Facebook üzerinden yapılan anlık paylaşımlar...
Bu da yine Guatemala'dan Atitlan gölünün 360 fotoğrafı. Bence en güzel kasabası kaldığımız Panajachel'di. Oradan tekneler ile gölün etrafındaki diğer küçük kasabalara gittik. Ağırlıklı olarak Maya halkının yaşdığı bir bölge burası. Eğer Mayalara merakınız varsa mutlaka gelmeniz gereken bir yer. Yerel kıyafetleri, kültürleri ve yaşam şekilleri hakkında bir çok şey öğrenebilirsiniz.
Guatemala, Semuc Champey'den 360 ;) Guatemala'da gittiğim en güzel yerdi. Hatta bu gezide en çok güldüğüm ve güzel zaman geçirdiğim gün bile olabilir kendisi :)
Bir süredir market market gezip çekirdek aradığımız doğrudur. Nedense Meksika'dan sonra çekirdek görmez olduk. Bazen parkta oturup gelen geçenleri seyrederken çekirdek çitlemek güzel oluyordu. Bazen de bilgisayarda film açıp çitlediğimiz oluyor. Son iki haftadır çok yayınca böyle oldu. :) Markette her türlü kuru yemiş var fazlasıyla var. Hatta yer fıstığının ve antep fıstığının envari çeşit soslanmış versiyonu ama çekirden yok :( Ay çekirdeği olmasa da olur kabak çekirdeğine de razıyız ama bulamadık. Dün markette dolaşırken birden gözüme bu ilişti "yuh maç boyu yapmışlar" diyerek elime bir aldım sonra farkettim ki pet reyonundaymışım ve bu da papağan içinmiş :D İki Teke bizim için Güney Amerika'da bir yerlere çekirdek saklayacaktı. Biz oraya varınca alalım diye ama ne yaptı bilmiyorum. Belki de yemiştir hepsini. :D
Bazen yiyecek bir şey bulamadığımda gofret arası muz yediğim oluyor :D Şaka bir yana Meksika'dan sonra zayıfladım. Çünkü Amerika ve Meksika'da yiyecek bir sürü güzel şey bulurken sonrasında öyle olmadı. Yalnızca karnımı doyurmak için yemeğe başlayınca tabii ki zayıflamaya da başladım. Normalde hiç yemek ayırt etmeyen ben mısıra karşı bir antipatim olduğunu Orta Amerika'da keşfettim. Normalde bizim buğday kullandığımız her şey de mısır kullanıyorlar. Çoğu zaman da buğday alternatifi olmuyor. Hep Mayalar yüzünden :) Sokakta satılan bir sürü güzel şey görüyorum ama hepsinin dışında mısır kullanıyorlar ve nedense sevemedim bir türlü. Mecbur kalınca yiyorum karnımı doyuruyorum ama o kadar. Bir de kişniş otunu çok kullanıyorlar. Aslında Türkiye'de pek bilmiyordum fakat Japonya'da çok yemiştim. Genelde pişmiş olarak yemeklerin ya da çorbaların içinde kullanıyorlardı ve aroması biraz azalıyordu. Burada çiğ olarak çok yaygın kullanıyorlar ve inanılmaz güçlü bir tadı var. Onu da hiç sevmediğimi burada öğrendim. Fakat içinde kişniş olanları karnımı doyurmak için bile yemiyorum :D
Guatemala, El Salvador ve Honduras şaşırtıcı derece birbirlerinin devamı ülkeler gibi. Arada sınır olmasa ülke değiştirdiğinizi anlamazsınız. Belize mesela böyle değildi. İnsanları, yaşamları, evler, şehir yapıları daha farklıydı. Muhtemelen İngiltere'nin etkisi yüzünden. Zaten ana dilleri de ingilizceydi. Bu üç ülke bence Meksika'dan da farklılar. Acaba yakın geçmişte bir bağlantıları var mıydı merak ettim, internetten araştıracağım. Gerçi çok eski kökleri Mayalara dayanıyor. Sonuçta İspanyollardan ve tabii Meksikalıların işgalinden önce buralar hep Mayalar yaşıyordu. Neyse bu kısacık Honduras maceramda aklıma takılan sadece bunlar oldu...
Evettt sonunda Honduras'a girmeyi başardık, mutluyuz, gururluyuz! :D Şimdi hazır gazı almışken hızlıca gidip geri çıkabiliriz. Nicaragua sınırına doğru devam edeceğiz. Sanırım 3 saate varırız.
Sadece 2-3 saat kalacağımız Honduras motosikletler için 34$ vergi alıyor. Tabii bu bizim için 68$ yapıyor. Dolar kabul etmiyorlar ve ödemeyi bankaya yapmamızı istedikleri için önce doları Honduras para birimi olan Lempira'ya çeviriyoruz. Böylece ülkenin parasını da görmüş oluyoruz. Çünkü ülkede kalmayacağımız için paralarını hiç kullanmayacağız. Depomuzu El Salvador'da doldurduk. Gün boyu yiyeceğimiz ve içeceğimiz şeyleri de dün marketten almıştık. Yol üzeri sadece bir mola verir ülkeden çıkarız. Gerçi biz hiç para harcamayacağız desekte devlet bizden turist olarak para kazanmı oluyor. Araç için 68$, bizim için de 6$ alıyor. Toplam 74$ ödemiş oluyoruz. Bu arada daha önce Özbekistan'da delimde para tutarken çektiğim bir fotoğraf o kadar çok kumar sitesinde kullanıldı ki artık kendimi göstermiyorum para çekerken :D Beni takip eden bir çok kişi fotoğrafları farklı farklı yerlerde görüp bana mesaj atıyorlar. Fakat şikayet etmekten yoruldum bıraktım kim kullanırsa kullansın.
Sınıra erken gelmenin faydaları :) Saat 8'den sonra genelde tur otobüsleri geldiği için pasaport kontrolünde up uzun kuyruklar olabiliyor. İşin kötüsü araç ile geçecek bile olsanız bu sırayı beklemek zorundasınız. Daha önce geçtiğim bir çok ülkede böyle değildi. Araç ile geçenlerin pasaport kontrolü ayrı oluyordu. Fakat Orta Amerika'da hep aynı mantık. Aracı park ediyorsun bu pasaport kuyruğuna giriyorsun pasaportu kaşeletiyorsun sonra gümrük gişesine gidip aracını ülkeye geçici olarak sokuyorsun. Eğer para istiyorsa bir de bankaya gidip geliyorsun. Hepsi bitince aracına dönüp diğer ülkeye geçiyorsun. Tabii geçerken tüm bu işlemleri yapıp yapmadığını kontrol eden bir görevli oluyor :) Bu arada biz 2 saatten fazladır aynı gümrük gişesinin önünde aynı kadının karşısında bekliyoruz hala bitemedi motorların işlemleri :(
Gümrüğün önündeyiz, hava çok sıcak daha doğrusu nem oranı %90'larda olduğu için deliler gibi terliyoruz. 1 saattir bu gişenin önünde beklediğimiz için mutluluktan gülüyoruz. :D Gümrük tarafında sadece bir memur çalışıyor ve nedense işlemler bitemiyor. Gümrük memuruna bir şey demek istemiyorum çünkü kadın gerçekten de nefes almadan pür dikkat çalışıyor. Ne telefonla konuşuyor, ne arkadaşı ile sohbet ediyor ne de çay kahve içip boş boş ekrana bakıyor. Sürekli bizim ekranlar elinde bilgisayara bir şeyler gidiyor. Gerçekten anlamıyorum bu kadar ne yapılıyor olabilir. Aslında işlem çok basit ruhsatı eline alıyor geliyor motorun şase numarasını, markasını, modelini ve rengini kontrol ediyor sonra gidip bunları sisteme giriyor. Hepsi bu arkadaş neden motor başı 1 saate yakın sürüyor bu işlem! Afrika sınır geçişleri kesinlikle çok daha kolaydı. Bence Japonya'ya giderken geçtiğim ülkelerin sınır geçişleri de daha kısa sürüyordu. Prosedür çok azdı. Bu arada kadını beklerken baktık kafasını hiç kaldırmıyor çaktırmadan cama çıkartmalarımızı yapıştırdık. Bakalım bizden sonra gelenler fark edecek mi?
Sabah yine 6'da kalkarak 6:30 gibi yola koyulduk. Kaldığımız yer ile Honduras sınırı çok yakın olduğu için 7'de sınırda olduk. Şimdiye kadar Orta Amerika'da geçiş yapacağım en havalı sınır burası. Öncelikle kocaman bir girişi var. Çoğu zaman fotoğraf çekecek bir tabela bile bulamıyorsunuz. Tabii biz de hemen bunu değerlendirip motorları önüne çekip fotoğraf çektik. Bu arada asıl beni şaşırtan pasaport kontrolündeki parmak izi okuyucular ve yüz tarama kameraları oldu. Sanırsınız Amerika'ya giriş yapıyorsunuz. O kadar teknoloji kullandıktan sonra kişi başı 3$ turist giriş ücreti almaları da gayet normal tabii :) Gerçi teknolojileri kısa sürdü çünkü biz pasaport işlemlerini bitirdik arkamızdan Onur'ların işlemi yapılırken sistemleri çöktü. O sırada da tur otobüsü gelince çok uzun bir kuyruk oldu. Motorları ülkeye sokmak için gümrük işlemlerini yaptıracağız bakalım o da pasaport işlemi kadar hızlı sürecek mi? Umarım hızlı olur çünkü bugün tekrar Honduras'dan çıkıp Nicaragua'ya geçeceğiz. Önümüzde 150km ve bir sınır geçişi daha var.
Bu gezimde hiç görmediğim kadar çok değişik böcek gördüm. Gerçi bazıları böcek sınıfından çıkıp hayvan sınıfına girecek kadar büyüklerdi. Tarantula yakalamak için çok uğraştım ama olöadı bir türlü elime gelmediker :)) #centralamerica #guatemala #tikal #roadtrip #motorcycle #adventure #iseefaces
Guatemala'dan El Salvador'a sınır geçişi ve üzerine 350 kilometre yol yaparak planladığımız gibi Honduras sınırına dayandık. El Salvador'u ortadan bölerek geçip gitmişiz. Sınır geçişi ile birlikte yorucu oldu. Neyse ki yağmur bizi yakalamadı. Sınıra 17km kala küçük bir şehirde kalmaya karar verdik. Fakat anlamadığım şekilde son derece kabalalık bir yerdi. Şehre ait değilmiş gibi gözüken oteller odasına 55$ istiyordu. Arada derede küçük bir otel bulduk. Kapalı otoparkı da vardı. Oda başı 15$'a anlaştık. Hemen duş alıp 1 kilometre gerideki pizzacıya gitmeye karar verdik. Hava karardığı için ve otelin bulunduğu yeri de gözümüz çok tutmadığı için motorla gitmeye karar verdik. Pizzacıya oturduk sipariş verdik, etrafıma bakıyorum herkes son derece temiz ve güzel giyimli. Sanırsınız herkes kıyafetini yeni almış, gelmiş. Bunlar bu şehirde ne yapıyorlardı ki? Sanki El Salvador'da küçük bir sınır kasabasında değiliz. Pizzacı'dan çıktı hemen karşıda bir market varmış daldık içeri. Sanırsınız 5M Migros gibi ne ararsanız var. O markete bir anlam veremedim. Bu arada El Salvador'da para olarak Amerikan Doları geçiyor!... Neyse sabah ola hayrola ;)
El Salvador sınırından içeri girip ana yola bağlanana kadar yol oldukça kötüydü. Asfalt yoldu gerçi ama bol delikli olanlardandı. Neyseki uzun sürmedi. Ardından tekrar Panamerica yoluna bağlandık. Çünkü genelde en güvenli yol Panamerica üzerindeki yollar oluyor. Sahile yaklaştığımızda ise bol virajlı yollar bizi bekliyordu. En azından trafik yok. Yol üzerindeki büyük şehirlerin hepsini bypass edeceğiz. Çünkü küçücük köylerde bile trafik oluyor şehirleri düşünemedim. Genel olarak yol durumu iyi gibi ve her yer yeşil daha ne olsun. Yağmur gelmeden önce bu virajlı yolların hepsini geçmek istiyoruz. Yoksa yağmurda stresli olabilir. :))
Biraz erken sevinmişim sanırım sınırdan geçtikten hemen sonra şehir vergisi altında araç başı 5$ kitlediler :( Vermemek için çok direndik. Ne için aldıklarını sorduk, açıklattık. Makbuzu görmek istedik. El Salvador'da para alınmıyormuş dedi memur vermeyeceğiz desek de o parayı almadan yola çıkartmadılar bizi. Evet gerçekten imzalı kaşeli makbuzları var, görevliler üniformalı, asker ve gümrük memuru hepsi orada. Makbuzun üzerinde de ne için alındığı ve bunla ilgili kanun hepsi vardı. Sonuç 10$ daha öylesine gitti... Neyse "Merhaba El Salvador" bakalım kötü şöhretin kadar tehlikeli misin?
Normal planda El Salvador sınırına gelip Guatemala tarafınsa kalmak vardı fakat hava kararmasına daha 3-4 saat olunca sınırı geçelim El Salvador tarafında kalım yarın vakit kazanırız dedik. Önce elimizde kalan tüm paraları geri dolara çevirdik. Sonra sınırın Guatemala tarafında pasaporta çıkış damgasını vurdurduk. Sonra gümrük tarafına gidip motoru Guatemala'dan çıkarmak istedik ama bizden para istediler. İnternette okuduğumuz kadarıyla Guatemala'dan çıkarken herhangi bir vergi alınmıyordu. Ne için istiyorsunuz dedik. Dubarda asılı olan yazıyı gösterdiler. Ölüler günü dolayısıyla bugün resmi tatil ve gümrüğün de sana hizmet vermesi için hizmet bedeli arıyorlarmış. Ne kadar olabilir ki verelim tamam dedik. Bankadan yatması gerekiyormuş orada da kuyruk vardı. Ne kadar diye sorduk. 300Q olduğunu öğrendik. Ben direk motor başımı diye bir afalladım. Öyleymiş yani 600Q yaklaşık 270TL tatilde çalışma parası istiyorlar. O kadar da değil yani yuhh :)) sonuç biz Guatemala'dan resmi olarak çıktık, motorlarımız Guatemala'da kaldı sınırdan geri dönüp 1km geride bulduğumuz bir otelde kalacağız yatın sabah erkenden geçeceğiz. Anlamadığım sınır sanırım 24 saat çalışıyormuş o zaman gece 12'den sonra ücretsiz mi olacak ne olacak. Ne saçma işler arkadaş zaten sınırda kimsenin olmamasından anlamalıydım bir tuhaflık olduğunu.
Ben lastik ile uğraşırken Onur hemen motora atlayıp nerde lastikçi var öğrenmeye gitti. Yaklaşık 10km ilerde varmış. Lastiğin havasını 35 yaptım atladım. Gidene kadar 20'ye düşer dedim. :)) Kamyon ve araba lastiği yapıyormış. Neyse motosiklete de aşinaydı. Adam ile bareber iki elden yaptık. Bana levyeler lazım hallederim dedim ama anlaşmadık. Öyle olunca ben söktüm taktım o yamaladı. 1 saat içinde sorunu halletmiş olduk. Bugün El Salvador sınırına gitmeye çalıştığımız için çok zaman kaybetmek istemiyoruz. En yakın zamanda kısa levye bulup çantaya atmam lazım. Yoksa ters bir yerde olursa kalırız öyle. Gerçi en kötü ihtimal her tırda levye oluyor artık birinden rica ederim. Bu arada hemen hemen her tırda lastik için hava kompresörü de oluyor. :)
Dün akşam lastiklerin havasını kontrol ettiğimde az iniklerdi. Sabah benzin alırken hava basarız diye düşündüm. Tabii sabah benzin alırken unuttuk ve yola devam ettik. Çok güzel bir dağ yolunda yaklaşık 2 saat döne döne yol aldıktan sonra bir benzincide mola verdik. Otururken canım sıkındı dur şu lastiklere hava basayım bare dedim. Önce benim motoru alıp pompanın yanına götürdüm. Götürürken de içimden nasıl oluyor da subap ağzı her defasında ters köşede kalmayı başarıyor acaba, Murphy'nin işi bunlar hep diye geçiriyordum. Baktım ön subap güzel yerde bıraktım motoru, ön tekere hava bastım. Arkaya geldim tam basacakken bir baktım lastikte çivi var. :) Neyse sıyırmış dedim çıkardım çiviyi. Çünkü iç lastikli olduğu için patlamış olsa çoktan inerdi. Havayı bastım biraz parmağım ile kontrol ettim kaçırıyormuş. Ne acayip şeyler üstü üste denk geliyor. Çivinin tam olarak göz önüne denk gelme olasılığı nedir ki? Ya da hatırlarsanız bir kaç bin kilometre önce yağ filtreleri ile lastikleri sökmek için kullandığım levyelerim de düşmüştü. O levyeler 16-17bin km boyunca benleydi bir kez bile lastik patlamadı da kaybedince mi patlayası geldi. Böyle şeyler olunca fazla kafa yormadan her işte bir hayır vardır diyorum geçiyorum. Neyse çok hızlı inmiyor (yaklaşık dakika da bir bar iniyor) her yer zaten lastikçi olduğu için biraz fazla hava basıp en yakın lastikçiye gideceğiz levyelerini kullanmak için :)
Guatemala'daki son günlerimiz artık. Yaklaşık 10 gündür buradayız ve biraz gemiye doğru yaklaşmamız gerekiyor. Buradan sonra El Salvador ve Honduras var. Her iki ülkeyi de gezmeden direk olarak geçeceğiz. Çünkü Honduras zaten dünyanın en tehlikeli ülkelerinden biri El Salvador'da orta Amerika'da çok iç açıcı bir yer değil. Onun için varsın iki ülke eksik olsun dedik. Önümüzdeki bir kaç gün yorucu geçecek. Buradan yani Atitlan'da El Salvadır sınırı 250km uzaklıkta. Onun için ilk önce sınıra yakın bir yere gidip orada kalacağız. Sonra El Savador'a girip bu sefer de Honduras sınırına yakın bir yerde yatıp ertesi sabah Honduras'ı bir günde geçip ülkede kalmadan Nicaragua'a geçmeye çalışacağız. Bakalım nasıl olacak. Bu geçişler sırasında büyük ihtimal internetimiz de olmayacaktır. Çünkü oralardan direk geçeceğimiz için hat almayacağız...
Atitlan gölünün kıyısında güzel bir tatil yaptık. Amerika'dan beri 3 gün üst üste kaldığımız hiç bir yer olmamıştı. Şu Panama-Kolombiya gemi geçişini yaptıktan sonra biraz daha yavaşlayacağız. Böyle sürekli bir tempo ile hareket etmek çok yorucu gerçekten. Atitlan'da Panajachel köyünde kalıyoruz. Motorla buraya geldikten sonra motorları park ettik bir daha sürmedik. Yakın yerdeki köylere ya tekneler ile ya da tuk tuk ile gittik gezdik. Kaldığımız Panajachel vakit geçirmek yeterli bir yer gölün çevresindeki diğer küçük köyler bizi pek sarmadı. Aslında aradığımızı bulamadık. Okuduklarımız ve gelenlerden dinlediklerimiz sanırım beklentilerimizi yükseltmiş olacak ki daha farklı bekliyorduk. Hatta Onur'lar ile konuştuğumuz da onlar da benzer şeyler söyledi. Fakat 3 gün değil sakin sakin 1 hafta yine çok rahat geçirilir burada.
Yine yeniden yeni bir yağ değişimi ile karşınızdayım. :) Bu seyahatte 3. yağ değişimim olduğuna göre 18bin kilometre yol yapmışız demektir. Daha Güney Amerika'ya bile varamadan yapmayı planladığımız kilometrenin nerdeyse yarısını yapmışız. Bu sefer 20W-50 yağ kullanmak zorunda kalıyorum. Çünkü Guatemala'da o kadar aramama rağmen 10W-40 tam sentetik yap bulamadım. Gerçi semi-sentetik de bulamadım. :D Sadece 15W-40 semi-sentetik bulabildim bir yerde. İşin ilginç tarafı bilindik onlarca marka olmasına ve heryer 20W-50 satmasına rağmen tam sentetik sadece Motul markasında vardı. Motul gereksiz pahalı olduğu için almayı pek tercih ettiğim bir marka değil buralarda. Fakat mecbur kaldım ve aldım. 3 litresi içinde yaklaşık 160TL'e ödedim. Normalde 80-90TL'e hem de daha ince olan 10W-40 yağ alıp bitiriyordum işi. Neyse uzun süre sıcak havalarda gideceğim için sıkıntı olmayacaktır diye düşünüyorum.
Şu güzelliğe de bakın :) Guatemala'nın ünlü Attilan gölüne geldik. Burası volkanik bir göl ve 3 tane de volkanı bulunuyor. Biz göl kenarındaki Panajachel 'de köyünde kalacağız. Göl kenarında Mayaların yaşadığı daha bir çok köy var.
Antigua gibi çok güzel bir şehirden çıkıyorsun her yer birden 10. dünya ülkesine sarıyor. Antigua ne kadar düzenli, temiz ve güvenli ise hemen 10km dışı da o kadar düzensiz, pis, güvensiz bir yer. Ayrıca şehir içinde trafik yokken hemen dışındaki küçük yerleşim yerlerindeki trafik insanı çileden çıkarıyor. Sanki bu şehirleri turistler gelsin para harcasın diye kovanoz şeklinde yapmışlar. İçine giriyorsun kendini güvende hissediyorsun, çok güzel yapılar, binalar, oteller, restoranlar, kafeler görüyorsun. Sürekli etkinlikler, bir şeyler yapılıyor. Eğer o kavanozun dışına çıkmazsanız ki zaten sürekli çevrenizden (internetten de olabilir) empoze edilen korku yüzünden pek çıkamıyorsunuz Guatemala çok güzel ülke. Antigua'da markete giriyorsunuz sanırsını 5M migros'a girmişsiniz ama kavanozun dışında öyle bir market yok. Çok uzağa gitmeye gerek yok Flores'ten bahsetmişti küçük bir koloniyel ada şehri. Adanın çevresi 1-2km ancak var. Fakat oradaki dünya ile köprünün (100mt) öteki tarafında uçurum fark var. İlginç bir ülke gerçekten.
Guatemala'dan biraz da insan manzaraları paylaşayım. Burada çok ilginç bir şey var. Kadınlar bölgelere farklı giyiniyor. Fakat aynı bölgedeki kadınlar aynı kıyafetleri giyiyor. Yani kıyafetin modeli aynı fakat desen ve renkleri değişebiliyor. İlk fotoğraflarda gördüğünüz şapkalı olanlar Mayalar, diğer etekli ve üzerinde dantelli bluz olanlar ise Kekchi insalarıymış.
Guatemala'dan yol manzaraları ;) Bu seyahatimizin en virajlı ve en yeşil yollarını burada geçtik. Günlerdir sürekli döne döne seyahat ediyoruz. Aslında Guatemala için yağmur sezonuymuş ama şanslıyız henüz bizi vurmadı. Burada en çok sıkıntı şehir içlerindeki inanılmaz trafik, köpek ve sürekli yolda yürüyen halk. Eğer şehirden çıkıyorsanız ve ana yol üzerindeyseniz güzel (genelde) bir asfalt, yeşil bir doğa içinde dağ yollarından döne döne yol alabiliyorsunuz.
Yola çıkmadan önce biraz araştırmıştım. Yamaha ve Honda Güney Amerika'da oldukça yaygındı. Parça ihtiyacımız olursa kolayca temin edebiliriz diye düşünmüştüm. Neyse ki Orta Amerika için de geçerliymiş. Guatemala'da bile büyük küçük her şehirde Yamaha ve onun yakınlarında kesin bir Honda bayisi var. Suzuki'de fena değil bu arada. İlk bulduğum Yamaha servisine girdim şaşırtıcı şekilde müşteri hizmetlerindeki arkadaş arkadaş biraz ingilizce biliyordu. WR250 için yağ filtresi aradığımı söyledim. Normalde WR250 orada satılan bir motor değil. Hemen yedek parça ile ilgilenen arkadaşı çağırdı. Hangi filtrelerin bana olabileceğini sordu. Yaşasın ortak parça kullanımı!!! 15 tane farklı araç aynı filtreyi kullanıyormuş. Daha güzeli ellerinde de varmış. Dedim 3 tane paket yap oradan :D Tanesini 40TL aldım. Kaybettiğim yağ filtrelerine üzülürken ve nasıl bulacağımı düşünürken daha girdiğim ilk Yamaha servisinde filtreyi bulmuş olmak sürpriz oldu. Bu arada orada satılan motorların fiyat listesi de vardı. Bu arda CRF'in yağ filtresi için Yamaha'nın hemen yanındaki Honda servisine de girdim. Uygun filtre varmış (yine ortak parça kullanımı) fakat ellerinde yokmuş 2 güne getiririz dedi. Onun acelesi olmadığı için almadım.
Daha önce Afrika'ya yolculuğumda da paylaşmıştım hazır buralar da kahveleri ile ünlüyken burada da paylaşayım. Bir çok kişi günlük hayatında içtiği kahvenin gerçekte neye benzediğini bilmiyor. :D Sürekli çekilmiş ya da kavrulmuş çekirdek olarak aldığımız için çok normal. Aslında kırmızı meyveleri olan bu ağacı yolda görseniz ve bilmiyorsanız kahve olduğunu anlayamazsınız. Hatta direk yeseniz bile çok anlaşılmıyor. Ben bu şekilde de yiyorum görürsem. Aromalı meyve tadı var hiç kahveye benzemiyor. Yalnız burada gördüğüm kahve ağaçları pek ağaç gibi değil biraz daha farklılar. Afrika'da gördüklerim küçük limon ağacı boyundalardı. Buralarda kakao ağacı da çok. Fotoğrafını çekeyim o çok daha ilginç bir ağaç :D
Guatemala'da Tikal ve Flores'ten sonraki durağımız Semuc Champey milli parkıydı fakat son anda oraya gitmekten vazgeçtik. Çünkü Guatemala'da gideceğiniz yolları önceden iyi araştırmanız gerekiyor yoksa yağmur sezonunda bol çamurlu offroad sizi bekliyor olabilir. 3-4 gün önce google maps üzerinden buradan gideriz filan diye konuşmuştuk. Fakat son akşam biraz yol hakkında araştırınca gidemeyeceğimize karar verdik ve oraya yakın Coban diye bir şehre geçtik. Buradan 4x4 jeepler ile günü birlik turlar varmış onlarla gideriz dedik. Coban'dan Semuc Champey aslında sadece 70km ama yol 3 saat sürüyor. :) Ertesi gün tur ayarladık ve yola koyulduk. Semuc Champey'i aslında bilmiyordum Onur (AyferOnur Seyahatnamesi) sağolsun söyledi. Meksika'daki Cenote'ler kadar ilginç bir yer ve ilk defa gördüm. Dağdan gelen nehir hızla kayaların arasına dalıyor fakat suyun küçük bir kısmı da debisi daha düşük şekilde kayaların üzerinden akıyor. Fakat akarken balkon şeklinde kat kat kocaman doğal havuzlar oluşturmuş. İnanılmaz güzel bir yer. Buradan hemen önce de o kayaların arasına giden nehrin oluşturduğu mağaraların birinin içinde yürüdük daha doğrusu yüzdük. Bu kısım biraz aksiyonlu geçti çünkü kocaman bir mağaranın içinde suda bazen yürüyerek bazen yüzerek derinlere ilerliyorsunuz. Aynı dışarda olduğu gibi mağaranın içinde de şelale ve havuzlar var. Altı bir dünya üstü ayrı bir dünya olan doğa harikası bir yerdi. Kocaman bir salıncaktan nehre atlama ve eski usul şişme iç lastik ile nehirde rafting de ayrı bir eğlenceliydi. Sanırım hayatımın en çok güldüğüm günlerinden biri oldu. Özellikle de salıncakta sallanıp sallanıp nehire atladığımda kahkahalar ile gülüyordum :D
Flores'te çok kullanılmayan dar ara sokaklardan birini gözüme kestirdim ve zinciri orada değiştirmeye karar verdim. Önce etraftan altına koyacak taş parçaları aradım. Alta beton bir kalıp, üstüne tuğla ve en üstüne de bir taş koyarak motoru havalandırdım. Önce arka lastiği çıkardım. Hazır el atmışken arka dişliyi de değiştirmeye karar verdim ve onu söküp değiştirdim. Otelden çıkarken nerde çalışacağımı söylemiştim. Çünkü ne olur ne olmaz benden ses çıkmazsa gelip kontrol etsinler diye :D Bir süre sonra Onur (AyferOnur Seyahatnamesi) yanıma geldi. Zamanlaması süper oldu çünkü motoru taşıyan ortadaki tuğla bir süre sonra kırılmaya başladı. Motor da dengesini kaybetmeye başladı tabii. Onur el atınca iki elden hızlıca işi bitirdik. Artık yeni zincir ve dişlilerim oldu. Bir 20-30bin kilometre dayanabilirlerse yolculuğu bunlarla tamamlarım diye düşünüyorum.
Hatırlarsanız bir süre önce WR250'in ön dişlisini değiştirmiştim. Zinciri daha sonra değiştirim demiştim. Fakat 2-3 bin kilometre yaptıktan sonra zinciri de değiştirmeye karar verdim. Yanımda Yamaha'ın orijinal zinciri vardı. Aslında daha önceki Tenere'den hatırlamam lazımdı, orijinal zincir tek parça geliyor. Yani herhangi bir ek yeri bulunmuyor. Bu ne demek oluyor? paşa paşa arka maşayı söküp zinciri takmak demek oluyor. Aslında bir yönden iyi çünkü hatırlarsanız CRF'in zincirini kesmek ve yenisini takmak için gerekli alet olmadığı için Amerika'da bayağı uğraşmıştım ve sadece o iş için 40-50$ para vermiştim. Burada tüm işi kendim yapabilirim kimseye de para vermek zorunda kalmam. Bir kaç gün önce yapmaya niyetlendim ama maşayı sökecek 22mm lokmayı almamışım yanıma. Önce bir araba tamircisinde durup halledeyim dedim fakat işi yapmak uzun süreceği için hırdavatçıların birinden 22mm lokma almaya karar verdim. Benim yanımdaki cırcır 1/2 olduğu için ona uygun lokma bulmakta zorlandım. Zaten bulamadım da :D Bir yerden çevirici bir yerden de ikinci el lokma aldım. Bu güzelim Stanley marka lokmayı ve çeviriciyi toplam 9TL'e aldım şaka gibi. Bir de kaynakçı benden 110TL para alacaktı. Neyse artık zinciri değiştirebilirim. Bir tek motorun altına koyacak bir şeyler lazım, bir de göze çok batmayacak bir yer tabii.
İspanyol işgaline karşı direnen ve Maya'ların son bağımsız şehri olan Flores'ten selamlar :) Böyle yazınca havalı oldu ama bu ada şehri gerçekten havalı duruyor. Stratejik olarak ne kadar güzel bir yerde bulunduğunu göstermek için ilk fotoğrafı Google'dan bulup yükledim. Yoksa bana ait değil. Aslında İspanyollar Honduras'a giderken 1541'de buraya da gelmişler ama saldırmamışlar. Daha sonra 1697'de saldırıp işgal etmişler ve Maya'ların bu son bağımsız şehrini de ele geçirmişler. Düşünsenize 1511'den 1697 yılına kadar 186 yıl boyunca Maya'ları işgal etmişler. Kendi ülkenden kalk teee dünyanın karşı kıyısında Amerika kıtasındaki toprakları almak için yüzyıllarca savaş. Bunu gerçekten aklım almıyor. Gerçi İspanyollar tam olarak bitirememiş 1901'de Meksikalar Maya'ların dönemine son vermiş. Tabii Maya devleti diye bir şey kalmamış ama Maya halkı buralarda yaşamaya devam ediyor.
Yolda ilerledikçe çoğalmaya devam ediyoruz. :) Çünkü Panama'dan Kolombiya'ya geçmek için binilecek gemi aynı olunca gezginlerin yolları birleşmeye başlıyor. Özellikle Guatemala, El Sakvador ve Hondures olunca gidilebilecek yollar çok kısıtlı. Onun için farklı farklı yerlerde ya biz ke aynı tarihte ya da bizden önceki tarihlere binecek diğer gezginler ile karşılaşıyoruz. Bu arada bu rota üzerindeki en tehlikeli yerler Honduras ve El Salvador. Honduras'tan direk olarak bir günde geçmeyi düşünüyoruz fakat El Salvador'da bir kaç gün kalabiliriz.
Telefondaki facebook uygulamasına güncelleme gelmiş sanırım artık 360 fotoğrafları telefondan paylaşabileceğim. Bu ilk deneme bakalım olacak mı? :)) Eğer olmuşsa daha çok 360 fotoğraf paylaşabilirim. Çünkü normal fotoğraflara göre daha iyi anlatıyor ortamı. Sizce de öyle değil mi? Öyle değilse boşa uğraşmayım :)) Burası daha önce Belize'de gittiğimiz Lamanai Maya şehrinde büyük pramitin tepesinden manzara.
Sanırım Amerika'dan sonra gördüğüm en büyük ağaçlar Guatemala'da. Yalnız Amerika'daki kızıl ağaçlar enine oldukça geniş oluyorlar. Buradakiler genelde boyuna uzunlar. Orman çok sık olduğu için güneşe ulaşmaya çalışıyorlar diye düşünüyorum. Çünkü kolum kalınlığındaki (inceliğindeki) ağaçların boyu burada rahatlıklar 10-15mt olabiliyor. Gerçekten inanılmaz. Basıl dik durabiliyorlar anlamıyorum. Doğa anlamında buralar beni çok şaşırttı hiç görmediğim ağaçlar, bitkiler, böcekler ve hayvanlar gördüm.
Tikal'dan 360 fotoğraf :) aslında bir sürü çekiyorum bunlardan ama hala teşefondan yüklenemiyor. Onun için bilgisayarı açtıkça yükleyebiliyorum.
İçine yedek parça ve anahtar takımlarını koyduğum pimaş borlardan birinin kapağı açılmış ya da ben açık unutmuşum :( çünkü bir önceki akşam açmıştım içinden bir şeyler almak için fakat sonra kapatıp kapatmadığımı hatırlamıyorum. Yeni fark ettim tabii içinde ne varsa düşmüş. Onda iki motorun yedek 2'şer tane yağ filtresi, lastikleri sökmek için kullandığım küçük levyeler, lastik yamaları ve diğer bir kaç ıvır zıvır vardı. Hepsi gitmiş tabii ki :( Tam da yağ değiştirmeme 500-600km kalmışken gitmeseydi iyidi. İlk bulduğum Yamaha ve Honda servisine soracağım bakalım bulabilecek miyim. Sonuçta burada olan motorlar değil ikisi de ama ortak parça kullanıyorlardır.
Tikal'ın içinde ormanda kamp alanı vardı. Orası hakkında bir sürü yazı okudum. Direk vahşi yaşamın içinde kamp yapıyorsunuz. :) Fotoğrafı çadırları topladıktan sonra çektim ama tam o ağacın altına kurduk. Gece elimden daha büyük tarantula mı isterdiniz yoksa sabaha kadar böğüren maymunlar mı istersiniz ne ararsanız var :) hatta biz Tikal'in içinde geç saate kadar durduk. Görevliler tüfeklilerle geziyordu sorduk jaguar için dediler. Zifiri karanlıkta kamp alanına yürüdük. Bu arada tarantulalar zehirsizmiş elime almaya çalıştım ama kaçıyor yakalayamadım gece :( baya tüylü tüylü kedi yavrusu kıvamındaydı :))
Son Maya şehri Tikal. Yapısı diğer Maya şehirlerinden oldukça farklı. Abiler uzmanlıklarının doruğunda yapmışlar. İspanyollar'ın en son işgal ettiği Peten bölgesinde bulunuyor. Buraları gezergen ve mayalar hakkında okurken acaba onbinlerce kişiyi kurban eden mayalar mı yoksa tee Avrupa'dan çıkıp gelen ve 100 yıldan uzun bir süre bütün Maya şehirlerini tek tek yok eden, onlarla ilgili tüm tarihi yakan İspanyollar mı daha kötü düşünmeden edemiyorum.
Yolda internet işini nasıl hallediyoruz? Ara ara soruluyor. Eğer 3-4 günden fazla kalacaksak lokal hat almayı tercih ediyoruz çünkü genelde çok ucuz oluyorlar. Belize'de sadece 3 gün kaldığımız için almamıştık ama Guatemala için hat aldık. Burada en yaygın Tigo ve Claro operatörleri vardı. Claro daha ucuz olduğu için onu aldık. Sim kart için 25Q ödedik. 15 günlük 800mb (800mb'da hediye toplam 1.6GB) için 50Q ödedik. Whatsapp ise sınırsızmış :) Toplamda 30TL ödedik.
Sanırım Melsika'daki tümsekleri uça uça geçmekten yan çanta taşıma demirini kırmışım. Gerçi yola çıkarken kıralacağını biliyordum. Hatta her yerde kaynakçı var kırılırsa yaptırırım artık demiştim. Çünkü çanta demirinde ufak bir tasarım hatası var. Sağ sol demir arkadan birbirine bağlı değiller ve sağ taraftaki egzos yüzünden bağlantı vidaları ana taşıyıcı kollardan uzakta kalmış. Bu da demirin yük altında salınım yapmasına sebep oluyor. Sonuç demir bağlantı yerinden yırtılmaya başlıyor tabii. Neyse artık ilk şehirde bir kaynakçı bulacağız.
Belize hakkında pek bir şey anlatmadım. Gerçi beraberliğimiz sadece 3 gece ve 4 gün sürdü. Öncelikle gereksiz pahalı bir ülke. Kesinlikle çok fakirler ama nedense 1 dolar 2 Belize Dolar'i ediyor. Nasıl olabilir anlamıyorum. Onlara sorsan bizim kurumuz 2 ondan Meksika'dan iyiyiz derler. Sadece konaklama değil, benzin, market, restorant hepsi pahalı. Hadi turist fiyatı çekiyorlar diyelim de üzerinde fiyatı yazan şeyler de alıyoruz :( Belize'de dikkatimi çeken bir şey daha oldu o da aynı amerika gibi bütün çimleri biçmişler :) yol kenarları, evlerin önleri, v.b hepsi düzgünce kesilmiş. Oldukça güzel görünüyor açılcası. Şimdi aklıma geldi bir de insanları oldukça kibar ve güler yüzlü. Sürekli selam veriyorlar ve gelip bazen ne aradığımızı ya da neye ihtiyacımız olduğunu soruyorlar. Ayrıca çok fazla siyah insan var. Zaten bayraklarındaki simgenin sağ tarafında siyah sol tarafında ise beyaz bir erkek bulunuyor. Sanırım eşitiz beraber güçlüyüz demek istiyorlar. Bir de uzak doğulu ve tabii ki hint çok. Sanırım bütün marketleri uzak doğulular işletiyor. Ülkede ana yol dışında pek asfalt yol yol. 3 tane ana hat var gerisi genelde hep stabilize.
Guatemala'ya girdik ilk yaptığımız şey benzin almak oldu çünkü Belize'de benzinin galonu 5$ (4.10TL/LT) iken Guatemala'da 4$ (3,28TL/LT) ne kurtarsak kardır. İlk izlenim olarak Guatemala kesinlikle Belize'den daha ucuz, Meksika ile aynı sayılabilir. Buranın en bilindik yeri olan Maya'ların son şehri Tikal'e gidiyoruz. Ayrıca yolları ve manzaraları da çok güzel. Bol virajlı ve yem yeşil yolları var. Şimdilik sevdik Guatemala'yı ve sanırım bir 10 gün kalırız buralarda. Zaten Küba işini şimdilik kaydırdığımız için bir sürü zamanımız oldu. Bunlar da Guatemala'dan ilk fotoğraflar.
Herkese günaydın :) evet evet bizim buralarda güneş yeni doğdu sayılır. İki gece otele çok para verince Belize'deki son gecemiz de tekrar otel aramayalım dedik be kamp yaptık. İki kişi 10$ verdik. Bence yine de pahalı. Fakat kamp yaptığımız yer güzel. Bugün Belize'den çıkacağız çünkü araçlarımız için sadece 3 gün transit vize verdi. Zaten dalış yapmıyorsanız ya da kumsala gitmiyorsanız çok yapacak bir şey yok buralarda. Eee pahalı da zaten onun için fazla kalmaya niyetimiz yok. Bugün erkenden Guatemala'ya geçmeye çalışacağız bakalım sorun olacak mı sınır geçişi :/ Eğer her şey yolunda gider ve Guatemala'ya girebilirsek sınıra 100km uzaklıkta bulunan Mayala'rın son şehri Tikal'a gidip orada kamp kurmayı düşünüyoruz ormanın içinde :))
İlginç sürüngen ve böceklerden sonra ağaç ve bitkiler ile devam ediyorum. :D ilk ikisinin ne olduğunu çözemedim ama karınca yuvası olduğunu düşünüyoruz. Ağaçlarda bir sürü var. Buralarda çok yağmur yağdığı için karıncalar toprak yerine bu şekilde ağaca evlerini kuruyor olabilirler. Üçüncüsünden ise normalde toprakta yetişten bu bitkin nasıl ağaçların gövdesinde yetiştiğini anlamadım hiç. Dördüncüde önde duran incecik bir bitki var. Gövdesinin kalınlığı 2 parmağımın çapı kadar yok fakat boyu 3 metreye yakın. Nasıl oluyor da kendi başına ayakta durabiliyor hem de bu kadar ince bir gövde ile çok şaşırtıcı. Ayrıca oldukça da sağlam bir bitki.
Lamanai'deki büyük pramitin tepesinden bulunduğu ormanın ve nehrin 360 fotoğrafı.
Lamanai'de bulunan büyük pramit. Yolda beraber seyahat ettiğimiz Pejman mimar ve burasının nasıl yapılmış olabileceği hakkında çok güzel şeyler anlatı. Böyle yerleri gezerken yanınızda bir mimar olması aklınızdaki bir soruya da cevap bulmanızı sağlıyor. Bu piramit alttan başlayarak önce etrafı yapılıp sonra için taş doldurulmuş. İlk kat bitince sonra üzerine diğer katı şeklinde devam etmiş. Fakat burada asıl ilginç olan bir ayrıntı var. Piramidin tepesine çıktıktan sonra merdivenleri hızlı hızlı inerken hiç düşünmeden otomatiğe bağlayıp iniyorsunuz. Hatta indim de. Pejman bunun merdivenlerin yüksekliklerin aynı olmasından kaynaklandığını söyledi. Yani bu yapılar gelişi güzel yapılmamışlar. Mayalar kaç kat olacağı, her katta kaç merdiven olacağı, merdiven yüksekliklerinin ne olacağını ya da bittiğinde neye benziyeceğini önceden planlamışlar ve biliyorlarmış. Düşünsenize şimdi olsa AutoCAD'i açar çizersiniz her ayrıntısını ama adamlar bunu milattan 100 yıl önce yapmışlar.
Belize'de ilk gecemiz de Orange Walk isimli bir şehirde kaldık. Sınıra hemen 50 km yakında bulunuyor. Buraya çok yakın iki tane de Maya şehri var. Birisi (daha popüler olan) Lamanai, diğeri ise Altun Ha. Sabah kalkar Lamanai'ye gider bir bakarız dedik. Fakat oraya en kolay ulaşım nehirden tekne ileymiş. Onu da tur şeklinde alıyorsun ve fiyatı 50$. İki kişi 100$ daha neler diyerekten bir yolu olup olmadığını araştırdık. Yaklaşık 20 km kadar yakınına asfalt yol varmış sonrası stabilize yolmuş. Yağmurlu zamanlarda erişmek pek mümkün değilmiş. Neyse ki kuru sezondayız. :) Ara ara akşam üstü yağıyor ama çok sorun olacağını düşünmedik. Zaten motorlarımız araziye de uygun, çıktık yola. Gerçi gidince anladım ki yağmur yağacak olsa orada kalmak zorunda kalırdık :D Lamanai turizime çok yeni katılmış. Hala sık bir ormanın içinde ve erişimi kolay olmayan bir yerde olduğu için çok fazla turist yok. Ayrıca orman da çok etkileyici olduğundan gezdiğim en güzel Maya şehirlerinden biri oldu. Tanıtım için hazırlanan küçük müze, anlatımlar, çevre düzenlemesi bence Meksika'dakilere göre çok iyi. Yapısal olan Chichen Itza değil tabii ki ama Lamanai'i gezerken sizi daha bir eski çağlara götürüyor ortam.
Bu da Chichen Itza Maya şehrinden 360 fotoğraf ;)
Meksika Tulum'daki Maya limanı kalıntılarından 360 fotoğraf.
Bir kaç gündür motoru sürerken ön dişli ile zincir arasında bir uyuşmazlık olduğunu hissediyordum. :) Bunu anlatması zor tabii sanki tekliyor, vuruntu yapıyor gibi oluyor ön dişli zincir tam oturmayınca. Dedim zincir gidici herhalde . Sonra bugün biraz vaktim oldu açıp dişlere bakayım dedim. Ön dişlim hem erimiş gitmiş hem de dişleri geriye doğru baya bir kaymış. Doğal olarak zincir ile arasında boşluk olduğundan sağlıklı çalışmıyormuş. Yanımda dişli vardı değiştirdim. Zincir iyi durumdaydı. Arka dişlim de şimdilik iyi durumda. Onun onlara dokunmadım hiç. Bir süre daha idare etsinler sonra onları da değiştiririm. Motor şu anda 24 bin kilometreye dayandı. Fakat İstanbul'dayken sürekli arazide kullanıyordum bu makineyi ve yola çıkarken üzerinde me varsa onla çıkmıştım. Arazide kullanmamış olsaydım daha giderdi bence. Neyse yanımda arka dişli ve zincir de var. Zamanı gelince onları da değiştiririm.