Facebook üzerinden yapılan anlık paylaşımlar...
Ekvator çizgisinden sonra gidip kamp yerine baktık ama sevmediğimiz için devam etmeye karar verdik. Buradan sonra gideceğimiz yolu daha sonra tekrar döneceğiz. Çünkü bir şelale görmek için git gel 260km yapacağız. Fakat fotoğraflarını gördüğümüzden beri gitmek istiyoruz. Şelalenin adı "Cascada de San Rafael". Quijos nehri 200mt yükseklikten kocamam bir deliğin içindeki göle boşalıyor. Hava da güzel olursa umarım ve gittiğimize pişman olmayız. :) Akşam şelaleye 50km uzaklıktaki son yerleşim yerinde kalıp yarın sabah erkenden şelaleye süreceğiz ve tabii biraz da yürüyeceğiz. :) Yerleşim yeri de çok küçük köy gibi bir yer umarım kalacak yer buluruz. :))
Daha önce Afrika'da Kenya'da aynı ekvator çigisini geçerek güney yarım küreye germiştim. Şimdi de Amerika'da tekrar geçiyorum. Bir sonrakini artık Asya'da geçmek lazım. :))
Daha fazla oyalanmamak için artık kamp yerinden ayrıldık. Zaten amacımız yılbaşı kalabalıklığından ve pahalılığından kurtulmaktı. Giderken herkes üzüldü :) Sürekli hareket halinde olduğunuz için çevrenizdeki insanlar çok hızlı değişiyor. Birileri ile 7 gün vakit geçirdiğinizde sanki uzun zamandır berabermiş gibi hissedebiliyorsunuz. :) Şu anda ekvator çizgisine yakın sayılırız. Onun için önce çizginin geçtiği yere uğrayacağız. Oraya yakın bir kamp yeri bulmuştuk. Akşam orada kamp yapıp ertesi gün görmek istediğimiz bir şelaleye doğru yol alırız. Buradakilerden biri de orada kamp yapacakmış akşam görüşürüz dedik tekrar.
Herkese günaydın, dün yeni yıla hüzünlü de olsak girdik. :( Hatta sizden 8 saat geride olduğumuz için (sizde sabah 8 olduğunda biz yeni yışa girdik) giremeden kötü haberleri aldık. Biz haberleri internetten okuduk 15dk geçmedi kamp yerindeki diğer gezginlerden gelip haber veren oldu. Son 7 gündür aynı yerde kamp yaptığımız için artık kalanlar ile bayağı samimi olduk. Buradaki herkes yılbaşını geçirmek için bekliyordu. Zaten yılbaşı yaklaştıkça da beraber geçirmek için beklemeye başladı insanlar. Çünkü insan böyle zamanlarda bir arada olmak istiyor. Bu kampın sahibi Alman ve kalanların %90'ı Alman :) Gece için herkes kendince bir yemek hazırladı ve yanına da barbekü yaptık. Bol sohbetli ilginç bir yılbaşı geçirdik.
Türkiye'de yeni yıla girmeye az kalmış olmalı. Şimdiden herkese güzel bir yıl diliyorum. Umarım yeni yılda hayallerinizi gerçekleştirmek için daha fazla imkan yaratabilirsiniz. ;) Bizim yeni yıla girmemize daha çok var :) kamp yerinde diğer gezginler ile birlikte yemek yiyeceğiz. Bu fotoğrafı da Kolombiya'da çekmiştim. Bence en yaratıcı çam ağaçlarından birisi. Kolombiya'da bu tür geri dönüşümden yapılma çok şey var. Özellikle de lastikten ;)
İlginç bir müzik aleti. Guatemala'da her yerde vardı. Sokaklarda sürekli çalıyorlardı. Kimi böyle 3-4 kişinin çalabileceği büyüklükte kimi ise elde taşınabilecek kadar küçüktü. Adını bilmiyorum. Soracaktık unutmuşuz. Belki bilen vardır aranızda?
Geçenlerde sürekli viraj dönmekten şikayet eden Ben Yazarsam Olur'un önceden Amerika Arizona'da ne için şikayet ettiğini buldum :D
Meksika'da bunlardan çok yaygın vardı. Arabanızı bir yere park ettiğinizde hemen gelip yıkamaya/temizlemeye çalışan seyyar insanlar var. Bellerinde mp3 çalar bangı bangır müzik eşliğinde aracı siliyorlar ya da yıkıyorlar. :)
Bazen güzel köy yollarından geçtiğimiz de oluyor ;)
Ekvador rotası için de rota çalıştık biraz zaman ayırıp. Genel olarak olarak eğer sahil tarafına ya da Amazon tarafına gitmeyecekseniz görülecek yerlerin çoğu Panamerikan rotası üzerine dizilmiş. Biz de bu rotayı takip etmeye karar verdik. Görülecek yerler genelde şehirlerden ziyade Ekvador'un doğa güzellikleri :) Bir çok krater gölü, şelale ve volkan bulunuyor. Biz de bunları görmek için Panamerikan yolundan ayrılıp git gel yapacağız. Haritada ana yoldan ayrılan bütün oklar bu git gelleri gösteriyor :) Gezmeyi istediğimiz yerler; Cuicocha gölü, Peguche şelale, Otavalo şehri, Mojanda gölü, Quitsato ekvator çizgisi, Quito şehri, Cotopaxi volkanı, Quilotoa gölü, Chimborazo volkanı, Banos şehri, El Pailon şelalesi, La Casa del Arbol, San Rafael şelalesi, Cuenca şehri Şimdilik yılbaşına kadar bulunduğumuz yerde kamp yapmaya devam edeceğiz. Yılbaşı kalabalıklığı ve pahalılığı bitince kaldığımız yerden yola devam devam ederiz. Toplamda 2 hafta kadar Ekvador'da kalırız. Sonrasında ver elini Peru :)
Size bahsettiğim kamp yerindeki koca araç bu işte. Bunları normalde hep Afrika'da görüyordum. Burada ilk kez gördüm. Kendileri Alman ve bu aracı hurda olarak alıp şasesinden, her şeyine kendileri tamamlamışlar. 7 yıldır da geziyorlarmış. Bizim kaldığımız bu kamp alanında 6 haftadır kalıyorlar. Çünkü aracın evrakları ile ilgili sorun varmış sanırım tam anlamadım. İşin ilginci benim motorlar incelerken biraz lafladık. Daha önce eşi ile motorla geziyorlarmış. Küçük motor en iyisi, iyi yapmışsınız dedi. Kendisinin GS'i varmış sadece hafta sonu turlamak için iyi ama büyük tur zor dedi. Anlamadığım bunu diyen adam kocaman bir kamyonla geziyor. Yahu lastikleri neredeyse benim boyunda. Patlasa nasıl değiştirilir bilemedim. :)
Ne yaptıysa yaranamadı hayvana :) Bu arada bu lamaymış. Lama ile Alpaka arasındaki farkları öğrendim. Olukça farklı hayvanlarmış. Lama daha büyük ve sivri burnu var. Alpaka'nın ise yüzü daha düz, bacakları bu kadar uzun değil ve yerden bu kadar yüksek değilmiş :) Cross versiyonu değil yani :D
Ekvador'da henüz 120km yol yaptık ama nereye bakacağımızı şaşırdık yolda giderken. Çünkü Kolombiya'dan daha farklı coğrafyası var gibi ya da yolları yaparken daha farklı konumlandırmışlar :) Çünkü aynı Kolombiya'da olduğu gibi And dağları Ekvador'da da ülkeyi ortadan ikiye bölüp geçiyor. Bir sınır geçince bu kadar mı değişir? Kolombiya'da etrafınızda sürekli dağlar vardı ve gökyüzünü açık bir şekilde göremiyordunuz. Fakat Ekvador'da dağlara tepelere uzaktan ve yukardan bakıyorsunuz. Böylece görüş alanınızın çoğunu gökyüzü kaplıyor. Bu da çok büyük bir genişlik hissi veriyor. Motosiklet ile ilerlerken sanki siz gitmiyorsunuz da öndeki manzara size doğru geliyor gibi oluyor. Daha önce bunu Moğolistan'da hissetmiştim. :) Ekvador'da da gezilecek yerlerin çoğu And dağları üzerinde onun için uzun bir süre virajlı yollara ve böyle güzel manzara devam edeceğiz gibi.
Ekvador'dan herkese günaydın :) Dün uzun bir bekleyiş ile sınırı geçtikten hemen sonra sınırın yanındaki mezarlığa uğramıştık. Oradan çıkıp Kolombiya sınırından uzaklaşınca hattımız gitti ve internetimiz de gitti. :) Onun için paylaşım yapamadım. Akşam daha önce İki Teke'in 2 kez kaldığı ve bize de önerdiği kamp alanına geldik. Sahibi Alman ve içerde bizim gibi gezdin olan ama hepsi Alman olan bir sürü gezgin var. :) Güzel bir kamp alanı gündüz gözüne fotoğraflarını atarım. Henüz çadırdan çıkmadığım için dün akşam çektiğim fotoğrafı koydum. Dün geldiğimizde Hava kararmak üzereydi. Hızlıca çadırı kurduk ama yanımızda yiyecek bir şey kalmadığı için market/restoran sorduk. Christmas yüzünden her yerin kapalı olduğunu öğrendik. Yaklaşık 6 haftadır burada kalan bir Alman çift bizle yemeklerini paylaştı. Seyahat ettikleri aracı görmeniz lazım. Afrika yolculuğundan beri bu kadar büyük bir araç görmemiştim. Onun da fotoğrafını çekip paylaşacağım. Yaklaşık bir kamyon boyutlarında çünkü. :) Bir süre burada kalabiliriz bilmiyorum. Çünkü yılbaşı yüzünden heryer son derece kalabalık ve pahalı. Özellikle Ekvador'a Amerika'dan turistler çok geliyor. Eğer onlar geliyorsa zaten her şey son derece pahalı oluyor. Bu arada Ekvador'un para birimi Amerikan Doları :) yani burası Kolombiya'dan pahalı.
Ecuador'a girer girmez Tulcan diye bir şehir var. Hem durup bir şeyler yiyelim hem de 4 saate yakın sınırda beklediğimiz için biraz dinlenim dedik. Ayrıca burada görmek istediğimiz bir de mezarlık var. :) Şimdiye kadar her gittiğim yerde mezarlık fotoğrafları çektim. Çünkü insanların yaşamları farklı olduğu gibi ölülerine bakma şekilleri de farklı. Sanırım gördüğüm en güzel mezarlık burası oldu. Bildiğiniz şehir mezarlığı burası, özel bir mezarlık da değil. İnsanlar sadece ölmüş yakınlarını ziyarete gelmiyorlar, aynı zamanda park gibi de kullanıyorlar. İçinde piknik yapıyorlar, yürüş yapıyorlar, çocuklar oynuyor. Umarım Ecuador'un geri kalanı da böyle ilginç ve güzeldir ;)
Dünkü koca katedralin neden oraya yapıldığının bir hikayesi varmış. Bir anne ile sağır küçük kızı buradan geçerken fırtınaya yakalanmışlar ve burada konaklamışlar. Küçük kız bu kilisenin olduğu yerde annesine Meryem Anayı gördüğünü söylemiş. Fakat kadın bunu kimseye söylememiş. Daha sonra kızı öldüğü zaman (neden öldüğünü yazmamışlar) tekrar buraya gelmiş ve Meryem ana silüetinin kucağında kendi kızını görünce başkalarına anlatmış. Bu olaylar daha sonra da devam etmiş ve Meryem ana başkalarına da görünmüş. Sanırım buradaki mucize küçük kızın Meryem anayı tanıması ve konuşması. Yoksa küçücük kızın bunu yapması bana imkansız gibi geldi. Bilemedim hikaye böyle, ben sadece sesli düşünüyorum. Yoksa ben uyurken çocuğum kalkıp baba bana göründüler dese hadi yat uyu derim. :) Sonrasında bazı insanların burada iyileştiği ve yine Meryem ananın göründüğü gibi hikayeler de var. Sonuçta burayı kutsal kabul ediyorlar. Ayrıca duvarlarda mezar taşları gibi ama küçük olan bir sürü isim yazılı plakalar var. Bu arada kilise çok sonradan 1910-1950 arasında yapılmış. Yani çok yeni bir yapı onun için gıcır gıcır.
Sonunda Ecuador girişi için pasaportları kaşelettik. Hemen gümrük tarafına gidip motorların işlemlerine başladık. Fakat bilgisayarda oturan bu kadın hem çooook yavaş hem de bilgileri sürekli yanlış giriyor. Orta Amerika'da ne çok sınır geçtiğimiz aklıma geldi. Uzun süre Kolombiya'da olunca unutmuştuk tabii.
Kolombiya tarafını hızlıca geçtik ve Equador tarafına geldik. Burada pasaport sırasında inanılmaz bir kuyruk var. Fotoğrafta sıranın sadece 3'de biri görünüyor. Bence 2 saat rahat bekleriz burada :(
Artık Ekvador'a geçme zamanı geldi. Kolombiya'da tam olarak 34 gün geçirmişiz. Son dönemlerde yağan yağmurlar olmasa sanırım bir 7-8 gün daha kalabilirdik. Çünkü görmek istediğimiz bir kaç yer daha vardı. Neyse istesek de her ülkeyi ayrıntılı gezemeyiz zaten. Ekvador sınır kaldığımız yere sadece 15km uzakta. Christmas zamanı olduğu için her yer çok kalabalık. Sanırım katedrali ziyaret ediyorlar. Sınır nasıl merak ediyorum :(
Hazır kapalı ve aydınlık ortam bulmuşken motorlarda yapılmayı bekleyen işleri yapayım dedim. İlk defa bir gezimde motorun ön lambası patladı. Gerçi hayatımda ilk defa oldu desem yalan olmaz. Crf'in ön lambası, Wr'nin ise park lambası patlamış. İkisini de değiştirdim. Gidon çantaları ile ilgili sorununuz vardı onu hallettim. Gevşeyen bir iki vida vardı yolda fark ettiğimiz onları halletim. Yağını, suyunu, havasını, hava filtrelerini de bir elden geçerdim. :) Yağ değişimine az kaldı. Ekvador pahalı onun için Peru'ya bırakabiliriz. Zaten ülke küçük 1.500km ancak yaparız. Bu arada ben yine takımları koyduğum motorun önündeki pimaş borunun kapağını kapatmamışım :( yolda biri uyardı neyseki hiç bir şey düşmemiş. Kaçtır yapıyorum bunu neden anlamadım. Ona geçici bir çözüm uydurdum şimdilik. Kapak bulurum sonra :)
Vay arkadaş çok etkileyici değil mi? Böyle bir şey beklemiyordum buraya gelirken.
Bu gezimiz boyunca neredeyse 6 aydır kaldığımız en ucuz oteli bulduk. Oda fiyatı 20TL sadece :) Tamam otel biraz eski odasında da bir şey yok fakat güzel bir bahçesi var ve direk katedrale bakıyor. Ayrıca yürüyerek de gidilebiliyor. Motorları da binanın içine aldık daha ne olsun. Kamp kursak kamp yerleri daha pahalı ilginç. Yalnız Ecuador'dan Christmas yüzünden bu katedrale gelen çok ziyaretçi var sanırım yarın çok sıra olacak sınırda. :(
Evet sonunda aradığımız katedrali bulduk :) önce kalacak yer işini halledelim sonra gidip gezeceğiz. Buradan bile çok etkileyici duruyor. Vadinin içine nehrin üzerine yapılmış kocaman bir katedral. Çevresine bakarsanız sanki buraya ait değil gibi duruyor.
Kolombiya'da dağlar da virajlar da hiç bitmiyor. Koşu bandı gibi dönüyorsunuz dönüyorsunuz ama ilerliyemiyorsunuz. Kilometreler uzayıp gidiyor. Ülke boydan boya geçen 3 paralel sıra dağ olduğu için sürekli dağlardan gidiyorsunuz. Bugün yaklaşık 140km yolumız var tabii yine tamamı virajlı ;)
Göl yolundan ana yola giderken geçmeniz gereken bir 3.200 metrelik geçit var. Bol virajlı, yeni asfaltlanmış ve trafiği olan bir yol değil. Sabah sabah uyku açıcı olarak iyi gidiyor. :) Arka arkaya gelen sert virajlar yüzünden cin gibi oluyorsunuz. Yolun videosunu çektim ama henüz yükleyemeyi aşaramadım.
Sabah kalkıp arkamıza baka baka gölden ayrılıyoruz. :( 3 gün bence yetmedi buraya, fiyatı biraz daha uygun olsaydı eminim 5 günden önce ayrılmazdık. Neyse daha görecek bir sürü güzel yerler var. Buradan sonra gitmek istediğimiz bir volkan gölü vardı. İsmi Laguna Verde. Çok acayip bir rengi var. Fakat 5bin metre yüksekliğe yakın ve git gel 12 kilometrelik bir yürüyüş mesafesi var. Yarısı da tırmanış. Onun için tüm gün ayırmak gerekiyor ve belki de kamp yapmak lazım. Şu anda sezonu değilmiş ve eğer hava kapalı ya da sis varsa gölü görememe ihtimali de varmış. Yağmurda yolunda çok çamur oluyormuş. O kadar zahmete girip gölü göremezsek hiç eğlenceli olmayacağı için vazgeçtik. Şimdi bir sonraki yere, Ekvator sınırında görmek istediğimiz bir katedrale gidiyoruz.
Bugün hava yine şansımıza güneşli devam ediyor. Biraz gölün kenarına için dolaştık. Gölün içinde küçük bir de adacık var. Sadece bir tane yerleşim yeri gözüküyor gerisi olduğu gibi orman. Aslında tekneler ile gidiliyormuş fakat biz gitmeye üşendik :) Zaten ada karşıdan daha güzel görünüyor.
Sabah aynı dün olduğu güzel ve sakin bir sabaha başladık. Kolombiya bu gezimizde geniş geniş zaman geçirdiğimiz en huzurlu yer oldu. :) Kaldığımız yer yerleşim yerine biraz uzak olduğu için dün sabah kahvaltıyı otelde yapmıştık fakat sevmediğimiz için dün gidip market, fırın ve manav üçlemesini ziyaret ettik. Sonuç ise bu :)) harika bir manzaraya karşı güzel bir sabah kahvaltısı. ;) Bu gün aynı dün olduğu gibi buranın tadını çıkarıp sakin sakin vakit geçirmeyi düşünüyoruz.
Akşam üzeri fena yağmur bastırınca odaya kapandık ve biraz Ekvador çalışmaya başladık. Çünkü buradan Ekvador'a sadece 120 kilometre yolumuz kaldı. Gerçi Kolombiya'dan çıkmadan önce uğramak istediğimiz bir iki yer daha var. Sanırım 3-4 güne Ekvador'a geçeriz. Bir aydan fazladır Kolombiya'dayız ve Amerika'dan sonra en uzun kaldığımız ülke oldu. Panama'dan Kolombiya'ya geçerken bizle beraber gemide olan diğer gezginlerden sadece biz kaldık burada. Diğer hepsi çoktan aşağılara indiler. Hatta Arjantin'e gireni bile var. :)
Kolombiya'da hiç bitmeyen viraj yapmışlar :) Arkadaş ne döndük ne döndük dün. Çok güzel yollardan, çok güzel manzaralardan geçtik. Havada güzel olduğu için keyifli zaman geçirdik. Sabah yola çıktığımızda 2 bin metrelerdeydik. Önce 400 metreye kadar indik sonra tekrar 3.200 metreye çıktık. Sonra tekrar indik... :)
Dün Popayan'dan Pasto'ya gelirken hiç durmadan viraj döndüğümüz 300 kilometrelik yoldan kareler ;)
Kaldığımız gölün ismi "Laguna De La Cocha". Çok turistik bir yer değil, ayrıca sezonu da olmadığı için oldukça sakin. Hatta otelde sadece biz kalıyoruz :) 360 fotoğrafta arkamda kaldığımız otel, önümde ise göl var. Kamp yapmak için ne harika bir yer değil mi?
Herkese günaydınnnn... Bu sabah çok uzun bir aradan sonra ilk defa gürültü olmadan istediğimiz saatte uyanabildik. Bir süredir geceleri yatarken kulak tıkacı kullanıyordum. Dün internet sıkıntısı olduğundan ve uzun süre motosiklet kullandığımız için bir şey paylaşamadım. Sabah sevmediğimiz Popayan'dan çıkıp güneye doğru devam ederek Pasto'a geldik. Fakat burayı da beğenmedik :D Hatta Popayan'dan daha kötüydü. Vardığımızda güneş batmak üzereydi. Yaklaşık 300 km boyunca hiç durmadan viraj dönünce iyice yorulduk. Neyse ki yağmur yoktu. Çaresiz şehirde bir gece kalalım dedik. Bir iki yere fiyat sorduk fakat yüksek gelince vazgeçtik. Şehre 25km uzaklıkta bir göl vardı. Burada kalırsak oraya da gider bakarız demiştik. Risk alarak gidip orada şansımızı deneye karar verdik. Hava kararırken 3.200 metrelik güzel bir dağ geçiti daha yapıp göle geldik. Sadece 3-4 tane kalacak yer vardı. Eğer restoranlarında yemek yerseniz kamp yapmak ücretsizdi. Acayip cazip teklif olmasına rağmen oda tutmaya karar verdik. Çünkü yükselik 3bin metreye yakın ve havada sıfır dereceye yaklaşıyordu. :D Fakat oda fiyatı şehirdekinden daha ucuzdu. Velhasıl sabah gözümüzü açtığımızda bu manzaraya uyandık. Bugün size dünden yol fotoğrafları yükleyeceğim ve başımıza gelenleri anlatacağım. Biraz da buralarda gezer fotoğraflar gönderirim.
Kolombiya'da her şehir güzel olacak değil ya, bazıları da böyle oluyor işte. Sabah otelden çıktık sokak bu şekilde. Gece yağan yağmurdan sonra dolmuş çukarlar üzerinde sallana sallana yolu bulmaya çalışıyorum. Burası bir önce paylaştığım Popayan şehir merkezine sadece 1km uzaklıkta. Şehrin o küçük merkezi dışında neredeyse her yeri bu şekilde. 1 aydır Kolombiya'da bir sürü yere girdik çıktık. Bir sürü de küçük kasaba gördük ama açık ara yolları ve düzeni kötü olan burasıydı.
Burası Popayan'ın çok küçük şehir merkezi nasıl da güzel, beyaz koloniyel evler var. Fakat sadece bu kadar biz daha fazlasını göremedik. Çünkü buaya girerken de çıkarken de yol ve trafik konusunda debelendik durduk. Sabah kaldığımız yerden çıkarken de video çektim onu da yükleyeceğim. Böylece daha anlaşılır olur :)
Tüm gün yağmurun altında sürerek varmak istediğimiz yer olan Popoyan'a geldik. Aslında buraya büyük umutlarla gelmiştik. Çünkü beyaz koloniyel bir şehir ve UNESCO'daki ilk gastronomi şehriymiş. Fakat şehre gelmeden 10km önce çok kötü bir trafik başladı. Yağan yağmurda şehir merkezine varmak çok zor oldu. Bir de bedende yolları çok kötüydü. Kolombiya'da yolları bu kadar kötü olan başka hiç bir yer görmedik. Zaten gelene kadar şehiri filan unuttuk, kafamızı bir an önce bir yere sokma modundaydık. Şehir merkezindeki otellerin otoparkları ya yok ya da başka yerde. Fiyatları da acayip yüksek. Çok güzel kamp yapacak yer biliyorduk ama yağmur tüm gün hiç durmadığı için ondan da vazgeçtik. :( sonunda tekrar şehrin dışına çıkıp uygun fiyatlı kapalı otoparkı olan bir otel bulduk yerleştik.
Ben Yazarsam Olur'un macadamia fındığı ile imtihanı :) Marketten aldıktan sonra kıramadığı için günlerdir yanında taşıyordu. Uğraşa uğraşa sonunda kırmayı başardı.
Sayın motosiklet sürücüsü güvenliğin için burada bekleme yapma diyor sanırım :D Şimdiye kadar Kolombiya'da onlarca köprü geçmişizdir bu yazıyı ilk defa görüyorum. Tam da durduğumuz köprünün altında yazmış abiler. Sabah yağmurun durmasını bekledik. Biraz azalınca hemen çadır ce eşyaları toplayıp yola çıktık ama yağmur hiç durmadan yağıyor. Bazen de deli gibi yağıyor :(
Guatape'ye ilk girdiğimizde bu koca kayayı karşımda görünce "burada gölün ortasında ne yapıyor ki" diye sorguladığım an!
Saatlerce süren yağmurdan sonra tekrar güneş açtı ve bu manzaraya karşı tekrar hamağa kuruldum. :) Buradaki günlerimizi de artık bitiriyoruz. Yarın tekrar yola çıkıp biraz daha güneye doğru devam edeceğiz.
Kamp yerinde hamakta yatmış güzel güneşli havanın tadını çıkarırken eski dostum Hacı'yı arayım dedim. :) Kendisi de İstanbul'da tam o sırada işten çıkmış eve dönme zamanlarında ya da dönmüştü tam hatırlamıyorum. Fakat İstanbul'da hava soğuk, trafik var, her yer kalabalık söyleniyordu. Ben de burası 25 derece ve güneşli, hamakta yatıyorum dedim. Bir de üzerine nispet olsun diye fotoğraf gönderdim. 15 dk geçmeden olan bu işte!
Cocora vadisinden ve palmiyelerden daha fazla fotoğraf paylaşmamı isteyenler oldu. Eldekilerden paylaşıyorum :)
Çimlerin üzerine yatmış sırık palmiyeleri hayran hayran seyrederken :) Dün bir türlü yükleyememiştim videoları, şimdi yüklüyorum.
Bunlara baktıkça kafamda türlü sorular dolanıyor. Neden bu kadar uzama ihtiyacı duymuşlar? Suyu nasıl yukarı çıkarabiliyor? Neden böyle seyrek seyrek kalmışlar. Bir meyvesi var mı? :) çimlere uzanıp yukarı palmiye tepelerine bakarak uzunca bir süre geçirdik burada. İnanılmaz sessiz bir yer. Sadece rüzgarın sesini ve tek tük ötek papağanların sesini duyabiliyorsunuz.
Şunların güzelliğine bakar mısınız? İnanılmaz uzunlar :) neden bu kadar uzamışlar ki hiç anlamadım. Hani sık palmiye ormanı olsa güneşe ulaşmak için diyeceğim ama öyle değil. Belki de eskiden çok sıktı kim bilir.
Cocora vadisinin 360 fotoğrafı. Böyle güzelliği daha iyi anlaşılır sanırım :)
Palmiyelerin olduğu Cocora vadisinin seyir terasından görünüşü :) Normalde buradan palmiyelerin olduğu yere kadar yürüyüş yapılıyormuş. Yaklaşık 5-6km uzakta. Fakat motosikletle de gidilebildiği için (İki Teke'eden öğrendik) biz yürümedik. Enerjimizi palmiyelere tırmanmaya sakladık. :))
Salento başından sonuna 2 km olmayan çok küçük bir kasaba. Fakat o kadar çok turist var ki kasabadaki evlerin yarısından fazlası otel, geri kalanları da restoran, kafe ve hediyelik eşya dükkanı sanırım. :) Hatta şaşırtıcı derecede bakkalından, fırınına az da olsa ingilizce biliyorlar. Ben fırında kadına "sin azucar" diye ekmeği gösteriyorum bana "salty bread" diye cevap veriyor. :) Durum böyle olunca her şey pahalı. Kalacak yerler de öyle uçmuş. Biz de şehre çıkmak için kullandığımız dağ yolundan 3km kadar aşağı inip kendimize kamp yapacak güzel bir yer bulduk. Zaten şehri gezmek için gelmemiştik. Treking yapıp uzun palmiyelere bakacağız.
Pazar sabah erkenden Medellin'den yola çıkarak tekrar güneye doğru yöneldik ve küçük bir dağ kasabası olan Salento'ya geldik. Burayı popüler yapan şey boyu 60 metreyi geçen palmiyeler. :) Gözünüzde canlandırmanız için şöyle bir örnek vereyim. Boğaziçi köprüsünün denizden yüksekliği ile aynı uzunluktalar. Ayrıca burası Cocona vadisi olarak biliniyor ve yerli turistler tarafından da treking ve outdoor sporları yapmak için çok terich ediliyor.
Medellin'deki son akşamımızda Türkiye'den başka gezginler ile bir araya geldik. Sağolsun Serdar bizim paylaşımlarımızdan Medellin'de olduğumuzu görünce mesaj attı. Biz iki arkadaş (Serdar ve Taha) bir süredir Medellin'deyiz, arkadaşımız Senem de gelecek hep beraber buluşalım sohbet edelim yazmış. Çok güzel oldu sanki İstanbul'da oturuyormuşuz gibi hissettik. Hepsi de sırtçantalı olarak geziyorlar. Gerçi Sedar ve Taha çok uzun süreli gezip gittikleri yerde uzun süre kaldıkları için artık valize geçmişler :))) kim bilir belki yollarımız yine kesişir bir yerlerde.