Facebook üzerinden yapılan anlık paylaşımlar...
Dün San Gil'de daha önce Orta Amerika'da ara ara beraber seyahat ettiğimiz Pejman ve Klous ile karşılaştık ve oların kaldığı yere yerleştik biz de. Onlar 4 gündür buradalarmış ve yarın gideceklermiş. Ayrıca Panama - Kolombiya geçişi sırasında gemide beraberdik. Akşam çok geç saatlere kadar muhabbet ettik. Sabah onlar ayrılmadan oturup birer kahve daha içip muhabbete devam ettik. Tekrar görüşememe ihtimalimiz var. Gemide bir araya geldiğimiz gezginler ile tekrar karşılaşmamız zor. Çünkü biz bir çoğuna göre daha yavaş gidiyoruz. Belki arkamızdan gelen yeni motosikletli gezginler ile tanışırız. Gerçi önümüzdeki 1-2 ay gemi olmadığını düşünürsek zor olabilir. Ne diyecektim ne anlattım. Fotoğraftaki motor Klous'un motoru. Kendisi Alman ve motoruna yaptığı avadanlık benimde uzun zamandır kullandığım avadanlık ile aynı :) Aynı pimaş su borusundan yapmış ve aynı yere takmış. Biraz daha geliştirmiş gerçi :) kilit sistemi yapmış ve siyaha boyamış. Aslında ben daha öncekinileri siyaha boyamıştım ama titreşimden boya atıyor diye uğraşmadım. Kilit de çok gerekli mi bilmiyorum şimdiye kadar hiç bir şey çalınmadı içinden. Bana ilginç gelen kısmı farklı farklı ülkelerden olmamıza rağmen gezen insanın ihtiyaçları ve onların doğrultusunda geliştirdikleri ürünlerin benzerlik göstermesi. Konuşurken aynı şeyleri söyledik. Basit, ucuz, sağlam ve kırılırsa her yerde bulunabiliyor.
Güne güzel bir kahve ile başladım bugün. Kahve içmeyi çok seviyorum ve her fırsatta bir çok yerde kahve deniyorum. Aslında iyi kahveyi bulmak kolay ama iyi bir espresso makinesi ve onu kullanabilen birini bulmak zor. :) İlginç bir ayrıntı daha, buralarda ve hatta Orta Amerika'da çay içme kültürü pek olmadığı için ve kahveyi de makinede yaptıkları için su ısıtıcıları (kettle) hiç olmuyor. Sadece kaldığınız otellerin mutfağında değil, kaldığımız evlerin mutfaklarında da yoktu. Çaydanlık gibi bir şeyde bulamıyorsunuz. Suyu ısıtmak için tenceye su doldurup ocakta ısıtıyoruz sürekli. Ocak yoksa mikrodalgayı kullanıyoruz. Hazır kahvesi ile meşhur Kolombiya'ya gelmişken biraz merak edip internetten baktım. Dünyada en çok kahve üreten (~%11) 3. ülkeymiş. İlk sırada %33 ile Brezilya, ikinci sırada ise %21 ile Vietnam varmış. Brezilya resmen açık ara önde. Ayrıca Brezilya en çok kahvenin tüketildiği ülkelerden biriymiş de. Oraya gidince de bol bol içmek lazım.
Hazır yüklemeyi başarmışken Cartagena'dan biraz sokak videoları paylaşayım. Hani sokaklar müzik ile dolup taşıyor demiştim. Abiler her zaman koca hoparlörleri dayayıp müzik yayını yapmıyorlar. Bazen de kendileri çalıyor ;)
Ahh Cartagena'da bu otobüsün dolusunu ve yolda olan halini çekmeyi çok istedim ama olmadı bir türlü. Meydan da yolcu beklerken görünce çekip paylaşmak istedim. Bu otobüsün içine biniyorsunuz, bangır bangır müzik eşliğinde eğlene eğlene geziyorsunuz. Ne zaman bu otobüs yakınlarımızdan geçse içindekileri şarkı söylerken ve oynarken görüyoruz. Zaten sesi çok uzaktan bile gelse hemen anlıyorsunuz bu otobüs olduğunu. Kaldığımız yerdeki yolu çok kullanıyorlardı gece geç saatlere kadar bunların sesini duyabiliyordum.
Evet tam olarak böyle şeylerden bahsediyordum. :) 2 bin metreye kadar çıktık. Manzara ve dağlar çok güzel. Yağmur da başlamadı henüz fakat hala sıcak :)
Kolombiya'da viraj içinde çok fazla hatalı sollama yapan var. Özellikle dağ yollarında gidiyorsanız tırlar virajlara sığmıyor ve arkaları ya da önleri karşı şeride geçiyor. Onun için sola dönüşleri genişten, sağa dönüşleri ise içten alıyorum sürekli. Virajın içine girdiğinizde karşınızda sizin şeride doğru kaymış bir tır görmeniz çok muhtemel. Fotoğrafta önümde giden otobüs aynısı yapıyor viraja giderken genişe çıkıyor ve karşı şeride geçiyor. Onur (AyferOnur Seyahatnamesi) ile konuşurken bu konu hakkında çok güzel bir şey söylemişti :) Baya gülmüştüm o zaman. "Eğer o virajı alırken şöyle kontra yapayım, böyle kuralına uygun genişten döneyim dersen karşıdan gelen tır kontrayı kolunun altına verir gönderir seni" demişti.
Uzun süre işte bu vadinin içinde döne döne ilerledikten sonra artık tırmanıp vadinin öteki tarafına geçeceğiz. Bugün yola çıktığımızdan beri çok güzel yerlerden geçtik. Verimli bir gün :D
Dağlar bizi çağırıyor :) Virajlara tırmanmaya başlıyoruz bundan sonra yollar eğlenceli olacak. Çok uzun bir süre dağların üzerinden gideceğiz artık.
Nerde kalmıştık :) San Gil'e doğru gidiyorduk. Sabah çok erken olmasa da 8 gibi kalktık. Aslında daha erken uyandık çünkü nedense herkes çok erken (saat 6) gibi uyanıp gürültü yapıyorlar. :) son kaldığımız 3 yerde aynı şekildeydi. Dün marketten ve fırından kahvaltılık malzeme aldığımız için otel odasında yapalım dedik. Yol kenarı restoran dışında oturacak yer bulmak pek mümkün değil. Bugün 70km sonra dağ yollarına çıkmaya başlayacağız. Sonrasında uzun bir vadi geçişi var. Bucaramanga'yı da geçip San Gil isimli küçük bir şehre gideceğiz. Yaklaşık 270km yolumuz var. San Gil çevresinde yapacak bir sürü şey var onun için orada 2-3 gün kalırız diye düşünüyorum.
Kolombiya'da çok fazla motosiklet var. Özellikle trafik ışığında durunca öne geçiyorlar ve orada birikiyorlar. Fakat sürekli bir birlerinin önüne geçmeye çalıştıkları için bazen durduk yere grup halinde o onun o onun derken ilerliyorlar. Bu kısacık videoda bile hiç durmadan onlarca motosiklet geçiyor.
Evet sonunda dağlara vardık. Yarın kısmetse bu dağlara çıkacağız. Sıcaktan kurtulacağımız kesin ama bu sefer de yağmur yüzünden şikayet edebiliriz. Bakmayın şikayet ettiğimize böyle durumlarda İstanbul'da masa başında çalıştığım zamanları düşünüyorum mutlu oluyorum. :D
Bugün ne çok kamyon solladık. Uzun zaman olmuştu bu kadar kamyon görmeyeli de sollamayalı da. Bu gezide zaten ilk olmuştur. Daha önce Nordkapp'dan Rusya üzerinden dönerken San Petersburg ve Moskova arasında vardı. Şimdiye kadar benim için oranın rekorunu kıran herhangi bir yer olmadı. 2 gün boyunca saatlerce sonu gelmeten bir tır trafiğini solladığını hatırlıyorum.
Herkese günaydın, Kolombiya'dan kucak dolusu sevgiler :)) sabah güzel bir havaya uyandık. Gerçi hala 29 derece ama olsun. Güneşli ve bulutsuz. Yağmur bulutları olmayınca hava daha hafif gibi geliyor. Bugün yaklaşık 250km yol giderek Aguachica gitmeye çalışacağız. Orada ne var derseniz, hiç bir şey yok dünkü gibi sadece yol üzeri yatıp devam edeceğiz. Sonraki gün kısmetse gezmek istediğimiz ilk yer olan San Gil'e ulaşırız.
Kaldığımız otele yürüye yürüye geri döndük. Bir süre sonra arkamızdan kapı çalındı. Herhalde resepsiyondaki adam bir şey diyecek diye düşündük. Kapıyı bir açtık karşımızda tavuk yediğimiz yerdeki kız. Elinde bizim verdiğimiz paralardan biri olan 5bin var ve göstererek bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Önce eksik ödediniz demeye çalışıyor herhalde dedik. Kağıt 10bin ve bozuk binlik vermiştik hesap tamdı dedik. Kadın diğer elinde onları da gösterdi. Hımm biz yemeği 8bin çarpı iki 16bine yemiştik. Sanırım kadın 10'ar liradan 20 vereceksiniz demek istiyor diye düşündük. Kadını da alıp restoranta gittik. Duvarda kocaman bir afiş vardı onu göstereceğiz. Yediğimiz tabak ve yanında 8bin yazıyor. Kadın yok yanına patates koydum diyor. Yanı fotoğrafta tavuğun yanında tabakta hem patates hem de salata var. Biz sadece salata koyma dedik diye anlatmaya çalışıyoruz. Anlaşamıyoruz, kadın 5bini gösterip duruyor sürekli. Sonra kadın orada duran başka bir adama seslendi. Adam dönüp bir şeyler dedi ama söylediklerinin içinde 5bin ve Costa Rica kelimelerini yakaladım. :)) O an anladım ki kadına verdiğimiz paraların içindeki 5bin kağıt para peso değil Costa Rica parası olan colones'miş. :) Hep beraber iyi güldük sonunda. Özür dileyip peso verdik. Sürekli ülke değiştirince paraların şekline şemaline değil sadece yazan rakamlarına odaklanıyorsunuz. Doğal olarak üzerinde 5bin yazan bütün paralar sizin için aynı oluyor. Bu arada 5bin colombia pesos 1,5$ yaparken 5bin Costa Rica colones 9,5$ yapıyor. Yani biz aslında 6 katını vermişiz ama parayı bozduracak yer olmayınca bir kağıt parçasından öte bir şey değil. Hiç para unutmazdım bu nasılsa kalmış cebimde. Bizimde işimize yaramaz. Yolda bu tarafa gelen birine denk gelirsek ona veririz artık.
Çok acayip bu küçüçük yerde yol üzerinde dizili 2 tane market, 1 tane eczane, 3 tane tavukçu, 3 tane motosiklet tamircisi, 3 tane otelimsi yer ve 4 tane de bilardo oynanan yer var. Her biri de ayrı ayrı son ses müzik çalıyor. Buranın olayı nedir çözemedim. :) Çıktık tavukcunun birinde yemek yedik, bakkaldan sabah için bir şeyler aldık. Burada yabancı olduğumuz ve onların da hiç alışık olmadığı o kadar belli ki yakalayan soru sormaya ve sohbet etmeye çalışıyor. Böyle ara yollar ve küçük yerler insanları tanımak için daha eğlenceli oluyor. İspanyolca konuşmayı isterdim. Büyük ihtimal geç saate kadar bizi kimse bırakmazdı, sohbet etmek isterlerdi. Zor anlaştığımız halde büyük sabırla ve hep gülerek yeni sorular sorup ne yaptığımızı, neden orada olduğumuzu, nerden gelip nereye gideceğimizi öğrenmeye çalışıyorlar.
Gözümüze 280km uzaklıkta Bosconia diye küçük bir kasabayı kestirdik. Yol üzeri otel bulur, sabah erkenden devam ederiz diye planladık. Biraz hava şartları biraz da yol durumları yüzünden 230 km ancak yapabildik. 50km kala hava kararmaya başladı ve yağmurda arıştırınca geri dönmeye karar verdik. Çünkü tekrar ıslanmak istemiyoruz ve arkamızda da hava güzel. 6-7km önce geçtiğimiz bir kasabaya geri döndük. Burası o kadar küçük ki haritada sadece ismi var. Yol üzerinde Hotel yazan bir yere daldık. Yeni yapılmış ve temiz sayılır. Hemen yerkeleştik. Motorlar içinde arka tarafta üzeri kapalı bir yer gösterdiler' oraya koyduk. Hemen otelin avlusuna ip gerdik ıslak ne kaldıysa üzerimizde astık. :) Ufak bir sorun var şimdilik burada elektrik yok. Gelecek sanırım anlamadık.
Yağmuru bekledik bekledik geçmeyince devam ettik. :) Bir güzel ıslandık. 10km sonra yine yağmur durdu ama hava kapalıydı biraz kurur gibi olduk. Gitmeyi planladığımız yere 70km kala güneşi görünce yol kenarında durduk asfalta yattık. :) Çünkü eğer ıslak gidersek kıyafetler kurumayacak ve sabah yine ıslak giyeceğiz. Her şeyi güneşe serdik, biz de serildik acayip iyi geldi. Çok araç da geçmiyordu durduğumuz ormanın içinde. Pek bir sessiz ve huzurlu geldi. Bir ara kamp yapasak ne güzel olur diye düşündük hatta. Fakat ne burayı tanıyoruz henüz, ne de yanımızda su, yiyecek var. Onuniçin şimdilik erteledik. Biraz kuruyalım devam edeceğiz. Zaten havanın kararmasına 2 saat ancak kaldı.
Hahaha erken konuşmuşum yine hava kapandı ve yağmur başladı. Burada nokta atışı bölgesel yağmur çok yaygın anlaşılan. Fotoğrafta anlaşılmıyor ama ilerde virajın bittiği yerde deli gibi sağnak yağmur yağıyor. Giderken ilerde perde şeklinde yağmur yağdığını görebiliyorsunuz. Böyle sis tabakası çeklinde görünüyor. 50mt gerisinde durup beklerseniz ıslanmazsınız. :) Bazen güneşli bile olabiliyor. Bu sefer yağmuru gördük ama yine de devam ettik. Belki geçenki gibi az yağıyordur dedik. Sıcak diye yağmurlukları yine giymedik. Fakat deli gibi yağıyordu. Yağmurun içinde 300mt ancak gittik geri döndük 50mt gerisinden yine seyretmeye başladık. :)
Yağmur bitti tekrar güneş açtı hatta sanki hiç yağmur yağmamış gibi her yer kup kuru :) hava hala sıcak oldupu için bizim üzerimizdekiler de kurudu. Hala ara yollardan devam ediyoruz. Genelde çok trafik yok ona rağmen hatalı sollama çok fazla yapıyorlar. Karşıdaki adam dümdüz yolda seni görüyor selektör yaka yaka sollamaya çıkıyor. Bazen emniyet şeridi olmuyor frene basıp duruyoruz :) karşıdan gelen abinin gönlü olursa ya da sollamayı başarabilirse geri şeridine geçiyor. Orta Amerika'da trafik buradan çok daha iyiydi. En aZından motorlara biraz daha dikkat ediyorlardı.
Cartagena'dan çıkmak çok kolay olmadı. Şehir içinde her yere yürüyerek ya da taksi kullanarak gittiğimiz için trafik olayını anlamamışız. Son 1 saatte sadece 12 km yol yapabildik. O kadar çok motosiklet varki her biri sağınızdan solunuzdan resmen yan çantalara sürte sürte geçiyorlar. Hava da 34 derece ve güneşli olunca biraz eziyetli oldu. Sıcaktan bayıldığımız için ara yollardan gidip dağlara çıkalım dedik. Çıktık da ama orada bizi yağmur bekliyormuş. :) Yağmurluk giymeye üşendiğimiz için durduk bekliyoruz belki (bir ümit) durur diye.
Kolombiya rotamız hazır, biz dinlendik hazırız, o zaman Kolombiya maceramız başlasın ;) Çok erken olmasa da 10:30 gibi yola çıkıyoruz. İlk olarak Boğota yolu üzerindeki San Gil'e gideceğiz. Buradan yaklaşık 800km mesafede artık kaç günde gidersek.
Bugün sonuda vakit ayırıp biraz Kolombiya için çalıştık. Uzun bir yolculuk olduğu için heryeri bir anda oturup çalışmak imkansız gibi bir şey. Onun için genelde yeni bir ülkeye girmeden önce ya da girdikten hemen sonra araştırıp gitmek istediğimiz yerleri çıkarıyoruz. Genelde rotayı nasıl çıkardığım sorusu çok soruluyor. Bütün gezilerimde soruldu. Aslında hep aynı yöntemi kullanıyorum. Önce gideceğim yeri internette araştırıyorum. Blogları okuyorum, Lonely Planet okuyorum, varsa daha önce gidecek olan tanıdıklara soruyorum, v.b. Beğendiğim ya da gitmeyi düşündüğüm yerleri haritada işaretliyorum. Zaten ülkeye girdiğim yer belli çıkacağım yere göre görmek istediğim noktaları kapsayacak bir rota çıkarıyorum. Bazen düz bir hat şeklinde oluyor bazen de dönüşlü, git gelli bir rota olabiliyor. Tamamen nereyi ne kadar görmek istediğim ile alakalı. :) Nerde ne kadar kalacağıma ise oraya gidince karar veriyorum. Bu tabi taslak bir rota oluyor yoldayken değişebiliyor. Çünkü yolda tanıştığınız yeni insanlardan yeni bilgiler öğrenebiliyorsunuz ona göre yeni bir yere gitmeye karar verebiliyorsunuz ya da gitmekten vazgeçiyorsunuz. Bazen de hava şartlarına ya da yol şartlarına göre yolu değiştirebiliyorsunuz. Bu gezide de aynı yöntemi uygulamaya devam ediyoruz. Kolombiya içinde örnek bir çalışma yaptık ve taslak bir rota çıkardık. Sanırım bir ay ya da biraz daha fazla Kolombiya'da kalırız. Görmek istediğimiz yerler; San Gil, Salento, Zipaquira, Villa De Levya, Barrichara, Cali, İpiales, San Agustin, Neiva, Macarena Irmağı, Manizales, Popayan, Pasto, Volcán Galeras, Laguna Verde, Medellin, Bogota, Sopo... Artık gerisine yolda bakarız.
:) Bunu görünce gerçekten çok şaşırdım. Videoyu çekerken de çok eğlenmiştim şimdi seyredince yine gülümsedim. Çünkü bizde ışıklarda arabanın camını silenler olur, burada saksafon çalanlar var. Müziği ne kadar sevdiklerini ve dinlediklerini siz düşünün artık. Biraz oturup seyrettik gerçekten de para verenler var. Zaten veren olmasa burada çalmazlardı diye düşünüyorum. Bu arada daha önce yazmayı unuttum çünkü videoya çekme fırsatım olamamıştı. Meksika'da da ışıklarda akrobatik gösteriler yapanlar ya da hokkabazlar çok vardı. Bir tanesini bile çekemediğim için çok üzülüyorum. Gördüğüm en farklı şeylerden biriydi.
Garaffiti konusunda Kolombiya'nın başarılı olduğunu daha önce okumuştum. Cartagena'da şehir merkezinde gezerken hiç görmemiştim. Sonradan internette arayınca Şehir merkezinin hemen yakınındaki Getsemani bölgesinde olduğunu öğrendim ve hemen oraya gittim. Neredeyse bütün sokaklarda birbirinden ilginç ve kocaman duvar cizimleri var. Eski sokak duvarlarının üzerinde her birine çok emek verilmiş çok güzel çizimler var. En çok ilk çizimi beğendim. Karşısına oturup uzun uzum ayrıntılarını inceledim.Zamanla silinecek olması üzücü.
Cartagena bu kıtadaki en çok sevdiğim şehirlerden birisi oldu. Her sabah kalkıp bir gün daha kalsak ya dedim. :) Umarım Kolombiya'nın gerisi de böyle güzeldir. Şehri gezerken yüksek binaların olduğu bölgeye hiç gitmedik. Sadece gemideyken görmüştük. Sanırım önünde plajlar varmış. Biz Manga bölgesinde kalıyoruz ve Gestemani bölgesine çok yakınız. Onun için Gestemani ve surların içinde olan eski şehri gezdik sadece. Gerçi Gestemani de ayrı bir surun içindeydi. :) Her iki bölge de çok güzeldi. Merkezdeki bir çok yer yenilenmiş ve biraz daha turistik. Genelde satıcı dışında yerli halk pek yok ve tabii pahalı. Gestemani ise daha bakımsız yapıların olduğu ve halkın da yaşadığı bir bölge. Yine turistler vardı fakat fiyatları daha uygundu. Bizim kaldığımız kesim ise daha çok müstakil evlerin olduğu ve turistik olmayan bir bölge. Böyle anlatınca büyük bir şey gelmesin aklınıza Manga, Getsemani ve merkez yan yanalar ve yürüyerek dikine 2-3 km'de geçersiniz. :)
Öğleden sonra güneş azalınca bahçeye çıkıp biraz motorlara baktım, sağını solunu kontrol ettim. CRF'in zinciri değişeli 10bin kilometre oldu. Onu biraz gerdim. Onun dışında gemide taşıma sırasında maneti, elcik koruması filan kaymıştı onları da düzelttim. Yakında yağ değişimleri geliyor. CRF için yağ filtresi bulmam gerekiyor. Artık Medellin'de bakacağım. WR'in ise uzun süredir hava filtresini çıkarıp temizlemek istiyordum. Yanıma yedek hava filtresi süngeri almayı akıl etmişim ama nedense hava filtresi yağ spreyini almayı akıl edememişim. :/ Orta Amerika'da bakındım ama bulamadım. Filtreyi temizledikten sonra yağlayamayacağım için öyle kullanmaya devam etti. Son zamanlarda benzin sarfiyatı bir hayli artınca en azından elimdeki yedek sünger (hazır yağlıydı) değiştirdim.
Hani burada her yerde papağan var demiştim. İşte size bir örneği daha :) yolda yürürken tepenizden ordu halinde papağan sürüsü uçabiliyor. Hem de şehrin ortasında. Seslerinden direk ayırt edebiliyorsunuz. Biz de ancak evlerde beslenebilecek bu kuşların burada böyle sıradan bir kuş olması çok acayip geliyor. Tahmin edin bunlar evlerinde ne besliyor? Mesela Afrika kuşu olan kanarya ve ya Avusturalya kuşu olan muhabbet kuşlarını çok besliyorlar. Çok acayip değil mi? Onların sokak hayvanlarını biz alıp besliyoruz. Onlar da başkalarının sokak hayvanlarını alıp besliyor. Biliyorum video çok iyi değil ama ancak bu kadar yakalayabildim :(
Bu Kolombiyalılar müzik ve dans olayını gerçekten seviyorlar. Sokakta boya yapan, saç kesen, temizlik yapan, artık aklınıza ne tür iş geliyorsa hepsini yaparken beraberinde kesin müzik de oluyor. Koca koca hoparlörleri kapının önüne koyup son ses müzik çalıyorlar. Hatta bazen iki üç tanesi bir birine yakın olunca seslerin hepsi birbirine karışıyor. Gerçi ev ya da dükkan da olması gerekmiyor. Seyyar satıcılar tezgahlarında, çöp toplayanlar bellerinde küçük hoparlörler ile müzik dinlemeye devam ediyorlar. Kulaklık kullanımı pek yaygın değil buralarda :D
Bir şeylere acele etmeden ve canımızın istediği kadar bir yerlerde kalabilmek ne güzelmiş. :) Gemi olayı bittiği ve artık Güney Amerika kıtasına geldiğimiz için tatil günleri dışında takvim ile alakamız kalmıyor. Tatil günlerinde (örneğin yılbaşı) turistik yerlerde yer bulmak zor ve pahalı oluyor. Onun için ucuz bir yerde tatilin bitmesini beklemek daha mantıklı oluyor. Neyse konu dağıldı. Kalktık kendimize güzel bir kahvaltı hazırladık. Gerçi bu kahvaltıyı nerdeyse her sabah hazırlıyoruz. :) Dün uzun uzun şehrin arka sokaklarında gezmiştik. Bugün Cartagena ile ilgili fotoğraflar ve videolar paylaşacağım. Ayrıca biraz Kolombiya rotası üzerinde çalışmayı düşünüyoruz. Belki (eğer canım isterse) biraz da motorları elden geçirmek niyetindeyim. Yağına, suyuna, havasına bakayım.
Bu elimden bile daha büyük olan kocaman kelebek arkadaşı Guatemala'da ormanda görmüştük. Bir yere konsun diye bir süre takip ettik. Çünkü nedense konacakmış gibi yapıp konmadan dakikalarca uçabiliyorlar. Fakat sonunda yakalayabildik. :) Daha önce belgeselde seyretmiştim ismi Baykuş Kelebeği (Owl Butterfly) çünkü kanatlarındaki göz baykuş görüntüsünü taklit etmek ve kendini avcılara karşı korumak içinmiş.
Uzun zamandır sokakta kedi görmüyordum. Daha önce Amerika ve Orta Amerika'da kaldığımız yerlerde tek tük kedi oluyordu, seviyordum. Hep köpek besliyorlar. Köpekleri de severim ama genel olarak kedilere karşı daha bir sempatim var. :) Cartagena'da sokakta kediler var. Bizdeki kadar çok değiller ama yine görebiliyorsunuz. Ayrıca sağlıklı görülüyorlar. Bu tekiri kucağıma aldım, seve seve sokakları gezdim. Sanırım kucağa alınmaya çok alışkın değiller, bir şaşırdı önce ama sevmeye başlayınca iyice yayıldı, yerleşti :) Buraları gittikçe daha çok sevmeye başladık. Zaten bir gün daha kalmaya karar verdik. Her gün bir gün daha diye diye uzatıyoruz. ;)
Amerika'da karga ve kuzgun çok görüyorduk. Bir de bunların yanında daha küçük olan ama en az karga kadar akıllı Grackle kuşlarını çok görmeye başladık. Acayip taklitci kuşlar ve onlarca farklı ses çıkarabiliyorlar. Bir ara papağanlarla çok karıştırıyorduk ama artık yemiyoruz. :) Daha önce yolculuklarımda karga görmediğim ülke nerdeyse olmamıştı. Orta Amerika'da Meksika'dan itibaren kargalar gittikçe azalmaya başladı ve uzun süredir de hiç görmedim. Karga kadar akıllı, uzun ömürlü bir kuş nasıl buralara gelenemiş şaşırdım. Buralara resmen Grackle hakim. Hem tipleri hem de sesleri çok daha güzel :) Video Meksika'da ismini bile hatırlayamadığım küçük bir kasabada gün batımı sırasında çılgınlar gibi ötüşen Grackle kuşlarına ait. O kadar çok ses çıkarıyorlar ki kendi aramızda konuştuklarınızı bile duyamıyoruz. Yüksek sesle seyrediniz :)
Meksika'dan sonra Orta Amerika'da yiyecek pek bir şey bulamadık desek yalan olmaz ya da Meksika'da yiyecek o kadar çok şey vardı ki diğer ülkelerdekiler yetemedi bize. Karnımız doysa gözümüz sürekli aç kaldı. Özellike sokak satıcıları çok iyiydi Meksika'da. Bir de çoook ucuza tıka basa doyuyorduk. Bir sürü taco çeşidi vardı. Videoda onlardan biri var. Şimdi Kolombiya'dayız ve burada da fena değil gibi. Sokakta yiyecek çok alternatif var.
Orta Amerika'da sınır geçişleri o kadar uzun sürüyordu ki uzun uzun sohbet edip, çok gülüyorduk. Bence sınır geçişlerinin en eğlenceli kısmı buydu. Özellikle de Onur (AyferOnur Seyahatnamesi) ile birlikte seyahat ediyorsanız orantısız gülme garantisi var. Şimdi Kolombiya'da onlar ayrılıp önden gitmeye başladı. Çünkü buraları daha önce gezmişler. Biz ilk defa geldiğimiz için oyalanacağız biraz. Belki onları tekrar görürüz, belki bir daha yolda görüşemeyiz. Bilmiyorum ama beraber çok güldük, eğlendik ve güzel anılar biriktirdik. Hayatımızın geri kalanında mutlaka görüşmeye devam ederiz zaten ;) Yolları açık olsun.
Sabah erkenden kalktık toplandık ve yola çıktık. Yok yok şaka yapıyorum ne yolu, ne motoru, bir güzel uyuduk. :) Ben yatarken kulak tıkaçlarını da takmıştım çünkü öğlene kadar uyuyacam demiştim. Gerçekten de 11:30'da kalktım. Yola çıktığımızdan beri bir ilk olabilir. Hani 4 gün üst üste bir yerde kalmadık demiştim. İşte onu da yapacağız. Dün gece 3 olmuştu, bu gece de kalalım 4 olsun dedik. Yani anlayacağınız anlatacak pek bir macera olmadı henüz :D Hazır yeni bir şeyler yokken eski video ve fotoğraflardan anlatmadığım hikayelerden paylaşırım biraz. Önce bir kendimize gelip, kahvaltı yapalım.
Bütün motorları indirdik ve dizip bir hatıra fotoğrafı çektik. Yol boyunca bir çoğu ile karşılaşmıştık hata bazıları ile beraber de seyahat etmiştik. Fakat bundan sonra bir çoğunu bir daha hiç göremeyeceğiz. Çünkü biz onlara göre oldukça yavaş ilerliyoruz. Belki önümüzdeki 1-2 hafta tekrar karşılaşırız fakat sonrasında zor. Onun için ayrılırken hepimiz iyi yolculuklar ve bol şans dileyerek vedalaştık. Umarım herkes varmak istediği yere sorunsuz bir şekilde varır ve güzel maceraları olur.
Sevgili motorumun uçarak da olsa tekerleri Güney Amerika topraklarına değiyor. :)
Motorları indireceğimiz liman burasıymış. Yarım saati için 400 küsür dolar veriyormuş ondan çok hızlı indirmesi gerekiyormuş. Biz anahtar teslim anlaştık zaten ister yarım saatte indir ister bir saatte :) Şimdi yanaşıyoruz. Vay beee sonunda Güney Amerika'ya motorlarımız ile girmiş olacağız. Yolculuğa burası için çıkmıştık ve yaklaşık 150 günde 20binden fazla kilometre yapıp sonunda buraya ulaştık.
Sabah yine yeniden 7 gibi erkenden kalktık. Artık bir yerde kalıp saat 10'a kadar uyumak istediğim doğrudur. :) Hatta yola çıktığımızdan beri (yaklaşık 5 ay oldu) 4 gün üst üste kalabildiğimiz bir yer de olmadı. Gemi işi bittikten sonra ilk yapacağımız şeyler bunlar olacak. Burada kaldığımız yeri önceden ayarlamıştık fakat hava o kadar sıcak ki klimasız kalınacak gibi değil. Özellikle de gemiden sonra ruhumuzu teslim ettik resmen. Onun için buradan çıkmaya karar verdik. Fakat önce motorların işlemlerini halletmek için kaptanın dediği gibi saat 9'da botun bizi bıraktığı yere geri geldik. Herkes tam kadro botu bekliyordu. Tekneye geçtik motorların brandalarını açmışlar ortaya toparlamışlar. Şimdi oturup gümrük memurunun canı ne zaman isterse o zaman gelmesini bekleyeceğiz. Umarım çok geç kalmaz :)
Sağolsun takip eden bir çok kişi nasıl olduğumuzu sormuş. Onun için açıklama yapmak istedim. Biz Panama'dan tekneye bindikten bir gün sonra Panama ve Orta Amerika'nın bir kısmını tropik fırtına vurdu. Kaptan zaten gece sabaha kadar tam gaz Panama'dan Kolombiya'ya doğru sürdü. Bizi sıyırdı geçti. Şimdi de Orta Amerika tarafında deprem olmuş :( Biz artık Kolombiya'dayız ve depremi hissetmedik bile. Kısacası biz iyiyiz ve buralarda her şey yolunda. Düşünüp mesaj atan, bizi soran ve uyaran herkese teşekkür ediyorum. Macera devam ediyor ;)
Kafamı yastığa koydum uyumaya çalışıyorum ama gözlerimi kapatınca sanki hala sallanıyorum gibi geliyor. :) Bu aletler hep böyle sallanıyorsa insanlar nasıl 10-15mt'lik tekneler ile okyanusları aşıyorlar. Alışılıyor herhalde bilemedim. Bana göre mi onu da bilemedim.
Evet tekneye geçtik, pasaportlarımız hazırmış onları aldık. Fakat tahmin ettiğim gibi motosikletler henüz bitmemiş. Şimdi tekrar şehre dönüp gece uyuyup sabah 9'da buraya gelecekmişiz. Kaptan gümrük memuru gelip motorları kontrol ettikten sonra indirme alanına gideceğiz dedi. Bütün eşyalarımızı alacakmışız. Çünkü tüm motorları indirmek için sadece 30dk varmış. Eşyalarınızı önceden götürün yarın sadece motorlarınıza binip gidersiniz dedi. Peki dedik yapacak bir şey yok. Geldiğimiz sala tekrar bindik en azından bu sefer pasaportlarımız var ve kaçak değiliz. :D Kolombiya'daki bir günlük kaçak maceramız sona ermiş oldu. Kalacak yeri önceden ayarlamıştık. Onun için direk oraya gidip yerleşeceğiz. Bir güzel duş alır sonra yatıp uyuruz. Alışkın olmayan bünyelerimiz için tekne yolculuğu yorucu geldi.
Tekneden gördüğümüz kocaman kocaman yüksek binaların arkasında Cartagena'nın surlar arkasında küçük sevimli bir kolonyal şehir merkezi varmış. Aslında çok küçük değil ama yüksek binaların yanında küçük kalmış. Çok fazla gezmedik. Ne de olsa motorları aldıktan sonra canımızın istediği kadar burada kalabiliriz. Artık yetişmemiz gereken bir gemi yok! İlk olarak para bozduracak banka aradık durduk. Nedense hepsi bozmadı. Bulduğumuz da pasaportun renkli fotokopisi olduğu halde bile kabul etmedi. Araya araya bir komisyoncu bulduk, ona bozdurduk. Fakat kur çok düşük verdiği için 20$ bozdurduk sadece. İkinci olarak burada internet için kullanacağımız lokal hattı satın aldık. Orta Amerika boyunca kullandığımız Claro burada da varmış 1GB için sim kart dahil 10$ ödedik. Sonra markete gidip biraz alış veriş yaptık. Saat zaten 14'ü geçmişti. Teknenin bizi bıraktığı yere yürümeye başlamıştık ki Onur'lar yemek yiyoruz yakınlardaysanız gelin diye yazdılar. Bir baktık 50mt ilerimizdelermiş. :) Hadi biz de oturduk yedik. Sonra beraber teknenin alacağı yere gittik.
Sonunda kaptan geldi!!! Hem pasaport hem de motosiklet için gümrük işlemlerinin başladığını söyledi. Motosikletleri belki belki bugün alabilirsiniz dese de bence yarın ancak alabileceğiz. İşin kötüsü pasaportlar da bitmemiş. Fakat ne biz ne de kaptan bizi bir gece daha yatırmak istemediği için bizi pasaportlarımız olmadan kıyıya bırakacağını söyledi. Gidin kendinize kalacak yer ayarlayın, işlerinizi halledin, takılın sonra saat 15'de geri sizi bıraktığım yere gelin, pasaportlarınız o zamana biter veririm. Eğer motorsikletler de hazır olursa size koordinatları gönderirim oraya gelirsiniz almaya dedi. Biz nasıl kaçak olarak mı? pasaport olmadan kalacak yeri nasıl yapacağız? para nasıl bozduracağız? Sorular sorsak da pasaportun göçmenlik bürosunda olduğunu söylersek bir şey olmayacağını söyledi. Bildiğiniz küçük bir sandala doluştuk şehrin kıyısına doğru gittik, bir iskelede bizi bıraktılar ve Kolombiya'ya girmiş olduk. Hahah böyle hayal etmemiştim.
Geminin ne kadar sallandığı ve ortam biraz anlaşılıyor bu videoda. Zaten kimsede ses yoktu herkes oturmuş bir tarafa bekliyordu. Dün akşam Cartagena'ya varmadan hemen önce çektim bu videoyu. Yelkenleri kapatmışlardı. Onlar açıkken daha bir sallanıyordu gemi.
Evet bu da benim motorumun gemiye yüklenişi :) Bu vinç işi oldukça iyiymiş çok hızlı şekilde yükleyebiliyorlar. Gemi bu iş için tasarlanmadığından başka türlü nasıl yüklenebilirdi onu da bilmiyorum. Gemi 1903'de yapılmış. Evet şaka yapmıyorum. Motoru ise sonradan 1950'lerde takılmış ve hala da o motoru kullanıyor. Gemideki her şey son derece eskiydi. Ara ara modernizasyon yapılmış sanırım fakat yine de çok eskilerde kalmış.
Sabah erkenden kalktık. Çünkü sabah 8'de belli olur demişti kaptan. Akşam sallantısız güzel bir uyku çektik demek isterdim ama bu sefer de sıcak ve havasızlıktan dolayı telef olduk. :) Gemi hareket ederken rüzgar vardı, fena değildi. En güzel bugünkü kahvaltımız güzel. Kaptan ortalıklarda yok. Sanırım pasaport ve gümrük işlemlerini halletmeye gitti. :) Hepimiz kaptandan gelecek haberleri bekliyoruz. Bir kaç saate kokusu çıkar. Çok ümidim yok ama umarım bugün çıkabiliriz. En azından biz çıkalım motorları sonra alsak da olur. :)
Kaptanımızdan yeni bir haber geldi. :) Bizim gümrük işlemlerini yapacak olan adam dün vefat etmiş. :) Bu taşıma işini yapan kimse yok normalde ve bu kaptan da bir yolunu bulmuş yapıyor. Ne olacak, başka bir muameleci halleder diye düşünüyoruz ama kaptan bizden daha endişeli görünüyor. "Sabah 8 olsun bakacağız neler olacak" dedi.