Facebook üzerinden yapılan anlık paylaşımlar...
İspanyol işgaline karşı direnen ve Maya'ların son bağımsız şehri olan Flores'ten selamlar :) Böyle yazınca havalı oldu ama bu ada şehri gerçekten havalı duruyor. Stratejik olarak ne kadar güzel bir yerde bulunduğunu göstermek için ilk fotoğrafı Google'dan bulup yükledim. Yoksa bana ait değil. Aslında İspanyollar Honduras'a giderken 1541'de buraya da gelmişler ama saldırmamışlar. Daha sonra 1697'de saldırıp işgal etmişler ve Maya'ların bu son bağımsız şehrini de ele geçirmişler. Düşünsenize 1511'den 1697 yılına kadar 186 yıl boyunca Maya'ları işgal etmişler. Kendi ülkenden kalk teee dünyanın karşı kıyısında Amerika kıtasındaki toprakları almak için yüzyıllarca savaş. Bunu gerçekten aklım almıyor. Gerçi İspanyollar tam olarak bitirememiş 1901'de Meksikalar Maya'ların dönemine son vermiş. Tabii Maya devleti diye bir şey kalmamış ama Maya halkı buralarda yaşamaya devam ediyor.
Yolda ilerledikçe çoğalmaya devam ediyoruz. :) Çünkü Panama'dan Kolombiya'ya geçmek için binilecek gemi aynı olunca gezginlerin yolları birleşmeye başlıyor. Özellikle Guatemala, El Sakvador ve Hondures olunca gidilebilecek yollar çok kısıtlı. Onun için farklı farklı yerlerde ya biz ke aynı tarihte ya da bizden önceki tarihlere binecek diğer gezginler ile karşılaşıyoruz. Bu arada bu rota üzerindeki en tehlikeli yerler Honduras ve El Salvador. Honduras'tan direk olarak bir günde geçmeyi düşünüyoruz fakat El Salvador'da bir kaç gün kalabiliriz.
Telefondaki facebook uygulamasına güncelleme gelmiş sanırım artık 360 fotoğrafları telefondan paylaşabileceğim. Bu ilk deneme bakalım olacak mı? :)) Eğer olmuşsa daha çok 360 fotoğraf paylaşabilirim. Çünkü normal fotoğraflara göre daha iyi anlatıyor ortamı. Sizce de öyle değil mi? Öyle değilse boşa uğraşmayım :)) Burası daha önce Belize'de gittiğimiz Lamanai Maya şehrinde büyük pramitin tepesinden manzara.
Sanırım Amerika'dan sonra gördüğüm en büyük ağaçlar Guatemala'da. Yalnız Amerika'daki kızıl ağaçlar enine oldukça geniş oluyorlar. Buradakiler genelde boyuna uzunlar. Orman çok sık olduğu için güneşe ulaşmaya çalışıyorlar diye düşünüyorum. Çünkü kolum kalınlığındaki (inceliğindeki) ağaçların boyu burada rahatlıklar 10-15mt olabiliyor. Gerçekten inanılmaz. Basıl dik durabiliyorlar anlamıyorum. Doğa anlamında buralar beni çok şaşırttı hiç görmediğim ağaçlar, bitkiler, böcekler ve hayvanlar gördüm.
Tikal'dan 360 fotoğraf :) aslında bir sürü çekiyorum bunlardan ama hala teşefondan yüklenemiyor. Onun için bilgisayarı açtıkça yükleyebiliyorum.
İçine yedek parça ve anahtar takımlarını koyduğum pimaş borlardan birinin kapağı açılmış ya da ben açık unutmuşum :( çünkü bir önceki akşam açmıştım içinden bir şeyler almak için fakat sonra kapatıp kapatmadığımı hatırlamıyorum. Yeni fark ettim tabii içinde ne varsa düşmüş. Onda iki motorun yedek 2'şer tane yağ filtresi, lastikleri sökmek için kullandığım küçük levyeler, lastik yamaları ve diğer bir kaç ıvır zıvır vardı. Hepsi gitmiş tabii ki :( Tam da yağ değiştirmeme 500-600km kalmışken gitmeseydi iyidi. İlk bulduğum Yamaha ve Honda servisine soracağım bakalım bulabilecek miyim. Sonuçta burada olan motorlar değil ikisi de ama ortak parça kullanıyorlardır.
Tikal'ın içinde ormanda kamp alanı vardı. Orası hakkında bir sürü yazı okudum. Direk vahşi yaşamın içinde kamp yapıyorsunuz. :) Fotoğrafı çadırları topladıktan sonra çektim ama tam o ağacın altına kurduk. Gece elimden daha büyük tarantula mı isterdiniz yoksa sabaha kadar böğüren maymunlar mı istersiniz ne ararsanız var :) hatta biz Tikal'in içinde geç saate kadar durduk. Görevliler tüfeklilerle geziyordu sorduk jaguar için dediler. Zifiri karanlıkta kamp alanına yürüdük. Bu arada tarantulalar zehirsizmiş elime almaya çalıştım ama kaçıyor yakalayamadım gece :( baya tüylü tüylü kedi yavrusu kıvamındaydı :))
Son Maya şehri Tikal. Yapısı diğer Maya şehirlerinden oldukça farklı. Abiler uzmanlıklarının doruğunda yapmışlar. İspanyollar'ın en son işgal ettiği Peten bölgesinde bulunuyor. Buraları gezergen ve mayalar hakkında okurken acaba onbinlerce kişiyi kurban eden mayalar mı yoksa tee Avrupa'dan çıkıp gelen ve 100 yıldan uzun bir süre bütün Maya şehirlerini tek tek yok eden, onlarla ilgili tüm tarihi yakan İspanyollar mı daha kötü düşünmeden edemiyorum.
Yolda internet işini nasıl hallediyoruz? Ara ara soruluyor. Eğer 3-4 günden fazla kalacaksak lokal hat almayı tercih ediyoruz çünkü genelde çok ucuz oluyorlar. Belize'de sadece 3 gün kaldığımız için almamıştık ama Guatemala için hat aldık. Burada en yaygın Tigo ve Claro operatörleri vardı. Claro daha ucuz olduğu için onu aldık. Sim kart için 25Q ödedik. 15 günlük 800mb (800mb'da hediye toplam 1.6GB) için 50Q ödedik. Whatsapp ise sınırsızmış :) Toplamda 30TL ödedik.
Sanırım Melsika'daki tümsekleri uça uça geçmekten yan çanta taşıma demirini kırmışım. Gerçi yola çıkarken kıralacağını biliyordum. Hatta her yerde kaynakçı var kırılırsa yaptırırım artık demiştim. Çünkü çanta demirinde ufak bir tasarım hatası var. Sağ sol demir arkadan birbirine bağlı değiller ve sağ taraftaki egzos yüzünden bağlantı vidaları ana taşıyıcı kollardan uzakta kalmış. Bu da demirin yük altında salınım yapmasına sebep oluyor. Sonuç demir bağlantı yerinden yırtılmaya başlıyor tabii. Neyse artık ilk şehirde bir kaynakçı bulacağız.
Belize hakkında pek bir şey anlatmadım. Gerçi beraberliğimiz sadece 3 gece ve 4 gün sürdü. Öncelikle gereksiz pahalı bir ülke. Kesinlikle çok fakirler ama nedense 1 dolar 2 Belize Dolar'i ediyor. Nasıl olabilir anlamıyorum. Onlara sorsan bizim kurumuz 2 ondan Meksika'dan iyiyiz derler. Sadece konaklama değil, benzin, market, restorant hepsi pahalı. Hadi turist fiyatı çekiyorlar diyelim de üzerinde fiyatı yazan şeyler de alıyoruz :( Belize'de dikkatimi çeken bir şey daha oldu o da aynı amerika gibi bütün çimleri biçmişler :) yol kenarları, evlerin önleri, v.b hepsi düzgünce kesilmiş. Oldukça güzel görünüyor açılcası. Şimdi aklıma geldi bir de insanları oldukça kibar ve güler yüzlü. Sürekli selam veriyorlar ve gelip bazen ne aradığımızı ya da neye ihtiyacımız olduğunu soruyorlar. Ayrıca çok fazla siyah insan var. Zaten bayraklarındaki simgenin sağ tarafında siyah sol tarafında ise beyaz bir erkek bulunuyor. Sanırım eşitiz beraber güçlüyüz demek istiyorlar. Bir de uzak doğulu ve tabii ki hint çok. Sanırım bütün marketleri uzak doğulular işletiyor. Ülkede ana yol dışında pek asfalt yol yol. 3 tane ana hat var gerisi genelde hep stabilize.
Guatemala'ya girdik ilk yaptığımız şey benzin almak oldu çünkü Belize'de benzinin galonu 5$ (4.10TL/LT) iken Guatemala'da 4$ (3,28TL/LT) ne kurtarsak kardır. İlk izlenim olarak Guatemala kesinlikle Belize'den daha ucuz, Meksika ile aynı sayılabilir. Buranın en bilindik yeri olan Maya'ların son şehri Tikal'e gidiyoruz. Ayrıca yolları ve manzaraları da çok güzel. Bol virajlı ve yem yeşil yolları var. Şimdilik sevdik Guatemala'yı ve sanırım bir 10 gün kalırız buralarda. Zaten Küba işini şimdilik kaydırdığımız için bir sürü zamanımız oldu. Bunlar da Guatemala'dan ilk fotoğraflar.
Herkese günaydın :) evet evet bizim buralarda güneş yeni doğdu sayılır. İki gece otele çok para verince Belize'deki son gecemiz de tekrar otel aramayalım dedik be kamp yaptık. İki kişi 10$ verdik. Bence yine de pahalı. Fakat kamp yaptığımız yer güzel. Bugün Belize'den çıkacağız çünkü araçlarımız için sadece 3 gün transit vize verdi. Zaten dalış yapmıyorsanız ya da kumsala gitmiyorsanız çok yapacak bir şey yok buralarda. Eee pahalı da zaten onun için fazla kalmaya niyetimiz yok. Bugün erkenden Guatemala'ya geçmeye çalışacağız bakalım sorun olacak mı sınır geçişi :/ Eğer her şey yolunda gider ve Guatemala'ya girebilirsek sınıra 100km uzaklıkta bulunan Mayala'rın son şehri Tikal'a gidip orada kamp kurmayı düşünüyoruz ormanın içinde :))
İlginç sürüngen ve böceklerden sonra ağaç ve bitkiler ile devam ediyorum. :D ilk ikisinin ne olduğunu çözemedim ama karınca yuvası olduğunu düşünüyoruz. Ağaçlarda bir sürü var. Buralarda çok yağmur yağdığı için karıncalar toprak yerine bu şekilde ağaca evlerini kuruyor olabilirler. Üçüncüsünden ise normalde toprakta yetişten bu bitkin nasıl ağaçların gövdesinde yetiştiğini anlamadım hiç. Dördüncüde önde duran incecik bir bitki var. Gövdesinin kalınlığı 2 parmağımın çapı kadar yok fakat boyu 3 metreye yakın. Nasıl oluyor da kendi başına ayakta durabiliyor hem de bu kadar ince bir gövde ile çok şaşırtıcı. Ayrıca oldukça da sağlam bir bitki.
Lamanai'deki büyük pramitin tepesinden bulunduğu ormanın ve nehrin 360 fotoğrafı.
Lamanai'de bulunan büyük pramit. Yolda beraber seyahat ettiğimiz Pejman mimar ve burasının nasıl yapılmış olabileceği hakkında çok güzel şeyler anlatı. Böyle yerleri gezerken yanınızda bir mimar olması aklınızdaki bir soruya da cevap bulmanızı sağlıyor. Bu piramit alttan başlayarak önce etrafı yapılıp sonra için taş doldurulmuş. İlk kat bitince sonra üzerine diğer katı şeklinde devam etmiş. Fakat burada asıl ilginç olan bir ayrıntı var. Piramidin tepesine çıktıktan sonra merdivenleri hızlı hızlı inerken hiç düşünmeden otomatiğe bağlayıp iniyorsunuz. Hatta indim de. Pejman bunun merdivenlerin yüksekliklerin aynı olmasından kaynaklandığını söyledi. Yani bu yapılar gelişi güzel yapılmamışlar. Mayalar kaç kat olacağı, her katta kaç merdiven olacağı, merdiven yüksekliklerinin ne olacağını ya da bittiğinde neye benziyeceğini önceden planlamışlar ve biliyorlarmış. Düşünsenize şimdi olsa AutoCAD'i açar çizersiniz her ayrıntısını ama adamlar bunu milattan 100 yıl önce yapmışlar.
Belize'de ilk gecemiz de Orange Walk isimli bir şehirde kaldık. Sınıra hemen 50 km yakında bulunuyor. Buraya çok yakın iki tane de Maya şehri var. Birisi (daha popüler olan) Lamanai, diğeri ise Altun Ha. Sabah kalkar Lamanai'ye gider bir bakarız dedik. Fakat oraya en kolay ulaşım nehirden tekne ileymiş. Onu da tur şeklinde alıyorsun ve fiyatı 50$. İki kişi 100$ daha neler diyerekten bir yolu olup olmadığını araştırdık. Yaklaşık 20 km kadar yakınına asfalt yol varmış sonrası stabilize yolmuş. Yağmurlu zamanlarda erişmek pek mümkün değilmiş. Neyse ki kuru sezondayız. :) Ara ara akşam üstü yağıyor ama çok sorun olacağını düşünmedik. Zaten motorlarımız araziye de uygun, çıktık yola. Gerçi gidince anladım ki yağmur yağacak olsa orada kalmak zorunda kalırdık :D Lamanai turizime çok yeni katılmış. Hala sık bir ormanın içinde ve erişimi kolay olmayan bir yerde olduğu için çok fazla turist yok. Ayrıca orman da çok etkileyici olduğundan gezdiğim en güzel Maya şehirlerinden biri oldu. Tanıtım için hazırlanan küçük müze, anlatımlar, çevre düzenlemesi bence Meksika'dakilere göre çok iyi. Yapısal olan Chichen Itza değil tabii ki ama Lamanai'i gezerken sizi daha bir eski çağlara götürüyor ortam.
Bu da Chichen Itza Maya şehrinden 360 fotoğraf ;)
Meksika Tulum'daki Maya limanı kalıntılarından 360 fotoğraf.
Bir kaç gündür motoru sürerken ön dişli ile zincir arasında bir uyuşmazlık olduğunu hissediyordum. :) Bunu anlatması zor tabii sanki tekliyor, vuruntu yapıyor gibi oluyor ön dişli zincir tam oturmayınca. Dedim zincir gidici herhalde . Sonra bugün biraz vaktim oldu açıp dişlere bakayım dedim. Ön dişlim hem erimiş gitmiş hem de dişleri geriye doğru baya bir kaymış. Doğal olarak zincir ile arasında boşluk olduğundan sağlıklı çalışmıyormuş. Yanımda dişli vardı değiştirdim. Zincir iyi durumdaydı. Arka dişlim de şimdilik iyi durumda. Onun onlara dokunmadım hiç. Bir süre daha idare etsinler sonra onları da değiştiririm. Motor şu anda 24 bin kilometreye dayandı. Fakat İstanbul'dayken sürekli arazide kullanıyordum bu makineyi ve yola çıkarken üzerinde me varsa onla çıkmıştım. Arazide kullanmamış olsaydım daha giderdi bence. Neyse yanımda arka dişli ve zincir de var. Zamanı gelince onları da değiştiririm.
Tulum'da yine bir Maya kalıntısına gittik ama bu sefer farklı olarak şehir değil deniz kenarında bir Maya limanına gittik. Aslında bu abiler hiç büyük gemiler yapıp açık denize açılamamışlar. Zaten açılmış olsalar İspanyollar gelmeden önce belki kendileri giderdi. :) Neyse küçük gemiler ile orta amerika kıyılarında çalışıyorlarmış. Gerçi ben gezerken pek limanlık bir yanı kalmamıştı. Fakat bu bölge deli gibi turisttik olduğu için çok kalabalıktı. Bence daha önce gördüğümüz Maya şehirleri çok daha etkileyiciydi.
Meksika'da en çok sevdiğim şey bu Cenote'ler oldu gerçekten. Sırf bunlar için tekrar gelinebilir. O kadar çok var ki özellikle Yucatan ve Quintana Roo eyaletlerinde yol üzeri kilometre başına bir Cenote görebilirsiniz. Özellikle sıcak havalarda direk girip serinlemek için birebirler. Bunları ilk gördüğümde resmen ufkum genişledi. Düşünsenize dünya içinde dünya gibiler. Belki bunun gibi yerin derinliklerinde içinde sular olan bir sürü mağaralar var. Belki de orada yaşayan başka başka bir sürü canlılar var. Özellikle de ağaç köklerinin mağaranın çatısından aşağı suya doğru onlarca metre uzanması çok ilginç. Buraya gelmeden önce böyle bir şey olduğunu bile bilmiyordum.
Cancun, Playa Del Carmen ve Tulum; özellikle bu 3 yer Meksika'da son derece turistik yerler. Özellikle Amerika'dan ve Avrupa'dan çok fazla turist geliyor. Reklam afişlerindeki fiyatlar bile dolar olarak yazılıyor. Sanki Meksika sokaklarında dolaşmıyor gibisiniz. Çok acayip geliyor ama plajlara yakın döviz bürolarında 1 dolar 17.30 peso'ya kadar düşebiliyor. Oysa 2-3 sokak üstünde 18.50 civarında. Yemek fiyatları acayip yüksek. Konaklama acayip pahalı. Hatta plaj kenarında odalar 100$ civarında. Neyse bunların hepsini geçtim de sürekli yediğimiz taconun bu hali nedir arkadaş. Taco bile küçülüyor gittikçe. Bizim sinemalarda ya da uçaklarda dünya paraya satılan 200-300ml'lik sular gibi yemin ederim.
Tam deniz kenarı plajda tatil moduna girdik tüm gün. :) hava acayip sıcak ve güneşli. Herkes güneşin altında oturmuş ama biz 10dk bile oturamadık. Hemen brandayı kurduk gölge yapmak için altına da sandalyeleri artık mis gibi olu. Gerçi akşam üzeri rüzgar çıkınca güneşlik yalan oldu.
Çok hızlı karar değiştiririz :) Normalde Merida, Chichen Itza ve Cancun yapacaktık. Cancun'da motorları bırakıp uçak ile Küba'ya gitmeyi planlamıştık. Fakat bu gemi olayı yüzünden çok sıkıştık ve Küba'da ancak bir hafta kalabilecektik. Ayrıca Küba'dan dönünce de kalan yolu yapabilmek için Guatemala ve Costa Rico'dan hızlı geçmek zorunda kalacaktık. Hepberaber konuşurken Onur ve Ayfer "belki biz gemi ile Kolombiya'ya geçtikten sonra Küba'ya geçebiliriz..." diyince biz de mi öyle yapsak diye düşünmeye başladık. Hatta onun rahatlığı ile bir anda yayıldık :) Chichen Itza'dan çıkınca Cancun'u da pas geçip direk daha küçük olan Playa Del Carmen'e geçtik. Küba'ya sonra gitme fikri bize en azından 8-10 gün kazandırdı. 2 gün Palaya Del Carmen'de kumsalda yatmak istiyoruz :) Meksika'yı boydan boya geçtik ama resmen okyanus göremedik pek. Çünkü yolları hep içerden geçiyor. Ayrıca Onur ve Ayfer'de buraya gelmişler Cancun'u pas geçip. Bunlar da karayip sahillerinden ;)
Yine bir Maya şehri ile karşınızdayım :) Buralarda yol üzer yapacak çok bir şey yok. Ya koloniyel şehir gezecesiniz ya da Maya, Aztek şehirlerini. Gerçi soradan Cenote'leri keşfettik oralarda da bol bol yüzeceksiniz. Ne acayip adamların her tarafında okyanus, deniz var ama biz Cenote'lerde yüzüyoruz. Neyse Chichen Itza en iyi korunmuş Maya şehirlerinden birisi. Aslında bu şehir de benim ilgimi çeken bir şey oldu o da top oyunu sahası. Yüz yıllar önce bu adamlar top oynuyormuş ve onun da sahasını yapmışlar. Gerçi o dönemlerde daha çok ayin gibi bir şeymiş. Hatta kaybedenlerin idam edildiği gibi söylentiler de var. Kimine göre de savaş esirlerinin oynatıldığı ve zaten kazansa da kazanmasa da idam edileceği. Zaten sahanın hemen arkasında insanları kurban ettikleri bir alan bulunuyor. Ayrıca yine insanları içine atıp ölüme terk ettikleri bir de Cenote bulunuyor. Abiler idam etme konusunda biraz acımasızmış. Belki de hakimiyeti ellerinde tutarak korku ile yönetmeye çalışıyorlardı. Bu arada ilgimi çeken başka bir şey de duvarların birindeki geometrik semboller oldu. Çünkü tic-tac-toe (XOX) oyununa çok benziyor. Bunu görünce wiki'den biraz araştırdım. Bu oyun milattan önce Roma İmparatorluğunda hatta bir benzeri çok daha eski olan Mısır tarihinde varmış.
Büyük böcekler serisine devam ediyorum. :) Bu arkadaşların bu kadar büyüyebildiklerini hiç bilmiyordum. Bunun boyu 10cm civarında belki biraz daha büyük olabilir. İlginç şekilde inanılmaz çoklar. Daha büyüklerini de gördük. Kanatları ise açılınca turuncu oluyor. Orada burada yürüyorlar, zıplıyorlar ya da uçuyorlar. Kimse aldırmıyor bizden başka. Alışmış millet.
Sabah biz Merida'dan yine bir Maya şehri olan Chichen Itza'a geçecektik. Onur'lar ise Holbox adasına geçmek istiyorlardı. Yolun bir kısmını beraber yaptık sonra ayrıldık. Fakat ilerleyen zamanlarda bir kaç kez daha bir araya geliriz diye düşünüyorum. Zaten rotamız da binmek istediğimiz gemi de aynı. Şimdilik yolları açık olsun ;)
Meksika'da gördüğüm güzel şehirlerden biri de Merida oldu. Evet Meksika'nın geri kalanından birazcık farklı. Sokaklar daha temiz, araçlar yaya geçidinde yol veriyorlar, daha çok kişi ingilizce biliyor, restorantlar ve oteller daha lüks. Fakat yine de Meksika burası. Merida'da iki gece kaldık ama şehrin kendisini sokak sokak gezemedik. Çünkü Şehir merkezine çok yakın bir otelde kalıyorduk ve sürekli şehir merkezine yürüyüp orada takılıp geliyorduk. Ayrıca Onur'lar ile bir araya gelince de muhabbet daha tatlı geldi şehir gezmesinden. :) Bir de Cenote'lere gidince zaman kalmadı. İşin daha ilginci şehir içinde nerdeyse hiç fotoğraf çekmemişim :(
Gece Onur'lar ile güzel ve uzun sohbetler yapınca yatmamız da geç saat oldu. Onlar normalde erken kalkıp yola çıkacaklardı. Çünkü 3 gündür Merida'da kalıyorlar. Sabah erken kalkamadık :) hep beraber önce şehir merkezine gidip kahvaltı yaptık sonra geri döndük otele ve biraz daha oturup konuştuk. Saat 12 gibi onlar gidip hazırlanalım artık dediler ama hava zaten 30 dereceyi çoktan geçti ve deli gibi nemli. Neyse gittiler bir yatım saat sonra Onu geri gelip "çok hızlı karar değiştiririz... vazgeçtik biz bir gün daha kalacağız Cenote'e gideceğiz" dedi. Biz de zaten Cenote'lerden birine gitmek istiyorduk. O zaman biz de geliriz diye hemen takıldık peşlerine. Merida'ya en yakın ve güzel Cenote'ler 50km uzaklıktaki Cuzama civarında. Bunları içi su dolu kocaman delikler ya da mağralar olarak düşünebilirsiniz. Meksika'da görüdüm en güzel şey bu bence. Suyun rengi, ortam, tavandaki sarkıtlar inanılmaz bir şey. Hatta yukardan aşağı kadar uzanan metrelerce uzunluğundaki ağaç kökleri de çok acayip. Bildiğin kökünü dal gibi cenote'in için doğru uzatıp suya uzanmış. Ben ilk başta ip sandım sallanıp suya atlıyorlar diye düşündüm. Tam tuttum, görevli hemen uyardı. Ağaç kökleri onlar ve çok narinler diye. Dünya altında dünya var gibi. Belki de bilmediğimiz onlarca binlerce böyle yer var ağaçlarım içine ulaştığı. Çook acayip çok!
Dün akşam Merida'da aynı bizim gibi çift olarak motosiklet ile gezen AyferOnur Seyahatnamesi ile bir araya geldik. Sonunda! :) çünkü onlar bizden bir ay erken başlamışlardı ve önce Alaska'ya çıktılar. Sonra da geri aşağı döndüler. Fakat biz daha Amerika'da milli park gezerken onlar Meksika'ya geçtiler. Yaklaşık 6 haftadır burada geziyorlar. Sorsanız bizi bekliyorlardı yakalayalım diye. Çünkü Panama'dan (Orta Amerika'dan) Kolombiya (Güney Amerika) aynı gemi ile geçme ihtimalimiz var. Biz henüz rezervasyon yaptırmadık son gemiye ve yer olup olmadığını da bilmiyoruz. Kısmet artık. Ayrıca şu anda Güney Amerika'da gezen Namık abi Motoyol, uzun zamandır Amerika kıtasında olan ve sanırım kıtada ikinci turunu atacak olan Sevgili Erol Motomacera, benim daha önce Japonya seyahatinde karşılaştığım ve beraber sürdüğüm Alp İki Teke var. Biz Amerika'da çok oyalandığımızdan en sona kalmıştık, arkayı toplaya toplaya geliyorduk. Neyse Onur ve Ayfer'i yakaladık sona kalmadık :)).
Meksika'nın Yucatan bölgesi Maya'ların en çok şehir kurduğu yerlerden birisi onun için Merida'ya doğru yol boyunca bir sürü piramid yazısı görebiliyorsunuz. Bunlardan bir kaç tanesi son derece popüler iken diğerleri hiç bilinmiyor. Böyle yol kenarı küçük tabelalar ile gösteriliyor ve yolları stabilize oluyor. Bunların bazılarında da çok etkileyici yapılar var ama kaderlerine terk edilmiş. :( hoş bizde de kaderine terl edilmiş çok fazla tarihi yapı var.
Sanırım Meksika'nın en ünlü ve turistik eyaleti olan Yucantan'a girmiş bulunuyoruz. Burası için genelde Meksika'nın gerisinden çok farklı olduğunu ve hiç benzemediğini söylüyorlar bakalım nasılmış. İlk durak Merida. Orada bizi bekleyen bir süpriz de var. :D
Önünde yağmur olduğunu bilemek ve görerek sürmek de ayrı bir zevk. Özellikle de bulutlar gideceğiniz yönde duruyorsa. :) Maya kalıntılarından sonra Merida'ya geçmek için yola çıktık. Tüm gün boyunca hava güneşli ve çooook sıcaktı. Meteoroloji ise Merida'yı sürekli yağmurlu gösteriyordu. Bulunduğumuz yerden Merida'ya 30km var sadece. Hatta yine mi son 10 kilometre de yağmura yakalacağınız diye söyleniyordum kendi kendime. Biraz ileri de yağmur da yağmaya başladı zaten. Bir önceki yağmurda ıslanmamak için yağmurluk giymiştim ama hava 30 derecenin üzerinde olunca bir şey değişmedi bu sefer de terden sırılsıklam olmuştum. Onun için bu sefer yağmurluk filan giymedim. Zaten hava çok sıcak belki yağmur ıslatır biraz serin serin giderim dedim.
En önemli Maya şehirlerinden (kalıntılarından) biri olan Palenque 'den fotoğraflar. Sadece kalıntı olarak değil 250 ve 900 yılları arasında burası öneli bir şehirmiş. Şimdi bile çok etkileyici duruyor. Kalıntıların etrafını sarmış olan balta girmemiş ormanlar da çok güzel. Bir an düşündüm böyle bir devir de yaşıyorsun ve ormanların içinde karşına birden böyle bir şehir çıkıyor. Eminim herkes çok etkilenebilirdi.
Burada bunlardan çok var anlaşıldı. :) Her gördüğümüz bir öncekinden daha büyük oluyor. Bu arkadaşa da Maya kalıntılarında gezerken rasladık. Aslında yetişkin kedi boyutunda olan bu arkadaşı burnumuzun dibinde olduğu halde görmemiştik. Farkında olmadan fazla yaklaşınca kendi bir hareketlendi ben buradayım dedi. Ben de bir an içimden "aaa kedi ağaca çıkıyor..." diye geçirmiş olsam da kendisini görünce saygı gösterip biraz geri çekildik. :) Çünkü fikir değiştirip üzerimize doğru koşsa biz de arkamıza bakmadan koşarak kaçacağız :D Hiç tanımıyorum ısırır mı ısırmaz mı? Bizim sokaklarda kedi köpek bildiğimiz hayvanlarla takılıyoruz normalde. O değil de acaba bunu kedi görse ne yapar diye düşünmeden edemedim.
İşte bunlar hep Maya :) #maya #ruins #mayaruins #palenque #chiapas #mexico #adventure #journey #roadtrip #motorcycle
Amerika'da bol bol gezdik, Meksika'da öyle olamadı. :( Bu yolculuğa çıkarken geniş geniş gezeceğiz acele etmeyeceğiz desek de gemi olayları peşimizi bırakmıyor. Hatırlarsanız Japonya'ya giderken de yaya yaya gitmiştim sonra Japonya'ya giden son gemiye zor yetiştim. :) Şimdi yine benzer durum var. Diyecekseniz ne gemisi zaten kuzey amerika'dan güneye geçeceksin. Belki bilmeyenler vardır diye anlatim biraz. Panama'dan (Orta Amerika) Colombia'ya (Güney Amerika) kara geçişi bulunmuyor. "Darien Gap" diye ararsanız google'da daha fazla bilgi bulabilirsiniz. Aslında orada kara var ama yol yok :) 150km kadar bir alan. Eee araziden git diyeceksiniz ama o bölge uyuşturucu kartelleri yüzünden çok güvenli değil. Ayrıca sık, ormanlık bir arazi. Bisiklet ile veya küçük motorlar ile yanlarına silahlı insanlar alıp geçenlerin fotoğraf ve videolarını gördüm. 4-5 günde geçmişler :) Neyse öyle bir yola girmeyeceğimiz için biz herkesin yaptığı gibi gemi ile geçmeyi düşünüyoruz. Fakat motorları taşıyan ve bilinen sadece iki küçük gemi var. Bulabildiğimiz en geç gemi ise 19 Kasım tarihinde. Sonrası ocak ayında. Panama'ya kadar daha bir sürü yolumuz ve geçmemiz gereken 7 ülke olunca biraz düşünmeye başladık. O zaman ocak ayında bin diyeceksiniz ama Arjantin'e kış mart, nisan gibi yavaş yavaş gelmeye başlıyor yetişemeyiz.
Kaza yüzünden çok vakit kaybedince Maya piramitlerinin olduğu Palenque şehrine hava kararmadan gidemeyeceğimizi anlıyoruz. Çünkü hava kararmasına 1 saat varken 100km daha yolumuz var. Biz de yol üzeri bulduğumuz bir otelde kalıp sabah erken gitmeye karar veriyoruz. Meksika'da yol üzeri bulunan oteller genelde love otel oluyor. :) Aslında ben seviyorum bu otelleri çünkü fiyatına göre çok güzel odaları oluyor. Hatırlarsanız ilk Meksika'ya girdiğimizde de kalmıştık. Ayrıca odanın önünde kapalı kendinize ait bir de garajı olduğu için motoru olduğu gibi bırakabiliyorsunuz. Hatta yarım kalan motor bakımını bile kimse görmeden yapabiliyorsunuz. Neyse hazır fırsat bulmuşken hava filtrelerini değiştirim dedim. CRF250'in hava filtresinde bayağı yağ vardı. Sanırım bir önceki yağ değişiminde yağı fazla koymuşum ve son gazla uzun süre gittiğimiz için oldu. Ayrıca ara ara kontrol etmem lazımdı hava filtresinden yağ tahliyesi için çıkan borunun içi de yağ dolmuş taşmış. Onu da söküp temizledim. Yağ filtresi oldukça kirliydi. Nasıl girmişse böcek de çoktu :) WR'in ise yedek filtresi yanımda vardı ama filtre çıkarılıp temizlendikten sonra yağlanıp takılabiliyor. Fakat elimde onun için yağ olmadığından temizlemedim. Yedeğini de takmaktan vazgeçtim. Yağını bulurum bir kaç güne sonra söker temizler takarım tekrar.
Acaba diyorum yağmurdan korunmak ve kuru kalmak için yağmurlu giymek mi daha iyi yoka direk yağmurdan ıslanmak mı :) çünkü bu havada söyle terliyorsunuz. :(
Bugün tüm gün yağmurda seyahat edeceğiz diye çıkarken yağmurlukların altını giymiştik fakat hava çok sıcak olduğu için üstleri yolda giyeriz dedik. Aslında hava o kadar sıcak değil 30 derecelerde ama nem çooook yüksek. Yaklaşık 3-4 saat sonra yağmuru ilerde görüp bir köprünün altına saklandık. Uğraştık ettik, giyindik her şeyi. Elektronikleri de ortadan kaldırık, yola çoktık tekrar 15 dk gittik gitmedik yağmur durdu, güneş açtı. Aynı şey 2 defa daha yaptı. Hava sıcak olunca çekilmez oluyor gerçekten.
Bu adamların nasıl bu kadar geniş nehirleri var anlamıyorum :) Gerçi bu fotoğraftaki orta boy bir nehirdi. Bugün 2-3 tane geçtik. Hepsi aynı nehir de olabilir tabii :) Dağlardan aşağı inince tropik hava hakim olmaya başladı. Hem ısındı, hem de yağmur yaşladı. Ayrıca bitki örtüsü de çok değişti.Birde nehir üzerine böyle havalı köprüler yapmayı seviyorlar. Acaba boğazları olasa ne yapacaklar :))
Akşam yol üzeri küçük bir şehirde bulduğumuz ilk otele girdik. Çünkü yağmur başlamıştı ve zaten 360km yaptığımız için yağmurda sürmeye devam etmeyelim dedik. Şimdiye kadar kaldığımız en ucuz otel oldu. Bir gece için 48TL verdik. Otelin otomatik kapısı olan kapalı bir garajı var. Motorları oraya koyduk. Yarım saat sonra oda kapısı çalındı ve resepsiyondaki adam motor için beni aşağı çağırdı. Motorları resepsiyona koymamı istedi. Böyle iyi gerek yok desem de vazgeçiremedim adamı ve aldık resepsiyonun içine :)
Şunun şurasında Meksika'nın sonuna ne kalmış :)
Bir kaç gündür vakit bulup da motorların bujilerini değiştirememiştim. Hatta her gün yolda akşam olunca gidip değiştirim desem de hep kaldı. Çünkü CRF değil ama WR'in deposunu sökmem gerekiyordu bujiyi değiştirmek için. Fakat bir çok yerde bunu yapacak zaman ve imkan olmadı. Çünkü oteller bahçesinde motor ile uğraşmamı pek sevmiyor. :) Baktım Selçuk'ların garajı bu iş için çok uygun Selçuk'a da bir tane motor ve anahtar verip çalıştırdım biraz. İki elden hızlıca hallettik.
Bakalım kimler hatırlayacak. Hani motorları Amerika'ya göndermek için İspanya'da bir sürü zorluk çıkmıştı ve bana orada çok yardımcı olan biri vardı. Hani telefonla sürekli ispanyolca konuşarak motorların paletsiz olarak yüklenmesini sağlamıştı. İşte onu yapan kişi Selçuk. O zamanlar kendisi Türkiye'deydi ve uzun uzun telefonda konuşmaları yapmıştık. Tee o zaman Selçuk iş için Meksika'ya gideceğini söylemişti ve Meksika'da görüşü demişti. Ben de daha çok var yaklaşınca konuşuruz demiştim. İşte yaklaştık hatta buluştuk bile. Puebla'ya uğrama sebebimiz Selçuk ve eşi Ceren'dir. Dünya ne kadar küçük. Selçuk'u hiç görmemiştim ama sürekli irtibat halindeyiz. Çünkü hala yardımcı olmaya devam ediyor. Görünce zaten hiç yabancılık çekmedim. Sanki eski bir dostumu görmüşüm gibi hissettim. Onlarla beraber çok güzel bir akşam geçirdik. İkisine de teşekkür ediyorum. Umarım başka zaman dünyanın başka yerinde tekrar bir araya geliriz
Piramitleri paylaşmayı unutmuşum :) Teotihuacan piramitleri içinde güneş piramiti dünyanın 3. En büyük antik piramitiymiş. Aslında asıl isminin ne olduğu bilinmiyormuş. Bu ismi burayı bulan Aztek'ler vermiş. Aslında şehrin neden yapıldığına, ne için kullanıldığına ve hatta neden birden terk edildiğine dair günümüze ulaşmış bir çizim ya da yazılı belge kalmamış. Fakat Azteklerden önce büyük bir medeniyet olan Tolteklerin yaşadığı düşünülmektedir. Burayı terkedilmiş olarak bulan Aztekler kutsal kabul etmişler. Açıkcası onların yaşadığı dönemde bu şehri ve piramitleri ben de bulsaydım kutsal kabul edebilirdim sanırım. :) Anlamadığım, böyle bir şehir kuracak ve böyle görkeli yapılar yapacak gücünüz var neden bir iki satır yazmadınız biz kimiz neden yaptık bunları diye... bu arada biz piramidin üzerine çıkamadık. Ama bunun sebebi 248 tane basamak olması değil. :) yağmur yağıyor olması ve çoooook uzun kuyruk olmasından dolayı çıkmaktan vazgeçtik.
Bu sefer erken kalkıp yola çıkmadık :) Mexico City'den Puebla'ya geçecektik ve yol sadece 140km olduğu için saat 10'a kadar yattık. Tam tatil modu oldu 2 gündür zaten. Hatta yolumuz madem kısa paralı olaöayan dağ yolundan gidelim dedik. Yol üzeri bir tane de milli park varmış ona da uğrarız dedik. Zaten dün yazdığım ve polisin durduğu yerde bu millir parkın girişine yakın bir yerdi. Çıkarken de kontrol vardı. sanırım girenler telsizle bildiriyorlar ve çıkıp çıkmadıklarını kontrol ediyorlar. Fakat yine polisler ağır silahlı ve kurşun geçirmez yelekliler. Yol çok güzeldi. Döne döne 3bin metrenin üstüne çıkıyordu. Hava da ilk defa 10derecenin altına düştü. İki üc gündür yol parası vermiyoruz tasaruf ettik resmen :)
Sabah kalktık hava yağmurlu gibi, akşam da Mexico City'de kalmaya karar verdiğimiz için hiç motoru çıkarmayalım paşa paşa toplu taşıma ile önce piramitlere gidelim sonra resme bakmaya gideriz dedik. Önce kaldığımız yerden metro ile otobüs terminaline gittik oradan da piramitlerin olduğu bölgeye giden bir otobüs bulduk kendimize. Piramitler yaklaşık 50km uzakta. Otobüs yolculuğu ilginçti. Öncelikle havalimanı gibi terminale geldiğiniz de x-ray'den geçiyorsunuz yetmiyormuş gibi bir de elleri ile arıyorlar. :) güvenlik görevlisi tepeden tırnağa tek tek kontrol etti. Ayrıca otobüs kalkıp bir süre gittikten sonra da elinde kamera ile bir kişi ve arkasında bir polis otobüsün önünden arkaya doğru hızlıca yürüyerek koltukta oturanları videoya aldı. Otobüs içinde sizle beraber seyyar satıcılar, sokak müzisyenleri seyahat ediyor. Bir taraftan bir şeyler çalıyorlar bir taraftan bir şeyler satmaya çalışıyorlar. Bayağı sokağı otobüse taşımışlar gibi. :) Toplum taşıma kullanmayı seviyorum.