Facebook üzerinden yapılan anlık paylaşımlar...
Kolombiya'da kestirme diye bilmediğin yollara girmemek lazım :)
Kolombiya Medellin'de evinde kaldığımız Pablo ve ailesi ile hatıra fotoğrafı çektik. Şimdiye kadar kaldığımız en güzel yerdi. Kendi evimizde gibi hissettik. Zaten 6 gece kalarak en uzun kalma rekorumuzu burada kırdık. :) Uzun süre yolda olunca bazen evi olmasa da ev ortamını özlüyorsunuz. Hani hiç bir şey yapmadan evde oturursunuz sadece, ne bilim bir şeyler okursunuz, film seyredersiniz veya yemek hazırlarsınız. İşte bunlar özleniyor. Ara ara böyle güzel yerlere denk gelince çıkıp şehri gezesimiz bile hiç gelmiyor. Pablo sürekli şuraya gidin buraya gidin diye uğraşıp duruyor. Büyük ihtimal neden sürekli evde oturduğumuzu da anlamıyor. Düşünsenize onbinlerce kilometre motosiklet ile Kolombiya'nın en güzel yerlerinden birine geliyoruz ve evde oturuyoruz.
Bugün yani 5 günün ardından sonunda çıkıp biraz şehri gezebildik. Bizim kadığımız El Poblado bölgenin sanki Kolombiya ile alakası yok. Her yerde siteler, tertemiz sokaklar, iyi giyimli insanlar ve arabalar dolanıyor ortada. Şehrin en güvenli bölgesi de burası zaten. O kadar güvenli ki kaldığımız evin kapısını bile kitlemiyoruz. :D Fotoğraflar daha kalabalık ve normal Kolombiya gibi görülen eski şehir merkezi La Candelaria'a ait. Şu anda yılbaşı zamanı olduğu için akşam sokakları trafiğe kapatıp ışıklı gösteriler yapıyorlarmış. Akşam da gidip tekrar bir bakmayı düşünüyoruz.
Burada motosiklet olayı çok ilginç gerçekten. Tamam kabul ediyorum bir Tayland kadar çok motosiklet yok ama yine de az değil :) Outdoor malzemesi aramak için 3-4 tane farklı AVM'e girdik. Hepsinde motosiklet için ayrı bir giriş ve ayrı park yerleri vardı. Girişler acayip dar ve dönüşlü. Yan çantalar ile girmeniz imkansız. Çanta olmadan bile karşıdan motor gelince geçmek için durmanız gerekebilir. Genelde motor park yerleri çok büyük ve yüzlerce motosiklet okuyor. Park yerine girerken 2 kişi giremiyorsunuz. Artçı girişte inip bekliyor. Otoparklarda plakayı okuyan bir sistem var. Kart veriyor ve o kart olmadan çıkamıyorsunuz. Diğer ilginç olan, burada kaskların üzerinde motosiklet plakasının yazılma zorunluluğu olması. Eğer artçı varsa onun kaskında da yazması gerekiyor. Eskiden üzerinde plaka yazan yelek giyme zorunluluğu varmış sanırım. Gerçi hala giyen bir çok sürücü görüyorum. Eskiden iki erkek bir motosiklete binemiyormuş. Ben direk Escobar zamanından kalma bir yasak olduğunu düşünüyorum. Artık bu yasak yokmuş. :)
Bizde tavuk suyuna şehriye çorbası olur, Kolombiyalılarda tavuk suyuna muz çorbası var :)
Hazır boş boş duruyorken motosiklet ile ilgili eksikleri tamamlayım dedim. Belki hatırlarsınız 2 ay kadar önce Belize'de yağ filtrelerini ve lastik sökmek için kullandığım levyeleri yolda düşürmüştüm. Hazır buraları tanıyan ve ispanyolca bilen Sedat'ı bulmuşken motorsiklet malzemeleri satan bir bölgeye gittik. Aynı bizdeki sanayi siteleri gibi ama sadece motosiklet malzemesi var. Ne ararsanız var. Bir sürü dükkana girdim çıktım, eğlenceli bir yer. Aynı Yamaha'da olduğu gibi Honda için de kolayca yağ filtresi bulduk. Çünkü Honda da ortak parça çok kullanıyormuş. XR250 (tornedo) modelinin filtresi CRF250L'e oluyordu fiyatı da 8$'mış 2 tane aldım. Levye olarak da istediğim kadar kısa bulamadım ama mecbur aldım. Çünkü kaybettikten kısa bir sğre sonra lastik patlamıştı. Neyseki ters bir yerde değildik kolayca lastikci bulabilmiştik.
Medellin'de dinlenmeye devam ediyoruz. :) 2 gündür pek bir şey yapmadık. Bildiğiniz oturup film izledik, hamakta yattık sürekli. İstanbul'dan çıkmadan önce YoldanÇık mekanında düzenlediğimiz veda partisine tanıştığımız ve yol boyunca yardım eden Sedat Genç ile bir araya geldik. Kendisi bir süredir Kolombiya'da yaşıyor ve bu tarafa yolu düşen tüm gezginlere elinden geldiğince yardım ediyor. Sağolsun bizi kahvaltıya çağırdı. Menemen yapmış ve çaydanlıkta çay demlemiş. Zaten demlemek için çay bile bulamıyoruz çaydanlık görünce yüzümüz güldü.
Kolombiya'nın ne kadar güzel bir yer olduğunu sanırım fotoğraflardan anlamışsınızdır. Ben biraz da insanlarından bahsetmek istiyorum. Özetle şunu söyleyebilirim güler yüzlü, eğlenceli, konuşkan ve son derece sıcak insanlar. Orta Amerika'da sürekli somurtan insanlardan sonra burası çok tuhaf gedi. Türkçe (dili tanımadıkları için) konuştuğumuzu duyanlar ya da plakamızı görenler anlayamadığı için daha bir heyecanlı bakınıp anlamaya çalışıyorlar. Bazen konuşuyorlar, bazense sadece yaklaşıyorlar ve inceliyorlar. Fakat "Buenos" diye sataşınca hemen gülümseyip konuşmaya giriyorlar. Sonra o konuşma uzayıp gidiyor. Şaka yapmıyorum ingilizce de biliyorlarsa bir saat bile sürebiliyor :) Hızını alamayıp eve davet edenleri bile oluyor. Mesela bu çift ile Guatape'den indiğimizde otoparkta tanıştık. Bizim türkçe konuştuğumuzu duyunca adam bize bakmaya başladı, çözemeyince bize doğru yürüyüp plakamıza bakıp anlamaya çalıştı. Ben de "Turquia" diyince her zaman olduğu gibi şaşkınlıktan ne diyeceğini şaşırdı. Sonra başladı muhabbet. :) Nasıl neşeliler, nasıl mutlular. Özellikle de Kolombiya'yı sevmişseniz ve güzel şeyler söylüyorsanız çok mutlu oluyorlar. Çünkü tanıştığımız herkes ülkesini çok seviyor ve doğa güzellikleri ile övünüyor. Kolombiya'nın dünyanın geri kalanından farklı olduğunu ve onlara özel olduğunu düşünüyorlar. Her gün onlarca farklı örnek yaşıyoruz. 1dk bir şey almak için bile girdiğim bakkaldan gülerek çıkıyorum. Birinde motorları park etmiştik. Tam çıkacağız yolun çıkışını bir kamyon kapattı. Adam indi yanımızdan geçti. Geçerken çıkıyorduk dedik. Bir şeyler dedi hızlıca gitti. Fakat güler yüzlü değildi. 1dk sonra geri geldi. Biz tabi sinir olduk çıkacağız eğer kamyonunu çekersen dedik. Adam üstünden uçarak geçemiyor musunuz gibi bir şey dedi. Fakat henüz gülmüyordu. Bizi daha da gerdi. :) Sonra birden gülmeye başladı. Aslında sadece takılıyormuş bize sonra kısacık muhabbet ettik yüzlerimiz yine gülmeye başladık. Acayip eğlenceli bir adammış meğer :) Kısacası Kolombiyalılar benim için Ruslardan sonra gördüğüm iletişim kurmaya en açık insanlar oldular.
Kısacık bir aradan sonra tekrar merhaba :) Yolumuzu tamamlayıp dün Medellin'e geldik. Burada önceden ayarladığımı bir evde kalıyoruz. 3-4 gün kalmayı planlıyorduk fakat ev o kadar güzel ki daha uzun kalmaya karar verdik. :) Zaten dün paylaşım yapmamıştım bir ev ortamında vakit geçirmenin tadını çıkardım. Ayrıca evin sahini Pablo çok iyi ingilizce bildiği için Kolombiya hakkında aklımızda ne varsa sorup konuşabiliyoruz. 5 aydan fazladır yoldayız onun için eskiyen, hasar alan ya da eksik gördüğümüz malzemelerimizin de burada icabına bakmak için çarşı pazar gezeriz biraz. Aynı yerde 4 gece kalma rekorumuzu bu sefer daha da uzatacağız gibi :) Bu arada 20 gündür Kolombiya'dayız ve sadece 1.500km yapabilmişiz :D Meksika'yı hızlı geçmenin acısını burada çıkarıyoruz sanırım.
Yukardan, kayanın üzerinden bakarken seçtiğimiz yere geldik. Evin köpekleri bizi kovaladığı için içeri giremedik. Köpekler ufaktı aslında ama biraz asabiydi :) Az kalsın paçamdan ısırıyordu. Daha önce Namık (Motoyol) abiyi Güney Amerika'da köpek ısırdığını hatırlayınca arkadaşlar ile aramıza biraz mesafe koyduk. İnsanlar güzel yerlerde yaşıyorlar. Sessiz, sakin ve huzur dolu. Zaten evlerden burada yaşanların gelir düzeyleri iyi olduğu belli. Gerçi dünyanın her yerinde paran varsa güzel yaşayacak güze bir yer bulabiliyorsun. Kolombiya için de aynısı geçerli. Bir emlakçı bulabilseydik soracaktım evin fiyatlarını :D
Dünyanın en tehlike ülkelerinden biri sayılan Kolombiya'da herhangi bir tehlike sezmeden motosiklet ile rahat rahat dolanırken bizim ülkemizde sürekli terör olaylarının olması ve Türkiye'nin burada tehlikeli olarak görülmesi ne üzücü :( Patlamalarda ölenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum :( Umarım güzel ülkemizde daha üzücü olaylar yaşamayız.
Buyrun bu da Guatape'nin yukardan görünüşü. Fotoğrafı çevirip etrafına bir bakın. Ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Çevrede granit değil başka çeşit kaya bile yok. Ortada 200 metreden fazla yüksekliği ile blok halinde duruyor. İnanılmaz gerçekten.
Sağolsun arkadaşlar basamakları numaralandırmışlar :) Neden bir teleferik yapmamışlar onu anlamadım. Burası için kişi başı 18.000 peso yani 20TL civarında alıyorlar ve deli gibi kalabalık. Merdivenlerde kuyruk var resmen. Bir teleferik yapsalar yukarı ve fiyatını da 30bin peso yapsalar eminim daha çok kazanabilirler. Çünkü merdiven olduğu için çıkmayan bir çok kişi var. :)
Evettt burası tam orta noktası. 360 fotoğrafı çevirip aşağı ve yukarı bakarsanız tırmandığımız merdivenleri görebilirsiniz. 200metre civarında tırmanıyoruz. Şimdiden manzara çok güzel. Yukarısını merak ediyoruz. Fakat hava da sıcak olduğu için sürekli mola vererek çıkıyoruz. Aslında şanslıyız çünkü bugün hava muhteşem güzel. Kapalı değil ve yağmur yok!
İşte bu kayaya çıkacağız. Hem de merdiven ile. Çok değil yaklaşık olarak 700 basamak varmış. :) Fotoğrafta hemen kayanın sağ tarafında merdivenler görünüyor. Sanki bir yırtığı dikmişler gibi yukarı doğru çıkmışlar merdiveni. :) Gerçekten bu kayanın burada ne yaptığını hiç anlamadım :) Buradan bakınca çok bir şeye benzemiyor ama yukardan bakınca anlayacaksınız demek istediğimi. Volkanik olduğu düşünülüyormuş. Bunu ilk duyduğumda biryerden fırlayıp mı gelmiş yoksa yerin altından mı yükselmiş diye sordum
Dün dağlardan geçerken gördüğümüz manzaralardan bir kaç tanesi :) Bitmek bilmeyen bir viraj girdabı gibi Kolombiya. Her gün hiç durmadan saatlerce virajlarda dönerek ilerliyorsunuz. Zaten mesafe bakmak için google maps'i açıyorsunuz, 250km yazıyor. İyi bir günde gidilir diyorsunuz. Sonra süreye bakıyorsunuz 7 saat sürüş süresi veriyor :D Hımm tamam o zaman ikiye bölelim diyorsunuz. Ayrıca çok fazla tır sollamak zorunda kalıyorsunuz o da süreyi oldukça uzatıyor. Onun için biz şimdilik günde 150 civarında takılıyoruz çok zorlamıyoruz.
Bu aralar ilginç şekilde kullandığımız telefon hattı çekmemeye başladı onun için paylaşımlarda geç kalıyorum. :( Dün akşam Pablo Escobar'ın evinden sonra yola devam edip Medellin'den önce mola vereceğimiz Guatape'e geldik. Yol üzeri bizi harika manzaralarla karşıladı kendisi. Gölün içinde onlarca küçük yarım adacıktan ve ortasında kocaman bir granit kayadan oluşan küçük bir şehir burası. Şehir merkezinde kendimize kalacak bir yer bulup yerleştik. Burada iki gece kalacağız. Çünkü hem biraz etrafı gezmek istiyoruz hem de şu kayanın üzerine çıkmak istiyoruz. :)
Bakalım bunu kaç kişi tanıyacak? Bogota'dan Medellin'e giderken yol üzerinde :)
Şimdi videoyu seyredince biz hangi kafadaymışız diyorum. Fakat gezi boyunca bu gün güldüğüm kadar hiç gülmemiştim. Ayfer&Onur (AyferOnur Seyahatnamesi) ve Pejman (@2upon2down) ile birlikte Guatemala'da tur alıp günü birlik Semuc Champey'e gitmiştik. Nehirde lastik turu yapmak istermisiniz dediklerinde isteriz tabii diye atladık. Kim istemez ki! :) Önce şişme lastikleri gördük bir güldük. Küçükken biz de yapardık çünkü. Sonra nehre gittik. Fakat burada asıl önemli olan şelaleden gelen akıntıyı yakalayabilmekte. Eğer yakalayamazsanız orada daire çizip duruyorsunuz bir yere gidemiyorsunuz. Ayrıca hepimizin aynı anda yakalaması da gerekiyor yoksa dağılırız. Bizi arka arkaya dizdiler ve başladık akıntıya doğru kulaç atmaya. 3. denememizde yakalayabildik.
Dün akşam kamp yapmak için bulduğumuz harika yer. :) Hava oldukça sıcak olduğu halde gece çok yağmur yağdı. Malzemelerin kuruması için güneşin çıkmasını bekledik. Fakat güneş bir türlü bulutlardan kurtulamadı :( zaten kahvaltılık malzememiz de yoktu aç aç daha fazla beklemeden çıkalım dedik. Toplandık, her şeyi kapatıp yola çıkacağız güneş açtı :) Bugün Honda'dan çıkıp Medellin tarafına devam edeceğiz. Medellin'den hemen önce Guatape diye küçük ve ilginç bir şehir var. Ona uğrayıp, orada kalacağız. Bu sefer koloniyel şehir değil :) Doğa harikası bir yer.
Gece kaldığımız yerde internet yoktu. Aksine telefon da çekmediği için dün akşam hakkında bir şey paylaşamadım. Honda'nın şehir merkezinde durup bir şeyler yedik sonra da kendimize kalacak güzel bir kamp alanı bulduk. Şu çadırların arkasında görülen ağaçlar mango ağacı ve üzerleri onlarca papağan var. İşin ilginç yanı Bogota'da hava 9 dedecenin altındaydı. Burada ise akşam bile 30 derece civarınsa :) Bir gün üşüyoruz, ertesi gün sıcaklıyoruz. Neyse Medellin için tekrar yukarı çıkmamız gerekiyor.
Bu 1,5mt boyundaki erkek iguana arkadaş bana çaktı bir tane :)) evet evet kuyruğunu kırbaç gibi kullanıyormuş meğersem. Yolda giderken yolun ortasında duruyordu. Oldukça büyük bir iguanaydı. Hemen durup arabaları durdurduk. Fakat bizden önceki arabalar çok hızlı sağından solundan geçtiği için çok korkmuş. :( Kovalamaya çalıştık ama gitmiyor. Ben de motor malzemelerini çıkarmadan (kask da dahil) :) yanına gittim. Elime alsam mı almasam mı be yapsam bilemedim. Çünkü kendini korumak için ne yapabildiğini bilmiyorum. Ayrıca benden kaçmadığına göre de bir şeyler yapabiliyor diye düşünüyorum. :) Isırır mı? Zehirli mi? Hiç bilgim yok. Ben yaklaştıkça yan yan yükselmeye ve tıslamaya başladı. Çok korkutmayım diye yavaş hareket ettim ama yok sonunda kızdı yan ayağının üzerinde yükselip kuyruğunu kırbaç gibi savurup vurdu. Motor mazemeleri olduğu için bir şey olmadı ama aramıza mesafe koymamıza yetti :)) sonra arabalardan biri uzun bir sopa verdi. Sopayı bacaklarının altına sokunca ona sarıldı. Ben de alıp kenara yoldan uzak bir yere bıraktım. Ne ilginç bizde normalde hep kaplumbağa görürüz yolda, elimizle alır kenara koyarız. Huyunu suyunu biliriz. Böyle bir hayvanla yolda karşılaşınca ve yoldan da gitmeyince ne yapacağımı bilemedim bir süre.
Çok erken olmasa da toplanıp Bogota'dan ayrıldık. Bugün tatil olduğu için ortalık oldukça sakindi. Şehre girerken yediğimiz trafik yoktu. :) Medellin'e gitmek istediğimiz için tekrar Kolombiya'nın kuzeyine doğru çıkacağız. Dağ yolları yüzünden Medellin yaklaşık 7-8 saatlik sürüş mesafesinde. Bir günde süremeyeceğimiz için yol üzeri Honda'da kalacağız. Şehrin ismi nerden geliyor acaba merak ettim? :)
Küçük mumlar (little candle) günü gibi bir şeymiş bugün. Herkes ailesi ile sokakta oturup mum yakıp mum bitene kadar başında bekliyorlarmış. Aynı zamanda bunlar için yılbaşının başlangıcı da sayılıyormuş. 2 gün sürüyormuş ve yarın da resmi tatilmiş. :)
Sokaklarda gezerken gündüz bir şeylerin hazırlığı olduğunu anladık. Akşam belki geliriz diye hava kararmaya başlayınca geri otele döndük. Bir süre sonra deli gibi patlayan havai fişek seslerini duyunca geri attık kendimi sokaklara. Şimdi her yer çok daha kalabalık. Sanki insan akıyor sokaklardan. Akşam çıkmayıp ne yapacaktık, tüm bu gösterileri mi kaçıracaktık. Bugün özel bir gün olduğu belli her gün böyle kalabalık olamaz. Dur bakalım ingilizde konuşan birini bulunca soracağız :)
Sokakları oldukça kalabalık ve hareketli bir şehir burası. İstanbul'ı aratmıyor sokakları :) Bir süredir küçük şehirlerde gezince Bogota kocaman geldi. Neyseki kaldığımız yer tamam şehir merkezinde. Onun için yürüyerek gidebiliyoruz her yere. Her yerde sokak satıcıları ve sokakta gösteri yapan birilerini bulmak mümkün. Ayrıca yarın Kolombiya'da resmi tatil olduğu için ortalık daha bir hareketli.
Bu arkadaşlarım ne yaptığını çözemedim ben. Sokak gösterisi diyeceğim ama para toplamıyorlar, protesto yapıyorlar desem herhangi bir yazı, pankart filan da yok. Sanat desem böyle sürünerek ilginç olmuş.
Kolombiya'nın başkenti Bogota'dan herkese günaydın. :) Burası Kolombiyada uğradığımız 5. şehir oldu. Kalacağımız yeri 2 gün ayarlamıştık. Yeri beğenince 3 gün olarak değiştirmek istedik ama olamadı. Çünkü doluymuş. Tekrar başka yer bakıp taşınmaya üşendiğimizden şehri gezmek için sadece bugünümüz var. :( Nereler güvenli gölge nereler değil kaldığımız yerden öğrendik. Ona göre gezeceğiz. Zaten bir turistin gideceği her yer güvenli bölge olmuş. :) Diğer taraflarda işinize yarar bir şeyler yok dediler. Bu sefer çanta almayacağız yanımıza. Sadece cebimde taşıdığım küçük fotoğraf makinesi ve bugün için yeterli para alacağız. Kahvaltımızı hazırladık. Yiyip hemen çıkıp sokaklara atacağız kendimizi.
Bugün sakin bir gün oldu. Zaten bir şey paylaşmadığımdan da anlamışsınızdır :) sabah Zipaquira'da tuz katedralini gezmek için gittik. Fakat giriş ücretinin ~33$ olduğunu öğrenince bir sorguladık. Çünkü Kolombiya'da müze ve benzeri yerlerin girişleri genelde ücretsiz yada 1-2$ gibi komik rakamlar oluyor. Genelde yorumlar yerin altına (eski tuz madeni) oyulmuş bir tema park gibi bir şey olduğunu yazıyordu. Hatta tursiten para almak için yapıldığı da yazıyor. Gerçek bir katedral de değilmiş. Orjibali yıkılma tehlikesi olduğu için kapatılmış. Yerine bu yenisi yapılmış. İnternetten fotoğraflarına da bakınca gitmekten vazgeçtik. Bogota'da sadece 25km uzakta olunca biraz Zipaquira'da gezip öyle geçmeye karar verdik. Bogota'ya girerken çok trafik yedik sadece :( 10km'i geçip şehrin tam orta yeri La Candeleria bölgesine gelmemiz 1 saat sürdü. Kalacak yeri burada ayarladık çünkü Bogota Kolombiya'daki tehlikeli yerlerden birisi ve La Candeleria bölgesi güvenli bölge olarak geçiyor. Hoş geçen kamp yaptığımız yerde bu bölgede gündüz vakti soyulan 2 kız vardı. Hava karardığı için hızlıca markete uğradık ve kaldığımız yerin sahibinin önerisi doğrultısunda tekrar dışarı çıkmadık. :) Yemek hazırlayıp film izleriz artık. Yarın sabah erkenden şehri gezmeye çıkarız.
Ziparquira'ya girmeye karar verdik. Çünkü Bogota yol ayrımı üzerinden 15km içerdeymiş. Eğer olmazsa pas geçer geri Bogota'ya gideriz dedik. Şehir biraz kalabalıkmış. Sanırım başkent Bogota'ya yaklaştığımız için. Hemen döviz bürosu sormaya başladık. Bir yerler tarif etmeye çalışıyorlar demek ki döviz bürosu var. :D Aradık aradık bulduk yerini. Çok ümidim yoktu çünkü bir tane döviz bürosu var ve kesin düşükten bozacak. Fakat para yok mecbur bozduracağım diye düşüne düşüne büroya geldim. Biraz pazarlıkla bir dolar için 2.900'e anlaştık. Hazır bulmuşken diye biraz fazla bozdurdum. Çünkü daha 20 gün Kolombiya'dayız en azından. Artık paramız var :) önce karnımızı doyuralım sonra bakarız ne yapacağımıza.
Kolombiya'nın yolları çok güzel demiş miydim daha önce? :) Yalnız gittikçe yükseliyoruz ve gittikçe de hava soğuyor. ilk dağlarda kaldığımız yer San Gil 2bin metrenin altındaydı. Dün kaldığımız Villa De Leyva ise 2.100 metredeydi. Şimdi 3bin metreye kadar çıktık. Hava da 16 derece civarına düştü. Fakat güzel serin serin yola devam ediyoruz. Hala paramız yok çünkü dolar bozacak yer bulamadık. Anlaşılan Bogota'ya kadar bulamayacağız. Aslında Bogota'ya çok yakınız fakat öncesinde Zipaquira tarafına dönüp bir gece kalırız diye plan yapmıştık. Çünkü oradaki ünlü tuz katedralini gezmek istiyoruz. Tabii eğer Zipaquira'da dolar bozacak yer bulamazsak tuz katedraline'de gidemeyiz. Boşu boşuna Zipaquira'ya gitmiş oluruz. Önce Bogota'ya gider para bozdurup geri dönebiliriz o da 100km demek. Neyse biraz daha gidip Zipaquira yol ayrımında ruh halimize göre karar veririz dedik.
Villa De Leyva'nın hemen çıkışında Cassa Terrocata isimli bir ev var. Aslında ev tarihi filan değil. Yapan mimar her şeyin topraktan yapılabileceğini göstermek için böyle bir ev yapmış. Tamamı pişmiş kilden yapılmış bu ev için dünyanın en büyük seramiği olarak anılıyormuş. Aslında ben ilk gördüğümde Barselona'da ki Gaudi'nin evlerine çok benzettim. Bu arada paramız (peso) olmadığı için evin içine giremedik sadece dışından bakıp ayrılmak zorunda kaldık. :(
Yarın tekrar yola çıkarak Kolombiya içinde ilerlemeye devam edeceğiz. Daha önce Kolombiya rotasını paylaştığım şekilde Cartagena, San Gil ve Villa De Leyva'ya geldik. Yarın da Bogota'dan hemen önce yer alan Zipaquira isimli küçük bir şehre geçeceğiz. Tabii ki yine koloniyel ;)
Yine güzel bir dağ yolu videosu :) Kolombiya'da bunlardan çok var. Ülkenin içinden boydan boya 3 tane sıra dağ geçiyor. Yerleşim yerlerinin büyük çoğunlu da bu dağların üzerinde. Doğal olarak bir yerden bir yere gitmek için sürekli böyle döne döne gidiyorsunuz. Haritaya bakıp "aaa 100km'miş canım bir şey değil gider geliriz" diyorsunuz ama pratikte öyle olmuyor. O 100km yol molalar ile 4-5 saatte ancak yapılıyor.
Villa De Leyva'ın kocaman bir şehir meydanı var. Meksika'da dahil küçük koloniyel şehirlerde şimdiye kadar gördüğüm en büyük meydan diyebilirim. Ortada sadece kocaman bir boşluk var ve siz yürüyüp birden bu boşluğa geldiğinizde "vayyyy iyiymiş" diyorsunuz. :)
Pazar çıkışında biraz şehrin içine doğru yürüyüp etrafa bakınıyoruz. Güzel bir şehre benziyor. Gerçi koloniyel şehir göre göre artık sıradanlaştılar. Villa De Leyva'ın bir farklı var. Arkasını dağın yamacına dayamış. Onun için manzarası çok güzel. Ayrıca oldukça hareketli sokakları var. Yine her yer otel, restoran, kafe ve hediyelik eşya dükkanı fakat yerli halkta yaşıyor. Şimdilik önden bu fotoğrafı paylaşıyorum. Yarın tüm gün şehrin sokaklarında gezecem o zaman daha çok fotoğraf paylaşırım.
Pazarda ilgimi çeken diğer bir tezgah da bu oldu. Gerçi bir sürü vardı ve hepsinde de yiyen birileri vardı. Anlaşılan popüler buralarda. İlgimi çekme sebebi ise bu fotoğrafta gözüken sosis gibi olan şeyler aslında bağırsağın içine doldurulmuş pirinç ve benzeri şeyler. Aynı bizdeki bumbar gibi. Adana'lı olduğum için küçüklüğümde çok yediğim bir şeydi. Nasıl bu kadar benzer bir yemek olabilir ki şaşırdım. Ayrıca yanında dil, dalak, ciğer gibi sakat ürünleri var.
İşte bu daha önce hiç görmediğim bir şey :) Pazar aynı bizim sokak pazarı gibi doğru fakat pazarda bar tezgahı var. Pazarda gezenler hatta pazarda tezgahı olanlar gelip oturup bira içip sosyalleşiyor. Pazarın değişik değişik yerlerinde bir kaç tane vardı. Hepsinde de oturanlar vardı. Bir başka ilginç olan da meyve sebze tezgahlarının bazılarında kasa ile bira vardı. Tezgah sahibi bir taraftan içiyor bir taraftan ürünlerini satıyordu.
Evet biraz uzun sürdü ama geldik sayılır. Hemen sağ karşısı Villa De Leyva :) Sağolsun gelmemize sevinmiş bizi gökkuşakları ile karşıladı.
İki fotoğraf arasındaki farkı bulun? :D Kolombiya'da dağlarda motor sürmek tam olarak böyle bir şey. 10 kilometre içinde deli gibi yağan bir yağmurun içinden geçerken bir kaç kilometre sonra hava günlük güneşlik olabiliyor. Yağmur resmen bölgesel yağıyor hatta küçük bölgeler halinde. Bulutlar küçük küçük tek başına mı takılıyor anlamadım. Her yağmuru gördüğümüzde girmeden önce bir düşünüyoruz. Acaba ne kadar hızlı, ne kadar mesafede yağıyor. Ona göre yağmurluk giyip giymemeye karar veriyoruz. Çünkü artık 2000 metrelerdeyiz ve hava 16 dereceye kadar düşüyor. Islanırsak kesin üşürüz.
Gittikçe sevmeye başladım Kolombiya'yı. :) Dağlara çıktığımızdan beri yollar ve manzaralar çok güzel. Bugün ara ara yağmur yağsada hava genel olarak 24 derecelerdeydi ve motor sürmek için çok uygundu. Hiç acele etmeden yavaş yavaş, etrafa baka baka gidiyoruz. :D
Kolombiya'da bu tabakları gerçekten seviyorlar. Kaç gündür her durduğumuz yerde benzer tabaklar var. Bir et çeşidi, meyve, plav ya da makarna ve patates. Yanında da içeçek (genelde limonata). Özellikle öğle vakti ise her restorantta bunlardan var. Dışarda da resimleri oluyor. Gerçi küçük yerlerde durduğumuz için bunun dışında başka alternatif olmuyor. Hatta öğle saati bitince yemek de bittiyse devamı olmuyor. Bu arada ayıptır söylemesi dün kasaba gidip 300küsür gram bifteği 5.000pesoya (~6tl) aldık. Kaldığımız yere gelip pişirip afiyetle yedik :))
Bu yol tabelasını ne anlama geldiğini bilen var mı? Daha önce hiç görmediğim bir yol tabelası ve Kolombiya'da sürekli görüyoruz. Konulduğu yere göre yorumlamaya çalışıyorum olmuyor, şeklinde göre yorumlamaya çalışıyorum olmuyor. Bir türlü bulamadım. :D
San Gil'den verim alamayınca sabah yayıla yayıla saat 10 gibi yola çıktık. Kolombiya'nın en eski ve en popüler koloniyel şehirlerinden biri olan Villa De Leyva'a gidiyoruz. Bu şehri oldukça çok anlatıyorlar. Onun için merak ediyoruz ve güzelse uzun da kalabiliriz. Yaklaşık olarak 170km yolumuz var ama google'dan bakınca 4 saatte ancak gidersiniz diyor. Oldukça virajlı bir dağ yolundan gidliyor. Yola çıktık döne döne gidiyoruz bakalım.
Costa Rica'dan çıkmadan hemen önce kaldığımız harika plajı ve parkı olan Manuel Antonio ;) 360 fotoğrafını çekmişiz fotoğrafları düzenlerken buldum. Yakınlarda olsa yine gideriz. :)
Film karesi gibi San Blas adalarından bir video. Bu gezi boyunca gördüğümüz en güzel ve etkileyici yerlerden biri bu adalar ve çevresi oldu. Karayip denizinin dibindeki kocaman (ama kocaman iki elimden bile büyük) deniz yıldızları, ucu bucağı gözükmeyen, bir anda karanlık olan derinlikleri ve sadece bir avuç ağacın sığabildiği kara (kum) parçaları...
Cartagena'dan çıktıktan sonra her şey çok değişti. Küçük bir şehirden geçerken çektim videoyu. Kolombiya'da henüz başka büyük şehir görmedik ama Cartagena dışında gördüğümüz küçük şehirler aynı Orta Amerika gibiydi. Hatta ara yollara girdiğimiz zaman gördüğümüz yerler daha da kötüydü. Açıkcası ben Cartagena'yı gördükten sonra daha farklı düşünmüştüm. Neyse daha yolun başındayız diğer şehirler de görelim bakalım ;)
Hazır bugün yapacak başka bir şey yok yükleyemediğim videoları paylaşmaya devam edeyim. Yine Cartagena'da ve yine sokaklardan güzel bir dans gösterisi. Bu ekip anladığım kadarıyla her gün bu gösterileri yapıyor. Çünkü sürekli aynı ekibi farklı yerlerde farklı danslar yaparken görüyoruz. Gündüz yürürken surların üzerinde aynı ekip antreman yapıyordu. Gündüz pratik yapıp, akşam dans ederek para kazanıyorlar. Güzel işmiş. :D
Kaldığımız San Gil aslında daha çok outdoor sporları için popüler olan bir yer. Biz daha farklı bekliyorduk ama kalabalık ve çok da güzel olmayan bir şehir bulunca üzüldük. 3 gece kalırız diye düşünüyorduk ama vazgeçtik 2 gece kalmaya karar verdik. Bugün buraya yakında bulunan ve Kolombiya'nın en güzel koloniyel şehirlerinden biri olan Barichara'a ve diğer bir kaç köyü daha ziyaret edelim dedik. Güzel bir dağ yolundan dolana dolana önce Barichara'a geldik. Dağların arasında ve yüksekte böyle güzel bir şehir beklemiyorduk. Buraya neden kurulmuş ki diye düşünmeden edemedim. Şehir 400 yıl kadar önce kurulmuş. Şehirdeki yapılar orjinal şekliyle duruyor fakat yepyeniler sanki ve heryer inanılmaz temiz. Her şeyi sürekli aslına uygun şekilde yapıp koruyorlar. Tahmin edeceğiniz gibi artık yaşayanlardan çok turistlere hizmet eden bir yer olmuş. Her yer otel, restoran, kafe ya da hediyelik eşya dükkanı. Sezonda olmadığı için bir çoğu kapalı ve ortam çok sessiz. Uzun süre sokaklarda gezdik ve parklarda oturup bu sessizliğin tadını çıkardık. Çünkü geldiğimi San Gil tam bir curcuna yeri. Burdan sonra bir şehre daha uğradık ama orayı hiç beğenmediğimiz için motordan bile inmeden içinde tur atıp çıktık.
Süper manzaralı bir dağ yolundan geçtik dün. Gerçekten motor sürdüğümü hatırladım bu yolda. Evet tırlar ve araçlar kötü kullanıyordu ama keyfimizi bozmasına izin vermedik ortamın tadını çıkardık. Aslında uzun bir videoydu ama 1dk üstünü ne kadar uğraştıysam yükleyemedim sanırım internet hızı yetmiyor. Geri kalanını da sonra yükleyeceğim.