İspanya Valencia'dan Amerika Houston'a sefer yapan ve motorları taşıyabilecek bir Ro-Ro bulduk. Acentalara kalsak motor taşımak istemiyorlar. Direk armatör ile bağlantıya geçip motorların taşınması için onay aldık. Tabii tüm bunları Cengizhan olmasa yapmam çok zordu. :D Hani hayatta avukat, doktor tanıdık olacak derler ya bence bir tane de lojistik işinde olan biri olması gerekiyor. Özellikle çok geziyorsanız. :) Fiyat konusunda armatör ile anlaşacağız gibi. Büyük ihtimal bu alternatifi kullanarak motorları göndereceğiz. Biz buradan geze geze güzel bir Avrupa turu yapar Valencia'a kadar gideriz. Hem motorlara hem seyahate alışırız. Oradan motorları Ro-Ro'a verir, biz de belki gemi ile Fas'a geçeriz. Çünkü Ro-Ro'nun Houston'a varması 15 gün alıyor. Fas hem ucuz hem gezmek için güzel bir yer. Sonrasında bakarız artık. ;)
Motorları Avrupa üzerinden Amerika'ya Ro-Ro ile taşıma işini araştırıyorken eldeki motorları yan yana koyunca ne kadar yer kalıyor diye biraz deneme yaptım. :) Çünkü fiyat hesaplanırken boyutun çok önemi var. Ne kadar küçük o kadar iydir. Fakat bazen taban fiyat oluyor. Boyutları hesaplayınca taban fiyattan az çıksa bile taban fiyatı isteyebiliyorlar. Bulabildiğim en iyi yöntem motorları önlü arkalı şekilde koymak. Hatta gidonları da sökünce oldukça küçük boyut çıkıyor. Ro-Ro ile taşımak için kenarlardan 10'ar santim boşluk kalacak şekilde bir platform yapmak yeterli. Bu platform hem açık denizde motorların devrilmesini engelliyor hem de forklift ile gemiye yükleme yapmak için kullanılıyor. Toplam ölçüler 240 (boy) x 140(en) x 130(yükseklik) cm, ağırlık da yaklaşık 300 kilo oluyor. :) Umarım güzel rakamlar çıkar ve motorlar ı avrupa üzerinden göndeririz. Evden yola çıkıp gidesim var. :)
Bu sezon Latin Amerika'da motosiklet ile olacak çiftlerden biri de Ayfer ve Onur çifti (AyferOnur Seyahatnamesi). Uzun süredir motosiklet başta olmak üzere sırtçantalı olarak geziyorlar. Bloglarında uzun uzun ayrıntılı olarak yazılmış çok güzel ve işe yarar gezi yazıları var. Göz atmanızı tavsiye ederim. Henüz hazırlık yapamadığımız Latin Amerika gezisi için Onur Oznar bize çok değerli bilgiler verdi. Kendisi ile bir araya gelip yüz yüze tanışma fırsatımda oldu. Kendileri aslında Amerika'da yaşıyor ve sürekli Türkiye'de değiller. Bir süredir yolculuk üzerine uzun uzun yazışıyorduk. Çok büyük ihtimal yolda onlarla beraber karşılaşıp bir süre beraber süreceğiz. En azından Panama geçişini beraber yapıp maliyetleri azaltma yoluna gideceğiz. Unutmadan onlar sadece Latin Amerika yapmayacaklar. Alaska'ya da çıkmayı düşünüyorlar. Facebook Sayfası; https://www.facebook.com/AyferOnur-Seyahatnamesi-150762311703987/ Blog Adresi; http://ayferonurseyahatnamesi.com
Evetttt bir önceki yazımda Latin Amerika düşüncesi ile ilgili biraz beyin fırtınası yapmıştım. Hemen arkasına soluğu Matrix Lojistik'den Cengizhan'ın yanında aldım. :) Hatırlamayanlar için küçük bir hatırlatma yapayım. Japonya dönüşü Kuzgun 1 ay Yokohama limanında beklemişti. Bir türlü getirememiştim. Sağolsun Cengizhan olaya el attı ve motorumu buraya getirdi. Hatta daha süper bir şey yaptı, benden para almadı. Onun sayesinde Ro-Ro ile motosiklet taşınabildiğini öğrendim. Bu süper bir olay çünkü kesinlikle konteyner ile parsiyel taşımaktan çok daha ucuza geliyor. En başta koca bir kasa yaptırıp 300-500$ para vermeniz gerekmiyor. Şimdi yola çıkış şeklimizi belirlemek için biraz fikir almaya geldim.
Uçtu uçtu kuş oldu gitti Kuzgun da yuvasından :( Sertan geçen hafta satın almıştı Kuzgun'u. Fakat Aydın'da oturduğu için gelip motoru alamamıştı. Bugün teslim ettim Kuzgun'u ve Aydın'a doğru yola çıktılar beraber. Ne mutlu ve güzel anılar paylaştım kendisi ile Japonya yolculuğunda. Umarım Sertan'da kendisi ile güzel anılar biriktirir ve mutlu olur. Kuzgun'un kendisi gitti ama onun bütçesi sonraki yolculuğumu daha uzun yapmamı sağlayacak. Yani boşa gitmedi. :) Giderken bile sonraki yolculuğum için katkıda bulundu. Alana da satana da hayırlı olsun diyorum.
Uzun bir ardan sonra tekrar araziye çıkabildim. Bu sefer eğitim zamanı. :) Yamaha Motor Türkiye ile birlikte GlobeScout'dan Ümit Salkım temel enduro eğitimine başlıyoruz.
Rusya'nın Altay bölgesinden bir fotoğraf daha paylaşım. :) Moğolistan'a girmeden hemen öncesiydi burası. Ne güzel yerdi. Fazladan bir gün daha kalıp kamp yapmıştım bu dağlarda. Moğolistan'a girince dağlar, ormanlar gitti yerini uzunnn dümdüz çayırlara bırakmıştı. #motorcycle #journey #russia #altai #followme #motosiklet #seyahat #yolculuk #rusya #altay
Afrika, Avrupa ve Asya derken sanırım sıra Güney Amerika'ya geldi. Şu anda orada seyahat eden Motoyol (Namık K. Başbay), Motomacera (Erol Aynacı), Ride Must Go On (Tolga Başol) oraların altını üstünü getirip güzel güzel fotoğraflar paylaşıyorken iyice merak etmeye başladım. :) Ufaktan hazırlıklara başlamak lazım malum sezona az kaldı. Bu sefer aklımda değişik değişik şeyler dolanıyor. 2016 rotası da Güney Amerika ya da Latin Amerika olsun bakalım... ;)
Son seyahatimde Rusya'da en çok sevdiğim yer Altay bölgesinden ;) #motorcycle #adventure #journey #altai #altay #russia #rusya #motosiklet #seyahat #yolculuk
Kazakistan'ın bitmek bilmeyen çorak arazilerinde 50 derece de @ozhanunverdi işe motor sürüşümüz, donumuza kadar terlediğimiz için molalarda donunuza kadar soyunup yol kenarında oturuşumuz, gelip geçen arabaların bakışları... Ne acayip ama bir o kadar da eğlenceli bir seyahatti :) Yol arkadaşlarımdan sevgili Özhan'ın çektiği bir fotoğraf. Hemen arkamda da onun motoru var.
Bir süredir kamp fotoğrafı paylaşmıyordum :) Yine Moğolistan'da yaptığım güzel kamplardan biri. Suyun yakınına kurmak kampın konforunu gerçekten arttırıyor :) ama hayvan yönünden tehlikesini de arttırıyor. Gerçi Moğolistan kamp konusunda güvenli bir ülkeydi. ;) #mongolia #motorcycle #adventure #journey #followme
Bitmek bilmeyen Japonya yağmurlarında motoru nereye sokabilirsek orada uyuduk resmen. :) Yine yağmurlu bir günde girdiğimiz kamp yerinde mangal yakılan yere girdik çadırları da motorun yanına kurmuduk. Hatta @ikiteke hızını alamadı bir güzel de ateş yaktı. Sıcak sıcak ayı korkusu ile uyumuştuk. Hey gidi günler heyyy :)
Oldukça sıcak bir havada Moğolistan'ın kumları ile boğuştuktan sonra kendimi bulduğum ilk köyün bakkalına su için zor attım. Suyu alıp uzun uzun içtikten sonra oturup biraz dinlendim. O sırada bakkalın sahibi kadın da ne işin var buralarda modunda bana bakıyordu. :) Bir süre sonra çocuklar da doluştu köyün eğlence konusu oldum. :)) #mongolia #journey #adventure #motorcycle
Yumurta bekçisi Afrika pengueni ile selfie çalışmaları :)) kendisi yumurtalarını beklediği için yuvasından bir yere ayrılmıyordu, biz de yanına konuk olduk biraz sevdik kendisini. Gerçi kendisi çok mutlu olmadı bu durumdan ama olsun biz mutlu olduk :D :D
Moğolistan :) tee uzakta iki tane de ger ve biraz da hayvanları var. Orada yaşıyorlar valla :) bunlar şanslılar tepe manzaraları da var.
Nasıl da yorgun ama mutluyum :) Gözlerim iyice ufalmış gitmiş yorgunluktan ama yine de ağzım kulaklarımda. Çünkü Rusya'dan Moğolistan'a geçmeden hemen önce Altay dağlarını bitiriyordum ve solda gözüken nehrin yine sol yanında dağın yamacında kıvrıla kıvrıla gelen yolu kullanarak tee arka dağların içinden geldim. Nasıl güzel yollardı onlar... #motorcycle #adventure #russia #altai #journey #followme
4-5 Mart tarihleri arasında İTÜ Maçka kampüsünde bir çok gezginin konuşmacı olarak katıldığı Seyyah'16 etkinliği gerçekleştirilecek. 2 tam gün bir çok gezginin çıkıp kendi deneyimlerini anlatacağı güzel bir organizasyon olacak. Geçen sene burada olmadığım için katılamamıştım. Fakat bu sefer etkinlik boyunca hem dinleyici olarak hem de 4 Mart Cuma 15:15'de konuşmacı olarak katılacağım. Kısa kısa yol hikayelerimi ve yolda öğrendiklerimi anlatacağım. Konuşmacı listesine bir göz atın derim güzel isimler var. #gezitü #Seyyah #Seyyah16 Ayrıntılı bilgi için etkinlik sayfasını ziyaret edebilirsiniz; https://www.facebook.com/events/917881251628280/
Dün "Üç gezgin, Bir Söyleşi" etkinliği çok güzel geçti. Böyle bir organizasyon yapmayı çok istiyordum. Çünkü sürekli sunum yapıyorum ama bu tür etkileşimli bir söyleşinin bilgi paylaşımı konusunda daha etkili olduğunu düşünüyordum. Organizasyonu gerçekleştiren Bauriders, UniMoto ve MotoEtkinlik.com, salonunu kullanıma açan Bahçeşehir Üniversitesi'ne, beraber sohet ettiğim sevgili yol arkadaşlarım Alp Zekeriya Saraç (İki Teke), Cengiz Kahraman (CenGo), moderatörlüğümüzü yapan Ahmet Köseoğlu... Kısacası emeği geçen ve zaman ayırıp bizi dinlemeye gelen herkese çok teşekkür ederim. Umarım tekrarlarını yapabilir ve daha çok şeyi paylaşabiliriz. İçinizde az da olsa sizi yola çıkacak bir şeyleri uyandırabildiysek başarılı bir organizasyon olmuş demektir. Hayat kısa, yola çıkın... ;)
Bir Söyleşi, Üç Gezgin'in başlamasına az kaldı. Motosiklet ile uzun yol üzerine merak ettikleriniz ya da aklınızda sorularınız varsa Beşiktaş Bahçeşehir Üniversitesi'ne bekleriz. Tam kadro hazır bekliyoruz :)
Bazen kum mu daha iyi yoksa taşlar mı karar veremiyorum. :) Kumda sürüş yapmak gerçekten zor. Önü bir kaptırınca kurtarmak zor ama düşüş daha yumuşak oluyor. Taşlarda ise sürmek kolay, gaza basıp gidiyorsun ama düşünce hiç iyi olmuyor :( Aslında bu fotoğrafın çok uzun bir hikayesi vardı. Bakın bakalım neyin eksik olduğunu fark edebilecek misiniz burada? :) #journey #motorcycle #adventure #africa #kenya
İnsanı çağırmıyor mu sizce? İçini bir gıdıklıyor, hadi motora atla da gel diyor :) ya da ben kötü yollarda zorluk çeke çeke alıştım ve Stokholm sendromu da yaşıyor olabilirim :) Afrika Kenya'da OMO vadisinden çıkarken geçtiğimiz çöl burası. #motorcycle #adventure #journey #africa #kenya #omovalley #followme
Türkiye'den motosiklet ile yola çıkıp teee Doğu Sibirya Rusya'sında karşılaşan üç gezginin hikayesini dinlemek isterseniz bu pazar saat 12:30'da Beşiktaş Bahçeşehir Üniversitesi Fazıl Say sahnesinde bekleriz. "Bir Söyleşi, Üç Gezgin" ile İki Teke, CenGo ve Rüzgarın İzinde bir araya gelip hem uzun seyahatler hakkındaki sorularınızı cevaplayacağız hem de yolculuk üzerine sohbet edeceğiz. Güzel bir sohbet olacak gibi kaçırmayın derim. https://www.facebook.com/events/1048654341863792/
İşte buralar da hep Japonya :) Japonya'ya için her yerinin son derece teknolojik olduğunu, her şey için bir elektronik aletleri olduğunu filan düşünürdüm. Fakat gidince hiç öyle olmadığını gördüm. Gayet senin benim gibi yaşıyorlar sıradan. :) Burası Japonya'nın en kuzey ucunda bulunan Wakkanai şehri. Burada bir abi uzun uzun botlarını giyip, yüzeyde kıyıya vurmuş yüzen uzun uzun ot gibi şeyleri topluyor. Sonra onları kapısının önünde asılı ipe serip kurutuyor. Sonra da yemeklerde kullanıyor. #motorcycle #journey #adventure #followme #japan #wakkanai #hokkaido
Japonlar güzel yerlerde yaşıyorlar. Fakat şöyle bir ayrıntı var. Sadece Japonya güzel bir yer değil, Japonlar yaşadıkları yeri daha güzel yapıyorlar. Bakıyorlar, özen gösteriyorlar, koruyorlar, saygı duyuyorlar, kirletmiyorlar veya doğallını bozmamak için ellerinden geleni yapıyorlar. O kadar çok yer gezdim gördüm ki şunu rahatlıkla söyleyebilirim. Dünya'nın her yerinin kendine göre bir güzelliği ve özelliği var. Fakat onu nasıl koruduğumuz, baktığımıza göre değişiyor her şey. Japonya bizden daha küçük ve neredeyse 2 katı nufusu olan bir ülke iken bunu başarmışlar. Sonra biz de oralara gezmeye gidip ne güzel ülke diye anlatıp duruyoruz dönünce. Türkiye'deki güzellikleri ise hiç görmüyoruz, gördüklerimize de sahip çıkmıyoruz, tüketiyoruz, yok ediyoruz. :(
Sürülmüş tarla gibi duruyor değil mi? Aslında çok şeritli Moğolistan otoyollarından birindeyim. :) Sadece fotoğrafı daha önce paylaştıklarım gibi yol izine dik değil paralel çektim. Bu arabaların kafasına göre gitme olayı gerçekten çok ilginç. Tamam her yer düzlük ama daha önce de dünyanın bir çok yerinde düzlükler ve çöller geçtim. Afrika'da buna benzer çok yer ama bu kadar lastik izi yok. Genelde birkaç iz oluyor ve onlar gidile gidile belirginleşiyor ve derinleşiyor. Çok muhtemel ezilmekten kumlaşıyor da. Fakat Moğlistan'da durum farklı. Onlarca yol izi yan yana gidiyor. #motorcycle #adventure #travel #journey #followme #mongolia
Doğu Sibirya'da yine Türkiye'den motosikletle gelen @ikiteke ve @cengizkahraman74 ile yol üzeri bir tır parkında yaptığımız kamp. :) Birbirimizden habersiz evlerimizden binlerce kilometre uzakta denk gelmiş olmamız çok acayipti. 28 Şubat pazar günü saat 12:30'da Bahçehir Üniversitesi Fazıl Say sahnesinde üçümüz bir araya gelip güzel bir söyleşi yapacağız. Herkesi bekleriz sohbete ;)
Moğolistan'ı özetleyen güzel bir fotoğraf. Bomboş bir düzlükte yan yana dizilmiş aynı yönlerde giden bir sürü yol, yoldan uzağa kurulmuş bir şehir, ilerde gözüken küçük bir göl ya da nehir, masmavi bir gök yüzü... Aslında bulut eksik olmuş. Genelde düzlük kavramı o kadar uzun ki burada ileriye bakınca yer gök birbirine değecekmiş gibi hissettiriyor. İnsan burada doğup büyünce dünyayı düz sanabilir. :) #motorcycle #journey #mongolia #adventure #travel #followme