Facebook üzerinden yapılan anlık paylaşımlar...
Sonunda Ecuador girişi için pasaportları kaşelettik. Hemen gümrük tarafına gidip motorların işlemlerine başladık. Fakat bilgisayarda oturan bu kadın hem çooook yavaş hem de bilgileri sürekli yanlış giriyor. Orta Amerika'da ne çok sınır geçtiğimiz aklıma geldi. Uzun süre Kolombiya'da olunca unutmuştuk tabii.
Kolombiya tarafını hızlıca geçtik ve Equador tarafına geldik. Burada pasaport sırasında inanılmaz bir kuyruk var. Fotoğrafta sıranın sadece 3'de biri görünüyor. Bence 2 saat rahat bekleriz burada :(
Artık Ekvador'a geçme zamanı geldi. Kolombiya'da tam olarak 34 gün geçirmişiz. Son dönemlerde yağan yağmurlar olmasa sanırım bir 7-8 gün daha kalabilirdik. Çünkü görmek istediğimiz bir kaç yer daha vardı. Neyse istesek de her ülkeyi ayrıntılı gezemeyiz zaten. Ekvador sınır kaldığımız yere sadece 15km uzakta. Christmas zamanı olduğu için her yer çok kalabalık. Sanırım katedrali ziyaret ediyorlar. Sınır nasıl merak ediyorum :(
Hazır kapalı ve aydınlık ortam bulmuşken motorlarda yapılmayı bekleyen işleri yapayım dedim. İlk defa bir gezimde motorun ön lambası patladı. Gerçi hayatımda ilk defa oldu desem yalan olmaz. Crf'in ön lambası, Wr'nin ise park lambası patlamış. İkisini de değiştirdim. Gidon çantaları ile ilgili sorununuz vardı onu hallettim. Gevşeyen bir iki vida vardı yolda fark ettiğimiz onları halletim. Yağını, suyunu, havasını, hava filtrelerini de bir elden geçerdim. :) Yağ değişimine az kaldı. Ekvador pahalı onun için Peru'ya bırakabiliriz. Zaten ülke küçük 1.500km ancak yaparız. Bu arada ben yine takımları koyduğum motorun önündeki pimaş borunun kapağını kapatmamışım :( yolda biri uyardı neyseki hiç bir şey düşmemiş. Kaçtır yapıyorum bunu neden anlamadım. Ona geçici bir çözüm uydurdum şimdilik. Kapak bulurum sonra :)
Vay arkadaş çok etkileyici değil mi? Böyle bir şey beklemiyordum buraya gelirken.
Bu gezimiz boyunca neredeyse 6 aydır kaldığımız en ucuz oteli bulduk. Oda fiyatı 20TL sadece :) Tamam otel biraz eski odasında da bir şey yok fakat güzel bir bahçesi var ve direk katedrale bakıyor. Ayrıca yürüyerek de gidilebiliyor. Motorları da binanın içine aldık daha ne olsun. Kamp kursak kamp yerleri daha pahalı ilginç. Yalnız Ecuador'dan Christmas yüzünden bu katedrale gelen çok ziyaretçi var sanırım yarın çok sıra olacak sınırda. :(
Evet sonunda aradığımız katedrali bulduk :) önce kalacak yer işini halledelim sonra gidip gezeceğiz. Buradan bile çok etkileyici duruyor. Vadinin içine nehrin üzerine yapılmış kocaman bir katedral. Çevresine bakarsanız sanki buraya ait değil gibi duruyor.
Kolombiya'da dağlar da virajlar da hiç bitmiyor. Koşu bandı gibi dönüyorsunuz dönüyorsunuz ama ilerliyemiyorsunuz. Kilometreler uzayıp gidiyor. Ülke boydan boya geçen 3 paralel sıra dağ olduğu için sürekli dağlardan gidiyorsunuz. Bugün yaklaşık 140km yolumız var tabii yine tamamı virajlı ;)
Göl yolundan ana yola giderken geçmeniz gereken bir 3.200 metrelik geçit var. Bol virajlı, yeni asfaltlanmış ve trafiği olan bir yol değil. Sabah sabah uyku açıcı olarak iyi gidiyor. :) Arka arkaya gelen sert virajlar yüzünden cin gibi oluyorsunuz. Yolun videosunu çektim ama henüz yükleyemeyi aşaramadım.
Sabah kalkıp arkamıza baka baka gölden ayrılıyoruz. :( 3 gün bence yetmedi buraya, fiyatı biraz daha uygun olsaydı eminim 5 günden önce ayrılmazdık. Neyse daha görecek bir sürü güzel yerler var. Buradan sonra gitmek istediğimiz bir volkan gölü vardı. İsmi Laguna Verde. Çok acayip bir rengi var. Fakat 5bin metre yüksekliğe yakın ve git gel 12 kilometrelik bir yürüyüş mesafesi var. Yarısı da tırmanış. Onun için tüm gün ayırmak gerekiyor ve belki de kamp yapmak lazım. Şu anda sezonu değilmiş ve eğer hava kapalı ya da sis varsa gölü görememe ihtimali de varmış. Yağmurda yolunda çok çamur oluyormuş. O kadar zahmete girip gölü göremezsek hiç eğlenceli olmayacağı için vazgeçtik. Şimdi bir sonraki yere, Ekvator sınırında görmek istediğimiz bir katedrale gidiyoruz.
Bugün hava yine şansımıza güneşli devam ediyor. Biraz gölün kenarına için dolaştık. Gölün içinde küçük bir de adacık var. Sadece bir tane yerleşim yeri gözüküyor gerisi olduğu gibi orman. Aslında tekneler ile gidiliyormuş fakat biz gitmeye üşendik :) Zaten ada karşıdan daha güzel görünüyor.
Sabah aynı dün olduğu güzel ve sakin bir sabaha başladık. Kolombiya bu gezimizde geniş geniş zaman geçirdiğimiz en huzurlu yer oldu. :) Kaldığımız yer yerleşim yerine biraz uzak olduğu için dün sabah kahvaltıyı otelde yapmıştık fakat sevmediğimiz için dün gidip market, fırın ve manav üçlemesini ziyaret ettik. Sonuç ise bu :)) harika bir manzaraya karşı güzel bir sabah kahvaltısı. ;) Bu gün aynı dün olduğu gibi buranın tadını çıkarıp sakin sakin vakit geçirmeyi düşünüyoruz.
Akşam üzeri fena yağmur bastırınca odaya kapandık ve biraz Ekvador çalışmaya başladık. Çünkü buradan Ekvador'a sadece 120 kilometre yolumuz kaldı. Gerçi Kolombiya'dan çıkmadan önce uğramak istediğimiz bir iki yer daha var. Sanırım 3-4 güne Ekvador'a geçeriz. Bir aydan fazladır Kolombiya'dayız ve Amerika'dan sonra en uzun kaldığımız ülke oldu. Panama'dan Kolombiya'ya geçerken bizle beraber gemide olan diğer gezginlerden sadece biz kaldık burada. Diğer hepsi çoktan aşağılara indiler. Hatta Arjantin'e gireni bile var. :)
Kolombiya'da hiç bitmeyen viraj yapmışlar :) Arkadaş ne döndük ne döndük dün. Çok güzel yollardan, çok güzel manzaralardan geçtik. Havada güzel olduğu için keyifli zaman geçirdik. Sabah yola çıktığımızda 2 bin metrelerdeydik. Önce 400 metreye kadar indik sonra tekrar 3.200 metreye çıktık. Sonra tekrar indik... :)
Dün Popayan'dan Pasto'ya gelirken hiç durmadan viraj döndüğümüz 300 kilometrelik yoldan kareler ;)
Kaldığımız gölün ismi "Laguna De La Cocha". Çok turistik bir yer değil, ayrıca sezonu da olmadığı için oldukça sakin. Hatta otelde sadece biz kalıyoruz :) 360 fotoğrafta arkamda kaldığımız otel, önümde ise göl var. Kamp yapmak için ne harika bir yer değil mi?
Herkese günaydınnnn... Bu sabah çok uzun bir aradan sonra ilk defa gürültü olmadan istediğimiz saatte uyanabildik. Bir süredir geceleri yatarken kulak tıkacı kullanıyordum. Dün internet sıkıntısı olduğundan ve uzun süre motosiklet kullandığımız için bir şey paylaşamadım. Sabah sevmediğimiz Popayan'dan çıkıp güneye doğru devam ederek Pasto'a geldik. Fakat burayı da beğenmedik :D Hatta Popayan'dan daha kötüydü. Vardığımızda güneş batmak üzereydi. Yaklaşık 300 km boyunca hiç durmadan viraj dönünce iyice yorulduk. Neyse ki yağmur yoktu. Çaresiz şehirde bir gece kalalım dedik. Bir iki yere fiyat sorduk fakat yüksek gelince vazgeçtik. Şehre 25km uzaklıkta bir göl vardı. Burada kalırsak oraya da gider bakarız demiştik. Risk alarak gidip orada şansımızı deneye karar verdik. Hava kararırken 3.200 metrelik güzel bir dağ geçiti daha yapıp göle geldik. Sadece 3-4 tane kalacak yer vardı. Eğer restoranlarında yemek yerseniz kamp yapmak ücretsizdi. Acayip cazip teklif olmasına rağmen oda tutmaya karar verdik. Çünkü yükselik 3bin metreye yakın ve havada sıfır dereceye yaklaşıyordu. :D Fakat oda fiyatı şehirdekinden daha ucuzdu. Velhasıl sabah gözümüzü açtığımızda bu manzaraya uyandık. Bugün size dünden yol fotoğrafları yükleyeceğim ve başımıza gelenleri anlatacağım. Biraz da buralarda gezer fotoğraflar gönderirim.
Kolombiya'da her şehir güzel olacak değil ya, bazıları da böyle oluyor işte. Sabah otelden çıktık sokak bu şekilde. Gece yağan yağmurdan sonra dolmuş çukarlar üzerinde sallana sallana yolu bulmaya çalışıyorum. Burası bir önce paylaştığım Popayan şehir merkezine sadece 1km uzaklıkta. Şehrin o küçük merkezi dışında neredeyse her yeri bu şekilde. 1 aydır Kolombiya'da bir sürü yere girdik çıktık. Bir sürü de küçük kasaba gördük ama açık ara yolları ve düzeni kötü olan burasıydı.
Burası Popayan'ın çok küçük şehir merkezi nasıl da güzel, beyaz koloniyel evler var. Fakat sadece bu kadar biz daha fazlasını göremedik. Çünkü buaya girerken de çıkarken de yol ve trafik konusunda debelendik durduk. Sabah kaldığımız yerden çıkarken de video çektim onu da yükleyeceğim. Böylece daha anlaşılır olur :)
Tüm gün yağmurun altında sürerek varmak istediğimiz yer olan Popoyan'a geldik. Aslında buraya büyük umutlarla gelmiştik. Çünkü beyaz koloniyel bir şehir ve UNESCO'daki ilk gastronomi şehriymiş. Fakat şehre gelmeden 10km önce çok kötü bir trafik başladı. Yağan yağmurda şehir merkezine varmak çok zor oldu. Bir de bedende yolları çok kötüydü. Kolombiya'da yolları bu kadar kötü olan başka hiç bir yer görmedik. Zaten gelene kadar şehiri filan unuttuk, kafamızı bir an önce bir yere sokma modundaydık. Şehir merkezindeki otellerin otoparkları ya yok ya da başka yerde. Fiyatları da acayip yüksek. Çok güzel kamp yapacak yer biliyorduk ama yağmur tüm gün hiç durmadığı için ondan da vazgeçtik. :( sonunda tekrar şehrin dışına çıkıp uygun fiyatlı kapalı otoparkı olan bir otel bulduk yerleştik.
Ben Yazarsam Olur'un macadamia fındığı ile imtihanı :) Marketten aldıktan sonra kıramadığı için günlerdir yanında taşıyordu. Uğraşa uğraşa sonunda kırmayı başardı.
Sayın motosiklet sürücüsü güvenliğin için burada bekleme yapma diyor sanırım :D Şimdiye kadar Kolombiya'da onlarca köprü geçmişizdir bu yazıyı ilk defa görüyorum. Tam da durduğumuz köprünün altında yazmış abiler. Sabah yağmurun durmasını bekledik. Biraz azalınca hemen çadır ce eşyaları toplayıp yola çıktık ama yağmur hiç durmadan yağıyor. Bazen de deli gibi yağıyor :(
Guatape'ye ilk girdiğimizde bu koca kayayı karşımda görünce "burada gölün ortasında ne yapıyor ki" diye sorguladığım an!
Saatlerce süren yağmurdan sonra tekrar güneş açtı ve bu manzaraya karşı tekrar hamağa kuruldum. :) Buradaki günlerimizi de artık bitiriyoruz. Yarın tekrar yola çıkıp biraz daha güneye doğru devam edeceğiz.
Kamp yerinde hamakta yatmış güzel güneşli havanın tadını çıkarırken eski dostum Hacı'yı arayım dedim. :) Kendisi de İstanbul'da tam o sırada işten çıkmış eve dönme zamanlarında ya da dönmüştü tam hatırlamıyorum. Fakat İstanbul'da hava soğuk, trafik var, her yer kalabalık söyleniyordu. Ben de burası 25 derece ve güneşli, hamakta yatıyorum dedim. Bir de üzerine nispet olsun diye fotoğraf gönderdim. 15 dk geçmeden olan bu işte!
Cocora vadisinden ve palmiyelerden daha fazla fotoğraf paylaşmamı isteyenler oldu. Eldekilerden paylaşıyorum :)
Çimlerin üzerine yatmış sırık palmiyeleri hayran hayran seyrederken :) Dün bir türlü yükleyememiştim videoları, şimdi yüklüyorum.
Bunlara baktıkça kafamda türlü sorular dolanıyor. Neden bu kadar uzama ihtiyacı duymuşlar? Suyu nasıl yukarı çıkarabiliyor? Neden böyle seyrek seyrek kalmışlar. Bir meyvesi var mı? :) çimlere uzanıp yukarı palmiye tepelerine bakarak uzunca bir süre geçirdik burada. İnanılmaz sessiz bir yer. Sadece rüzgarın sesini ve tek tük ötek papağanların sesini duyabiliyorsunuz.
Şunların güzelliğine bakar mısınız? İnanılmaz uzunlar :) neden bu kadar uzamışlar ki hiç anlamadım. Hani sık palmiye ormanı olsa güneşe ulaşmak için diyeceğim ama öyle değil. Belki de eskiden çok sıktı kim bilir.
Cocora vadisinin 360 fotoğrafı. Böyle güzelliği daha iyi anlaşılır sanırım :)
Palmiyelerin olduğu Cocora vadisinin seyir terasından görünüşü :) Normalde buradan palmiyelerin olduğu yere kadar yürüyüş yapılıyormuş. Yaklaşık 5-6km uzakta. Fakat motosikletle de gidilebildiği için (İki Teke'eden öğrendik) biz yürümedik. Enerjimizi palmiyelere tırmanmaya sakladık. :))
Salento başından sonuna 2 km olmayan çok küçük bir kasaba. Fakat o kadar çok turist var ki kasabadaki evlerin yarısından fazlası otel, geri kalanları da restoran, kafe ve hediyelik eşya dükkanı sanırım. :) Hatta şaşırtıcı derecede bakkalından, fırınına az da olsa ingilizce biliyorlar. Ben fırında kadına "sin azucar" diye ekmeği gösteriyorum bana "salty bread" diye cevap veriyor. :) Durum böyle olunca her şey pahalı. Kalacak yerler de öyle uçmuş. Biz de şehre çıkmak için kullandığımız dağ yolundan 3km kadar aşağı inip kendimize kamp yapacak güzel bir yer bulduk. Zaten şehri gezmek için gelmemiştik. Treking yapıp uzun palmiyelere bakacağız.
Pazar sabah erkenden Medellin'den yola çıkarak tekrar güneye doğru yöneldik ve küçük bir dağ kasabası olan Salento'ya geldik. Burayı popüler yapan şey boyu 60 metreyi geçen palmiyeler. :) Gözünüzde canlandırmanız için şöyle bir örnek vereyim. Boğaziçi köprüsünün denizden yüksekliği ile aynı uzunluktalar. Ayrıca burası Cocona vadisi olarak biliniyor ve yerli turistler tarafından da treking ve outdoor sporları yapmak için çok terich ediliyor.
Medellin'deki son akşamımızda Türkiye'den başka gezginler ile bir araya geldik. Sağolsun Serdar bizim paylaşımlarımızdan Medellin'de olduğumuzu görünce mesaj attı. Biz iki arkadaş (Serdar ve Taha) bir süredir Medellin'deyiz, arkadaşımız Senem de gelecek hep beraber buluşalım sohbet edelim yazmış. Çok güzel oldu sanki İstanbul'da oturuyormuşuz gibi hissettik. Hepsi de sırtçantalı olarak geziyorlar. Gerçi Sedar ve Taha çok uzun süreli gezip gittikleri yerde uzun süre kaldıkları için artık valize geçmişler :))) kim bilir belki yollarımız yine kesişir bir yerlerde.
Kolombiya'da kestirme diye bilmediğin yollara girmemek lazım :)
Kolombiya Medellin'de evinde kaldığımız Pablo ve ailesi ile hatıra fotoğrafı çektik. Şimdiye kadar kaldığımız en güzel yerdi. Kendi evimizde gibi hissettik. Zaten 6 gece kalarak en uzun kalma rekorumuzu burada kırdık. :) Uzun süre yolda olunca bazen evi olmasa da ev ortamını özlüyorsunuz. Hani hiç bir şey yapmadan evde oturursunuz sadece, ne bilim bir şeyler okursunuz, film seyredersiniz veya yemek hazırlarsınız. İşte bunlar özleniyor. Ara ara böyle güzel yerlere denk gelince çıkıp şehri gezesimiz bile hiç gelmiyor. Pablo sürekli şuraya gidin buraya gidin diye uğraşıp duruyor. Büyük ihtimal neden sürekli evde oturduğumuzu da anlamıyor. Düşünsenize onbinlerce kilometre motosiklet ile Kolombiya'nın en güzel yerlerinden birine geliyoruz ve evde oturuyoruz.
Bugün yani 5 günün ardından sonunda çıkıp biraz şehri gezebildik. Bizim kadığımız El Poblado bölgenin sanki Kolombiya ile alakası yok. Her yerde siteler, tertemiz sokaklar, iyi giyimli insanlar ve arabalar dolanıyor ortada. Şehrin en güvenli bölgesi de burası zaten. O kadar güvenli ki kaldığımız evin kapısını bile kitlemiyoruz. :D Fotoğraflar daha kalabalık ve normal Kolombiya gibi görülen eski şehir merkezi La Candelaria'a ait. Şu anda yılbaşı zamanı olduğu için akşam sokakları trafiğe kapatıp ışıklı gösteriler yapıyorlarmış. Akşam da gidip tekrar bir bakmayı düşünüyoruz.
Burada motosiklet olayı çok ilginç gerçekten. Tamam kabul ediyorum bir Tayland kadar çok motosiklet yok ama yine de az değil :) Outdoor malzemesi aramak için 3-4 tane farklı AVM'e girdik. Hepsinde motosiklet için ayrı bir giriş ve ayrı park yerleri vardı. Girişler acayip dar ve dönüşlü. Yan çantalar ile girmeniz imkansız. Çanta olmadan bile karşıdan motor gelince geçmek için durmanız gerekebilir. Genelde motor park yerleri çok büyük ve yüzlerce motosiklet okuyor. Park yerine girerken 2 kişi giremiyorsunuz. Artçı girişte inip bekliyor. Otoparklarda plakayı okuyan bir sistem var. Kart veriyor ve o kart olmadan çıkamıyorsunuz. Diğer ilginç olan, burada kaskların üzerinde motosiklet plakasının yazılma zorunluluğu olması. Eğer artçı varsa onun kaskında da yazması gerekiyor. Eskiden üzerinde plaka yazan yelek giyme zorunluluğu varmış sanırım. Gerçi hala giyen bir çok sürücü görüyorum. Eskiden iki erkek bir motosiklete binemiyormuş. Ben direk Escobar zamanından kalma bir yasak olduğunu düşünüyorum. Artık bu yasak yokmuş. :)
Bizde tavuk suyuna şehriye çorbası olur, Kolombiyalılarda tavuk suyuna muz çorbası var :)
Hazır boş boş duruyorken motosiklet ile ilgili eksikleri tamamlayım dedim. Belki hatırlarsınız 2 ay kadar önce Belize'de yağ filtrelerini ve lastik sökmek için kullandığım levyeleri yolda düşürmüştüm. Hazır buraları tanıyan ve ispanyolca bilen Sedat'ı bulmuşken motorsiklet malzemeleri satan bir bölgeye gittik. Aynı bizdeki sanayi siteleri gibi ama sadece motosiklet malzemesi var. Ne ararsanız var. Bir sürü dükkana girdim çıktım, eğlenceli bir yer. Aynı Yamaha'da olduğu gibi Honda için de kolayca yağ filtresi bulduk. Çünkü Honda da ortak parça çok kullanıyormuş. XR250 (tornedo) modelinin filtresi CRF250L'e oluyordu fiyatı da 8$'mış 2 tane aldım. Levye olarak da istediğim kadar kısa bulamadım ama mecbur aldım. Çünkü kaybettikten kısa bir sğre sonra lastik patlamıştı. Neyseki ters bir yerde değildik kolayca lastikci bulabilmiştik.
Medellin'de dinlenmeye devam ediyoruz. :) 2 gündür pek bir şey yapmadık. Bildiğiniz oturup film izledik, hamakta yattık sürekli. İstanbul'dan çıkmadan önce YoldanÇık mekanında düzenlediğimiz veda partisine tanıştığımız ve yol boyunca yardım eden Sedat Genç ile bir araya geldik. Kendisi bir süredir Kolombiya'da yaşıyor ve bu tarafa yolu düşen tüm gezginlere elinden geldiğince yardım ediyor. Sağolsun bizi kahvaltıya çağırdı. Menemen yapmış ve çaydanlıkta çay demlemiş. Zaten demlemek için çay bile bulamıyoruz çaydanlık görünce yüzümüz güldü.
Kolombiya'nın ne kadar güzel bir yer olduğunu sanırım fotoğraflardan anlamışsınızdır. Ben biraz da insanlarından bahsetmek istiyorum. Özetle şunu söyleyebilirim güler yüzlü, eğlenceli, konuşkan ve son derece sıcak insanlar. Orta Amerika'da sürekli somurtan insanlardan sonra burası çok tuhaf gedi. Türkçe (dili tanımadıkları için) konuştuğumuzu duyanlar ya da plakamızı görenler anlayamadığı için daha bir heyecanlı bakınıp anlamaya çalışıyorlar. Bazen konuşuyorlar, bazense sadece yaklaşıyorlar ve inceliyorlar. Fakat "Buenos" diye sataşınca hemen gülümseyip konuşmaya giriyorlar. Sonra o konuşma uzayıp gidiyor. Şaka yapmıyorum ingilizce de biliyorlarsa bir saat bile sürebiliyor :) Hızını alamayıp eve davet edenleri bile oluyor. Mesela bu çift ile Guatape'den indiğimizde otoparkta tanıştık. Bizim türkçe konuştuğumuzu duyunca adam bize bakmaya başladı, çözemeyince bize doğru yürüyüp plakamıza bakıp anlamaya çalıştı. Ben de "Turquia" diyince her zaman olduğu gibi şaşkınlıktan ne diyeceğini şaşırdı. Sonra başladı muhabbet. :) Nasıl neşeliler, nasıl mutlular. Özellikle de Kolombiya'yı sevmişseniz ve güzel şeyler söylüyorsanız çok mutlu oluyorlar. Çünkü tanıştığımız herkes ülkesini çok seviyor ve doğa güzellikleri ile övünüyor. Kolombiya'nın dünyanın geri kalanından farklı olduğunu ve onlara özel olduğunu düşünüyorlar. Her gün onlarca farklı örnek yaşıyoruz. 1dk bir şey almak için bile girdiğim bakkaldan gülerek çıkıyorum. Birinde motorları park etmiştik. Tam çıkacağız yolun çıkışını bir kamyon kapattı. Adam indi yanımızdan geçti. Geçerken çıkıyorduk dedik. Bir şeyler dedi hızlıca gitti. Fakat güler yüzlü değildi. 1dk sonra geri geldi. Biz tabi sinir olduk çıkacağız eğer kamyonunu çekersen dedik. Adam üstünden uçarak geçemiyor musunuz gibi bir şey dedi. Fakat henüz gülmüyordu. Bizi daha da gerdi. :) Sonra birden gülmeye başladı. Aslında sadece takılıyormuş bize sonra kısacık muhabbet ettik yüzlerimiz yine gülmeye başladık. Acayip eğlenceli bir adammış meğer :) Kısacası Kolombiyalılar benim için Ruslardan sonra gördüğüm iletişim kurmaya en açık insanlar oldular.
Kısacık bir aradan sonra tekrar merhaba :) Yolumuzu tamamlayıp dün Medellin'e geldik. Burada önceden ayarladığımı bir evde kalıyoruz. 3-4 gün kalmayı planlıyorduk fakat ev o kadar güzel ki daha uzun kalmaya karar verdik. :) Zaten dün paylaşım yapmamıştım bir ev ortamında vakit geçirmenin tadını çıkardım. Ayrıca evin sahini Pablo çok iyi ingilizce bildiği için Kolombiya hakkında aklımızda ne varsa sorup konuşabiliyoruz. 5 aydan fazladır yoldayız onun için eskiyen, hasar alan ya da eksik gördüğümüz malzemelerimizin de burada icabına bakmak için çarşı pazar gezeriz biraz. Aynı yerde 4 gece kalma rekorumuzu bu sefer daha da uzatacağız gibi :) Bu arada 20 gündür Kolombiya'dayız ve sadece 1.500km yapabilmişiz :D Meksika'yı hızlı geçmenin acısını burada çıkarıyoruz sanırım.
Yukardan, kayanın üzerinden bakarken seçtiğimiz yere geldik. Evin köpekleri bizi kovaladığı için içeri giremedik. Köpekler ufaktı aslında ama biraz asabiydi :) Az kalsın paçamdan ısırıyordu. Daha önce Namık (Motoyol) abiyi Güney Amerika'da köpek ısırdığını hatırlayınca arkadaşlar ile aramıza biraz mesafe koyduk. İnsanlar güzel yerlerde yaşıyorlar. Sessiz, sakin ve huzur dolu. Zaten evlerden burada yaşanların gelir düzeyleri iyi olduğu belli. Gerçi dünyanın her yerinde paran varsa güzel yaşayacak güze bir yer bulabiliyorsun. Kolombiya için de aynısı geçerli. Bir emlakçı bulabilseydik soracaktım evin fiyatlarını :D
Dünyanın en tehlike ülkelerinden biri sayılan Kolombiya'da herhangi bir tehlike sezmeden motosiklet ile rahat rahat dolanırken bizim ülkemizde sürekli terör olaylarının olması ve Türkiye'nin burada tehlikeli olarak görülmesi ne üzücü :( Patlamalarda ölenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum :( Umarım güzel ülkemizde daha üzücü olaylar yaşamayız.
Buyrun bu da Guatape'nin yukardan görünüşü. Fotoğrafı çevirip etrafına bir bakın. Ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Çevrede granit değil başka çeşit kaya bile yok. Ortada 200 metreden fazla yüksekliği ile blok halinde duruyor. İnanılmaz gerçekten.
Sağolsun arkadaşlar basamakları numaralandırmışlar :) Neden bir teleferik yapmamışlar onu anlamadım. Burası için kişi başı 18.000 peso yani 20TL civarında alıyorlar ve deli gibi kalabalık. Merdivenlerde kuyruk var resmen. Bir teleferik yapsalar yukarı ve fiyatını da 30bin peso yapsalar eminim daha çok kazanabilirler. Çünkü merdiven olduğu için çıkmayan bir çok kişi var. :)
Evettt burası tam orta noktası. 360 fotoğrafı çevirip aşağı ve yukarı bakarsanız tırmandığımız merdivenleri görebilirsiniz. 200metre civarında tırmanıyoruz. Şimdiden manzara çok güzel. Yukarısını merak ediyoruz. Fakat hava da sıcak olduğu için sürekli mola vererek çıkıyoruz. Aslında şanslıyız çünkü bugün hava muhteşem güzel. Kapalı değil ve yağmur yok!
İşte bu kayaya çıkacağız. Hem de merdiven ile. Çok değil yaklaşık olarak 700 basamak varmış. :) Fotoğrafta hemen kayanın sağ tarafında merdivenler görünüyor. Sanki bir yırtığı dikmişler gibi yukarı doğru çıkmışlar merdiveni. :) Gerçekten bu kayanın burada ne yaptığını hiç anlamadım :) Buradan bakınca çok bir şeye benzemiyor ama yukardan bakınca anlayacaksınız demek istediğimi. Volkanik olduğu düşünülüyormuş. Bunu ilk duyduğumda biryerden fırlayıp mı gelmiş yoksa yerin altından mı yükselmiş diye sordum
Dün dağlardan geçerken gördüğümüz manzaralardan bir kaç tanesi :) Bitmek bilmeyen bir viraj girdabı gibi Kolombiya. Her gün hiç durmadan saatlerce virajlarda dönerek ilerliyorsunuz. Zaten mesafe bakmak için google maps'i açıyorsunuz, 250km yazıyor. İyi bir günde gidilir diyorsunuz. Sonra süreye bakıyorsunuz 7 saat sürüş süresi veriyor :D Hımm tamam o zaman ikiye bölelim diyorsunuz. Ayrıca çok fazla tır sollamak zorunda kalıyorsunuz o da süreyi oldukça uzatıyor. Onun için biz şimdilik günde 150 civarında takılıyoruz çok zorlamıyoruz.