Facebook üzerinden yapılan anlık paylaşımlar...
Tulum'da yine bir Maya kalıntısına gittik ama bu sefer farklı olarak şehir değil deniz kenarında bir Maya limanına gittik. Aslında bu abiler hiç büyük gemiler yapıp açık denize açılamamışlar. Zaten açılmış olsalar İspanyollar gelmeden önce belki kendileri giderdi. :) Neyse küçük gemiler ile orta amerika kıyılarında çalışıyorlarmış. Gerçi ben gezerken pek limanlık bir yanı kalmamıştı. Fakat bu bölge deli gibi turisttik olduğu için çok kalabalıktı. Bence daha önce gördüğümüz Maya şehirleri çok daha etkileyiciydi.
Meksika'da en çok sevdiğim şey bu Cenote'ler oldu gerçekten. Sırf bunlar için tekrar gelinebilir. O kadar çok var ki özellikle Yucatan ve Quintana Roo eyaletlerinde yol üzeri kilometre başına bir Cenote görebilirsiniz. Özellikle sıcak havalarda direk girip serinlemek için birebirler. Bunları ilk gördüğümde resmen ufkum genişledi. Düşünsenize dünya içinde dünya gibiler. Belki bunun gibi yerin derinliklerinde içinde sular olan bir sürü mağaralar var. Belki de orada yaşayan başka başka bir sürü canlılar var. Özellikle de ağaç köklerinin mağaranın çatısından aşağı suya doğru onlarca metre uzanması çok ilginç. Buraya gelmeden önce böyle bir şey olduğunu bile bilmiyordum.
Cancun, Playa Del Carmen ve Tulum; özellikle bu 3 yer Meksika'da son derece turistik yerler. Özellikle Amerika'dan ve Avrupa'dan çok fazla turist geliyor. Reklam afişlerindeki fiyatlar bile dolar olarak yazılıyor. Sanki Meksika sokaklarında dolaşmıyor gibisiniz. Çok acayip geliyor ama plajlara yakın döviz bürolarında 1 dolar 17.30 peso'ya kadar düşebiliyor. Oysa 2-3 sokak üstünde 18.50 civarında. Yemek fiyatları acayip yüksek. Konaklama acayip pahalı. Hatta plaj kenarında odalar 100$ civarında. Neyse bunların hepsini geçtim de sürekli yediğimiz taconun bu hali nedir arkadaş. Taco bile küçülüyor gittikçe. Bizim sinemalarda ya da uçaklarda dünya paraya satılan 200-300ml'lik sular gibi yemin ederim.
Tam deniz kenarı plajda tatil moduna girdik tüm gün. :) hava acayip sıcak ve güneşli. Herkes güneşin altında oturmuş ama biz 10dk bile oturamadık. Hemen brandayı kurduk gölge yapmak için altına da sandalyeleri artık mis gibi olu. Gerçi akşam üzeri rüzgar çıkınca güneşlik yalan oldu.
Çok hızlı karar değiştiririz :) Normalde Merida, Chichen Itza ve Cancun yapacaktık. Cancun'da motorları bırakıp uçak ile Küba'ya gitmeyi planlamıştık. Fakat bu gemi olayı yüzünden çok sıkıştık ve Küba'da ancak bir hafta kalabilecektik. Ayrıca Küba'dan dönünce de kalan yolu yapabilmek için Guatemala ve Costa Rico'dan hızlı geçmek zorunda kalacaktık. Hepberaber konuşurken Onur ve Ayfer "belki biz gemi ile Kolombiya'ya geçtikten sonra Küba'ya geçebiliriz..." diyince biz de mi öyle yapsak diye düşünmeye başladık. Hatta onun rahatlığı ile bir anda yayıldık :) Chichen Itza'dan çıkınca Cancun'u da pas geçip direk daha küçük olan Playa Del Carmen'e geçtik. Küba'ya sonra gitme fikri bize en azından 8-10 gün kazandırdı. 2 gün Palaya Del Carmen'de kumsalda yatmak istiyoruz :) Meksika'yı boydan boya geçtik ama resmen okyanus göremedik pek. Çünkü yolları hep içerden geçiyor. Ayrıca Onur ve Ayfer'de buraya gelmişler Cancun'u pas geçip. Bunlar da karayip sahillerinden ;)
Yine bir Maya şehri ile karşınızdayım :) Buralarda yol üzer yapacak çok bir şey yok. Ya koloniyel şehir gezecesiniz ya da Maya, Aztek şehirlerini. Gerçi soradan Cenote'leri keşfettik oralarda da bol bol yüzeceksiniz. Ne acayip adamların her tarafında okyanus, deniz var ama biz Cenote'lerde yüzüyoruz. Neyse Chichen Itza en iyi korunmuş Maya şehirlerinden birisi. Aslında bu şehir de benim ilgimi çeken bir şey oldu o da top oyunu sahası. Yüz yıllar önce bu adamlar top oynuyormuş ve onun da sahasını yapmışlar. Gerçi o dönemlerde daha çok ayin gibi bir şeymiş. Hatta kaybedenlerin idam edildiği gibi söylentiler de var. Kimine göre de savaş esirlerinin oynatıldığı ve zaten kazansa da kazanmasa da idam edileceği. Zaten sahanın hemen arkasında insanları kurban ettikleri bir alan bulunuyor. Ayrıca yine insanları içine atıp ölüme terk ettikleri bir de Cenote bulunuyor. Abiler idam etme konusunda biraz acımasızmış. Belki de hakimiyeti ellerinde tutarak korku ile yönetmeye çalışıyorlardı. Bu arada ilgimi çeken başka bir şey de duvarların birindeki geometrik semboller oldu. Çünkü tic-tac-toe (XOX) oyununa çok benziyor. Bunu görünce wiki'den biraz araştırdım. Bu oyun milattan önce Roma İmparatorluğunda hatta bir benzeri çok daha eski olan Mısır tarihinde varmış.
Büyük böcekler serisine devam ediyorum. :) Bu arkadaşların bu kadar büyüyebildiklerini hiç bilmiyordum. Bunun boyu 10cm civarında belki biraz daha büyük olabilir. İlginç şekilde inanılmaz çoklar. Daha büyüklerini de gördük. Kanatları ise açılınca turuncu oluyor. Orada burada yürüyorlar, zıplıyorlar ya da uçuyorlar. Kimse aldırmıyor bizden başka. Alışmış millet.
Sabah biz Merida'dan yine bir Maya şehri olan Chichen Itza'a geçecektik. Onur'lar ise Holbox adasına geçmek istiyorlardı. Yolun bir kısmını beraber yaptık sonra ayrıldık. Fakat ilerleyen zamanlarda bir kaç kez daha bir araya geliriz diye düşünüyorum. Zaten rotamız da binmek istediğimiz gemi de aynı. Şimdilik yolları açık olsun ;)
Meksika'da gördüğüm güzel şehirlerden biri de Merida oldu. Evet Meksika'nın geri kalanından birazcık farklı. Sokaklar daha temiz, araçlar yaya geçidinde yol veriyorlar, daha çok kişi ingilizce biliyor, restorantlar ve oteller daha lüks. Fakat yine de Meksika burası. Merida'da iki gece kaldık ama şehrin kendisini sokak sokak gezemedik. Çünkü Şehir merkezine çok yakın bir otelde kalıyorduk ve sürekli şehir merkezine yürüyüp orada takılıp geliyorduk. Ayrıca Onur'lar ile bir araya gelince de muhabbet daha tatlı geldi şehir gezmesinden. :) Bir de Cenote'lere gidince zaman kalmadı. İşin daha ilginci şehir içinde nerdeyse hiç fotoğraf çekmemişim :(
Gece Onur'lar ile güzel ve uzun sohbetler yapınca yatmamız da geç saat oldu. Onlar normalde erken kalkıp yola çıkacaklardı. Çünkü 3 gündür Merida'da kalıyorlar. Sabah erken kalkamadık :) hep beraber önce şehir merkezine gidip kahvaltı yaptık sonra geri döndük otele ve biraz daha oturup konuştuk. Saat 12 gibi onlar gidip hazırlanalım artık dediler ama hava zaten 30 dereceyi çoktan geçti ve deli gibi nemli. Neyse gittiler bir yatım saat sonra Onu geri gelip "çok hızlı karar değiştiririz... vazgeçtik biz bir gün daha kalacağız Cenote'e gideceğiz" dedi. Biz de zaten Cenote'lerden birine gitmek istiyorduk. O zaman biz de geliriz diye hemen takıldık peşlerine. Merida'ya en yakın ve güzel Cenote'ler 50km uzaklıktaki Cuzama civarında. Bunları içi su dolu kocaman delikler ya da mağralar olarak düşünebilirsiniz. Meksika'da görüdüm en güzel şey bu bence. Suyun rengi, ortam, tavandaki sarkıtlar inanılmaz bir şey. Hatta yukardan aşağı kadar uzanan metrelerce uzunluğundaki ağaç kökleri de çok acayip. Bildiğin kökünü dal gibi cenote'in için doğru uzatıp suya uzanmış. Ben ilk başta ip sandım sallanıp suya atlıyorlar diye düşündüm. Tam tuttum, görevli hemen uyardı. Ağaç kökleri onlar ve çok narinler diye. Dünya altında dünya var gibi. Belki de bilmediğimiz onlarca binlerce böyle yer var ağaçlarım içine ulaştığı. Çook acayip çok!
Dün akşam Merida'da aynı bizim gibi çift olarak motosiklet ile gezen AyferOnur Seyahatnamesi ile bir araya geldik. Sonunda! :) çünkü onlar bizden bir ay erken başlamışlardı ve önce Alaska'ya çıktılar. Sonra da geri aşağı döndüler. Fakat biz daha Amerika'da milli park gezerken onlar Meksika'ya geçtiler. Yaklaşık 6 haftadır burada geziyorlar. Sorsanız bizi bekliyorlardı yakalayalım diye. Çünkü Panama'dan (Orta Amerika'dan) Kolombiya (Güney Amerika) aynı gemi ile geçme ihtimalimiz var. Biz henüz rezervasyon yaptırmadık son gemiye ve yer olup olmadığını da bilmiyoruz. Kısmet artık. Ayrıca şu anda Güney Amerika'da gezen Namık abi Motoyol, uzun zamandır Amerika kıtasında olan ve sanırım kıtada ikinci turunu atacak olan Sevgili Erol Motomacera, benim daha önce Japonya seyahatinde karşılaştığım ve beraber sürdüğüm Alp İki Teke var. Biz Amerika'da çok oyalandığımızdan en sona kalmıştık, arkayı toplaya toplaya geliyorduk. Neyse Onur ve Ayfer'i yakaladık sona kalmadık :)).
Meksika'nın Yucatan bölgesi Maya'ların en çok şehir kurduğu yerlerden birisi onun için Merida'ya doğru yol boyunca bir sürü piramid yazısı görebiliyorsunuz. Bunlardan bir kaç tanesi son derece popüler iken diğerleri hiç bilinmiyor. Böyle yol kenarı küçük tabelalar ile gösteriliyor ve yolları stabilize oluyor. Bunların bazılarında da çok etkileyici yapılar var ama kaderlerine terk edilmiş. :( hoş bizde de kaderine terl edilmiş çok fazla tarihi yapı var.
Sanırım Meksika'nın en ünlü ve turistik eyaleti olan Yucantan'a girmiş bulunuyoruz. Burası için genelde Meksika'nın gerisinden çok farklı olduğunu ve hiç benzemediğini söylüyorlar bakalım nasılmış. İlk durak Merida. Orada bizi bekleyen bir süpriz de var. :D
Önünde yağmur olduğunu bilemek ve görerek sürmek de ayrı bir zevk. Özellikle de bulutlar gideceğiniz yönde duruyorsa. :) Maya kalıntılarından sonra Merida'ya geçmek için yola çıktık. Tüm gün boyunca hava güneşli ve çooook sıcaktı. Meteoroloji ise Merida'yı sürekli yağmurlu gösteriyordu. Bulunduğumuz yerden Merida'ya 30km var sadece. Hatta yine mi son 10 kilometre de yağmura yakalacağınız diye söyleniyordum kendi kendime. Biraz ileri de yağmur da yağmaya başladı zaten. Bir önceki yağmurda ıslanmamak için yağmurluk giymiştim ama hava 30 derecenin üzerinde olunca bir şey değişmedi bu sefer de terden sırılsıklam olmuştum. Onun için bu sefer yağmurluk filan giymedim. Zaten hava çok sıcak belki yağmur ıslatır biraz serin serin giderim dedim.
En önemli Maya şehirlerinden (kalıntılarından) biri olan Palenque 'den fotoğraflar. Sadece kalıntı olarak değil 250 ve 900 yılları arasında burası öneli bir şehirmiş. Şimdi bile çok etkileyici duruyor. Kalıntıların etrafını sarmış olan balta girmemiş ormanlar da çok güzel. Bir an düşündüm böyle bir devir de yaşıyorsun ve ormanların içinde karşına birden böyle bir şehir çıkıyor. Eminim herkes çok etkilenebilirdi.
Burada bunlardan çok var anlaşıldı. :) Her gördüğümüz bir öncekinden daha büyük oluyor. Bu arkadaşa da Maya kalıntılarında gezerken rasladık. Aslında yetişkin kedi boyutunda olan bu arkadaşı burnumuzun dibinde olduğu halde görmemiştik. Farkında olmadan fazla yaklaşınca kendi bir hareketlendi ben buradayım dedi. Ben de bir an içimden "aaa kedi ağaca çıkıyor..." diye geçirmiş olsam da kendisini görünce saygı gösterip biraz geri çekildik. :) Çünkü fikir değiştirip üzerimize doğru koşsa biz de arkamıza bakmadan koşarak kaçacağız :D Hiç tanımıyorum ısırır mı ısırmaz mı? Bizim sokaklarda kedi köpek bildiğimiz hayvanlarla takılıyoruz normalde. O değil de acaba bunu kedi görse ne yapar diye düşünmeden edemedim.
İşte bunlar hep Maya :) #maya #ruins #mayaruins #palenque #chiapas #mexico #adventure #journey #roadtrip #motorcycle
Amerika'da bol bol gezdik, Meksika'da öyle olamadı. :( Bu yolculuğa çıkarken geniş geniş gezeceğiz acele etmeyeceğiz desek de gemi olayları peşimizi bırakmıyor. Hatırlarsanız Japonya'ya giderken de yaya yaya gitmiştim sonra Japonya'ya giden son gemiye zor yetiştim. :) Şimdi yine benzer durum var. Diyecekseniz ne gemisi zaten kuzey amerika'dan güneye geçeceksin. Belki bilmeyenler vardır diye anlatim biraz. Panama'dan (Orta Amerika) Colombia'ya (Güney Amerika) kara geçişi bulunmuyor. "Darien Gap" diye ararsanız google'da daha fazla bilgi bulabilirsiniz. Aslında orada kara var ama yol yok :) 150km kadar bir alan. Eee araziden git diyeceksiniz ama o bölge uyuşturucu kartelleri yüzünden çok güvenli değil. Ayrıca sık, ormanlık bir arazi. Bisiklet ile veya küçük motorlar ile yanlarına silahlı insanlar alıp geçenlerin fotoğraf ve videolarını gördüm. 4-5 günde geçmişler :) Neyse öyle bir yola girmeyeceğimiz için biz herkesin yaptığı gibi gemi ile geçmeyi düşünüyoruz. Fakat motorları taşıyan ve bilinen sadece iki küçük gemi var. Bulabildiğimiz en geç gemi ise 19 Kasım tarihinde. Sonrası ocak ayında. Panama'ya kadar daha bir sürü yolumuz ve geçmemiz gereken 7 ülke olunca biraz düşünmeye başladık. O zaman ocak ayında bin diyeceksiniz ama Arjantin'e kış mart, nisan gibi yavaş yavaş gelmeye başlıyor yetişemeyiz.
Kaza yüzünden çok vakit kaybedince Maya piramitlerinin olduğu Palenque şehrine hava kararmadan gidemeyeceğimizi anlıyoruz. Çünkü hava kararmasına 1 saat varken 100km daha yolumuz var. Biz de yol üzeri bulduğumuz bir otelde kalıp sabah erken gitmeye karar veriyoruz. Meksika'da yol üzeri bulunan oteller genelde love otel oluyor. :) Aslında ben seviyorum bu otelleri çünkü fiyatına göre çok güzel odaları oluyor. Hatırlarsanız ilk Meksika'ya girdiğimizde de kalmıştık. Ayrıca odanın önünde kapalı kendinize ait bir de garajı olduğu için motoru olduğu gibi bırakabiliyorsunuz. Hatta yarım kalan motor bakımını bile kimse görmeden yapabiliyorsunuz. Neyse hazır fırsat bulmuşken hava filtrelerini değiştirim dedim. CRF250'in hava filtresinde bayağı yağ vardı. Sanırım bir önceki yağ değişiminde yağı fazla koymuşum ve son gazla uzun süre gittiğimiz için oldu. Ayrıca ara ara kontrol etmem lazımdı hava filtresinden yağ tahliyesi için çıkan borunun içi de yağ dolmuş taşmış. Onu da söküp temizledim. Yağ filtresi oldukça kirliydi. Nasıl girmişse böcek de çoktu :) WR'in ise yedek filtresi yanımda vardı ama filtre çıkarılıp temizlendikten sonra yağlanıp takılabiliyor. Fakat elimde onun için yağ olmadığından temizlemedim. Yedeğini de takmaktan vazgeçtim. Yağını bulurum bir kaç güne sonra söker temizler takarım tekrar.
Acaba diyorum yağmurdan korunmak ve kuru kalmak için yağmurlu giymek mi daha iyi yoka direk yağmurdan ıslanmak mı :) çünkü bu havada söyle terliyorsunuz. :(
Bugün tüm gün yağmurda seyahat edeceğiz diye çıkarken yağmurlukların altını giymiştik fakat hava çok sıcak olduğu için üstleri yolda giyeriz dedik. Aslında hava o kadar sıcak değil 30 derecelerde ama nem çooook yüksek. Yaklaşık 3-4 saat sonra yağmuru ilerde görüp bir köprünün altına saklandık. Uğraştık ettik, giyindik her şeyi. Elektronikleri de ortadan kaldırık, yola çoktık tekrar 15 dk gittik gitmedik yağmur durdu, güneş açtı. Aynı şey 2 defa daha yaptı. Hava sıcak olunca çekilmez oluyor gerçekten.
Bu adamların nasıl bu kadar geniş nehirleri var anlamıyorum :) Gerçi bu fotoğraftaki orta boy bir nehirdi. Bugün 2-3 tane geçtik. Hepsi aynı nehir de olabilir tabii :) Dağlardan aşağı inince tropik hava hakim olmaya başladı. Hem ısındı, hem de yağmur yaşladı. Ayrıca bitki örtüsü de çok değişti.Birde nehir üzerine böyle havalı köprüler yapmayı seviyorlar. Acaba boğazları olasa ne yapacaklar :))
Akşam yol üzeri küçük bir şehirde bulduğumuz ilk otele girdik. Çünkü yağmur başlamıştı ve zaten 360km yaptığımız için yağmurda sürmeye devam etmeyelim dedik. Şimdiye kadar kaldığımız en ucuz otel oldu. Bir gece için 48TL verdik. Otelin otomatik kapısı olan kapalı bir garajı var. Motorları oraya koyduk. Yarım saat sonra oda kapısı çalındı ve resepsiyondaki adam motor için beni aşağı çağırdı. Motorları resepsiyona koymamı istedi. Böyle iyi gerek yok desem de vazgeçiremedim adamı ve aldık resepsiyonun içine :)
Şunun şurasında Meksika'nın sonuna ne kalmış :)
Bir kaç gündür vakit bulup da motorların bujilerini değiştirememiştim. Hatta her gün yolda akşam olunca gidip değiştirim desem de hep kaldı. Çünkü CRF değil ama WR'in deposunu sökmem gerekiyordu bujiyi değiştirmek için. Fakat bir çok yerde bunu yapacak zaman ve imkan olmadı. Çünkü oteller bahçesinde motor ile uğraşmamı pek sevmiyor. :) Baktım Selçuk'ların garajı bu iş için çok uygun Selçuk'a da bir tane motor ve anahtar verip çalıştırdım biraz. İki elden hızlıca hallettik.
Bakalım kimler hatırlayacak. Hani motorları Amerika'ya göndermek için İspanya'da bir sürü zorluk çıkmıştı ve bana orada çok yardımcı olan biri vardı. Hani telefonla sürekli ispanyolca konuşarak motorların paletsiz olarak yüklenmesini sağlamıştı. İşte onu yapan kişi Selçuk. O zamanlar kendisi Türkiye'deydi ve uzun uzun telefonda konuşmaları yapmıştık. Tee o zaman Selçuk iş için Meksika'ya gideceğini söylemişti ve Meksika'da görüşü demişti. Ben de daha çok var yaklaşınca konuşuruz demiştim. İşte yaklaştık hatta buluştuk bile. Puebla'ya uğrama sebebimiz Selçuk ve eşi Ceren'dir. Dünya ne kadar küçük. Selçuk'u hiç görmemiştim ama sürekli irtibat halindeyiz. Çünkü hala yardımcı olmaya devam ediyor. Görünce zaten hiç yabancılık çekmedim. Sanki eski bir dostumu görmüşüm gibi hissettim. Onlarla beraber çok güzel bir akşam geçirdik. İkisine de teşekkür ediyorum. Umarım başka zaman dünyanın başka yerinde tekrar bir araya geliriz
Piramitleri paylaşmayı unutmuşum :) Teotihuacan piramitleri içinde güneş piramiti dünyanın 3. En büyük antik piramitiymiş. Aslında asıl isminin ne olduğu bilinmiyormuş. Bu ismi burayı bulan Aztek'ler vermiş. Aslında şehrin neden yapıldığına, ne için kullanıldığına ve hatta neden birden terk edildiğine dair günümüze ulaşmış bir çizim ya da yazılı belge kalmamış. Fakat Azteklerden önce büyük bir medeniyet olan Tolteklerin yaşadığı düşünülmektedir. Burayı terkedilmiş olarak bulan Aztekler kutsal kabul etmişler. Açıkcası onların yaşadığı dönemde bu şehri ve piramitleri ben de bulsaydım kutsal kabul edebilirdim sanırım. :) Anlamadığım, böyle bir şehir kuracak ve böyle görkeli yapılar yapacak gücünüz var neden bir iki satır yazmadınız biz kimiz neden yaptık bunları diye... bu arada biz piramidin üzerine çıkamadık. Ama bunun sebebi 248 tane basamak olması değil. :) yağmur yağıyor olması ve çoooook uzun kuyruk olmasından dolayı çıkmaktan vazgeçtik.
Bu sefer erken kalkıp yola çıkmadık :) Mexico City'den Puebla'ya geçecektik ve yol sadece 140km olduğu için saat 10'a kadar yattık. Tam tatil modu oldu 2 gündür zaten. Hatta yolumuz madem kısa paralı olaöayan dağ yolundan gidelim dedik. Yol üzeri bir tane de milli park varmış ona da uğrarız dedik. Zaten dün yazdığım ve polisin durduğu yerde bu millir parkın girişine yakın bir yerdi. Çıkarken de kontrol vardı. sanırım girenler telsizle bildiriyorlar ve çıkıp çıkmadıklarını kontrol ediyorlar. Fakat yine polisler ağır silahlı ve kurşun geçirmez yelekliler. Yol çok güzeldi. Döne döne 3bin metrenin üstüne çıkıyordu. Hava da ilk defa 10derecenin altına düştü. İki üc gündür yol parası vermiyoruz tasaruf ettik resmen :)
Sabah kalktık hava yağmurlu gibi, akşam da Mexico City'de kalmaya karar verdiğimiz için hiç motoru çıkarmayalım paşa paşa toplu taşıma ile önce piramitlere gidelim sonra resme bakmaya gideriz dedik. Önce kaldığımız yerden metro ile otobüs terminaline gittik oradan da piramitlerin olduğu bölgeye giden bir otobüs bulduk kendimize. Piramitler yaklaşık 50km uzakta. Otobüs yolculuğu ilginçti. Öncelikle havalimanı gibi terminale geldiğiniz de x-ray'den geçiyorsunuz yetmiyormuş gibi bir de elleri ile arıyorlar. :) güvenlik görevlisi tepeden tırnağa tek tek kontrol etti. Ayrıca otobüs kalkıp bir süre gittikten sonra da elinde kamera ile bir kişi ve arkasında bir polis otobüsün önünden arkaya doğru hızlıca yürüyerek koltukta oturanları videoya aldı. Otobüs içinde sizle beraber seyyar satıcılar, sokak müzisyenleri seyahat ediyor. Bir taraftan bir şeyler çalıyorlar bir taraftan bir şeyler satmaya çalışıyorlar. Bayağı sokağı otobüse taşımışlar gibi. :) Toplum taşıma kullanmayı seviyorum.
Meksika şehirleri genel olarak mı böyle hareketli yoksa bize mi özel bir hafta denk geldi bilmiyorum ama sokaklarda yine festival havası var. Akşam olunca o sakin sokaklar yerini müziklerin çalındığı ve gösterilerin yapıldığı sokaklara bırakıyor. Bir kaç gündür ne kadar yorgun da olsak sürekli geç saatlerde otele dönüyoruz. Önce meydanda yine çok havalı bir heykel gördük. Böyle kafasında tüyler dans ediyordu. Biraz ilerde kilisenin önünden sokağın sonuna doğru kumdan bir halı yapmışlar. "Aaa ne yapacaklar acaba" dedik. Akşam olunca o heykelini gördüğümüz dancılardan onlarcası o sokağı kapladı ve bir sürü davulun eşliğinde dans ettiler. Burada bol bol zıpladıktan sonra gece sirke gittik :) gerçen de :))
Dün Allende'den (hani 3 saat kalıp gezdiğimiz) çıkıp az ilerideki başka bir koloniyel şehir olan Santiago de Quereto'ya geçtik. Zaten asıl amacımız oraya gitmekti. Gittiğimiz de saat erkendi şehir merkezinde bulduğumuz bir otelin içine motorları bırakıp hemen sokaklara çıktık tekrar. Burası da bir önceki gibi güzel sokakların, renkli evlerin olduğu bir yer. Yine küçük alanlarda bir sürü kilise ve tabii ki bol bol meydanlar var. Öğleden sonra sokaklar henüz hareketli değildi ama akşama doğru yine çok canlandı. :) Sokak sokak her yerini gezdik, fotoğraflar çektik. Bir kaç tane daha görsem bu şehirlerden artık bir birine karıştıracağım.
Meksika güvenli mi değil mi? Aslına bakarsanız bana oldukça güvenli geldi. Amerikalılar kendi steril ortamlarından sonra Meksika'ya gelirlerse onlar için gerçekten tehlikeli olabilir :) Bizim için durum biraz farklı. Çünkü kim ne derse desin Türkiye'de çok süper güvenli bir yer değil. Onun için sürekli gözümüz ve algılarımız açık. Burada çözemediğim ilginç bir şey var. Mesela Inn (arabayı önüne park edip odaya giriyorsun) tipi otelde kalıyoruz. Resepsiyon kurşun geçirmez aynalı camın ve koca bir demir kapının arkasında oluyor. Sadece ödeme yapabileceğiniz küçük bir açıklık var. Fakat odaların kapısını iteklesen açılır :) Hatta kapıyı açmak istemiyorsan diye küçük dışa açılan bir de bölmeler yapmışlar. Hani gece yemek siparişi filan verirsen kapıyı açmadan oradan almak için. Zaten kapı Allah'a emanet. Diğer takıldım konu da sürekli ağırlı silahlı polis ve askerler görüyorsunuz. Yolda giderken özellikle filmlerde görürsünüz ya pikapların arkasında silahlı askerler olur. Pikabın arkasında bir de makineli tüfek olur işte onlardan. Bugün Guanajuato'da geziyoruz. Aslında burası oldukça güvenli bir yer. Fakat 20-30 insana bir polis düşecek kadar polis dolanıyor. Bir çoğu da kurşun geçirmez yelekli be elinde otomatik tüfekler ile. Sanki film sahnesindeyiz. Arada sokaklardan yine ellerinde otomatik tüfekli askerlerin olduğu pikaplar geçiyor. Özellikle banka, kuyumcu gibi mağazaların özel güvenlikleri var ama adamlar tam takım giyimli ve eli tetikte bekliyor sürekli. Sanki haber almış az sonra operasyon yapacak gibi. Bakıyorsunuz sokaklar cıvıl cıvıl, insanlar geziyor, konuşuyor, muhabbet ediyor, dans ediyor, müzikler çalınıyor... festival havasında ne güzel diyorsunuz sonra polisleri görüyorsunuz bir geriliyorsunuz olay mı olacak acaba diye... Öyle işte her an operasyon olacakmış gibi hazırda bekleyen polislerin ama onlara hiç aldırmadan ortalık çok güvenliymiş akıp giden bir günlük hayatın olduğu yer Meksika. Güvenli mi bence güvenli. En azından çok daha tedirgin olduğum yerlerde kalmıştım.
Tam 3 saat şehir merkezinin tüm sokaklarında dolaştıktan sonra daha fazla yorulmadan tekrar motora dönüp bugünkü son durak olan Querétaro gidelim dedik. Orayı seversek 2 gün kalırız yoksa öğleden sonra gider gezeriz akşam geç saatlere kadar, sabah çıkarız tekrar dedik. Burası çok güzeldi ama bir önceki şehre benziyordu. Zaten bir süre sonra şehirlerin hepsi birbirine benzemeye başlıyor. O zaman sıkıcı olabiliyorlar. Fakat Meksika'da daha hiç görmediğimiz tapınaklar var, sahilleri var :)
Yol üzeri uğrayacağımız şehre girdik fakat şehir çok güzelmiş çıkamadık tekrar. Saati 5TL den bir otopark bulduk motorlarımızı ve tüm malzemelerimizi orada bırakıp (bot, mont filan sda dahil) şehri yürüyerek gezmeye çıktık. Akşam daha çok fotoğraf paylaşacağım.
Meksika'ya girdiğimizden beri paralı yolları kullanıyoruz ve günde 3000-400km yol için 20-30$ arasında para verip duruyoruz. Güneye indikçe de pahalı olmaya başlıyor nedense. Bu parayı vermeye hiç istekli değilim aslında. İlk Meksika'ya girdiğimiz gün hızlıca sınırdan uzaklaşalım güneye doğru inelim diye kullanmıştık. Zaten başka alternatif de yoktu ve paralı yol çok ucuzdu. İkinci gün oldu hava çok sıcak şehir trafiği öldürüyor diye tekrar girdik. Çünkü alternatifleri çok dolandırıyordu. 3. Gün oldu neyse çok pahalı değilmiş hızlı ilerliyoruz devam edelim dedik. Fakat 3. gün gittiğimiz yolun hemen yakınından normal yol gidiyordu. Ondan mıdır nedir günde 10$ verirken o gün 22$ gibi bir şey verdik. Ben yok artık dedim. 4. Gün bir girdik, iki girdik baktık çok pahalıya geliyor çıktık San Blas'a geldik. Normal yol çok dar (emniyet şeridi yok) ve yolun bittiği iki tarafta da görüş hizamızdan daha yüksek çaklılıklar var. Bir hayvan filan çıksa görmene imkan yok. Yol kalitesi desen pek parlak değil çok delikler var. Hadi hepsini geçtim trafik var biraz. Neyse 5. gün için artık paralı yol kullanmayalım dedik. Fakat o gün sahilde bir şeyler yerken tanıştığımız biri paralı yolların güvenli olduğu için kullanıldığını anlattı. Hatta ertesi gün gitmek istediğim dağ yolunda daha önce Avusturyalı bir motorcunun kaybolduğu (çeteler yüzünden) filan anlattı. Paralı yollarda böyle bir şey olmadığını son derece güvenli olduğunu ve orayı kullanmamızın bizim için olacağından bahsetti. Tabii durum böyle olunca 5. ve 6. gün de paralı yol kullandık. Yaklaşık 2bin kilometre için 110$ para ödedik. Fakat vazgeçmedim her gideceğim yollar için ücretsiz yolları araştırıyorum çünkü her gün hak etmeyen yollar için bu kadar para vermek sinir bozucu oluyor.
Sabah erkenden tekrar yola çıktık ve bir başka koloniyel şehir olan Queretaro'ya gideceğiz. Bugün çok yolumuz da yok üstelik. Toplamda 140km. Ayrıca yol üzeri "San Miguel de Allende" isimli bir şehre daha uğrayacağız. Güzel olduğu söyleniyor. Meydanına bir uğrar çıkarız dedik. Evet böyle uzun şehir isimlerini seviyorlar burada. Gideceğimiz yerin tam ismi de aslında "Santiagon de Queretaro".
10 saatten fazla sokaklarda gezmişiz. Oldukça çok yorulduk, eğlendik, yedik, içtik. Çok güzel bir gün oldu. Meksika'yı yavaş yavaş sevmeye başladım sanırım. En azından ruhsuz amerika şehirlerinden sonra çok renkli geldi. Aynı kıtada komşu iki ülke biri ne kadar renkli ve kültürel diğeri ne kadar teknolojik ve tek düze... Guanajuato'dan fotoğraflar paylaşıyorum.
Sonunda tam istediğim gibi bir restoran buldum. Hem ucuz, hem lezzetli hem de turistik değil :) Bir sürü tacos, quesadillas ve burritos yedim. Çok güzeldi. :D
Bu adamlarda çok ilginç ve başarılı heykeller var. Bir önceki Guadalajara da iyidi fakat buradakileri çok beğendim.
Çok acayip bir tünel ağı var abilerin :) İlk okuduğumda bir iki tüneli vardır abartıyorlardır demiştim ama daha önce bu kadar küçük alanda bu çok tünelin olduğu bir şehir görmemiştim. Fotoğraftaki basit şehir haritasında renkli gösterilen her yer tünelleri gösteriyor. Bunlar sadece oldtown dedikleri şehir merkezindeki tüneller.
Bugün erkenden çıkıp kendimizi yayan olarak Guanajuato sokaklarına attık. Los Angeles'dan beri hiç durmadan 9 gün boyunca günde 350-400 kilometre civarında yol yaptık. Biraz aylaklık yapmak güzel olacak. :) Ayrıca Meksika'da ki en güzel koloni şehirlerinden birine gelmişken.
Sabah kalktık bir baktık hava kapalı, yağmur eli kulağında gibi duruyor. Ne yalan söyleyim hiç üzülmedim. Sıcaktan kaçtık dağlara geldik zaten. Bulutlu hava demek serin hava demek benim için. Meterolojiden kontrol ettik yağmur da göstermiyor daha ne olsun. Gerçi her zaman güven olmuyor ama bakımca insan iyi bugün yağmur yokmuş diye mutlu oluyor. Zaten gece de hava bayağı soğuktı battaniye ile yattık. Bir sıcak bir soğuk çok acayip bir kıta burası. Neyse bugün rahat rahat yol alacağız anlaşılan. ;) Planda Guadalajara'dan söylesi zor başka bir şehir olan Guanajuato'ya geçmek var. Aslında burada iki gün kalmaya niyetlendik ama yeni gideceğimiz yerin fotoğraflarına bakınca oraya gidip kalmaya karar verdik.
Evet hadi bakalım tek seferde söyleyebiliyor musunuz? GUADALAJARA... J harfini H olarak okursanız yazıldığı gibi okumayı deneyebilirsiniz. :) Sonunda Meksika'da gezilecek güzel yerlere geldik. Bir önceki San Blas'dan ümitliydim ama olmadı. Guadalajara öyle çıkmadı. Öğlen gibi şehre vardık. Hemen kalacak yeri ayarlayıp, motorları da orada bıraktık ve toplu taşıma ile şehir merkezine gittik. Şehir gerçekten çok güzeldi. Saatlerce meydanlarda ve sokaklarda yürüdük. Hava kararmaya yakın dönelim dedik ama sürekli bir aktivite vardı sokaklarda. Baktık ortalık kalabalık, insanlar takılıyor biz de kalmaya devam ettik. Güzel oldu biraz neşelendik çünkü Meksika konusunda biraz heyecanımızı yitirmiştik. Çok daha farklı hayal ediyordum. Belki de ülkeye yanlış yerden girdiğimiz içindir. Çünkü Baja California ve Mazatlan üzerinden ana karaya gelsek gözüme daha farklı gözükecekti. Kimbilir...
Bu da bir önceki akşam kaldığımız garip yerin piyasa yapılan 1 kilometrelik sahili :) Bir gün arayla ne kadar fark var değil mi? Biz Meksika'ya yanlış taraftan girmişiz :)
Akşam üzeri meydanda orkestra vardı. Bu adamlar müziği gerçekten seviyor :) Önünde oynayan kadın ise oldukça yaşlı ama çok eğlenceli. Gelen herkese Hola, gidenler ise bye bye dedi tek tek. Orkestra ile birlikte miydi değil miydi çözemedim. Para da toplamadı seyredenlerde.
O kadar ülke gördüm hatta gerçekten çok kirli ülkeler de gördüm. Meksika onlardan biri değil tamam ama yine de çok pis bir ülke. Evlerinde temiz ve düzenlilermiş ama bunu dışarı yansıttıkları söylenemez. Zira eline ne geçse sokağa atıyorlar. Kullandığımız paralı yolda sürekli bunlardan var. Mola yeri hiç bulunmuyor. Dinlenme tesisi diye bir şey zaten yok. :) Bu küçük noktalarda 3 tane çöp kutusı var ne oldukları da dana kazar yazıyor. Hatta organik/plastik ayrımı filan yapılmış. Fakattt fotoğrafta görüyorsunuz 1mt ileri çöpe atamanışlar yine ne varsa ellerinde arka tarafa doğru yığmıışlar.
Tarım olayını baya abartmışlar özellikle de meyve işini. Dağ, orman dememişler kendilerine ekin alanı açmışlar. Büyük ihtimal önce ormandaki ağaçları kesmişler sonra da her yere meyve ağaçları dikmişler. Gerçi bu sanırım dünyanın her yerinde oluyordur.
Dün akşam San Blas'a gelirken eğer bu yolu kullanmış olsaydım eminin San Blas'ı daha çok severdim. :) GPS'de kullandığım haritada bu yol yokmuş. 74 numaralı yol ve google'dan buldum kendisini. 39 km yukardan giden paralı yol ile sahildeki San Blas'ı birbirine bağlıyor. Bizim kullandığımız köylerden dolana dolana giden yol hem yolu uzatıyor hem de saçma sağan yerlerden geçiyormuş. Bu yol çok temiz kaymak gibi asfaltı ile bayağı ormanların içinden güzel virajlar ile geçiyor. Sabah sabah iyi geldi uyandırdı bizi :) Yine güneş ile birlikte yola çıkmıştık. Bu arada 10 saat olan zaman farkımız da 9'a düştü. Artık doğuya doğru geliyoruz.
Mazatlan'a yaklaşırken oldukça değişti. Yani paralı yoldan devam ederken birden etraf balta girmemiş orman moduna geçti. Ayrıca nem de inanılmaz arttı. Yolda düşünecek çok vakti olunca insanın kafamda neden böyle oldu acaba diye düşünmeye başladım. Sanırım Baja California çıkıntısını geçtikten ve pasifik okyanusuna açıldıktan sonra değişti. Bazen diyorum bu yolculuklara çıkmadan önce biraz coğrafya dersi alsam iyi olurmuş. Dünyadaki sıcak/soğuk hava ve su akımları nasıl oluyor ve bunların coğrafyayı nasıl etkilediği ya da ormanların ve göllerin havayı nasıl etkilediği gibi şeyler...
Bu arkadaş kahvaltı yapmak için yol kenarı mola verdiğimiz yerde duruyordu öylece :) Aslında hareket edene kadar nasıl olmuşsa yarım metrelik bu arkadaşı görememişim. Uzun süreler bakıştıktan sonra sıkıldı gitti kendisi. Burada sıcak ve nemden sadece böcekler değil sürüngenler de pek bir büyük sanırım. Bizim sokak hayvanımız kedi köpek, bu arkadaşların ağaçlarda papağan, yerde sürüngen var.